Blog Sitem
  Egitim sisteminin iflasi
 

NE EKERSEN ONU BİÇERSİN…

2012 YGS sonuçları açıklandı. Ortaya çıkan tablo eğitim sisteminin iflas ettiğini gösteriyor. Seçmeli Kuran dersler, peygamberin hayatı, seçmeli Kürtçe dersleri gibi gerici ve bölücü adımlarla eğitimde sözde “reform” yapan siyasi iktidarın bu yıkım tablosu karşısında söyleyecek sözü var mı acaba?

AKP, 2002’de iktidara geldi. Diğer bir ifadeyle 10 yıldır iktidarda… 2007 ve 2011 seçimlerinde oyunu arttırdı, iktidarını güçlendirdi. Yapılan kamuoyu yoklamalarında, bugün bir seçim olsa yaklaşık her iki kişiden birinin yine AKP’ye oy vereceği görülüyor.

Peki, bu 10 yıllık süre içinde AKP kaç Milli Eğitim Bakanı değiştirdi?

Erkan Mumcu (Kasım 2002-Mart 2003)
Hüseyin Çelik (Mart 2003 – Mayıs 2009)
Nimet Çubukçu (Mayıs 2009 – Temmuz 2011)
Ömer Dinçer (Temmuz 2011 - …)

Görüldüğü gibi 10 yılık iktidarı boyunca AKP, 4 kere Milli Eğitim Bakanı değiştirdi. Bakan başına ortalama 2,5 yıl… Her gelen bakan, kendi kafasına göre bir şeyler yaptı, eğitim sistemi yap-boz tahtasına döndü. Sonuçta 2012 YGS sonuçları, iktidarın 10 yıldır eğitimde yaptıklarına dikilen tüydür!

Bugün doğru düzgün öğretmen yetiştiremiyoruz. Yetiştirilen öğretmenleri istihdam edemiyoruz. Ders kitapları da öğretmenler de öğrenim koşulları da berbat bir durumda… Öğrenciler sınıflarda balık istifi öğretim yapmak zorunda… Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre 126 bin 137 öğretmen açığı vardır. Öğretmensiz okullar vardır hâlâ… Ama parası olan “iyi” eğitim alıyor. Eğitim, artık alınıp satılan bir mal haline gelmiştir ülkemizde…


2012 YGS sonuçları, nasıl bir tablo ile karşı karşıya olduğumuzu acı bir şekilde gözler önüne seriyor.

ÖSYM’den yapılan açıklamaya göre, sınava 1 milyon 895 bin 476 aday başvurdu. Sınavı geçerli sayılan aday sayısı ise 1 milyon 837 bin 344… Ve sıkı durun, bu adaylardan 50 bin 805’inin puanı 0,5’ten küçük… O çok bilinen ifadeyle söyleyecek olursak “sınavda sıfır çektiler”! Örneğin 1 milyon 837 bin adayın 700 bini matematikten sıfır çekti!

Ama endişe verici olan 50 bin 805 adayın “sıfır çekmesi” değil, bu rakamın geçtiğimiz yıllara göre artış göstermesidir. Son üç yılın YGS sınav sonuçlarına göre “sınavda sıfır çeken” adayların sayısı şöyle:

2010 YGS: 14 156
2011 YGS: 38 269
2012 YGS: 50 805

Görüldüğü gibi son üç yılda sınavda sıfır çeken adayların sayısı yaklaşık 3,5 kat artmış. Sorumluları kutlamak gerek!

Denilebilir ki “sınavda sıfır çekmek istisnai bir durumdur. En kötülerin durumunu gösterir. Oysa bir de ‘en iyiler’ var. Onlara neden bakmıyorsunuz hiç?”

2012 YGS’de bütün soruları doğru yanıtlayan adayların sayısı umutlu olmamız için yeterli midir gerçekten? Örneğin;

TÜRKÇE sınavında 929 aday,
SOSYAL BİLİMLER sınavında 56 aday,
TEMEL MATEMATİK sınavında 1 316 aday,
FEN BİLİMLERİ sınavında 437 aday

soruların tamamını doğru yanıtlamıştır. Toplam 2738 aday… Bütün adayların yüzde 0,15’i… Kaldı ki soruların hepsini doğru yanıtlayan aday sayısı aslında daha azdır. Çünkü yukarıdaki tabloya göre bazı adaylar birden fazla sayılmıştır. Ama bu 2738 sayısını bile dikkate alsak, “sıfır çeken” 50 805 kişinin yanında oldukça sönük kalmıyor mu? Merak ediyorum, sınavda soruların hepsini doğru yanıtlayan adayların acaba kaçı devlet okulu öğrencisidir?

Açıklanan bütün veriler öğrencilerin her geçen yıl daha da başarısız olduğunu göstermektedir. Örneğin geçen yılla karşılaştıracak olursak, sorulara 4’ün altında doğru yanıt veren adayların sayısı da artmıştır. 2011 ve 2012 YGS’de sorulara 4’ün altında doğru yanıt veren aday sayıları şöyledir:

TÜRKÇE:
2012: 31 bin 249
2011: 15 bin 99

SOSYAL BİLİMLER:
2012: 253 bin 918
2011: 197 bin 703

TEMEL MATEMATİK:
2012: 870 bin 80
2011: 700 bin 800

FEN BİLİMLERİ:
2012: 1 milyon 260 bin 795
2011: 1 milyon 134 bin 899

Görüldüğü gibi geçen yıla göre başarısızlık oranı daha da artmıştır.

Sonuçta halimiz ortada işte… Peki, bu tablonun sorumlusu kimdir?

Eğitimin yönetiminde olanların hiç mi sorumluluğu yoktur? “Haylazlık etmeyip çalışsaydılar” diye suçu sıfır çeken ya da 4 doğruyu bile zorla yapan öğrencilere yıkıp sorumluluktan kaçmak mümkün müdür?

“Milli Eğitim Bakanı istifa etmelidir” demiyorum. Çünkü nasıl olsa böyle erdemli bir davranış sergilemeyecek, biz söylediğimizle kalacağız. Ayrıca sorun, Bakanın istifa etmesiyle çözülecek bir sorun da değildir. Örneğin Bakan istifa etse, yerine atanacak olan yenisinin, şimdiki bakanı aratacak niteliklerde olması yüksek olasılıktır! Öte yandan kısa vadede sonuç verecek bir çözüm olmadığını da unutmamak gerekir. Çünkü doğası itibarıyla eğitim zaten bugünden yarına sonuç alınacak bir etkinlik alanı değildir.

O zaman ne yapmalı?

Öncelikle öğrenci velilerinin şu hazin tablo karşısında duyarlı olmaları gerekir. “4+4+4” ya da seçmeli Kuran dersleri sorunun çözümü değildir, kimse kendini kandırmasın. Eğitimin alanının siyasilerin at oynattığı, siyasi çıkarların ve amaçların tarlası haline getirilmesine karşı tabandan yükselecek bir tepki dışında bugünden yarına yapılacak bir şey yoktur ne yazık ki…

Lise aşamasında bile çarpım tablosu ile sorunu olan ya da okuma problemi yaşayan öğrencilerin olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Bırakın öğrenciyi, ona bir şeyler öğretsin diye sorumlu kılınan öğretmenlerin çoğunun doğru düzgün, yazım hatası olmadan bir iki satır yazı yazamadığı bir gerçektir. Bu durumda sıfır çekenlerin sayısı önümüzdeki yıllarda daha da artacaktır. Ne ekersen onu biçersin çünkü…





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 438 ziyaretçikişi burdaydı!