Blog Sitem
  Bir AMK Leyla Zana
 

BİR A.M.K. : LEYLA ZANA...

Hürriyet, Leyla Zana’yı konuşturdu:

“Erdoğan bu işi çözer.”

Doğan Medya’nın amiral gemisinin AKP hükümetine son “kıyağı” da bu olsun! Karşı cepheden bile destekçisi olduktan sonra, artık kim tutar Erdoğan’ı… Daha doğrusu kimse tut(a)mamalı! “Çözersen sen çözersin Başbakanım, bak Leyla bile öyle diyor.” Verilen mesaj bu aslında…

Tabii bu arada Leyla Zana’nın da hakkını yememek gerek… Aslında başlı başına bir fenomen olan Zana’yı anlatmaya gerek yok. Bence Zana her zaman bir A.M.K. olmuştur. “Açık, mert, korkusuz” yani! Tabii kendi amaçları ve dünya görüşü açısından…

Örneğin Meclis’te Kürtçe yemin ederken A.M.K idi Zana...

2007’de Diyarbakır’daki Nevruz etkinliklerinde "Kürtlerin üç lideri var. Bu üç lidere minnet borçluyuz" diyerek Öcalan’ı göklere çıkarırken de A.M.K idi!

Bugüne kadar mahkemelerde yaptığı savunmalarda “PKK'yı terör örgütü olarak görmediğini, örgütün elebaşı Öcalan'ı da 'Kürt halk önderi' olarak gördüğünü, PKK'nın faaliyetlerini de 'özgürlük ve demokrasi' mücadelesi olarak gördüğünü” belirtirken de A.M.K idi!

Kısacası Zana, hep A.M.K...

Bugün de ne diyor Zana?

“Bu işi isterse en güçlü durdurur. O güçlü kimdir, şimdiki hükümettir. O hükümetin başı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Tarihin en güçlü hükümetinin başındaki isim isterse o iradeyi gösterir, buna gücü yeter ve bu sorunu çözer. Ben onun bu işi çözeceğine inanıyorum. Buna dair umudumu da inancımı da asla yitirmedim. Yitirmek de istemiyorum. Yitirseydim giderdim, burada olmazdım. Şimdi hepimizin yapması gereken, hepimizin başbakanın sorunu çözmesinde yanında olduğumuzu ona hissettirmemizdir, onu teşvik etmemizdir.” (Hürriyet, 14.6.2012)

Bilmem ki bu kadar “gaz verme”, Erdoğan’ı rahatsız eder mi?

“En güçlü…” “Tarihin en güçlü hükümetinin başı…” “Asla inancımı yitirmedim” (Erdoğan’a tabii!) “Yanında olmalıyız, teşvik etmeliyiz”

İnsan merak ediyor, A.M.K Zana, neden AKP’den milletvekili olmadı? Yakışır da hani!

Üstelik Leyla Zana, “tarihin en güçlü hükümetinin başının” bu sorunu nasıl çözeceğini de söylüyor:

“Bir kere terör ve Kürtler ifadesi bir arada anılmamalı. İki, Kürt kimliği anayasal güvenceye alınmalı. Üç, Kürt çocukları asimilasyondan çok mustarip… Bu nedenle eğitim hakkı verilmeli.”

Görüyor musunuz ne kadar kolaymış sorunun çözülmesi?

Peki, PKK ne olacak? Ya terör? Bugüne kadar terörün kurbanı olanlar?

Ha bir de ufak bir ricası var A.M.K Zana’nın:

“Toplumsal karamsarlığı dağıtacak bir şeyler yapılması lazım. Başbakan’da bu cesaret var. Mesela Öcalan İmralı’dan alınıp bazı kesimlerle temas edebileceği bir ev hapsine alınabilir. Türkiye Mandela’nın Güney Afrika’sı gibi olmasın. Öcalan’ın böyle bir ev hapsine taşınması, Başbakan’ın bu cesarete sahip bir kişi olarak bu adımı atması, inanın yüzde 80 ülkede mevcut iklimi değiştirir.”

Cesur Başbakanımız bunu da yapar tabii… Nedir ki? Hazır elimiz değmişken bari tam olsun!

Hürriyet’in manşetine ve Leyla Zana’nın Erdoğan’ı övmesine, hatta neredeyse “Kürtlerin dördüncü lideri” gibi göstermeye çalışmasına bakarsak, aslında çözülmesi gereken iş çok basit.

Ama A.M.K Zana, sadece 6 ay önce, 28 Aralık 2011’de bir konferans için bulunduğu Almanya’da Mesud Barzani’ye yakınlığıyla bilinen Rudaw gazetesinin sorularını yanıtlarken ne diyordu?

“Yeni anayasada Kürtler için bireysel haklardan söz ediliyor. Biz de onlara bireyler olmadığımızı, ulus olduğumuzu anlatıyoruz. Bir ulusun haklarını istiyoruz. Türkiye’deki bazı Kürtler özerklik istiyor. Asıl mesele, 20 milyon Kürt’ten kaçının özerklik istediği? Bu konuda da tartışmalar yürütülmeli. Bence Kürtler kendi geleceklerine kendileri karar vermeli. Doğru, ilk başta özerklik istedik, ama bugün Türkiye’de yaşayan Kürtler özerkliğin yeterli olmadığını düşünüyor.”

Birleşmiş Milletler kararlarına göre ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı olduğunu anımsatan Zana, “Bu Kürt için de bir hak” diyor ve şunları söylüyordu:

“Özgürlük, özerklik, federalizm ve bağımsızlık da Kürtlerin hakkı, Mesela Türkiye, Almanya’daki gibi bir federal sistem yaratabilir.”


Yine 12 Ocak 2012 tarihinde, yani henüz bu senenin başında Kürdistan Post’ta yayınlanan mesajında ne diyordu:

“Artık silahlı mücadele bir noktaya geldi. Ben silahların bırakılmasını asla tartışmıyorum. O Kürtlerin sigortasıdır. Bu sorun var olduğu müddetçe o silahlar Kürtlerin güvencesidir.”

Bugün Hürriyet’in manşetten pazarladığı Leyla Zana ile altı ay önce Almanya’da “özerklik de yetmez, Türkiye bir federal sistem yaratabilir. Kürtler kendi kaderini tayin etmelidir” diyen ya da “Ben silahların bırakılmasını asla tartışmıyorum. O Kürtlerin sigortasıdır” şeklinde konuşan Leyla Zana aynı kişidir.

Her zaman A.M.K…

Bu noktada asıl sorun ne A.M.K. Zana, ne cesur Erdoğan ne de Doğan Medya’nın amiral gemisi Hürriyet’tir. Şapkasını önüne koyup asıl düşünmesi gerekenler, son seçimde AKP’ye oy veren ve bugün seçim yapılması durumunda yine oy vermesi beklenen yüzde 50’lik kesimdir. Sorum bu yurttaşlarımızadır:

Ey benim AKP’li kardeşim! Düşüncelerini her zaman A.M.K açıklayan Leyla Zana gibi biri, sence neden Başbakan Erdoğan’a bu kadar güveniyor? Daha altı ay önce “Özerklik yetmez, Türkiye bir federal sistem yaratabilir. Kürtler kendi kaderini tayin etmelidir” diyen Leyla Zana, bugün neden “Erdoğan bu işi çözer. Ben ona inanıyorum. Buna dair umudumu da inancımı da asla yitirmedim.” diyor? “Ben silahların bırakılmasını asla tartışmıyorum. O Kürtlerin sigortasıdır” diyen Leyla Zana bugün neden Erdoğan için “Onu teşvik etmeliyiz” şeklinde konuşuyor?

Sence bu işte bir bit yeniği yok mu? Bir düşün bakalım...





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 117 ziyaretçikişi burdaydı!