Blog Sitem
  Aile Gelenekleri
 

 

Düğün Örf ve Adetleri

Düğün gelenekleri bölgesel olarak farklılık gösterse de herkesin bildiği ve uyguladığı değişmeyen bazı gelenekler vardır. Bunlardan bazıları şöyledir...

Söz Kesme ve Kız isteme:

Ailenin yakınlarından ve hatırı sayılan kişiler kız istemeye giderler. Biraz sohbetten sonra, aAllah''ın emri ve Peygamberin kavlia ile kız istenir. Kız evi, aKısmetse olura diye düşünmek için zaman ister ya da daha önceden anlaşılmışsa onay bir aile büyü tarafından verilir. Mühlet istenmişse, oğlanın durumunu tetkik eden kız evi, münasip görmediyse veremeyeceklerini, beğenmişlerse nişan gününü tespit için yeniden görüşürler.

Nişan Töreni :

Tespit edilen güne kadar oğlan evi tarafından nişan giysileri ve yüzük alınır. Nişan bohçası hazırlanır ve kız evine götürülür. Nişan organizasyonu genelde kız evine aittir. Nişan yüzükleri daha önceden belirlenen bir aile büyüğü tarafından takılır. Taraflar nişan esnasında gelin ve damada çeşitli hediyeler verebilirler. Nişan esnasında aileler tarafından takılacak takılar daha önceden belirlenmiş olmalıdır. Nişan pastası, müzik ve eğlence nişan organizasyonuna dahildir.

Kına Gecesi :

Gelinin arkadaşları ve yakın aile çevresinin katıldığı bir eğlencedir. Genelde kız evinde yemek verilir. Yemekten sonra eğlence başlar. Kına yakılacak müzik eşliğinde dans eden kadınlar oynarken kına getirilir. Kızın başına kırmızı ve yeşil tülbent örtüp, sağ elinin ortasına kına yakılır. Gelin ağlatıncaya kadar ' kınayı Getir Aney ' vb. hüzünlü türküler söyenir. Gelinin kınası yakıldıktan sonra avucuna altın sıkıştırılır ve düğün müzikleri ile eğlence devam eder.

Düğün Töreni :

Düğün tarihinin önceden belirlenmesi eksiklerin giderilmesi ve düğün hazırlığı tamamlanması açısından önemlidir. Gelin ve damadın yakınlarına düğünden önce hediyeler verilmesi yaygın adetlerdendir. Düğün haftasının başında oğlan evinin damına bayrak dikilir. Böylece düğün olacak ev belirlenmiş ve ilan edilmiş olur. Gelin kardeşi tarafından beline kırmızı kuşak bağlanarak evinden çıkarılır. Evden çıkarken genelde evin kapısı biri tarafından kiltlenir. Damadın bu kişiye bir miktar para vermesiyle kapı açılır. Davul çalınmasıda en sık görünen adetlerdendir. Gelin arabasına binerken dualar eşliğinde başlarına pirinç serpilir. Pirinç bütün kültürlerde bolluğun sembolü olarak kabul edilir. Nikah kıyılırken çiftlerden hangisi diğerinin ayağına basarsa evlilikte onun sözünün geçeceğine inanılması da düğünlerin eğlenceli anılarından biridir. Tören bittikten sonra gelinin buketini havaya atmasından sonra yakalayan kişinin sonraki düğünün gelini olacağı inanç kadar gelinin ayakkabısının altına isim yazılmasından sonra ismi silinenlerin de kısmetlerinin açık olduğu diğer geleneksel inançlardandır. Nikahın düğün salonunda yapılmasıda düğünlerde hoş anlardan biridir. Düğün Salonu önceden görülür ve gerekliyse düğün salonu süslenir.

 Düğün Müzikleri : Düğün müzikleri de bölgesel ve yöresel olarak farklılıklar gösterir. Halay, horon, zeybek, köçek, davul zurna, kemençe ve diğer ayrıntılar için lütfen Düğün Müzikleri sayfamıza bakınız.

 Düğün Çorbası : Düğün çorbasıda geleneklerimiz arasında önemli bir yere sahiptir bilgi için Düğün Çorbası sayfamızı ziyaret ediniz.


Türkiye 'de Düğün Gelenekleri

Kız isteme adetleri

 Afyonkarahisar ile başlayalım , kız isteme sırasında istemeye gelen misafirlere yalnızca su servisi yapılır. Elini öpen gelini kaynanası sarılıp tebrik etmez.Gerekçe ise ilginç: Gelinle "ilk günden yüz göz olmamak". Düğünden önce, kaynana oğluna götürmek için kızın saçından bir tutam alıyor.

 Adana'da kız istenirken su içilmiyor, su getirilmesi işin olmayacağı anlamına geliyor. Kına gecesine giden damat yolda durdurulup, yüksek bir ağaç dalına konan yumurtaları vurması isteniyor. Vuramazsa kız evi ceza veriyor

 Adıyaman yöresinde girerken kapıda yumurta veya nar kırılıyor. Bunun anlamı gelinin eski huylarının yumurta gibi kırılması.

Diyarbakır yöresinde gelin damadın evinin kapısında dolu bir testiyi kırar. İçeri girerken ayağının altına post serilir. Bunun nedeni gelinin koyun gibi uysal olması dileğidir.

 Konya'da söz kesmeye 'bitirme' deniyor. Karaman'da bitirmenin damat adayının kulağı çekilerek duyurulması bir gelenek. Evine götürülürken mezarlıktan geçirilmesine de özen gösteriliyor. Bunun nedeni geline "Düğünü gördün, ölümü de unutma" mesajını vermek.
 

 Muş'ta kız istendiğinde başlık parası önemlidir, ama iderek bu adet azalıp yol olmaktadır. Evlilik öncesi gelin ve damat pek görüşmezler, tabi buda giderek azalmaktadır.

Dünyada kız isteme gelenekleri

 BOSNA HERSEKTE damat adayı kızın ailesi tarafından sorguya tabi tutuluyor ve gecenin sonunda uygun damat olduğuna karar verilirse şekerli kahve, huyu suyu beğenilmezse sade kahve ikram ediliyormuş. "Acı kahve" dedikleri bu olsa gerek. Evden sürekli acı kahve içip çıkan damat adaylarının psikolojisi ne olur, o meçhul.
 

 Eğer Çin'de gelin olsaydınız, oranın adetine göre damadın ailesi astroloji uzmanına başvuracaktı. Uzmanın hazırladığını damadın ailesi kabul ederse, evlenecek çiftin doğum saatini ve tarihini kızın ailesine bildirerek, aynı işlemi onların da yapmasını isteyecekti!

 Beyaz gelinlik hayaliniz varsa unutun! Çin'de gelinler düğünde kırmızı ayakkabı giyer ve kırmızı duvak örter. Nedimelik yapan bayanlar gelinin horoskopuyla uyumlu doğum yılına sahip kişilerden seçiliyor. Yani arkadaşlarınızı bile seçerken, düğünde yârenlik edebilir mi diye önceden astrolojik durumunu incelemelisiniz. Ayrıca Ay takviminin 7'nci ayının son 15 gününde evlenmenin uğursuz olduğuna inanılıyor. Çünkü o dönemde cehennemin kapısının açılıp, kayıp ruhların serbest kaldığına inanırlar. Bizim iki bayram arası evlenme işine benziyor. Kalkar da ruhlardan biri, ya çiftin aklını çelerse?

 Japonya'da evlilik yatağını damat hazırlar ve üzerine portakal, fıstık, meyve doldurur ve mahallenin tüm çocuklarının yatak üstündekilerle oynamasını isteyeri. Çünkü yatağın üzerinde ne kadar çok çocuk olursa, o kadar çok doğurganlık olacağına inanılıyor. Yani evlilik = çocuk doğurmak olarak düşünülür.

 Ya Kore'de evlenmek zorunda kalsaydınız?Her kavga ettiğinizde mahalleye ve eve gelen misafirlere bildirmek üzere tahta ördeklerle haşır neşir olmak durumundaydınız! Kore'de evlilik geleneklerinde ördek ve kaz çok önemli. Düğünden sonra, çiftin evine bir çift tahta ördek konuluyormuş. Eğer ördekler karşılıklı konursa çift iyi geçiniyor, ters konursa çiftin kavga ettikleri anlamına geliyor.

 Iskoçya’da çok enteresan bir gelenek var. Gelin düğünden bir gece önce aile büyüklerinin ortasına oturuyor ve onlara ayaklarını yıkatıyor. Çiftin mutluluk yolunda yürümeleri için yapılıyor bu iş! Kaç kaynana oğlu mutlu olsun diye bu gelin ayağı yıkama işine he der, tahmini zor.. Zaten bu yüzden Türkiye'ye bu gelenek sıçramamış olmalı.
Afrika'da bazı yerlerde kız istenirken gelin adayına para ve fıstık veriliyor. Gelin kabul ederse damatla bölüşüyor. Afrikalı maymunların fıstık sevmesiyle bir ilgisi olmalı.

 Kafkaslarda yaşayan Kabardey’lerde damat ilk 3 gün gelinin iç çamaşırlarını çıkarmakla yükümlüdür. Özellikle çok sıkı olan korse zarar vermeden çıkarılmalıdır. Bu 3 gün boyunda gelin hiç ama hiç konuşmaz. (Prof. Dr. Cari Hahn,paucaf.com)

 Pakistan’da damat adayı çok zorlu testlerden geçeri, bunun yanında üniversite sınavları solda sıfır kalır . Pakistan'ın bazı bölgelerinde damat adayı kızın aile büyükleri tarafından sınavdan geçiriliyor. Bu sınavda, aile büyükleri damat adayına akla gelebilecek tüm hakaret ve küfürleri ediyorlar. Damat ise tüm bunlara katlanacak soğukkanlı davranacak. Sınavdan başarıyla geçen genç evlilik iznini almış olur. Kızı alır da, sonra kızdan hıncını çıkarır mı çıkarmaz mı onu da onlar hesaplasın.

Düğün ve Nişan gelenekleri örf ve adetler .

Bunları Bilyormuydunuz ?

Düğünlerle ilgili bilmeniz gereken ilginç ayrıntılar !

 Gelinlik Neden Çoğunlukla Beyazdır?
Beyaz, Romalılar döneminde kutlamaların rengi olarak kabul ediliyor. O zamandan beri gelinlik rengi olarak beyaz kabulgörmüştür. 20. yüzyılın başında bu renk masumiyetin ve temizliğin sembolü olmuştur. Günümüzdeyse beyaz, hem eğlence ve neşenin hem de berraklığın rengi olarak kabul edilir.

 Buket Fırlatmak ve Gelin Buketini kapmanın anlamı ?
Gelinin fırlattığı buketi yakalayan kişinin şanslı olduğuna ve kısa sürede onun da evleneceğine inanılır.

 Gelin Pastası ;
Pasta verimliliğin ve iyi şansın sembolü olarak kabul edilir. Eski dönemlerde, düğün törenlerinin sonunda gelinin başında ekmek kırılırmış. Davetliler de şans getirmesi için ekmek kırıntılarından alırmış. Orta çağda gelin ve damat küçük ekmeklerden oluşan bir hale içinde öpüşürlermiş. 16. yüzyıl sonlarında bir Fransız aşçı, bu ekmeğe daha güzel bir şekil vermiş ve ilk düğün pastasını ortaya çıkarmış.

 Damat Gelini neden öper !
Gelini öpmek eskiden evlilik anlaşmasının mühürü olarak kabul edilmiş. Aynı zamanda gelinin ruhundan bir parçanın damada, damadın ruhundan bir parçanın da geline geçtiğine inanıldığı için bu gelenek günümüze kadar gelmiş. Hıristiyanlıkta rahibin ünlü gelini öpebilirsin sözüde buradan gelmektedir.

 Nikah masasında ayağa basma adeti .
Nikah kıyılırken çiftlerden hangisi diğerinin ayağına basarsa evlilikte onun sözünün geçeceğine inanılması da düğünlerin eğlenceli anılarından biridir. Genelde damat gelinin bunu yapmasına bir nebze izin verir, bu hoş ve güzel bir gelenektir.

 Yeni evlenen çiftin üzerine neden pirinç atılır ?
Hemen hemen bütün kültürlerde bu bolluğun sembolü olarak kabul edilir. Bazı ülkelerde gelinler, ellerinde başak dallarından oluşan bir demet taşır ve konuklara da şans getirsin diye bunlardan dağıtılırmış.

 Alyans hangi ele takılır ?
Çok eski çağlarda insan anatmisiyle ilgilenen ileri gelenler sol elin ikinci parmağından kalbe doğru kesintisiz uzanan bir damar olduğunu düşünmüşle.Bundan dolayıdır ki aşkın sembolü alyanslar o çağlardan beri bu parmaklarda taşınır olmuş. Sevgilerini kalbe bağladıklarını sembolize etmek için , en uygun yöntem olarak görmüşlerdir.

Düğün gelenekleri ile ilgili sorular ve cevaplar .

Türk gelenekleri
1-DÜNÜR GİTME,KIZ İSTEME,SÖZ KESME VE DÜĞÜN GELENEKLERİ


a)DÜNÜR GİTME
Köyümüzde genellikle evlilikler görücü usulü ;köy ortamı küçük olduğu için kız erkeği erkekte kızı az çok tanır.Ancak son yıllarda görücü usulü yavaş yavaş kalkmaya başladı.Evlenecek delikanlı gençlerimiz sevdiği ya da beğendiği bir kız varsa bir şekilde bunu ailesine duyurur.Eğer genç herhangi bir kız belirlemedi ise ailesi köyümüzden ya da çevre köylerden,başka yerlerden de olabilir münasip bir kızı belirler.Gelin adayı belirlendikten sonra kız evine haber gönderilir veya bazen habersizce de ön ziyarete gidildiği de olur.Dünürcülükte yanlarına çikolata vb. hediye olarak götürülür.Dünür giderken erkek tarafının büyükleri yanlarına köyün ileri gelenlerinden hatırı sayılır bir kaç kişi alırlar.Ziyaret sebebi dile getirilir.Bu arada nezaket gereği kız kahve getirme veya bir şeyler ikram etme bahanesiyle,her gelen dünüre çıkar kendisini gösterir.Kız , dünür yakınlarınca baştan aşağı süzülür ve dünürler müsaade isteyerek evden ayrılır.Dünürler kızı beğenmişler ise ,ikince kez dünürlüğe gidilerek Allah’ın emri ve peygamberin kavli ile kız istenir.Kız tarafı bu arada düşünmek ve kızlarının görüşünü almak için müsaade isterler.Kız tarafı bu arada dünür olacak aileyi tanıyorsa çabuk karar verirler. Ancak dünürler yabancı ise tanımıyorlarsa çevresini araştırıp münasip birileri olup olmadığına karar verirler.Bu arada damat olacak gencin işi olup olmadığına, ekonomik durumunun iyi olup olmadığına olup olmadığına çok dikkat ederler.(Büyüklerimizin anlattığına göre eskiden kız tarafı erkek tarafının tarlası çok mu,hayvanı çok mu bunlara bakarmış.Erkek tarafı ise kızın güçlü,kuvvetli,hamarat olmasına dikkat edermiş.Tarlada verimli çalışabilmesi için..)Nihayet son dünür gidişte kız tarafı kabul ederse söz kesilir,duası yapılır,kahveler ve çaylar içilir.Düğün için bir takım planlar yapılır.Nişan yapılıp yapılmayacağına,yapılacaksa tarihine karar verilir.Alınması gereken çeyizler ve altınlar belirlenir.Nişan öncesi bir takım eksikler alınır, buna eksik görme denir.

b)GELİNLİK ZİYARETİ
Erkek tarafı hem kaynaşmayı sağlamak hem de ilişkileri sıcak tutmak amacı ile zaman zaman kız evine gelinlik ziyaretinde bulunurlar.Bu arada beraberlerinde çeşitli hediyeler ve çeyizlik malzemelerde götürürler.

c)NİŞAN
Eğer nişan kararı alınmadı ise nişan yapılmadan düğün yapılır.Fakat nişan yapılacaksa nişan hazırlıkları başlar.Nişan için davetiye olarak kız tarafından genellikle genç kızlar veya kadınlar köyü kapı kapı dolaşarak şeker dağıtır ve nişana davet ederler.Köyümüzde düğün salonu olmadığından müsait bir alanda nişan yapılır.Nişanı daha çok kadınlar ve kızlar kendi aralarında eğlenerek yaparlar.Nişanda da geline bir miktar para ,altın ve bir takım hediyeler takılarak nişan sona erer.

d)DÜĞÜN
Köyümüzde düğünler eskiden Salı akşamı başlardı.Düğün erkek evinden kız evine bazı eşyalar götürülerek başlatılırdı.Erkek evinden kız evine eşya götürülmesine seysana denir.Ancak bu gelenek son yıllarda kalkmaya yüz tutmuştur.Erkek evinde şenlik adıyla eğlenceler olur.Kız evi de kendi evinde eğlence yapar.Gelen misafirler ağırlanır yemekler verilir.Daha çok gençler kendi aralarında oynarlar.Kız tarafında da eğlenceler sürer.Çarşamba günü düğün ilanı yapılarak duyurulur.Düğünün konaklı veya konaksız olduğu belirtilir.Konaklı ise Çarşamba akşamı dışarıdan gelen misafirler gruplar halinde(üçer,dörder,beşer kişi..) komşu evlere konaklama için dağıtılır.Komşular düğün sahibini memnun etmek için bu hizmeti yaparlar.Düğün sahibi konakları yiğitbaşının belirlediği kişilerle, davul zurna ile karşılar.Konaklayacağı ev belirlenir.Konaklara düğün evinden kaz,keşkek,kuruyemiş gibi yiyecekler gönderir.Konak misafirlerde bunun karşılığı hediyeyi zarf içerisinde gönderir.Düğün komitesi bu kapalı zarfları, açarak değerlendirir.Listesini hazırlar..En çok katkıyı yapan konak ,damadın kınasını yakar.Bulundukları eve bayrak asılarak ilan edilir. Çarşamba günü gelin hamamı ve damat hamamı vardır.Bugün damat hamamdan geldikten sonra damadın evinin önünde düğüne katılanlar damada altın ,para gibi hediyeler takarlar.Daha sonra düğüne katılanlara yemek verilir.Yemekten sonra koşu yarışları ve güreş müsabakaları yapılır.Koşu yarışında ve güreş müsabakalarında dereceye girenlere hediyeler verilir.Çarşamba gecesi eğlenceler daha geniş kapsamlı olur.Düğünü yöneten kişiye yiğitbaşı denir.Kız evinde de gecenin sonunda gelin kınası mumlar eşliğinde yakılır.Gelinin ağlaması için ağıtlar yakılır.Perşembe günü damat tarafı gelin çıkarma hazırlıklarına başlar.Genellikle saat 9.00 civarında kız evine gelin almaya gidilir.Gelini ,kızın yakınlarından iki kişi çıkararak gelin arabasına bindirir.Gelin çıktıktan sonra damat kız tarafı ile tebrikleşir.Bu şekilde gelin çıkarılmış olur.Damadın evine gelince gelin arabadan indirilerek damat ve gelinin üzerine bozuk para,buğday,üzüm,leblebi serpiştirilir.Bereket getireceğine inanılır.Geline kapı eşiğine yağ sürdürülür.Böylece ilişkilerin sorunsuz olacağına inanılır.Gelinin koltuk altına Kuran’ı Kerim verilerek dindar olması,kucağına çocuk verilerek de bir an önce çocuklu olması istenir.Erkek evinin önünde gelin eve girmeden tebrikleşmeler olur ve düğün sona erer.Eskiden düğünler Salı günü başlayıp Perşembe günü bitermiş.Günümüzde düğünler çoğunlukla Perşembe günü başlayıp Pazar günü sona erer.

e)NİKAH

Nişan takma merasimi veya düğün bittikten sonra sıra nikah işine gelmiştir.Bu merasim her iki tarafın yakınlarının taraftarlarından aldıkları vekaletnamelerle(gizli söz senedi) olur.Mesela kızın yakın akrabalarından birisi yanına iki şahit ile köy imamını da alarak köy imamı vekaletnameler huzurunda nikahı kıyar ve duasını yapar.Bu suretle dini nikah(imam nikahı) kıyılmış olur.Bunu müteakip eden günlerde de resmi nikah kıyılır ve resmen karı koca oldukları ilan edilir.

f)ÇEYİZ ASMA
Çeyiz gelin çıktığı gün asılır.Kızın sandıkta ne kadar eşyası varsa bir odaya serilir,duvarlara asılır.Burada gelin kızın bizzat kendi eliyle işlediği işler,danteller,örgüler,entariler,iç ve dış çamaşırları,terlikleri,çorap ve ayakkabılarına kadar her şey teşhir edilir.Yanı başında kızın yatak,yorgan ve bakır takımları da bulunur.Çeyiz görmeye yakın akrabaları ve komşuları çağırılır.

2.BAYRAMLARIMIZ
Ramazan ve kurban bayramlarının arife günü mezarlığa gidilir ve mezarlar ziyaret edilir.Özellikle cami cemaati ikindi namazını müteakip topluca mezarlığa gidilerek tüm geçmiş insanlarımızın ruhlarına fatihalar okunur,toplu dualar yapılır.Aktaş Köyü mezarlığı görmeye değerdir.
Arife günü bayram ile ilgili yemekler hazırlanmaya başlanır.Bir kaç gün öncesinden helva sütlaç ve baklavalar hazırlanır.Bayram gününün önemli yemeklerinden birisi yaprak sarmasıdır.Herkes ekonomik gücü oranında bayramlık elbiseler alır.Evde gelen misafirlere ikram için ve şeker toplamaya gelen çocuklara ikram etmek için şeker ve çikolata çeşitleri de alınır.Bayram sabahı herkes bayramlık elbiselerini giyerek caminin yolunu tutar.Bayram namazı kılındıktan sonra cami önünde cemaat toplanarak topluca bayramlaşma yapılır daha sonra dua yapılır.Eskiden bayramlaşma merasimi bittikten sonra evin erkekleri hazırlanan sofrayı cami avlusuna getirir.Toplu halde yemek yenir,duası yapılırdı.Ancak bu gelenek kısa süre önce kalktı.Daha sonra küçükler büyüklerini ziyaret ederler.Akraba ve hastalar ziyaret edilir.Küçük çocuklar gruplar oluşturarak el öpüp şeker toplarlar.Nişanlı oğlu veya kızı olanlar gelin ve damada bayramlık götürürler.

3.ASKER UĞURLAMA VE KARŞILAMA
Askere gidecek gençler belli olduktan sonra tüm köydeki haneler asker evine ziyarete giderler.Asker uğurlamaya giderken herkes yanında çeşitli hediyeler veya para götürürler.Gençler kendi aralarında eğlence düzenlerler.Askerlerin gideceği gün köyün müsait bir alanında toplanılır.Askere gidecek gençler uğurlamaya gelenler ile vedalaşır.Dualar yapılarak uğurlanır.Askerler,gidip geldikten sonra yine köylüler asker evine göz aydınlığı ziyaretine giderler.Ziyarete gelenlere asker kınası verilir.

4.HACI UĞURLAMA VE KARŞILAMA
Hemen hemen her yıl köyümüzden bir çok kişi kutsal topraklara hacca gider.Hacca gidecekler kesinleştikten sonra köylülerimiz hacı adaylarının evlerini ziyaret ederler.Hemen hemen herkes bu ziyareti yapar.Hacılar vasıtası ile kutsal yerlere selam gönderilir.Hacı ziyaretlerine çeşitli hediyeler alınarak gidilir.Bu hediyeler çoğunlukla çay ,şeker,bisküvi,tavuk vb. yiyeceklerdir.Hacıların gideceği gün cami avlusunda tüm köylüler toplanır ve imamla birlikte dualar yapılır.Hacılar herkes ile vedalaşır, bu arada ortamı hüzün ve sevinç gözyaşlarının birlikte sardığı gözden kaçmaz.Hacılar hac farizasını tamamlayıp köye döndüklerinde köylüler tarafından hoş geldin ziyaretine gidilir.Hacılarda gelenlere çeşitli hacı hediyeleri (tespih,seccade,esans gibi verirler.Hacdan
getirdikleri zemzem ve hurma ikram ederler.Kutsal topraklarda gördüklerini ve yaşadıklarını anlatırlar.

5.CENAZE TÖRENLERİ
Genelde büyük şehirlere dağılmış olan köylülerimizin imkanı olanlar cenazeye katılmaya çalışırlar.Köyde cenaze olduğu gün hiç bir kimse başka bir işle uğraşmaz.Cenaze evinde toplanılarak cenazeye son görevler yapılır.Cenaze yakınlarına baş sağlığı taziyelerinde bulunulur.Cenaze, namazı kılındıktan sonra topluca mezarlığa götürülerek defin işlemleri tamamlanır.Cenaze defninden sonra vefat edenin ıskat işlemleri yapılır.Eskiden üç gün cenaze evinde yemek pişmezdi ve komşular cenaze evine yemek götürürlerdi.Şimdi ise köyde genç nüfus olmadığından bu pek uygulanmamaktadır.Sadece cenazenin defninden sonra komşular tarafından cenazeye katılanlara pide ve içecek,tavuklu pilav,sulu yemek ikramı yapılmaktadır.Cenazenin 40.günü ve 52.günü camide mevlit okutulur.Gelen misafirlere köyün yemekhanesinde yemek verilir.

6.GİYİM-KUŞAM
Erkekler: Eskiden erkekler şalvar tipli pantolon giyerlerdi.Üste ceket,yelek,gömlek,kazak,pantolon giyerlerdi.Ayağa ise elde örme yün çoraplar ,çok eskiden çarık,günümüzde de hala giyilen kara lastik ve normal ayakkabılar giyilirdi.Başa ise orta yaşlılar 6 köşe veya 8 köşe kasket şapka ve fes denilen giysiler giyilirdi.


Kadınlar:Kadınlarımız eskiden peştamal denilen etek,öğnük,kuşak,fistan denilen giysiler giyiyorlardı.Alta ise etek,bandik,tortuk,tuman denilen giysiler giymekte idiler.Başlarına ise çember denilen yemeniler ve eşarplar giymekteydiler.Günümüzde ise genç nesil daha modern giyinmeye özen göstermektedir.

7.YEMEKLER

Çorbalar
a) Tarhana çorbası: Kadınların daha önceden hazırladıkları aşlık ve katık karışımı kurutulmuş malzemeden yapılır.
b) Helle çorbası: Kavrulmuş undan yapılır ve üzerine tereyağı gezdirilir.
c) Mısır aşı: Mısır kırmasının yoğurtla karıştırılarak pişirilmiş hali.
d) Yarma çorbası: Bulgurla yapılmış yoğurtlu çorba.
e) Yan aşı: Üçgen şeklinde kesilen hamur kurutulur içine kurumuş çökelek katılarak yenir.
f) Mantı : Hamurdan hazırlanır.İçine kaz ve dana eti katılarak yapılır.Mantının çok küçük olanı makbuldür.
g) Sütlü çorba: Sütün içerisine pirinç katılarak yapılır.

Yemekler
a) Yaprak sarması(dolma): Üzüm yaprağının içerisine içi etli pirinç veya bulgurdan hazırlanan malzeme konularak yapılır.
b) Lahana sarması: Lahana yaprağının içerisine etli bulgur konularak sarılır.
c) Keşkek: Döğülmüş buğday karıştırılarak ve etli olarak yapılan yemek.Daha çok düğünlerde ve toplu törenler için hazırlanır.
d) Yahni: Daha çok bayramlarda yapılan etli nohut yemeği.
e) Serit: Besili kazın yağına yufka bandırılarak yağlanıp,bulgur pilavının üzerine de kazın eti dökülüp elle yenen bir yemektir.
f) Pasta: Mısır unu bulanarak yapılan bir yemek.Ortasına eritilmiş tereyağı veya yumurta pişirilerek konur.Mısır pastası banılarak yenir.


Türk örf ve adetlerinde düğün gelenekleri
Biz Türkler örf ve adetlerimize bağlı bir toplumuz ve her yörenin kendine has bir örf ve adeti vardır. Peki genel olarak Türk ve örf adetlerinde düğün gelenekleri nelerdir?

 

1. Görücü gitme
2. Kız isteme
3. Söz kesme ve şerbet içme
4. Nişan hazırlığı
5. Nişan takma
6. Düğün (çeyiz serme-karyola düzme ve urba görme, kına, güvey başı, gelin inme, yüz görümü, duvak
 

1- GÖRÜCÜ GİTME
Yurdumuzun bir çok yerinde olduğu gibi çok eskilerden beri görücü usulüyle yapılamaktadır. Önce çevrede görülüp beğenilen kız, erkek evi tarafından karar verilerek damat olacak erkeğin çok yakınlarından biri veya ikisi kızı görmek için kız evine giderler. Görmek için doğrudan değil de bir iş yaptırmak (oya, tentene yaptırmak, yorgan veya dikiş diktirmek gibi) için giderler. Hiç belli etmeden kız evinin derli toplu (düzenli) olduğunu kontrol ederler. Kızın hal ve hareketlerine bakılır. Belli bir bahane bulunarak kalkılır. Oğlan evine gelindiğinde asıl konuşma ve tartışmalar başlar. Kız beğenilmemişse bin bir türlü bahaneler bulunur. Bir başka kız aranmaya çıkılır. Fakat kız beğenilmişse oğlan evi kendi aralarında bir kez daha kız evine gitmeyi kararlaştırırlar. Bu zaman içinde de kız evi de bazı bilgilere sahip olur. Oğlan evi büyükleriyle kız evine giderler. Şayet kız evinin niyeti varsa kayınvalide olacak kişinin altına kalın minder serilir. Kız verilmeyecekse kız evi kendilerince çeşitli bahaneler gösteririler. Görücülere kız, çay, kahve, şeker gibi ikramlarda bulunursa, görücülere görünürse bu da kızın verilmeye meyli olduğunu gösterir. Kendi aralarında hoş sohbetler edildikten sonra kız istemek için gün alınır.


2- KIZ İSTEME
Çevresinde iyiden iyiye araştırılan konu, komşu, eş, dost ve yakın akrabalar tarafından kız ve ailesi hakkında gerekli bilgiler toplandıktan sonra oğlan evinde bir değerlendirme yapılıp kız istenmeye karar verilince, ilk olarak kadınlardan bir haberci gönderilir. Haberci kız istemeye geleceklerini söyleyerek belirli bir gün tespit edilir. Genellikle bu günün Perşembe veya Cuma olmasına özen gösterilir. Kız isteme zamanı mevsim kış ise akşam, yaz ise öğle veya ikindiden sonra olur. Çevrede hatırı sayılan ve sevilen kişilerle, oğlanın varsa anne ve babasıyla kız evine giderler. Kız evine varıldığında hayırlı olması için "Ölünceye kadar çorba içmeye geldik." veya "Çok hayırlı bir iş için geldik." diye sözler söylenir. Kız tarafı gelenleri karşılayıp içeri alır. Hal ve hatır sorulduktan sonra oğlan evinden yaşlı, olgun ve laf bilen birisi tatlı bir girişle "Allah'ın emri, Peygamberin kavli ile kızınızı istemeye geldik" diyerek kızlarına talip olduklarını bildirir ve kızı isterler. Kız evinin büyükleri "hayırlıysa, kısmetse olur" gibi sözlerle cevap verirler. Oğlan evinin ileri gelenleri ise oğlanın işi ve meziyetlerini anlatırlar. En sonunda kız evinin büyükleri "babamıza ve büyüklerimize bir danışalım" diyerek düşünmek için zaman istedikten sonra oğlan evi kız evinden ayrılır. Geçen birkaç günlük zaman içinde kızın ailesi oğlanın durumunu, huyunu, işini, alışkanlıklarını ve yaşayışı hakkında bilgi toplarlar. Bu bilgi toplama bazen 2 veya 3 günde bittiği gibi bazen de 15 gün sürebilir. Süre uzadığı zaman oğlan evi kız evine gelir, kız evinin kararı uygun bir dille gelenlere anlatılır. Eğer kız evinin kızı vermeye gönlü yoksa "kızımızın yaşı küçük, çeyizimiz eksik, şu anda düğün yapamayız, borçluyuz" diyerek bin bir türlü bahaneler bulurlar.
Kız evinin cevabı olumsuz olunca, oğlan evi iyi günler temennisiyle hemen oradan ayrılır, giderler. Fakat kız evinin cevabı olumlu ise ve kızı vermeye gönülleri varsa hal ve hareketlerinden belli olur ve böylece yeni kurulacak yuvanın temeli atılmış olur. Çeşitli ikramlardan sonra oğlan evinin ileri gelenleri söz kesme ve şerbet içme için gün tespit ederek kız evinden ayrılırlar. Günümüzde artık kız babaları kızını çağırarak onun fikrini de almaktadırlar. Baba kızın fikrini almak için kendisi değil de annesini görevlendirir. Böylece kızın da görüş ve düşünceleri alınmış olur. En sonunda kızın ailesi tekrar bir araya gelerek durumu değerlendirirler. Hatta kızın dedesi, ninesi ve yakın akrabalarının da fikirleri ve gönülleri de alınarak en son karar verilmektedir.

3- SÖZ KESME (SÖZ VERME) VE ŞERBET İÇME
Bazen kız isteme dönemi birkaç defa tekrarlanır. Bu gidip gelmelerde çok yakınlardan tutunda, hatırı sayılır olgun kişilerde devreye girerler. Kız evi bütün bu gidip gelmeler sonunda ikna olup kızını vermeye razı olunca söz kesme günü tespit olunur. Öz kesme için giysi ve söz yiyecekleri oğlan evi tarafından alınır. Söz kesme günü oğlan evi çay, kahve, şeker, lokum ve kolonya gibi yiyecek ve içeceklerle yakın aile çevresi ve aile büyükleriyle kız evine giderler. Oğlan evinden getirilen şeker ve su ile yapılan şerbet misafirlere ikram edilir. Arkasından oğlan evinden getirilen çay, şeker ve lokum verilir. Kız evinde toplananlar hem oğlan hem de kız evinin kadınlarıdır. Böylece kadınlar arası söz kesme yapılmış olur. Kız evindeki şerbet ve diğer yiyeceklerin dağıtma işi gelin adayı ve arkadaşları tarafından yapılır. Şerbet içimi bittikten sonra çay ve tatlı yenilir, içilir. Böylece kadınlar arası söz kesimi yapılmış olur.

Aynı günde erkekler içinde söz kesme ve şerbet içme olur. Bir kahvede kız evinin ve oğlan evinin yakın arkadaşları, akrabaları ve komşuların erkekleri toplanır. Orada şerbet, çay, şeker ve kahve ikram edilir. Bu ikramlar esnasında hocaya dua ettirilir. Kadınlar ve erkekler arsında içilen şerbetin amacı, çevreye evlilik amacını belirtilmesi, tarafların birbirine tatlılıkla yakınlaşması ve aralarındaki kaynaşmayı sağlar. Söz kesimi bittikten birkaç gün sonra oğlan evinin çok yakınları kız evine giderek nişanda takılacak takıları ve nişan elbiselerinin nasıl alınacağını konuşurlar. Kendi aralarında tatlılıkla bir karar vararak nişan gününü tespit ederler.

4- NİŞAN HAZIRLIĞI
Söz kesildikten sonra oğlan ve kız evi arasındaki yakınlaşma iyice artar. Nişan töreni için yapılacak hazırlıklara da yavaş yavaş başlanır. Aileler arasında takı denilen ziynet eşyası ve nişanlıklar üzerinde konuşmalar başlar. İki taraf arasında takı konusunda anlaşmaya varıldıktan sonra, kız ve oğlan evinden ikişer veya üçer kişiyle çarşıya gidilir. Çarşıda yüzük, küpe, bilezik, (anlaşmaya göre zincir ve dövme) saat, kolye, ayakkabı, terlik, çanta, iç çamaşırı ve makyaj malzemesi gibi kararlaştırılan şeyler alınır. Daha sonra nişanlık ve nişandan sonra giymesi için bir hazır elbise alınır. Kız evi de damat için yüzük alır. Her iki tarafın anlaşmasıyla nişan günü kararlaştırılır. Sandıklı köylerinde takı pazarlığı iki aile arasında çok çetin geçmektedir.bu takılar çoğu zaman bir servet denecek seviyeye ulaşmaktadır. Sandıklı'da ise eski takı ile ilgili kurallar hemen hemen kalkmıştır. Oğlan evi artık kendi imkanlarına göre takısını takmaktadır.

5-NİŞAN TAKMA:
kararlaştırılan nişan günü için kız ve oğlan evinden eş, dost, akraba ve yakın komşular çağrılır. Nişandan bir gün önce oğlan evi kız evine kızın giyeceği nişanlığı ile lokum, çay, şeker, kahve, kolonya, ve çikolata götürürler. Nişan töreni genellikle öğleden sonra veya akşam yapılır. Nişan günü sabahleyin gelin kız kuaföre götürülür. Daha sonra kız evinde veya kız evinin temin ettiği bir yerde, tüm davetlilerin bir araya gelmesiyle nişan töreni başlamış olur. Genellikle oğlanın annesi veya en yakınlarından birisi kıza ziynetlerini takar. Ayrıca kıza oğlan evi tarafından kız kardeşi, halası,n teyzesi ve akrabaları da isterse ziynet takarlar. Takı töreninden sonra kız el öpmeye başlar. Bu arada oğlan evi tarafından getirilen şerbet, çay, şeker ve lokum ikram edilir. Bir zaman sonra oğlan evi kız evinden ayrılır.
Eğer nişan takma törenine damat adayı gelmemişse bir sürahi şerbet hazırlanır. Sürahinin üzerine kırmızı örtü örtülür. Sürahinin ağzı bağlanır, bağın ucuna ise nişan yüzüğü bağlanır. Bu şerbet, oğlanın kız kardeşi veya bir yakını tarafından oğlana götürülür. Vermeden önce götüren kişi, oğlan tarafından ödüllendirilir. Getiren kişi bağlı bulunan yüzüğü çıkararak damat adayına verir. Damat adayı sevinç içinde yüzüğü parmağına takar. Bir taraftan da yakını tarafından doldurulan şerbeti içer. Aradan bir zaman vakit geçtikten sonra "ağız tadı" adıyla hazırlanan bir tepsi baklava, bir tepsi börek, gerekli miktarda çerez (fındık, fıstık, şeker, lokum) ve kız evi için hazırlanan dürü denilen hazırlıklar tamamlanır. Oğlan evi bu hazırlananları kız evine götürür. Kız evi, oğlan evinin geleceğini bildiği için gerekli yemekler hazırlamıştır. Hep beraber yemek yendikten sonra biraz oturulduktan sonra kız evinden kalkılır.
Birkaç gün sonra aynı şeyleri kız evi, oğlan evine götürür. Oğlan evi oldukça zengin bir davet yemeği ile kız evini ağırlar. Davet yeğinde sırasıyla toga çorbası, söğüş et, börek, hoşaf, baklava, bamya, dolma (kalem, yaprak veya biber) ve en sonunda sütlaç verilir. Yemekten sonra biraz oturulur ve kalkmadan önce oğlan evi, kız evinden gelenlere çeşitli hediyeler verir. Ve kız evi oğlan evinden ayrılır. Böylece oğlan evi ile kız evi birbirine daha yakınlaşmış olurlar.
Nişanlılık dönemi birkaç hafta sürdüğü gibi birkaç ay veya birkaç sene de sürmektedir. Nişanlılık dönemi hem oğlan evi hem de kız evi için ekonomik yönden çok ağır olmaktadır. Bu dönem düğün için bütün hazırlıkların yapıldığı bir dönemdir. Oğlan evi kız evine her gidişinde el öpmelik verir. Bu para, giyecek, çerez ve yiyecek şeklindedir. Nişanlılık döneminde bayram olursa gelin kıza bayramlık alınır. Sandıklı'da nişanlı gençlerin birlikte olmalarına ve beraber gezmelerine izin verilmez. Ancak son yıllarda oğlan ile kızın konuşmalarına, anlaşmalarına, birbirini görmelerine ve gezmelerine artık izin verilmektedir. Bunda sosyal toplum gelişimindeki değişikliklerin büyük etkisi olmuştur. Nişanlılık dönemindeki hazırlıklar bittikten sonra düğün günü iki aile arsında kararlaştırılır. Ve düğün hazırlıkları başlar. İlk iş olarak oğlanın babası nikah hazırlıkları için kızın nüfus cüzdanını almaya kız evine gelir. Burada kız babası ile konuşulur. Kaç kat elbise alınacağı, düğünde çalgı çalınıp çalınmayacağı ve diğer kız evinin istekleri kabul ettirildikten sonra kızın nüfus cüzdanı oğlanın babasına verilir. Bu işlerin bitiminden sonra artık iş çeyiz sermeye ve çeyiz hazırlıklarına gelmiştir.

6- DÜĞÜN

a) Urba Görme

Düğün ve nikah günü yaklaştığı zaman oğlan ve kız evi alışveriş için bir gün kararlaştırırlar. Alışveriş yapılan bu güne Sandıklı'da "urba görme" veya "elbise görme" adı verilir. Önce kıza ve eve alınacak eşyalar konuşulur. Sandıklı'da genellikle aileler arasındaki anlaşmaya göre yatak odası takımını kız evi, misafir odası takımını oğlan evi, mutfak eşyalarını da ortaklaşa alırlar. Esvap görme için tespit edilen günde, gelin kız, annesi, kız kardeşi ve gelinleri hep beraberce oğlan evine giderler. Orada oğlanın annesi, kız kardeşi varsa gelinleri hazır bulunur. Hep beraberce elbise görmek için alışverişe çıkılır. Bu sırada oğlan evinde kalanlar yemek hazırlarlar. Kız ve oğlan evinden çarşıya gidenler sırasıyla, kuyumcu, ayakkabıcı ve manifaturacıya uğrayıp, gerekli alışverişi yaparlar. Özellikle manifaturacıda her tarafın yakınlarına hediyeler alınır. Ayrıca kıza elbiseler, ayakkabılar, terlikler, makyaj takımı, ortaklaşa yapılacak ev eşyası ve daha başka gerekli olan, istenilen şeyler alınır. Alışverişin bitiminde ise topluca oğlan evine gelinir. Kız evinden gelen misafirler, oğlan eviyle beraber hazırlanan yemekleri yerler. Alışveriş için köyden Sandıklı'ya gelenler, alışverişin bitiminden sonra topluca lokantaya giderler. Yemekler yendikten sonra çarşıdan alınan eşyalara yeniden bakılır ve eksik bir şeyin olup olmadığı kontrol edildikten sonra teker teker bohçalara yerleştirilir. Böylece urba görülmüş olur. Artık sıra çeyiz sermeye ve karyola düzmeye gelmiştir.

b) Çeyiz Serme-Karyola Düzme
Düğün haftasına girilince kız ve oğlan evindeki hazırlılar hızlanır. Düğün ve nikah günü belirlendikten sonra çeyizleri serme işlemi başlar. Çeyiz serme günü kız evinde Pazartesi, Salı veya Çarşamba günü, oğlana evinde ise Perşembe günü olur. Oğlan evi kız evindeki çeyizin alınması için Çarşamba günü veya Perşembe sabahı bir araba tutarak kız evine giderler. Kızın hazırlamış olduğu çeyizler arabaya yüklenerek oğlan evine getirilir. Arabacıya ya bir basma ya da bir gömlek verilir. Bu arada eşya getirmeye gidenlere, kız evi tarafından bazı hediyeler verilir. Perşembe günü kız evi topluca çeyiz serme için oğlan evine gelir. Kız ve oğlan evinin eşyaları, kız evinden gelenlerle yerleştirilir. Çeyiz serme işine oğlan evinde bulunanlar da yardım ederler. Bu arada hazırlanan bohça gelin odasına konur. Oğlanın yakın akrabalarına konan dürü bohçasının içinde iç çamaşırı, çorap, yazma, havlu, elbiselik, çarşaf, mendil vb giyim eşyaları bulunur. En sonunda kızın yatak odası hazırlanır. Bütün yapılan bu hazırlıklara Sandıklı'da "karyola düzme", bazı köylerinde ise "döşek gelme" adı verilir. Perşembe günü yapılan çeyiz serme ve karyola düzmeye yardım edenlere ve diğer misafirlere "karyola daveti" yapılır ve oğlan evi tarafından yemek verilir. Yemekte çorba, et, börek, baklava, sütlaç, dolma ve bamya yenir. Hazırlanan sofralara 10 ile 15 kişi oturur. Karyola düzmeden sonra yenen yemeğe Sandıklı'da "çeyiz yemeği" veya "karyola yemeği" köylerimiz de ise "döşek yemeği" veya "döşek ekmeği" denir.


c) Gelin Hamamı

Düğün haftasına girildiğinde, oğlan evinden gelen kadınlar, gelin kızı Sandıklı'daki hamama veya Hüdai kaplıcasına götürürler. Hamama varıldığında gelin adayı, herkesin ellerini öper ve bohçaları ayrı ayrı düzenler. Hamamdan sonra geline ve kayınvalideye yeni çamaşırlar giydirilir. Gelini hamama götürmenin bir amacı da gelinin vücudunda bir sakatlık, eğrilik olup olmadığına bakmaktır. Hamamın bitiminde evden getirilen çeşit çeşit yemekler, meyvalar, tatlılar, turşular yendikten sonra gelin hamamı sona erer.

d) Okucu (Okuyucu) Çıkma

Perşembe günü çeyiz serme ve karyola düzme bittikten sonra, cuma günü her iki tarafın kadınları okucu çıkarlar. Kızevi, cumartesi günü olacak kız evindeki düğün ve kına gecesi için oğlan evi ise pazartesi günü olacak duvak için okucu çıkarırlar. Okucu çıkacak kişiler; kızın ve oğlanın annesi, kız kardeşi, yengesi veya çok yakınlarından olur. Okucular, etek üzerine Sandıklı'ya has sarı veya çizgili ipekten "okucu fıtası" örtünürler ve sayıları iki kişi olur. Ev ev dolaşarak, kız evindeki düğün ve kına gecesi ile oğlan evindeki duvak, eğlencesine akrabalarını, tanıdıklarını ve komşularını çağırırlar. Davet edilen evin kadını okuculara sembolik bir para verir, çağırma işi akşama kadar sürer.

e) Kız Evinin Düğünü

Kız evi, yakınları ve kızın arkadaşları Cuma gününden, ertesi gün yapılacak kız düğünü ve kına gecesi hazırlıklarına başlarlar ve tef eşliğinde oynarlar ve eğlenirler. Cumartesi günü sabahleyin oğlan evinden gelenler gelin kızı alır ve kuaföre götürürler gelin kızla birlikte, kız ve oğlan evinin yakınlarının da saçı yapılır. Gelin kız Sandıklı'dan dışarı çıkacaksa gelinlik, Sandıklı'nın içinde kalacaksa nişan elbisesi giydirilir. Kız evinin düğünü için Cumartesi günü öğleden sonra tutulan salonda veya uygun bir evde toplanılır. Düğün sadece kadınlar içindir. Düğünde bazı kadınlar üç etek denen yöresel kıyafeti giyerler. Bazı ailelerde küçük kız çocuklarına gelinlik giydirirler. Kız düğününe gelenler kızın annesine para ya da değişik hediyeler verirler. Ayrıca gelirken yanlarında bozuk para getirirler. Bu bozuk paralar oynamaya kalkanlara verilir. 0nlarda parayı tefçiye verirler. Tefçi çalar ve tef eşliğinde ikişer kişi kalkarak oyunları oynarlar ve eğlenirler. Öğleden sonraki eğlence ikindi ezanından önce biter. Eğlencenin bitiminde kızın arkadaşların ve yakınları kızevi tarafından yemek daveti verilir. Yemekler takım adı verilen "çorba, et, pilav, helva veya baklavadır". Yemek yenirken oğlan evinden dört veya beş kişi güveyi ve sağdıcın esvabını götürmeye gelirler. Kız evi oğlan ve sağdıcın giyeceği güveyi esvabını iki ipek bohçaya koyarak oğlan evinden gelenlere verirler. Güveyi ve sağdıç için hazırlanan iki bohçanın içinde iç çamaşırı, takke, mendil, kravat, çorap ve gömlek bulunur. Yemekten sonra akşam kına gecesinde toplanmak üzere davetliler dağılırlar.

f) Kına Gecesi

Cumartesi günü öğleden sonraki kız evinin eğlencesinden sonra, akşamda kız evinde kına gecesi yapılır. Kına gecesinde gündüz oğlan evinden gönderilen çeşitli çerez ve kuru yemişler yenir. Kına gecesi eğlencesine oğlan tarafından kadınlar da katılırlar. Tüm davetlilerin gelmesiyle kına gecesi başlar. Gecede, gelinin başı kırmızı pullu örtüyle örtülür. Tef eşliğinde kızın arkadaşları, akrabaları ve komşuları oyunlar oynar, şarkı söyler. Tefçi, gelin kızın basında maniler, türküler ve şarkılar söyler. Kızın sağ avucunun içine kına konur ve davetliler kınanın üzerine para koyarlar. Belirli bir süre yapılan eğlenceden sonra gelen davetliler dağılırlar. Kızın yakın arkadaşları kız evinde kalır. Kendilerinin ve gelin kızın el ve ayaklarına kına yakarlar. Kına gecesi eğlencesinde kına yakılırken yöremize ait kına türküsü söylenir. Kına türküsü şöyledir:
 

Kınası karılır tasta,
Oğlan evi pek havasta,
Kız anası kara yasta.

Yarenim kınan kutlu olsun
Orda dirliğin tatlı olsun,
Ney ney ney anam ney

Tuz kabını tuzsuz koyan,
Koca evi ıssız koyan
******* kızsız koyan

*** Nakarat ***

Ana hamama vardın mı?
Yunduğum yeri göndün mü?
Şimdi kıymetimi bildin mi?
*** Nakarat ***
Kaya dibi karıncalı,
Yanı çitte görümceli,
Hem dayılı, hem amcalı,

*** Nakarat ***

Atlayıp geçer eşiği
Sofrada kaldı kaşığı
Gelin evlerin ışığı.
 

Kına yakılırken orada bulunan bütün davetliler ve kız anası ağlar. Kına gecesi davetlilerin dağılmasıyla sona erer.

g) Güveybaşı (Güvey Dirilmesi)

Cumartesi günü ikindi namazından sonra oğlan evinde güvey başı (güvey dirilmesi) yapılır. Güveybaşına, oğlan evinin çağırdığı davetliler (erkekler) katılırlar ve oğlan evinin önünde toplanırlar. İkindi ezanı okunmadan önce oğlan evinden dört veya beş kişi güveyi ve sağdıcın esvabını almaya kız evine giderler. Kızevi önceden hazırladığı, güveyi ve sağdıcın esvabının bulunduğu iki ipek bohçayı oğlan evinden gelenlere verir. İki ipek bohçanın içinde "iç çamaşırı, mendil, takke, kravat, çorap ve gömlek" bulunur. Güveyi esvabını almaya gelenlere kız evi çeşitli hediyeler verir. Kız evinden gelen giyecekler ve takım elbiselerin pantolonu damat ve sağdıç tarafından güvey başından önce giyilir. Hocanın giydireceği ceket ve örme takke iki ipek bohçanın içine konur. Öğleden sonra güveybaşı için gelen davetlilere oğlan evi şeker, lokum, sigara ve kolonya ikramı yapar. Güveybaşı töreni ikindi namazından sonra camiye gidenlerin hocayla beraber gelmesiyle başlar. Önce ortaya bir hasır ve üzerine de haba (kilim) veya halı serilir. Hazırlanan bohçanın içindeki ceket ve örme takke ortaya getirilir. Sağdıç damadın, damatta babası veya dedesinin elinden tutarak imamla beraber tekbir sesleriyle evden çıkarak ortaya gelirler. İmam dua okuyarak sağdıcın ve damadın çekenini ve takkesini giydirir. Hocanın duasını bitirmesinden sonra güveybaşına gelen davetliler halının üzerine bozuk para atarlar. Toplanan bu paralar hocanın olur. Gelen davetliler tarafından damat ve yakınları tebrik edildikten sonra güveybaşı (dirilmesi) bitmiş olur ve davetliler dağılırlar. Eğer düğün çalgılı ise güvey basından sonra damadın arkadaşları onun etrafında toplanarak, çalgı eşliğinde oynarlar, davetliler bu esnada damada ve arkadaşlarına para takarlar. Erkekler yer, içer ve eğlenirler. Akşam olduğu zaman oğlan evi güvey eğlentisi yapar. Geç vakitlere kadar damadın arkadaşları ve davetliler eğlenirler. Böylece Cumartesi gününün kız ve oğlan evindeki düğün, kına ve güveybaşı törenleri bitmiş olur. Artık sıra pazar günü, yapılacak düğün ve gelin almaya gelmiş olur.

h) Pazar Düğünü - Gelin Alma - Nikah

Sandıklı düğünlerinde, pazar günü oğlan evine çalgıcılar erkenden gelir. Damadın yakın akrabalarının ve komşularının kapıları önünde çalgı çalarlar. Bunun anlamı ise akrabaları ve komşuları düğüne ve gelin almaya davet etmektir. Hangi evin önünde çalgı çalınırsa, o evin sahibi çalgıcılara bahşiş verir. Pazar günü sabahleyin erken saatlerden itibaren oğlan evinin davetlileri gelmeye başlar. Oğlan evinden, gelen davetlilere şeker, lokum, sigara ve kolonya, verilir. Yaz mevsiminde ise bunlara ilaveten soğuk içecekler verilir. Kızevinde, herkes erkenden kalkar ve gelini hazırlamaya koyulur. Oğlan evinden gelen kadınlar, gelini kuaföre götürürler, saçları yapıldıktan sonra gelinlik giydirilir gelini kız evine bıraktıktan sonra geri dönerler. Oğlan evinde ise gelin arabası güzelce süslenir. Çalgılar çalınır, oyunlar oynanır. Öğleye kadar oğlanevinin eğlencesi devam eder.
Öğle namazından sonra, önceden hazırlanmış gelin arabasına damat, annesi ve babası biner. Gelin arabası, tutulan arabalar ve davetlilerin arabalarıyla birlikte konvoy halinde kız evine varılır. Gelen arabalara kız evi tarafından mendil, havlu veya durumları iyiyse seccade bağlanır. Bütün bu işler tamamlandıktan sonra gelin kız ana, baba, kardeşleri, arkadaşlarını, akraba ve komşularıyla dolaşmaya başlar. Bu vedalaşma çok içten ve üzüntülü olur. Gelinin ağabeyi, babası veya dedesi kızın beline kırmızı kuşak bağlar ve kız babası kızına çeşitli tembihlerde bulunur. Daha sonra getirilen hocanın ve davetlilerin tekbir sesleri arasında gelin arabaya bindirilir ve gelin alınır. Hareket etmeden önce oğlan evinin yakınları tarafından fındık fıstık ve şeker atılır. Gelin alındıktan sonra konvoy kız evinden yola çıkar. Yolda gençler gelin arabasının, önünü keserler ve karşılığında para (bahşiş) alırlar. Düğün konvoyu eğer nikah yapılmamışsa doğru nikah salonuna gider. Burada gelen davetlilere nikah şekeri, sigara ve kolonya ikram edilir. Davetliler tamamen toplandıktan sonra nikah memuru tarafından genç çiftlerin nikahı kıyılır. Nikah bittikten sonra konvoyla şehir gezilir. En son şehir mezarlığından. geçilir.. Bundan amaç. insanların sonunun ölüm olduğu ve en sonunda geleceğimiz yerin orası olduğunu hatırlatmaktadır. En sonunda düğün konvoyu oğlan evin gelir. Sandıklı düğünlerinde gelin kız, nikah olmadan oğlan evine girmez. İki türlü nikah vardır. Biri resmi, diğeri de imam nikahıdır. Resmi nikah düğün sırasında veya öncesinde tespit edilen bir gün yapılmaktadır. Dini nikah ise gerdek gecesinde olmaktadır.

ı) Gelin İnme-Yüz Görümü

Düğün konvoyu şehri gezdikten sonra oğlan evine gelir, evin kapısında kurban kesilir. Gelin ve damadın alnına kesilen kurbanın kanı sürülür. Gelin, oğlan evine girince el öptürme töreni başlar. Geline elini öptüğü yakını, komşular ve davetlilere düğün yemeği verilir. (Çorba, et, pilav, helva) Ayrıca mevlit okutulur. Gelinle damat içerideyken bir odada şerbet içerler. Buna "koltuk" adı verilir. Damat odadan çıkarken bozuk parayla karışık şeker atar ve dışarı çıkar. Daha sonra oğlan evinin yakınları ve komşuları geline bakmaya gelirler. Çıktıktan sonra geline para verirler. Çok yakınları altın veya bilezik takarlar Damat geline yüz görümlüğü ve hoş geldin hediyesi olarak bir altın veya bilezik takar. Daha sonra damat evden ayrılır ve arkadaşları tarafından akşama kadar gezdirilir. Damat akşam eve geldiğinde misafirlerle akşam yemeği yenir. Daha sonra damat ve gelin imam nikahı için abdest alırlar. Yatsı namazından sonra çağrılan hoca genç çiftlerin imam nikahım kıyar. Gelin ve damat oradaki büyüklerin ellerini öptükten sonra gerdeğe girerler. O gece damadın arkadaşları evin önünde arabalarla korna çalarak veya darbukayla oyun oynayıp gürültü. çıkarırlar. En sonunda oğlan evinden istedikleri hediyeyi; aldıktan sonra oradan ayrılırlar. Bu hediye Tatlı (kadayıf, baklava), yemek veya herhangi bir içecek olabilir. Damadın arkadaşları hediyelerini aldıktan sonra oradan ayrılırlar artık gelinle damat rahatsız edilmez. Böylece düğün tamamlanmış olur.

i) Duvak
Pazartesi günü erkek tarafı kadınlara arasında duvak dediğimiz eğlence yapar. Gelinin saçı yapılır ve gelinliği giydirilir. Öğleden sonra oğlan evi tarafından tutulan salonda veya uygun genişçe bir yerde, oğlan evinin akrabaları ve komşuları toplanırlar. Duvağa gelenlere şeker, lokum ve kolonya ikram edilir. Davetlilere salona geçmeden önce kaynanaya hediye olarak para verirler. Önceden bir tefçi kadınla, oyuncu kaldırmak için bir kadın ayarlanır.Davet edilen kadınlarla, genç kızlar duvak eğlencesine gelirken en güzel elbiselerim giyerler. Oğlan evinden bazı kadınlar üç etek, küçük kız çocukları da gelinlik giyer. Duvakta Sandıklı'ya has yöresel oyunlar, tef eşliğinde ortaya ikişer ikişer kalkarak oynanır. Duvak eğlencesinde oynayanlara bozuk para verilir. Onlarda paraları tefçinin eteğine atarlar. Gelin duvakta geçimi olmaz düşüncesiyle para vermez ve konuşmaz. Oyuncular oynamadan önce hangi oyunu biliyorlarsa tefçi kadına söylerler ve tefçide onu çalar. Kadınların ve genç kızların duvakta, oynadığı oyun ve türküler şunlardır: Fındık dalları, Yekte, Adana'nın yolları taştan, Konyalı ve Engine'dir. Genç kızlar ve kadınların oyunlarından sonra gelini ortaya getirerek yüzüne vişneçürüğü ve pullu bir çember örterler yani yöresel adıyla gelini okşamış olurlar. Sonra geline oğlan evinin kadınları para veya takı takarlar. Duvaktan sonra oğlan evi gelen davetlilere evde yemek verir. Akşam olunca gelin kız gelinliğini çıkarmadan damatla beraber kız evine anne ve babasının elini öpmeye giderler. Biraz durduktan sonra oğlan evine geri dönerler. Artık sıra diğer yapılacak kız ve oğlan evinin davetlerine gelmiştir.

j) Düğün Sonrası Davetler

Düğün bittikten sonra 1 ay içinde kız tarafı, oğlan evi ve yakınlarım "damat daveti" veya "düğün daveti" denen davet yemeğine çağırırlar. Davet yemeğine giderken geline gelinliği ve carı giydirilir. Ayrıca yüzüne pullu örtülür. Bu davette Sandıklı'ya has yemekler yenilir. Sırasıyla toga çorbası, söğüş et, börek, hoşaf, baklava, bamya, dolma ve sütlaç verilir. Kurulan sofralara 10 ila 15 kişi oturur. Yemekler yendikten sonra kızın anne ve babası, gelinle damada takı takarlar. Ertesi günü oğlan evinden gelin, damat, annesi ve babası tekrar kız evine giderler. Geline giderken gelinliği giydirilmez sadece üç etek denen yöresel kıyafet giydirilir. Gelenlere tekrar yemek daveti verilir. Buna "hoyraz" veya "poyraz ertesi denir. Oğlan evi daha sonra 2 ay içinde gelinin karyolasının bozulması için kız tarafım davet eder. Bu davete karyola bozma denmektedir. Bu davete kız evi ve yakınları katılırlar. O gün akşam yemeği oğlan evinde yenir. Bu davetlilerimizden başka ayrıca dini bayramlarımızdan Ramazan ve Kurban'ın 1. veya 2. günü akşamı kız evi, oğlan evine yemek daveti yaparlar. Bu yemeğe oğlan evinin tüm bireyleri katılırlar. Düğünün bitiminden 1 veya 2 ay sonra gelen cuması" denen kız evinin davetleri başlar. Her cuma geldiğinde gelin annesinin evine gider. Gelin aksama kadar orada kalır. Akşam, işinden çıkan damadında gelmesiyle kız evinde cuma daveti yapılır. Bu davet yıllarca aynen devam eder.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 438 ziyaretçikişi burdaydı!