Blog Sitem
  Akil Sir Ermeyen Aglama
 

Akıl Sır Ermeyen Ağlama

Kuzey Kore diktatörü Kim Jung-İl öldü. Bizim buralardan bakıldığında bu adam için söylenecek üç niteleme vardır: Azılı bir ceberut, Süper bir zorba, Acımasız bir diktatör. Başında bulunduğu ülke ise yine bizim buralardan bakıldığında. Kelimenin tam anlamıyla bir kâbus ülkesi olarak görülür. Bilmiyorum, diktatörün ölüm haberini alan Kuzey Kore ahalisinin durumunu yansıtan görüntüleri seyretme fırsatı bulabildiniz mi? Ben seyrettim ve feleğimi şaşırdım: Ahali, diktatörün ölümü üzerine öyle bir ağlıyor ki, anasını babasını kaybeden bir insan evladı öyle ağlamaz. Hani kiralık ölü evi ağlayıcıları vardır ya. Onlar gibiler. Ama hayır! Samimi de görünüyorlar.

Bu insanlar eğer korkudan dolayı ağlıyorlarsa, bu nasıl bir baskı akıl sır ermiyor!

Bu insanlar eğer sevgiden dolayı ağlıyorlarsa, bu nasıl bir sevgi akıl sır ermiyor!

Hıçkırıyorlar, etrafı yumrukluyorlar, kendilerini yerlere atıyorlar. Koskoca ülkeden hıçkırık sesleri yükseliyor. O derece yani. Bu görüntülere bakarak:  “Yıllarca diktatörlükle yönetildikleri için beyinleri uyuşmuş” denemez, çünkü bu denli uyuşma olmaz, olamaz. “Liderlerini seviyor olamazlar mı?” denemez, çünkü liderlerinin nasıl bir hava estirdiğini az çok biliyoruz. “Numara yapıyorlardır” denemez, çünkü hiç de öyle bir edaları yok. Peki nedir bu durum? Eğer televizyon haberciliği yapsaydım. Arif Verimli ya da Erol Göka gibi görüşlerine önem verdiğim psikiyatrlara görüntü analizi yaptırırdım (Ahmet Hakan, Aralık 2011)

Nasıl Bir Liderdi?

Kuzey Kore devlet televizyonu, 69 yaşındaki ülke lideri Kim Jong-il’in önceki gün “aşırı fiziksel ve zihinsel yorgunluğa” bağlı olarak öldüğünü duyurdu. Çin resmi ajansı Şinhua’nın flaş olarak duyurduğu habere göre, Kim Jong İl 69 yaşında “büyük fiziksel ve zihinsel sebeplerden” hayatını kaybetti. Şinhua’nın da Kuzey Kore haber ajansına dayandırarak verdiği haberde Kim’in 17 Aralık’ta trenle yaptığı tur sırasında yerel saat ile 08.30′da hayatını kaybettiği kaydedildi. Üç yıl önce bir beyin kanaması geçirdiği sanılan Kim’in, kalp ve şeker hastalıkları biliniyordu. Kuzey Kore’nin bir dakikası bir dakikasına uymayan gizemli lideri Kim Jong İl, demir yumruğu ve nükleer silahlara olan tutkusuyla 17 yıl boyunca dünyaya korku saldı. 69 yaşında kalp krizi nedeniyle yaşamını yitiren Kim, 1994 yılında babasının ölümünün ardından iktidara geçti. Güney Kore ve ABD ‘ye yönelttiği sayısız tehdit nedeniyle bölgede yeni bir savaş başlatmasından korkulan Kim, etkili bir konuşma tarzına sahip ve yorulmak bilmeyen bir hatip olarak tanınıyordu.

Uçağa Binmiyordu

Bill Clinton’ın başkanlığı sırasında Pyongyang’a iki kez ziyarette bulunan eski ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, Kim’i son derece zeki ve kültürlü bir lider olarak nitelemişti. Clinton’ın ardından 2002′de seçilen George W. Bush ise Kuzey Kore liderini nükleer silah üretmek için halkını aç bırakan bir “tiran” olmakla suçlamıştı. Uluslararası arenada pek sevilmeyen Kim, vatandaşlarının ise “sevgili lideri” idi. Kim, puro, konyak ve lezzetli yemeklere olan düşkünlüğüyle tanınıyordu.

Uçak korkusu nedeniyle sadece trenle seyahat eden Kim, yurt dışı ziyaretlerden de kaçınıyordu. 2001 yılında Moskova’yı ziyaret etmesi gerektiğinde Kim, tüm yolu iki ayda trenle giderek herkesi şaşırtmıştı. Temmuz-Ağustos 2001′deki yolculuk sırasında Kim’e eşlik edenler arasında bulunan eski Rus elçisi Konstantin Pulikovsky, “Orient Express” adlı kitabında Kim’in 16 vagonluk özel trenine kasa kasa Fransız şarabı yüklendiğini yazmıştı. Pulikovsky, tren daha varmadan istasyonlara canlı ıstakozların gönderildiğini belirtmişti.

Kuzey Kore liderinin suşi şefi Kenji Fujimoto, 10 bin şişeden oluşan bir şarap mahzeni olan Kim’in her hafta köpekbalığı yüzgecinden yapılan bir çorba içtiğini söylemişti. Şefe göre gece yarısı başlayıp sabaha kadar süren ziyafetlere ev sahipliği yapan Kim’in en uzun ziyafeti 4 gün sürmüş. Medeni durumu konusunda ayrıntılı bilgi olmayan Kim’in bir kez evlendiği ve en az 3 kadınla birlikte olduğu sanılıyor. Kim’in, bu kadınların ikisinden üç oğlu, bir diğerinden ise kızı olmuştu. En büyük oğlu olan 38 yaşındaki Kim Jong Nam, Disney parkına gitmek için sahte kimlikle Japonya’ya girmeye çalışırken yakalanınca babasının gözünden düşmüştü. Kim, 2010′da 20′li yaşlardaki üçüncü oğlu Kim Jong Un’u varisi ilan etmişti.

Yaklaşık 1,55 metre boyundaki Kim, uzun boylu görünmek için platform topuklu ayakkabılar giyiyor ve permalı saçlarını kabartıyordu. Gri ve yeşil renkli tulumlar tercih eden Kim, kıyafetlerini mutlaka güneş gözlükleriyle tamamlıyordu. Sinemaya olan düşkünlüğüyle tanınan Kim, ülkesinde film endüstrisinin gelişmesi için çaba harcamıştı. Kuzey Kore ile Kim Jong İl’in hayatındaki önemli tarihler şöyle:

  • 15 Nisan 1912: Kuzey Kore’nin kurucusu Kim İl Sung, Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang’da dünyaya geldi.
  • 16 Şubat 1942: Kuzey Kore’nin resmi tarihine göre Kuzey Kore lideri Kim Jong İl, Kore yarım adasındaki en yüksek tepe olan Paektu dağındaki bir gerilla kampında dünyaya geldi. Bazı kaynaklara göre ise Kim Sibirya’da bir köyde 1941′de dünyaya geldi.
  • 9 Eylül 1948: Kim İl Sung, Kore yarımadasının kuzey yarısında Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ni kurdu.
  • 25 Haziran 1950: Kuzey Kore, Güney Kore’yi işgal etti.
  • 27 Temmuz 1953: Kore Savaşı yapılan ateşkes anlaşmasıyla barış anlaşması imzalanmadan sona erdi.
  • Eylül 1973: Kim Jong İl İşçi Partisi’nin, parti teşkilatı, yönlendirme ve propaganda işleri sekreteri olarak partinin iki numaralı ismi oldu.
  • Şubat 1974: Kim Jong İl İşçi Partisi Merkez Komitesinin Siyasi Bürosuna seçilerek, resmen Kuzey Kore’nin gelecekteki lideri oldu.
  • 10 Ekim 1980: Kim Jong İl’in partinin gelecekteki lideri olacağı, diğer önemli görevleri de üstlendiği İşçi Partisi’nin kongresinde halka ilan edildi.
  • 8 Ocak 1983: Kim Jong İl’in üçüncü ve en genç oğlu Jong Un dünyaya geldi.
  • 24 Aralık 1991: Kim Jong İl Kore Halk Cumhuriyeti Ordusunun En Üst Rütbeli Komutanı seçildi.
  • Nisan 1993: Kim Jong İl Ulusal Savunma Komisyonu başkanı seçildi.
  • 8 Temmuz 1994: Kim İl Sung’un kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmesi üzerine iktidar Kim Jong İl’e geçti.
  • 8 Ekim 1997: Kim Jong İl İşçi Partisi Genel Sekreteri seçildi.
  • Ağustos 2008: Kim Jong İl’in inme geçirdiği bildirildi.
  • 21 Temmuz 2010: ABD, Pyongyang yönetimini nükleer silahlanmadan vazgeçirmek amacıyla Kuzey Kore’ye yönelik yeni yaptırımları uygulamaya koydu.
  • 28 Eylül 2010: Kim Jong Un 4 yıldızlı general rütbesine getirildi ve İşçi Partisi’nde liderlik rolleri verildi. Kore medyasında ilk kez adı geçen Kim Jong Un’un aldığı terfiler ülkenin yeni lideri olarak belirlendiğinin teyidiydi.
  • 10 Ekim 2010: Kim Jong Un, ülkede düzenlenen en büyük askeri geçit töreninin yapıldığı İşçi Partisi’nin 65. kuruluş yıl dönümünde ilk kez halk karşısına çıktı.
  • 11 Ekim 2010: Kim Jong İl’in kumar düşkünü oğlu Kim Jong Nam, Çin’in başkenti Pekin’de TV Asahi adlı Japon televizyonuna verdiği mülakatta, iktidarın baba bir anne ayrı kardeşine, babadan oğula geçme yöntemiyle bırakılmasına karşı olduğunu açıkladı. Gözlemcilere göre vaktinin büyük çoğunluğunu ülke dışında geçiriyor olması nedeniyle Kim Jong Nam’ın sözlerinin bir değerinin bulunmuyordu.
  • 16 Şubat 2011: Kim Jong İl 69. doğum gününü kutladı.
  • 15 Nisan 2011: Kuzey Kore’nin müteveffa kurucusu Kim İl Sung, doğumunun 99. doğum yıl dönümünde, “Güneş Günü” adı verilen ülkenin en önemli tatil gününde düzenlenen törenlerle anıldı.
  • 18 Aralık 2011: Kim Jong İl’in 69 yaşında öldüğü Kuzey Kore’nin başkentinden yayın yapan devlet televizyonundan ilan edildi. 

Kore Sosyalizmin İflâsı

Mehmet Barlas’ın yazısında şöyle bir anekdot vardı: ‘Dün ölen Kuzey Kore despotuna Rusya’daki tren seyahatine eşlik eden Rus diplomat Pulikovsky’nin anlattığına göre, Kim Jong-il’in sofrasında her gün mutlaka bir taze ıstakoz bulunurmuş. En az 10 kadeh şarap içermiş ve dijestiv olarak da Hennessy VSOP konyağı tercih edermiş.’

Bu cümleyi okuyunca tebessüm etmekten kendimi alamadım. Çünkü o anda aklıma, Kuzey Kore’nin hemen yanı başındaki Güney Kore geldi. Coğrafî olarak ikiye ayrılan ama her ikisinde de Kore’lilerin, yani aynı soydan gelen kardeşlerin yaşadığı iki ‘ayrı’ ülke. Yani, bir elmanın iki yarısı gibi. Lâkin, o elmanın bir yanı sağlam, temiz ve sağlıklı; diğer yarısı ise kurtlu, çürümüş ve sağlıksız. Elmanın sağlıklı ve sağlam kısmında, yani Güney Kore’de kişi başına millî gelir 20 bin dolar civarında iken, bu rakam Kuzey Kore’de bin 250 dolar. Güney’de insanlar refah, bolluk ve huzur içinde, daha da mühimi özgürlükler içinde yaşarken Kuzey’de insanlar açlıktan kırılıyor; sokaklardaki kedi ve köpekleri yiyor; bebekler ilaçsızlıktan can veriyor. Hürriyetlerin kısıtlandığı, dış dünya ile ilişkilerin tamamen koparıldığı, internetin dahi kesinkes yasaklandığı Kuzey Kore’de tam bir despotizm ve diktatörlük söz konusu. Kuzey Kore, âdeta sosyalizmin iflâsının canlı tablosu gibi.

Berlin’deki Utanç Duvarı’nın yıkılması; Doğu Bloku’nun ortadan kalkması ve ardından Sovyetler Birliği’nin çökmesinin üzerinden bunca yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ komünist ve otoriter sistemde ısrar eden sayılı ülkelerden biri olan Kuzey Kore’de bir nev’i monarşi hüküm sürüyor. Tıpkı Küba’da Castro’nun, yerine kardeşini monte etmesi gibi Kuzey Kore’de de, ölen Kim Jongil’in yerine oğlu Kim Jong-un geçti. Kâğıt üzerinde adı cumhuriyet olan ama ne hikmetse cumhurun hiçbir söz ve seçme hakkının olmadığı monarşik bir düzenle yönetiliyor Kuzey Kore. İkinci Dünya Savaşı’nın ertesinde parçalanan ve ikiye ayrılan Kore’nin kuzeyinde 1948′de kurulan komünist yönetimin ilk lideri Kim il Sung’du. Onun ölümünün ardından 1994′te oğlu Kim Jong-il başa geçti. Şimdi de onun oğlu Kim Jon-un bu zincirin bir diğer halkası olarak Kuzey Kore’yi yönetecek. Öyle görünüyor ki, sistem çökmez ise, ondan sonra da bir başka oğul bu sosyalist hanedanlığı sürdürecek.

Nüfusu 25 milyon civarında olan Kuzey Kore’de GSMH’nın yüzde 32′sinin askeriyeye ve silahlanmaya ayrılması, her dört Kore’liden birinin bir şekilde askerî alanlarda görev yapıyor olması, tipik bir otoriter-totaliter rejim uygulamasıdır. Tıpkı, çökmeden önceki Sovyetler Birliği’nde ve tek adamın hüküm sürdüğü Ortadoğu ülkelerinde olduğu gibi, Kuzey Kore de, tehlike olarak gördüğü dış dünyaya karşı bir ‘güvenlik’ kalkanı oluşturma cihetine gitmiştir. Ne var ki, silahlanmaya bütçesinden olağanüstü pay ayıran fakat öte yandan halkı açlık ve sefalet içinde yüzen bir yönetimin ‘kendimizi korumak zorundayız’ gibi bir bahaneye sığınması sadece bir kandırmacadan ibarettir. Bu tür rejimlerde böylesi bir silahlanmanın, iktidarın kendisini korumak için yapıldığını artık herkes bilmektedir. Diğer taraftan, geniş bir kimyasal ve biyolojik silah programına sahip olduğu bilinen Kuzey Kore’nin, nükleer silah alanında da tehdit ve tedirgin edici safhalara ulaşması, totaliter ve otoriter bir rejimin kendini koruma adına nasıl bir maceraya girdiğini göstermesi açsından manidardır.

Liderleri Kim Jong-il’in ölümünden sonra Kuzey Kore halkının gözyaşlarına boğulduğunu ve üzüntüden kendilerini harap ettiklerini televizyon ekranlarından gördüğümde çok şaşırmıştım. Daha sonra, gazetelerde bu ağlama ayinlerinin ‘sahte’ ve ‘zorlamalı’ olduğu, ekranlarda görünen insanlara bu tür davranışlar sergilemesi yönünde sisteme özgü baskılar yapıldığı şeklindeki haberleri görünce acı gerçeği anladım. Hâlâ çağdışı marksizm ve sosyalizmden medet umanlar varsa, Kuzey Kore’nin rejimini incelemeli ve Güney Kore ile mukayese etmelidirler. (Hasan Celal Güzel, 2011)

İnsanoğlunun çıkardığı sistemlerin hiçbiri tamamen kötü olmadığı gibi, tamamen iyi de olamaz. Yakın tarihimize damgasını vuran sosyalizm, kanlı eylemleri ile birçok insanın canını yaktı, ilahi dinlere de saldırmaya başlaması bozuk sistemin sonunu getirdi. Amerika ve Avrupa önderliğinde komünizmi yıkan insanlık, çare olarak daha uzun bir süredir var olan kapitalizme doğru koşmaya başladı. Şu an dünyamız vahşi kapitalizmin doymak bilmeyen hırsı üzerine dönmektedir. Muhakkak bunun da bir sonu gelecektir, ama tüm insanlık kansız bir işkence çarkından geçtikten sonra. Ve nihayetinde insanlık ya ilahi dinin adaletine sığınacak ya da kıyamete kadar bir çarktan diğerine sürüklenerek ezilecektir.

 






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 117 ziyaretçikişi burdaydı!