Blog Sitem
  CHP yi sol zannedenlere
 

SUSKUN DEMOKRAT BANU AVAR!

Banu Avar,CHP’yi “Sol” ve “Atatürkçü” zannedenlere…” sesleniyor. (http://www.ilk-kursun.com/haber/111775)

Seslenirken de daha ilk cümlede vurguluyor:

“Siyasi partilere bel bağlamış olanlara, CHP’yi ‘sol’ zannedenlere, CHP’yi Atatürkçü zannedenlere özeldir, bu yazı…”

Banu Avar’ın yaklaşımı ilginç doğrusu!

Millet siyasi partilere bel bağlamasın da ne yapsın peki? Askere mi bel bağlasın? Orduya umut bağlayan halkımız ağzının payını almadı mı?

Ya da karalamayı, çamur atmayı, yalanı, iftirayı siyasi mücadele aracı haline getiren sözde “gazetecilere”, yurtsever aydın bozuntularına mı umut bağlasın bu millet?

Daha ilginci de şu ki CHP’ye ve siyasi partilere bel bağlamamak gerektiğini ima eden Banu Avar, bir seçenek de sunmuyor. Eleştirmek tatlı, çözüm üretmek zahmetli!


Banu Avar’ın yazısını okuduğumuzda yeni ne öğrendik?

Kusura bakmasın ama hiç… Koca bir hiç!

Yıllardan beri söylenen, üstüne binlerce sayfa kitap ve makale yazılan şeyleri yinelemiş Banu Avar…

Söyledikleri, dikkat çektiği şeyler yanlış mı peki?

Kesinlikle değil. Yerden göğe kadar da haklı… Ama çabasının hedefi yanlış… Banu Avar, “CHP’yi ‘sol’ zannedenlere, CHP’yi Atatürkçü zannedenlere” sesleniyor, ama bu görüşte olanlar zaten Banu Avar’ı ve onun gibi düşünenleri okumuyorlar ki? Banu Avar’ın seslendiği bu kişilere, bugüne kadar bu gerçekler hiç anlatılmadı mı sanki? Banu Avar’ın vurguladığı konular da hiç mi kitap ve yazı yazılmadı, konferans verilmedi, söyleşi yapılmadı? Salt Banu Avar’ın çabalarını bile alt alta yazsak sayfalar tutar… Peki sonuç?

Sıfıra sıfır, elde var sıfır… Bunca çabaya rağmen, yaşamsal önemdeki bir CHP kurultayı öncesinde bile, oturup ancak böyle yazı yazmaktan, bugüne kadar yüzlerce kez söylenenleri yinelemekten başka bir şey yapamazsınız işte... Banu Avar’ın bu yazısını, o kurultaya katılan ya da “yeni CHP” yönetimini destekleyenlerden kaçı okumuştur acaba?

Diyelim ki okudu… İyi de okusa ne yazar? Adam zaten CHP’ye tam da Banu Avar’ın eleştirdiklerini gerçekleştirmek için musallat olmuş. Bu tür emperyalizm uzantılarına destek verenler de cahil olduklarından değil, yeni CHP’den çıkar umduklarından, artık kendileri de o iktidar çorbasını biraz da olsa kaşıklamak istediklerinden ötürü Banu Avar’ın dillendirdiği gerçeklere kulak tıkıyor. O zaman Banu Avar’ın yaptığı gibi yazılar yazarak Y-CHP’lilere seslenmekle, duvara konuşmak arasında ne fark var?

Banu Avar, “CHP’yi ‘sol’ zannedenlere, CHP’yi Atatürkçü zannedenlere özeldir, bu yazı…” diyor. Diğer bir ifadeyle CHP’nin “sol” ve “Atatürkçü” olmadığı vurgulanıyor.

Çok doğru!

Ama Banu Avar’ı söylediklerine ikna olup CHP’nin “sol” ve “Atatürkçü” olmadığına kanaat getirecek olanlar ne yapacak peki?

Banu Avar, siyasi partilere bel bağlamamak gerektiğini dokunduruyor, ama Türkiye’de yerleşik seçmen davranışları ve vatandaşın politikaya yaklaşımı dikkate alınırsa, CHP’den “sol” ve “Atatürkçü” olmadığı için yüz çevirenler, en yakın “sol” ve “Atatürkçü” seçeneğe yönelmeyecekler mi sanki?

Peki, en yakın “sol” ve “Atatürkçü” seçenek hangisidir?

Şimdi bu soruyu Banu Avar’a sorsak, açık açık yanıt vereceğini sanmıyorum. Daha doğrusu özenle yanıtlamaktan kaçınacaktır bu soruyu… Ama Ulusal Kanal ve Aydınlık gazetesinin yayınları ve propagandası nedeniyle İşçi Partisi’nin CHP’ye alternatif bir siyasi oluşum olarak topluma sunulmaya çalışıldığı ve ulusal solcu kesimde önemli bir kesimin bu yanılsamanın tuzağına düştüğü de görülmektedir.

Tabii Banu Avar, adlı adınca adresi söylemiyor, söylemez de… Ama CHP’yi “sol” ve “Atatürkçü” olmadığı için eleştiren Banu Avar’ın, İşçi Partisi’ni eleştiren tek bir yazısını okumadım ben bugüne kadar… Siz okudunuz mu?

Bu partinin geçmişte Atatürk’e ve Kemalizm’e yönelik saldırıları ve hakaretleri, PKK ve Kürtçülük konusundaki tutumu hakkında Banu Avar’ın eleştirel tek bir satırı var mı gerçekten?

Denilebilir ki, “canım iyi söylüyorsun da geçmiş, geçmişte kaldı artık… Sen asıl bugüne bak! Bugün hiç de senin eleştirdiğin şekilde davranmıyor İşçi Partisi?”

Bu şekilde düşünenlere söyleyecek tek bir sözüm var:

Hadi oradan!

Öyle aylar öncesine gitmeye ne hacet, daha 18 Temmuz tarihli Aydınlık gazetesinde İP Genel Başkanı Doğu Perinçek’in yazdıkları ortada işte:

“Kürdümüz bütün Türkiye halkıyla Milli Hükümette olacak! Ankara’da bağımsızlık ve birlik iradesine sahip olan bir hükümet, her emekçi gibi, Kürt emekçisini ve halkını da, Türkiye’nin milli hükümet sistemine dâhil edecektir. Türkiye, Türkiye’den, Türkiye halkı tarafından yönetilecektir. Toprak ağalığı ve şeyhlik temizlenecek, Kürdümüz özgürleşecek ve yerel yönetimler, o yerin özgür halkının elinde olacaktır. Bu, adem-i merkeziyet ve özerklik değildir. Etnik temelde yönetim ve siyaset olmayacaktır. Yönetim, tam eşitlik ve gönüllü birlik temelinde, her kademede özgürleşen halkın olacaktır.”

Zaten yıllardan beri şu “Kürdümüz” lafı Perinçek’in dilinde… Peki, Banu Avar, bir kere bile olsun “kimdir bu Kürdümüz?” diye sormuş mu? Ya da “Türkiye halkı” lafının ne anlama geldiğini sorguluyor mu Banu Hanım? “Kürdümüz özgürleşecek” gibi bir amacı nasıl değerlendiriyor acaba? Banu Avar’a göre de “Kürdümüz özgür ve eşit” değil mi acaba?

CHP’yi “sol” ve “Atatürkçü” olmadığı için eleştiren ve uyarı yapan Banu Avar’ın, millette “sol” ve “Atatürkçü” olarak pazarlanan İşçi Partisi’nin sinsi Kürtçülüğüne karşı söyleyecek tek bir sözü yok mu?

“Atatürkçülük” ve “solculuk” Perinçek’in yaptığı gibi mi oluyor?

Belki Doğu Perinçek’in bu son yazısı Banu Avar ya da onun gibi düşünenler için yeterince dikkat çekici görünmeyebilir. O nedenle daha çarpıcı bir örnek verelim.

Aydınlık gazetesi Haziran ayı başında tescilli bir Kürtçüyü iki gün boyunca kamuoyuna “âkil adam” olarak pazarladı! PKK’nın yasal uzantısı Barış ve Demokrasi Partisi, BDP’nin Mersin-Akdeniz Belediye başkanı Mehmet Fazıl Türk idi bu kişi… Aydınlık gibi imkânları ve sayfa sayısı sınırlı olan bir gazete, 3 Haziran tarihli sayısında yayınladığı Mehmet Fazıl Türk ile yaptığı söyleşiye bir koca sayfa ayırdı. Bu BDP’linin “Suçum Türk’le Kürt’ü kaynaştırmak…” şeklindeki yalanlarına yer verildi gazetede…

İki gün sonra da aynı kişi, bu sefer de birinci sayfada, sürmanşette “âkil adam” olarak sunuldu topluma…

Peki, kimdi bu Mehmet Fazıl Türk?

Merak edenler “Aydınlık’ın Akil Adamı” başlıklı yazımı okuyarak bilgi sahibi olabilirler. (http://bellek2009.blogspot.com/2012/06/aydinlikin-akil-adami.html) Ama ben sizi zahmetten kurtarayım ve kısaca özetleyeyim:

Aydınlık gazetesinin millete “âkil adam” diye yutturmaya çalıştığı, “Suçum Türk ile Kürt’ü kaynaştırmak” ya da “ayrımcılık yapmadım” gibi laflarla pazarladığı Mehmet Fazıl Türk;

Siyasal yaşamı HEP, DEP, ÖZDEP, HADEP, DEHAP, DTP, BDP gibi PKK’nın yasal uzantısı partilerde görev alarak geçmiş…

PKK’nın emriyle yapılan “sivil itaatsizlik” eylemlerinin katılımcısı olmuş…

Terörist cenazelerine katılıp gözaltına alınmış...

Küçük çocukları polise taş atmak için örgütleyen PKK militanlarını resmi makam arabasına alıp kaçırmış…

PKK’nın televizyonu ROJ TV’nin seyredilmesi için Facebook sayfasında çağrı yapıp, ANF’nin ilanlarını yayınlamış...

Bir BDP belediye başkanı…

Ve işte bu BDP’li Belediye Başkanı Mehmet Fazıl Türk, “vatan-emek-namus” diye ortaya çıkan, “Kemalist devrimi tamamlayacağız” diyen Aydınlık gazetesi tarafından “âkil adam” ilan edildi, sanki sütten çıkmış ak kaşık gibi kamuoyuna sunuldu!

Peki, bugün CHP’yi “sol” ve “Atatürkçü” olmadığı için eleştiren Banu Avar’ın ya da ona yakın olan kimi internet sitelerinin Aydınlık’ın bu “akil adam” pazarlamacılığına karşı tek bir eleştirisi oldu mu?

Ben Banu Avar’ın, bu konuda Aydınlık’ı ve okurlarını uyarı mahiyetinde bile olsa birkaç satır yazmaya lütfettiğini anımsamıyorum. Banu Hanım’a yakın internet sitelerinde de Aydınlık’ın bu akil adam reklamcılığı görmezden gelindi. Oysa bunların hepsi “Mustafa Kemalci” değil mi? “Ulusal dava” diye hop oturup hop kalkmıyorlar mı?

Banu Avar, “CHP’yi ‘sol’ zannedenlere, CHP’yi Atatürkçü zannedenlere” uyarı amacıyla yazdığı yazıda “10. Yıl Marşı’yla salona girilecek, ‘Kuvvayi Milliye’ denecek ardından Diyarbakır il başkanı Kürtçe ‘yaşasın barış!’ diyerek devam edecektir! Herkesten fazla konuşmasına gerekçe olarak ‘ezilmiş Kürt kimliğini’ gösterecektir!” diyerek sergilenecek bir ikiyüzlülüğe dikkat çekmiyor mu? 

Peki, Aydınlık’ın ikiyüzlü tavrı karşısında neden susuyor Banu Avar?

Son birkaç yıldır CHP’de yaşananlar artık öyle ayan beyan ki, Banu Avar’ın ya da bir başkasının Y-CHP’nin “Atatürkçü” ve “sol” olmadığını söylemesi malumu ilan olmaktan öte bir anlam taşımıyor. Görünen köy kılavuz istemez ki… Mezarlıktan geçerken ıslık çalmak gibi kendi kendimizi avutmanın zavallı bir yoludur artık Y-CHP eleştirisi yapmak… Atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti.

Oysa CHP’deki bu gelişmelere tepkili olan bir kesim, Aydınlık grubunu ve İşçi Partisi’ni “Atatürkçü” ve “sol” zannederek ona yöneliyor. Onların ne tür “Atatürkçü” oldukları da geçmişleri ve bugünkü tavırlarıyla ortada işte… CHP konusunda yazıp çizen, konuşan Banu Avar ve onun gibi düşünen aydınlarımız ise, İşçi Partisi’nin sözde “Atatürkçülükle” gözlerden saklanmaya çalıştığı Kürtçü bakış açısı karşısında mezar gibi sessiz…

İlginç değil mi?

Evet, CHP, “Atatürkçü” ve “sol” değildir. Peki, PKK uzantısı kişileri “akil adam” ilan eden Aydınlık grubu mu Atatürkçüdür? “Kürdümüz” lafını diline pelesenk eden, “Kürdümüz özgürleşecek” diyen, “Türkiye halkı” gibi bir keşfe imza atan Perinçek mi Atatürkçüdür?

Böyle mi oluyor Atatürkçülük?

Bu mudur solculuk?

Banu Avar’ın ve diğer aydınlarımızın bu konularda söyleyecek tek bir sözü yok mu?

Aydınlık sözkonusu olunca Banu Avar, bir “suskun demokrat” olup çıkıyor her ne hikmetse…





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 308 ziyaretçikişi burdaydı!