Blog Sitem
  Ey Chpliler sabah kalktiginizda aynaya nasil bakiyorsunuz
 

EY CHP’LİLER, SABAH KALKTIĞINIZDA AYNAYA NASIL BAKIYORSUNUZ?

BDP 2. Olağanüstü Büyük Kongresi geçtiğimiz hafta sonu, Ankara’da, Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu'nda yapıldı. BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş kongrede yaptığı konuşmada Türkiye için önerdikleri özerk yönetim formülünü de açıkladı. “Türkiye coğrafyası büyük bir ülkedir. Tek bir merkezden tek bir parlamentodan, tek bir siyasi lider tarafından yönetilmesi demokrasinin ruhuna aykırıdır” diyen Demirtaş, taleplerini şöyle dile getirdi: 

“Biz, 15-20 bölgeden oluşmuş özerk yönetim bölgeleri, öneriyoruz. Bu etnik temelli bir bölge değil. Sosyoekonomik, kültürel durumuna göre 15-20 bölge olabilir. Bunun içinde özerk Kürdistan bölgesi veya bölgeleri de olabilir. Bütün partilere açık bir seçimle, demokratik şekilde gündeme gelecek parlamentolar tarafından yönetilsin, diyoruz.” 

Bundan daha demokratik bir temsil düşünülemeyeceğini ifade eden Demirtaş, 15-20 bölgelik bu özerklik kabul görmez ise sadece Kürt halkına yönelik özerklik taleplerinden vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi ve ekledi: 

“Bu saatten sonra BDP kabul etse bile, Kürt halkı başka bir formülü kabul etmeyecektir.” 


 
Ayrılıkçı Kürt milliyetçiliğinin, sözde “demokrasi” paketine sarılmış bu bölünme projesinin nelere gebe olduğu ayrı bir yazı konusu… Ne var ki bu önerilere en azından Meclis’te grubu bulunan diğer siyasi partilerin nasıl bir tepki göstereceğine daha yakından bakmak gerekir. 

AKP’nin “yerel yönetimler reformu” adı altında Türkiye’yi eyaletlere bölecek bir çalışma içinde olduğu ve bunu da yeni anayasayla Başkanlık sisteminin bir altyapısı olarak gerçekleştirmek istediği biliniyor. Bu niyete, CHP’nin de destek verdiği Avrupa Özerklik Şartı çerçevesinde hayat verilmeye çalışıldığı da ortada… 

Meclis’te artık hemen her konuda AKP’nin yanında yer alan MHP’nin, “eyaletlere bölünmüş Türkiye” projesine nasıl yaklaşacağı ise merak konusu… AKP’ye Suriye ile savaş tezkeresinde ve Erdoğan’ın 2015 Çankaya planının yürürlüğe sokulabilmesi için yerel seçimlerin erkene çekilmesinde destek veren MHP’nin, bu “eyaletlere bölünmüş Türkiye” planını kendi tabanına o kadar kolay kabul ettiremeyeceği açıktır. Ama yine de bu yönde Meclis komisyonlarındaki çalışmalarda kimin ne yapacağı hiç belli olmaz. Kapalı kapılar ardında neler oluyor neler… En nihayetinde siyaset böyle bir şey işte… 

Bütün bu olasılıklar bir yana, BDP’nin “15-20 bölgeden oluşmuş özerk yönetim bölgeleri” talebini CHP nasıl karşılıyor acaba? Hemen her fırsatta üniter-ulus devletten yana olduğunu söyleyen CHP’nin Genel Başkanı ve genel merkez yöneticilerinden, Selahattin Demirtaş’ın dile getirdiği “özerk yönetim bölgeleri” talebine yönelik tek bir tepki gelmedi bugüne kadar… Bu suskunluk, bir tür örtük destek, kapalı onay anlamına mı geliyor? 

Bu soruları soruyorum, çünkü şu anda CHP’nin Genel Başkan Yardımcılarından biri olan Sezgin Tanrıkulu’nun “15-20 bölgeden oluşmuş özerk yönetim bölgeleri” önerisini desteklediği biliniyor. 

Sezgin Tanrıkulu, 18 Mayıs 2009 tarihinde Milliyet gazetesinde yayınlanan röportajında “PKK’nın artık silahlı yönteme başvurmaya gerek kalmayacak siyasal hedefleri” olduğunu ve “artık bir bağımsızlık hedefi” bulunmadığını söylüyor ve Kürt sorununa kendi çözüm önerisi olarak Türkiye Barolar Birliği’nin 2001’de hazırladığı bir anayasa taslağını örnek gösteriyordu. Tanrıkulu şöyle diyordu: 

“Taslağın 126. maddesinde, mevcut 1982 Anayasası’nın 126. maddesinin yerine şu düzenleme öneriliyor: ‘Türkiye’nin idari yapısı ilçe, il ve bölge yönetimlerinden oluşur. Bölge yönetimleri bölgenin iktisadi, sosyal ve ekonomik olarak planlamasını yapar, ihtiyaçlarını yerinden karşılar.’ Gerekçe de özetle şöyleydi: ‘Türkiye, merkezden yönetilemeyecek kadar büyüdü. Türkiye, 20-25 bölgeye ayrılmalıdır.” 

Sezgin Tanrıkulu, 12 Haziran 2011 seçimleri öncesi paraşütle CHP’ye indirildi, milletvekili yapıldı, Kılıçdaroğlu tarafından da parti üst yönetimine alınıp “Genel Başkan Yardımcısı” koltuğuna oturtuldu. Ama bütün bu görüşleri bilinmesine rağmen, CHP kurultay delegeleri, Genel Başkan’ın işaret ettiği şekilde hareket edip kurultaylarda Sezgin Tanrıkulu için oy kullandı, onu parti yönetiminde tuttu. 

Bugün CHP Genel Başkan Yardımcılığı koltuklarından birinde, BDP’nin “15-20 bölgeden oluşmuş özerk yönetim bölgeleri” talebini destekleyen, hatta bu görüşü BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’tan yıllarca önce kamuoyuna ilan etmiş biri oturuyor işte... Ve bu duruma karşı CHP örgütünden de tabanından da çıt çıkmıyor. 

CHP üyelerinin ve seçmenlerinin, iki hafta sonra, 29 Ekim’de Cumhuriyet Bayramı’nı coşkuyla kutlayacaklarını, törenlere katılıp bayrak sallayacaklarını, 10. Yıl Marşı’nı şevkle okuyacaklarını, Anıtkabir’e gidip saygı duruşunda bulunacaklarını, her fırsatta Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini okuyarak Cumhuriyet’in koruyucusu ve bekçisi olduklarını haykıracaklarını biliyoruz. 

Ama aynı kişilerin, CHP Genel Başkan Yardımcılığı koltuğunda oturan bu “gizli BDP’li”ye ve bu kişiyi o makama getiren başta Genel Başkan olmak üzere parti kodamanlarına karşı tek bir tepki bile göstermeyeceklerini de biliyoruz! 

Türkiye, birkaç yıl sonra, Başkanlık sistemine geçip, “Başkan” adı verilen bir "tek adam"ın yönetimi altında, eyaletlere bölünmüş bir ülke haline geldiğinde, padişahlığı bile aratacak bir baskıcı yönetim cenderesi altında inlediğinde, hiçbir CHP’li çıkıp kimseye kızmasın! Bu çorbada sizin de tuzunuz var çünkü… 

Ulusal bayramlarda bayrak sallayarak Cumhuriyet’e sahip çıktığını sananlar, Tevfik Fikret’in “bir tatlı şifadır aldanmak” sözünü hatırlatır bir aymazlık içindedirler. CHP’nin direksiyonunda Sezgin Tanrıkulu gibi kişileri tuttuktan sonra, 29 Ekim’de gidip Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamak, 10 Kasım’da Anıtkabir’e çıkıp saygı duruşunda bulunmak ikiyüzlülüktür. 

Ey CHP’liler, sabah kalktığınızda aynaya nasıl bakıyorsunuz?





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 120 ziyaretçikişi burdaydı!