Blog Sitem
  Gozlerimiz
 

Renk körlüğü belirtileri, nedenleri ve tedavisi

Renk Körlüğü
Renk körlüğü tam olarak bir körlük değil, sadece renkleri yetersiz görme durumudur. Bu görme sorunu mavi ve sarı ya da kırmızı ve yeşil gibi belirli renkleri ayırt etmekte zorlanmaya neden olur.
Renk körlüğü (ya da daha doğru bir ifadeyle, renkli görme yetersizliği), erkekleri kadınlardan daha çok etkileyen kalıtsal bir sorundur. America Körlüğü Önleme kurumuna göre; erkekleri yaklaşık %8′i, kadınların ise %1′inden azı renkli görme sorunu yaşamaktadır.
Kırmızı ve yeşil renklerini görme yetersizliği en yaygın renk körlüğü çeşididir.
Bir insanın, kalıtsal nedenlerden dolayı mavi ve yeşil renklerini görme yetersizliği yaşaması daha nadir rastlanan bir durumdur. Mavi ve sarı renklerini görme yetersizliği erkek ve kadınları eşit olarak etkilemektedir.

Renk Körlüğünün Belirti ve İşaretleri

Renklerin mavi mi, sarı mı ya da kırmızı mı, yeşil mi olduğunu ayırt etmekte zorlanıyor musunuz? İnsanlar ara sıra size, gördüğünüz rengin düşündüğünüz renk olmadığını söylüyorlar mı? Eğer öyleyse, bunlar renkli görme yetersizliği yaşadığınızın ilk işaretleridir.


Elektirikçiler bu konuda çok dikkatli davranmak zorundadır. Elektrik kabloları renklerine göre kullanılır ve yanlış bağlantı büyük problemlere neden olabilir.
Yaygın bir inanışa göre, renk körü bir insanın sadece grinin tonlarını görmesi nadir rastlanan bir durumdur. “Renk körü” olduğu düşünülen pek çok insan renkleri görebilir, ama renkli görme yetersizliğinin çeşidine göre, bazı renkleri soluk görür ve diğer renklerle kolayca karıştırabilir.
Tüm renkleri görebiliyorken, bazı renkleri görmekte sorun yaşamaya başladığınız anda bir doktora görünmeniz gerekir. Ani ya da seviye seviye gelişen renkli görme kaybı, katarakt gibi gizli sağlık sorunlarının olduğu anlamına gelebilir.
Renk körlüğü testi, size renk körlüğünüzün çeşidini belirlemede yardımcı olabilir.

Renk Körlüğüne Ne Neden Olur?

Renk körlüğü, retinadaki ışığa duyarlı hücrelerin kişinin renkleri algılamasını sağlayan ışığın boyutlarına düzgün bir biçimde tepki verememesi durumunda oluşur.
Retinadaki fotoreseptörlere çubuklar ve koniler denir. Çubukların sayısı daha fazladır (bir insan retinasında ortalama 100 milyon çubuk bulunur) ve ışığa daha duyarlıdırlar, ama bu çubuklar renkleri algılama konusunda yetersizdirler.
Retinadaki 6-7 milyon civarındaki koniler renkli görme işlemini gerçekleştirirler ve maküla denen fotoreseptörler retina merkezinde bulunmaktadırlar. Fovea denen maküla merkezi ve bu minik (0.3 mmçapındadır) bölge, retinadaki en yüksek yoğunluktaki koni bölgesini oluşturur ve en ileri seviye renkli görme eylemini gerçekleştirir.
Kalıtsal renk körlüğü çeşidi genelde koni yetersizliğinden veya bulunmayışından kaynaklanır.
Renk körlüğüne neden olan kalıtım harici etkenler şunlardır:
Parkinson hastalığı. Parkinson hastalığı nörolojik bir bozukluk olduğu için, görmenin gerçekleştiği retinadaki görme sinirlerine zarar verebilir ve onların işleyişini bozabilir.
Katarakt. Katarakt ile meydana gelen doğal göz merceği gölgelenmesi renkli görme yetisini “tahrip” edebilir ve görüntüyü daha karanlık hale getirebilir. Neyse ki, katarakt ameliyatı ile, tahrip olan göz merceğini yapay bir intraoküler göz merceği ile değiştirmek ve düzgün bir renkli görüşe sahip olmak mümkün.
Epilepsi için tiagabin. Tiagabin olarak bilinen antiepileptik ilacı kullanan insanların %41′inin renkli görme kaybı yaşadıkları ortaya konmuştur. Buna rağmen, bu etki geçicidir.
Leber’in kalıtsal optik nöropatisi. Özellikle erkeklerde görülür. Bu optik nöropati türü diğer belirtileri taşımayan ama bir derece renk körlüğü yaşayan kişileri bile etkileyebilir. Kırmızı ve yeşil renkleri körlüğü özellikle bu durum ile bağlantılıdır.
Kallman sendromu. Bu kalıtsal durum, eksik ya da tam gelişmemiş cinsel organlara da neden olan hipofiz bezi bozukluğudur. Renk körlüğü bu sorunun belirtilerinden biri olabilir.
Renk körlüğü, yaşlanma ile birlikte gerçekleşen retina hücresi zedelenmesi ile de gerçekleşebilir. Beyindeki görme ile ilgili sinirlerin bulunduğu alanın zarar görmesi de renkli görme yetersizliğine neden olabilir.


Kalıtımın kırmızı ve yeşil renkleri körlüğüne etkisi

Bu kalıtsal renk körlüğüne (kırmız-yeşil), yaygın X-bağlantılı resesif gen neden olmaktadır.
Anneler X-X kromozom çifti taşıyıcısı, babalar ise X-Y kromozom çifti taşıyıcısıdır. Bebeğin cinsiyetinin belirlenmesi için hem anne hem baba kromozomlarını verir. X kromozomu çifti bir başka X ile birleştiğinde bebek dişi doğar. Ve bir X çifti Y ile birleştiğinde bebek erkek doğar.
Eğer X-bağlantılı resesif gen kaynaklı renk körlüğünüz varsa, ya annenizde renk körlüğü vardır ya da anneniz renk körlüğü geni taşıyordur.
Kalıtsal kırmızı ve yeşil renk körlüğü olan babalar X-bağlantılı genlerini kızlarına iletebilirler ama oğullarına iletemezler, çünkü bir erkek çocuk X-bağlantılı gen özelliklerini babasından alamaz.
Babasından aldığı genlerden dolayı kalıtsal renk körlüğü olan bir kız çocuğu, annesinde de renk körlüğü olması halinde bu geni çocuklarına aktarabilir. Eğer bir kız çocuğu X-bağlantılı özellikleri hem annesinden hem de babasından alırsa, kendisi hem renk körü hem de taşıyıcı olur.
Annesinden X-bağlantılı özellikler alan her erkek, renkli görme yetersizliğini taşır ve kırmızı ile yeşili ayırt etmekte zorlanır. Bir kız çocuğu renk körlüğünü çocuklarına iletebilir, ancak yalnızca hem annesinden hem de babasından X-bağlantılı gen alması durumunda bu sorunu yaşar. Renk körlüğünün erkeklerde kadınlardan daha fazla görülmesinin sebebi budur.


Renk Körlüğü Tedavisi & Stratejiler

Eylül 2009′da, Washington Üniversitesi ve Florida Üniversitesi tarafından yapılan araştırma sonunda, maymunlardaki renk körlüğünün gen tedavisi ile iyileştirildiği ilan edildi.
İlk bulgular umut vaat edici olsa da, bu gen tedavisinin güvenilirliği kanıtlanmadan insanlar üzerinde uygulanmamalıdır.
Şu anda renk körlüğünün herhangi bir tedavisi bulunmamaktadır. Ama bazı başa çıkma stratejileri size bu renkli dünyaya daha iyi uyum sağlama konusunda yardımcı olabilir.
Çoğu insan, çok fazla sorun yaşamadan renkli görme yetersizliğine adapte olabilmektedir. Ama grafik tasarım ve çeşitli renklerdeki elektrik kablolarını kullanmayı gerektiren uzmanlıklar, renkleri doğru şekilde algılamaya dayanır.
Eğer görme yetersizliğiniz farkına erken varabilirseniz, kendinize renkleri doğru algılamayı gerektirmeyen bir kariyer belirleyebilirsiniz.
Erken teşhis, okulda yaşanabilecek sorunların engellenmesini de sağlayabilir, çünkü pek çok eğitim aracı ağırlıklı olarak renkleri algılama üzerine kuruludur. Çocuğunuzun renkli görme yetersizliği varsa onun öğretmeni ile mutlaka görüşün. Bu sayede öğretmen derslerini ve sunumlarını farklı şekilde hazırlayabilir.
Bazı insanlar renk algılarını yükseltmek için, lens ve gözlük camı merceklerine de uygulanabilen özel mercekler kullanırlar. Bu tür mercekler, Amerika ve birkaç başka ülkede bulunan az sayıdaki göz doktorları tarafından sağlanabilmektedir. Eğer her zaman gittiğiniz göz doktoru size bu konuda yardımcı olamıyorsa, ondan sizi bu konuda yetkili birine yönlendirmesini isteyin.
Ayrıca, belirli renkleri ayırt etme yetersizliğiniz üzerinde çalışma da yapabilirsiniz. Örneğin, kıyafetlerinizin renklerinin karışmasını engellemek için onları düzenleyebilir ve etiketleyebilirsiniz. (Arkadaşlarınızdan veya ailenizden yardım isteyin!) Ve böylece kıyafetlerinizi renklerinden ziyade düzenleri ile ayırt edebilirsiniz. Bilinmesi gereken durumlardan biri, kırmız trafik lambasının üstte, yeşilin altta olduğudur.
Renkleri ayırt etme konusunda bir zorluk yaşamanız veya çocuğunuzda bu sorunun olduğunu fark etmeniz halinde mutlaka bir göz doktoru ile görüşün.
 

Fotofobi (Işık Hassasiyeti)

Fotofobi ya da ışık hassasiyeti, ışık intoleransıdır. Güneş ışığı, floresan ışığı ve ampul ışığı gibi kaynaklar rahatsızlık sebebi olabilir, gözlerinizi kısma ya da kapatma ihtiyacı duyarsınız. Işık hassasiyetine başağrısı da eşlik edebilir.
Işık hassasiyeti olan insanlar bazen sadece parlak ışıktan bile rahatsız olurlar. Bazı durumlarda herhangi bir ışık rahatsız edebilir.




Fotofobi’nin Nedenleri Nelerdir?

Fotofobi bir göz hastalığı değildir ancak gözleri rahatsız edebilecek enfeksiyon ya da enflamasyon (yanma) gibi birçok durumun belirtisidir.
Işık hassasiyeti gözleri direkt etkilemeyen virüse bağlı hastalıklar, şiddetli başağrısı ya da migren gibi hastalıkların temelini oluşturan bir belirti de olabilir.
Güneş ışığına ya da güçlü iç mekân ışığına karşı hassasiyetiniz varsa Corning ürünlerinden parlama kontrollü güneş gözlükleri size yardımcı olabilir.
Ayrıca açık renk gözlü insanların parlak güneş ışığının olduğu ortamlarda daha fazla ışık hassasiyeti olabilir çünkü koyu renk gözler sert ışığa karşı daha fazla pigment içerir.
Fotofobinin diğer yaygın nedenlerine kornea abrazyonu (saydam tabaka aşınması), uveit (inebe yangısı) ve menenjit gibi merkezi sinir sistemi bozukluğu dâhildir. Işık hassasiyetinin aynı zamanda ayrı bir retina, kontak lens rahatsızlığı, güneş yanığı ve refaktif cerrahi ile bağlantısı vardır.

Fotofobi genellikle; albinizm (göz pigmenti eksikliği), renk körlüğü (sadece gri olarak görmek), botulizm (gıda zehirlenmesi), rabi (kuduz hastalığı), civa zehirlenmesi, konjunktivit (göz neszlesi), kornea iltihabı ile kendini gösterir.
Genetik bir bozukluk olan KFSD (saçlarda ve kaşlarda dökülmeye neden olan kalıtsal bir hastalık) gibi bazı nadir hastalıkların fotofobiye neden olduğu bildirilmiştir. Belladonna (güzelavrat otu), furosemid (diüretik), sıtma ilacı, tetrasiklin ve doksisiklin gibi bazı ilaçların yan etkisi ışık hassasiyetine neden olabilmektedir.

Fotofobi Tedavisi

Işık hassasiyeti için en iyi tedavi nedeninin kaynağının bulunmasıdır. Tetikleyici faktör tedavi edildikten sonra fotofobi birçok durumda kaybolur.
Eğer ışık hassasiyetine neden olan bir ilaç kullanıyorsanız doktorunuza devam etmek istemediğinizi ya da ilacı değiştirmesini söyleyin.
Eğer doğal olarak ışık hassasiyetiniz varsa, güneş ışığından ve diğer sert ışık kaynaklarından uzak durun. Geniş kenarlı şapka ve ultraviole korumalı güneş gözlüğü kullanın.
Fotokromik (ışıkla renk değiştiren) lensler hafif güneş hassasiyeti için başka bir çözümdür. Bu lensler dışarıda otomatik olarak koyulaşır ve güneşin UV ışıklarını %100 bloke eder.
Parlak güneş ışıkları için polarize güneş gözlükleri kullanılır. Bu güneş lensleri parlamaya neden olan su, kum, kar, beton yolların yansımalarına ve diğer yansıtıcı yüzeylere karşı ekstra koruma sağlar.
Ayrıca kendi göz renginizdeki protez kontak lensler de kullanabilirsiniz. Protez kontak lensler göze giren ışığı azaltabilir ve gözlerinizin rahat etmesini sağlar.

Lens kullanımı ve dikkat edilmesi gerekenler

Lens Kullanıcıları İçin Öneriler
Pek çok insan lens kullanımına yabancıdır ve bu konuda biraz deneyim sahibi olan bazı insanların da kullanım kolaylıkları hakkında soruları olur.
Buradaki öneriler size günlük lens kullanımınızla ilgili yardımcı olabilir.

Lensim Ters mi Dönmüş?
Lens kullanamaya yeni başlamış kişilerin sorabileceği bir soru: “Lensimin ters dönüp dönmediğini nasıl anlayabilirim?


Lensinizi takarken yarım bir top şeklinde olması gerekir, çorba kasesi gibi değil.
İşin inceliği lensi parmağa yerleştirmekte ve aldığı çanak şeklini incelemektedir. Lensi doğrudan gözünüzün önüne getirin. Böylece çanak şeklindeki lensin bir tarafına bakarsınız.
Lens bir “U” şeklini alırsa ve üst kenarları dışa doğru bükülüyse lensiniz ters dönmüş demektir. Eğer sadece “U” şeklini alıyorsa doğru pozisyondadır.
Eğer tonlu lensler kullanıyorsanız, kullanacağınız yöntem lensi parmak ucunuza yerleştirmek ve ona yukarıdan bakmak olmalıdrı. Lensin kenarı çok mavi görünmelidir (veya yeşil, tonun kendisine bağlıdır); böyle olmazsa lens ters dönmüştür.
Bazı lenslerin de uç kısımlarında marka adı gibi lazerle işlenmiş işaretleri olur. Bu adı düzgün bir şekilde okuyabiliyorsanız lens ters dönmemiştir.
Ters dönmüş bir lensi gözünüze takmaktan endişelenmeyin. Lens size rahatsızlık verir, ancak gözünüze hiçbir zararı olmaz.

Lens Takmak

Lenslerinizi takmadan önce ellerinizi güzelce yıkayın, ancak lens yüzeyine yapışan esanslı ve yağlı sabunlar kullanmaktan kaçının. Özellikle de lanolin ve nemlendirici losyonlar içeren ürünler kullanmaktan kaçının.
Bazı göz doktorları, sağ ve sol göz için olan lensleri karıştırma ihtimaline karşı, her zaman ilk lensi aynı göze takmayı önermektedir.
Lens takma işlemine ilişkin diğer temel kurallar şunlardır:
Lensin sıkışma ihtimaline karşı solüsyon içeren lens kutusunu hafifçe sallayın. (Lensi parmağınız ile çekmeyi denemeyin yoksa zedeleyebilirsiniz.)
Lensi kutusundan çıkarın ve avucunua koyun. Lens solüsyonu ile iyice durulayın.
Lensi hemen hemen veya tamamen kuru olması gereken işaret ya da orta parmağınızın ucuna koyun.
Aynı anda diğer elinizin baş ve diğer parmaklarını kullanarak üst göz kapağınızı yukarı, alt göz kapağınızı da aşağı çekin.
İleri ya da yukarı bakarken – hangisi size daha kolay geliyorsa – lensi gözünüze yerleştirin. Ayrıca, lensi gözünüzün kulağa yakın olan beyaz kısmına yerleştirerek de takabilirsiniz.
Gözünüzü hafifçe kapatın, lensin yerleşmesini sağlaması için tam bir çember oluşturacak şekilde döndürün ve sonra kırpın.
Lensin gözünüzün tam ortasına yerleştiğinden emin olmak için aynaya yakından bakın. Eğer yerleştiyse lens gözünüzü rahatsız etmemeli ve görüşünüz açık olmalıdır.

Lens Çıkarmak

Lenslerinizi çıkarmadan önce ellerinizi her zaman yıkayın. Bu işlemi bir lavabonun önünde yapıyorsanız lavabo giderini temiz bir kağıt havlu ile kaplayarak lensin kazara düşmesine karşı önlem alın.
Yumuşak lensleri çıkarmak için, alt göz kapağınızı aşağı doğru çekerken yukarı ya da yana bakın. Bir parmağınız ile gözünüzün beyaz kısmı üzerinden lensi hareket ettirin. Bunu yaptıktan sonra işaret ve başparmağınızı kullanarak lensi hafifçe sıkıştırarak gözünüzden çıkarabilirsiniz.
Gözünüzü yanlışlıkla çizmemek ve gözünüze zarar vermemek için lens çıkartma konusunda ustalaşana kadar tırnaklarınızı kısa tutmanız daha iyi olur.

Avucunuzu açıp eğilerek ve gözlerinizi geniş bir biçimde açarak sert lensleri çıkarabilirsiniz. Diğer elinizin bir parmağı ile üst ve alt göz kapaklarınız arasındaki deriyi (gözün yan kısmı) gözleriniz geniş bir biçimde açıkken kulağınıza doğru çekin. Ardından göz kırpın. Lensin çıkması ve açık olan avucunuza düşmesi gerekir.
“Lens pompası” denen lens çıkarma cihazlarını göz doktorlarınızdan temin edebilir ve lense dokunup doğrudan çekerek lensi gözünüzden çıkarmak için kullanabilirsiniz. Bu tür cihazlarla sadece lense dokunduğunuzdan ve gözünüzün yüzeyine dokunmadığınızdan emin olun.
Lensin gözün arka kısmına “kaçması” konusunda mitler duyabilirsiniz, ama bu, gözü göz kapağının arka kısmına bağlayan zar nedeniyle imkansızdır.

Lensler ve UV Işınlar

Araştırmacılar ultraviyole (UV) ışınların katarakt oluşturduğunu belirtmektedirler. UV ışınlara çok fazla maruz kalmak ayrıca fotokeratitis denen bir duruma da neden olur.
Günümüzdeki bazı lenslerin UV-önleyici özellikler taşımasının sebebi budur. Bir lensin bu özelliğe sahip olduğunu çıplak gözle bakarak söylemek mümkün değildir – bu engelleyici özellik görüşün bozulmaması için şeffaftır. UV-önleyici özelliğin lenste bulunup bulunmadığını lens kutusunu inceleyerek veya doktorunuza danışarak öğrenebilirsiniz.
Çok önemli: UV-önleyici lenslerin güneş gözlüklerinin yerini tuttuğu söylenemez. Bir lens sadece korneayı kaplar, tüm gözü değil.
Buna rağmen, UV-önleyici lensler göz beyazının bir kısmını pinguekula ve pterji gibi oluşumların büyümesine karşı korumanıza yardımcı olur.
UV korumalı güneş gözlükleri, merceğinin boyutuna göre, gözün daha büyük bir kısmını ve yüzünüzün gözü çevreleyen bazı kısımlarını koruyabilir. UV-önleyici lenslerin ekstra koruma olarak güneş gözlüğü kullanımını tamamlaması için tasarlanmasının nedeni budur.

Göz Makyajı ve Lensler


Göz makyajı yapmadan önce lenslerini takın.

Göze makyaj yapmak rahatsız edicidir. Ama bunu lenslerle yapmak daha da zordur, çünkü makyaj malzemeleri lense kolayca yapışır ve kolay kolay durulanmaz. Gözlerinizin güzel görünmesi ve sizi rahatsız etmemesi için aşağıdaki tüyoları uygulayın:
Lenslerinizi makyaj yapmaya başlamadan önce takın. Ve lenslerinize dokunmadan önce ellerinizi iyice yıkayın ki lenslere herhangi bir yağ, krem ya da losyon bulaştırmayın.
Sadece alerjik olmayan makyaj malzemelerini kullanın. Almay ve Clinique markalarının göz dostu ürünleri bulunmaktadır, ama başka markalarda da bu tarz ürünler bulmanız mümkün.
Krem farların gözünüze bulaşması toz olanlara oranla daha zordur. Ama temas halinde kremlerin vereceği rahatsızlık daha büyüktür. Yağ bazlı olanlar yerine su bazlı kremleri tercih edin.
Tercihinizi tozdan yana kullanırsanız gözlerinizi uygulama sırasında kapalı tutun. Ardından, gözünüzü açmadan önce toz fazlalıklarını bir fırça ile alın.
Kirpikleriniz ile gözünüz arasına asla göz kalemi sürmeyin. Kirpiklerinizin sadece gözünüzden uzak olan kısımlarına göz kalemi sürün.
Makyajı çıkarmak için ellerinizi yıkayın ve kurulayın. Ardından makyaja değdirmemeye dikkat ederek lenslerinizi çıkarın. Son olarak, makyaj çıkartma malzemelerinizi kullanın.
Göz makyajı malzemelerinizi sık sık yenileyin – en azından her üç ayda bir. Eski makyaj ürünlerini kullanmayın, çünkü zaman içinde ürünün içine ve sonra da gözlerinize bakteriler dolarak enfeksiyona neden olabilir. Makyaj malzemesinin tuhaf kokması da eski olduğunu gösteren belirtilerden biridir. Ayrıca, göz makyajı malzemelerinizi başkaları ile paylaşmayın.
Göz alerjisi, nedenleri ve tedavisi

Göz alerjileri sıklıkla kalıtsal olarak görülür ve bu süreçle alakalı olarak diğer alerjik türlere karşılık ortaya çıkar.
Alerjik bir tepkime oluştuğu zaman gözleriniz zararlı veya zararlı olmayan maddelere karşı dahi aşırı tepki gösterebilir. Bu maddeler alerjen olarak adlandırılır.




Örneğin; çoğu kişiye zararsız görünen toz, alerjik bireylerde aşırı gözyaşı üretimine ve fazla hassas gözlerde mukus oluşumuna neden olmaktadır.
Alerjiler, göz nezlesi ve astım gibi diğer rahatsızlıkları tetikleyebilir. Burun ve göz alerjileri göz nezlesi olarak bilinen bir durum oluşturur.

Alerji Semptomları ve Belirtileri

Alerjilerin yaygın görünen belirtileri;
Kızaran, şişen, kaşınan gözler
Akan burun
Aksırma ve öksürme
Kaşınan burun, ağız veya gırtlak
Sinüs tıkanıklığından kaynaklanan başağrısı
Belli semptomların ötesinde, ayrıca yorgunluk hissedebilir ve uykusuzluktan yakınabilirsiniz.

Göz Alerjilerine Neler Neden Olur?

Gözünüze ve burnunuza bulaşan, havada bulunan çoğu alerjenler. Havadaki polen, küf, toz ve evcil hayvanların döküntüleri gibi alerjenler.
Diğer alerji nedenleri, belli yiyecekler veya arı iğneleri gibi genellikle göze hava yoluyla etki etmeyen alerji türleri. Ayrıca antibiyotik göz damlaları gibi belirli kozmetik ve ilaçlara karşı gösterilen ters tepkimeler göz alerjilerine neden olmaktadır.
Bazı insanların kuru gözleri sulandırmak için göz damlalarında kullanılan koruyuculara karşı alerjileri vardır. Bu durumda, koruyucu içermeyen ürünler kullanmanız gerekebilir.

Genel Göz Alerjisi Bakımı

Koruma: En yaygın “tedavi” göz alerjisine neden olacak durumlardan uzak durmaktır. Kaşınan gözler? Evinizi evcil hayvan döküntülerinden ve tozdan koruyun ve evcil hayvanların mobilyalara yaklaşmamalarını sağlayın. Havada aşırı polen varken klimayı açarak içeride oturun. Yüksek kalite ocak filtreleri kullanın bunlar yaygın alerjenleri tuzağa düşürür ayrıca filtreleri sıklıkla değiştirin.
Gözlerinizi alerjenlerden koruyacak gözlükler kullandığınızdan emin olun ve alerji döneminiz boyunca aracınızı camları kapalı olarak sürün.

İlaç tedavileri: Göz alerjilerinize neyin neden olduğundan emin değilseniz veya kaçınma şansınız yoksa gelecek adım muhtemelen semptomları azaltacak tedavi olacaktır.
Reçeteli ve reçetesiz ilaçların avantajları; örneğin, reçeteli ilaçlar daha güçlü ve etkiliyken reçetesiz ilaçlar genellikle ucuzdur.

Göz damlaları basit göz banyoları olarak mevcuttur ve içerik olarak bulunan aktif maddelerle iltihaplanmayı azaltır. Antihistaminler hava yoluyla bulaşan alerjenlerin semptomlarını azaltır. Kaşınan, sulu gözler, akan burun ve aksırma gibi. Dekonjestanlar kolay nefes almayı sağlamak için genizdeki şişlikleri azaltmaya yardımcı olur.


Sulanan, Kaşınan Gözler İçin Tedavi
Aşırı sulu gözlerin yaygın nedenleri alerjiler ve göz kuruluğu sendromu —- iki farklı problem
Alerjilerle birlikte vücudunuz salgılar üretir, gözleriniz sulanır burnunuz akmaya başlar .
Mantıksız görünse de göz kuruluğu gözlerde sulanmaya neden olabilir. Fakat bazen göz kuruluğu durumu gözyaşı bezlerinizi uyararak sulu bir madde üretip koruyucu bir tepki gösterir.

Dekonjestantlar kırmızılığı temizler. Gözdeki kan damarlarını küçülterek kırmızılığı azaltmaya yarayan vazokonstrüktör içerirler. Semptomu tedavi ederler ancak göz alerjilerinin sebep olduğu semptomları değil.
Gerçek şu ki geniş kapsamlı kullanımla kan damarları küçük kalmak için vazokonstrüktöre bağımlı kalabilirler. Göz damlalarına devam etmediğinizde damarlar ilk durumlarından daha büyük bir hâle gelecektir. Bu sürece kan hücumunun geri tepmesi denir ve sonuç olarak gözlerdeki kızarıklık daha da kötü bir hâl alır.
Bazı ürünler şişliği ve kızarıklığı azaltan mast hücre dengeleyici görevi gören bileşenler içerir. Mast hücre dengleyiciler antihistaminlere benzer. Fakat antihistaminler hızlı tedavi yönleriyle, mast hücre dengeleyiciler ise uzun süren tedavi yönleriyle bilinirler.
Antihistaminler ,dekonjestantlar ve mast hücre dengeleyiciler hap halinde mevcutturlar fakat haplar, göz damlaları ve jeller kadar hızlı sonuç vermezler.
Steroid yapıda olmayan antiinflamatuar göz damlaları şişikliği azaltıcı, iltihaplanmayı ve saman nezlesi olarak da bilinen kaynaklanan diğer semptomlar için reçete olarak verilir.
Ayrıca reçeteli kortikosteroid göz damlaları aynı rahatlamayı sağlayabilir. Ancak, stereoidler göz içi basıncını artırma (göz içi basıncı) gibi yan etkilerle ilişkilidir.
Steroidler, katarakt oluşumuna neden olarak gözün doğal lensine zarar vermeleriyle bilinirler.
Ürün etiketini kontrol edin ya da reçetesiz tedaviler için yan etkilerin yazdığı bir liste oluşturun. Reçeteli tedavi için doktorunuza danışın. Bazı durumlarda kombinasyonlu ilaçlar kullanılabilir.
Küçük miktarlarda enjekte edilen alerjenler bağışıklınızı güçlendirir ve bağışıklık tedavisinde fayda sağlayabilirsiniz.

Göz Alerjileri ve Kontakt Lensler

Başarılı bir kontakt lens kullanıcısı olsanız bile alerji dönemi rahatsızlık verebilir. Hava kökenli alerjenler lenslerinize zarar vererek rahatsız olmanıza neden olur. Ayrıca alerjenler gözlerinizi buğulandırmasına ve rahatsız olmasına neden olan gözyaşınızda aşırı doğal maddeler üreterek lensinize etki eder. Polen haritası alerji zamanlarını belirlemenize yardımcı olabilirler.
Göz doktorunuza göz damlalarının semptomları tedavi edebilirliğini sorunuz ve kontakt lenslerinizi temiz tutunuz. Belirli damlalar lenslere zarar vererek renklerinin gitmesine neden olabilir, böylece yeni bir ürünü denemeden önce danışmak gerekir.
Tek kullanımlık, gece atılan lensler de bir alternatiftir. Sıklıkla değiştireceğiniz için bu tür lensler rahatsız eden tortu birikmesine karşın alerji kaynaklı rahatsızlığı engelleyecektir.

Göz Alerjileri Bireysel Test


Lütfen göz alerjilerinin yaygın nedenleri için aşağıya göz atın.Göz alerjiniz olma ihtimaline karşı bu testi yapın. Gözünüzün bakıma ihtiyacı olmasına karşın sürekli doktorunuza danışın.

Ailenizde seyreden alerjiler var mı?
Gözleriniz sıklıkla kaşınıyor mu? Özellikle baharda polen döneminde?
Daha önce epidemik konjuktivit (göz nezlesi) teşhisinde bulunuldu mu ?
Kedi gibi belli hayvanlara karşı alerjiniz var mı?
Sıklıkla aksırma, kan birikmesi, öksürmeye karşı antihistamin veya dekonjestat alır mısınız ?
Havada polen varken ve iç mekanlarda klima önünde durduğunuz zaman gözleriniz kızarıp kaşınır mı?
Belirli kozmetikleri veya losyonları kullandığınızda veya keskin parfümlerin etrafında bulunduğunuzda gözlerinizde yaşarma oluyor mu?
Eğer bu soruların çoğuna evet dediyseniz, göz alerjiniz var demektir. Bir göz doktorundan randevu alarak en iyi tedavi sonucunu alabilirsiniz.

Glokom (Göz Tansiyonu) belirtileri, tedavisi

Glokom, göz içindeki basıncın (intraoküler basınç veya IOP) tehlikeli bir biçimde artması sonucu oluşan bir göz rahatsızlığıdır. Bu rahatsızlık görsel bilgileri beyine ulaştıran görme sinirlerine zarar verebilir.
Glokom tedavi edilmezse ya da kontrol altına alınmazsa önce periferal görme kaybına ve sonunda da körlüğe neden olabilir.
Glokom, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre (World Health Organization), dünya genelinde körlüğe en çok neden olan ikinci etkendir.





Glokom Belirtileri

Glokom genelde “sessiz görüş hırsızı” olarak adlandırılır, çünkü pek çok türü görüş kaybı meydana gelene kadar ne bir acı ne de bir belirti ortaya çıkarır.
Bu nedenle, glokom çoğu zaman fark edilene kadar, çeşitli seviyelerde görme kayıplarına neden olan, geri döndürülemez bir görme siniri zedelenmesine neden olur
Aniden ortaya çıkabilen akut dar açılı glokom belirtileri; bulanık görme, ışık etrafında ışık halkaları görme, şiddetli göz ağrısı, mide bulantısı ve kusma gibi belirtiler olabilir. Eğer bu belirtileri yaşıyorsanız, körlüğe engel olacak işlemlerin yapılması için, en kısa zamanda bir göz doktoruna veya acile gidin.

Glokom Teşhisi, Taramaları ve Testleri

Göz testleri sırasında intraoküler basıncınız veya IOP’niz tonometre cihazıyla ölçülür. Gözünüz damlalar ile uyuşturulur ve gözünüzün üstüne küçük bir mil yaslanır. Diğer tonometreler gözünüze hafifçe hava üfler.
Anormal derecede yüksek bir IOP okuması, gözde sıvı miktarı ile ilgili bir sorun olduğunu gösterir. Sorun gözün aşırı sıvı salgılaması ya da hiç sıvı salgılamaması olabilir.
Normalde, IOP 21 mmHg (milimetre cıva) altında olmalıdır – Bu, belirli bir bölgenin ne kadar güç harcadığını gösteren bir ölçü birimidir.
IOP 30 mmHg üstündeyse, glokom kaynaklı görme kaybı riskiniz, intraoküler basıncı 15 mmHg ya da daha az olan birinden 40 kat daha fazladır. Glokom tedavisinde kullanılan göz damlalarının IOP seviyesini düşük tutacak şekilde tasarlanmasının sebebi budur.
Diğer glokom gözlem metodlarında – lazer polarimetri taraması (SLP), optik tutarlılık tomografisi (OCT) ve aynı odaklı ostalmoskopi taraması gibi metodlarda – komplike imgeleme teknolojisi kullanılır. Bu yöntemin kullanılma sebebi, gözün görme sinirlerinin ve içsel yapılarının imgeleme başlama noktasını ve ölçümünü oluşturmaktır.
Ardından, belirli sürelerle, ilerleyen glokom rahatsızlığının verebileceği zarar artışına neden olabilecek değişikliklerin ortaya çıkmadığından emin olmak için ekstra imgeleme ve ölçümler alınır.
Görüş alanı testi, doktorunuza, glokom nedeniyle görüş kaybı yaşayıp yaşamadığınızı belirleme imkanı sunar. Bu test sırasında bir makineye bakarsınız ve periferal görüşünüzde yanıp sönen bir ışık fark ettiğinizde bir tuşa basarsınız. Görüş alanı testi, görme siniri zedelenmesinden dolayı kör noktalar oluşturmaya başlamadığınızdan emin olmak veya glokom kaynaklı görüş kaybının seviyesinin belirlenmesi için belirli aralıklarla tekrar tekrar yapılır.
Gonioskopi de, göz sıvısının sorunsuz bir şekilde boşalabildiğini tespit etmek için gerçekleştirilebilir. Gonioskopide, doktorunuza sıvı akışını kontrol eden ve bu nedenle intraoküler basıncı etkileyen gözün iç yapısını inceleme imkanı sunan biyomikroskoplu özel lensler kullanılır. Ültrason biyomikroskopi, göz sıvısı boşlama durumunu gözlemleyebilen bir başka tekniktir.

Glokom türleri

Kronik ya da birincil açık açılı glokom (POAG) ve akut dar açılı glokom iki temel glokom türüdür. İki durumdaki “açı” da, göz sıvısı akışını etkileyen akma açısını ifade etmektedir. Normal-tansiyonlu glokom, pigmenter, glokom, ikincil glokom ve kalıtsal glokom diğer glokom türleridir.
Birincil açık açılı glokom (POAG). Glokomu olan Amerikalıların neredeyse yarısı bunun farkında değildir. Bu yaygın glokom türü, hiçbir belirti göstermeden yavaş yavaş görme yeteneğini azaltır. Siz sorunun farkına vardığınızda, çoktan ciddi miktarda zarar görmüş olursunuz.
Eğer IOP seviyesi yüksek değerlerde seyrederse, tünel görüşü oluşana kadar POAG kaynaklı bir tahribat oluşur ve sadece tam karşınızda bulunan nesneleri görebilecek duruma gelirsiniz.

Dar açılı glokom. Dar açılı ya da sınırlı açılı glokom; göz ağrısı, baş ağrısı, ışık çevresinde ışık halkaları, gözbebeği genişlemesi, görüş kaybı, göz kızarması, mide bulantısı ve kusma gibi ani belirtiler yaratır.
Bu belirtiler birkaç saat sürebilir ve ardından tekrar ortaya çıkabilir. Her dalga daha fazla görüş kaybına neden olur.

Normal-tansiyonlu glokom. POAG gibi normal-tansiyonlu glokom (ayrıca normal-basınçlı glokom, düşük-tansiyonlu glokom ya da düşük-basınçlı glokom da denir) da bir açık açılı glokom türüdür ve görme siniri zedelenmesi kaynaklı görüş alanı kaybına neden olabilir. Ancak normal-tansiyonlu glokomda, IOP seviyesi normal değerlerde seyreder.
Ayrıca, görme sinirlerine zarar veren, belli belirsiz ve sürekli acı, tünel görüşü gibi belirtiler oluşana kadar fark edilemez.
Normal-tansiyonlu glokomun nedeni bilinmemektedir. Ancak birçok doktor, sebebin görme sinirlerine yeterince kan ulaşamaması olduğunu düşünmektedir. Normal-tansiyonlu glokom Japonlar, kadınlar ve/veya ailesinde damar hastalığı geçmişi olanlarda daha yaygındır.

Pigmenter glokom. Bu, gözün sıvı boşalma açısının, iristen kopan ve gözden akıtılan sıvı miktarını azaltan pigmentler yüzünden tıkanmasından kaynaklanan ve nadir görülen bir glokom türüdür. Tıkanmış açı nedeniyle zamanla oluşan iltihaplanma boşaltım sistemine zarar verir.
Pigmenter glokomda herhangi bir belirtinin farkına varmanız imkansızdır. Yalnızca alıştırma yaptıktan bir süre sonra bazı acıları ya da görüş bulanıklığını fark edebilirsiniz. Pigmenter glokom çoğunlukla 35-45 yaşlarındaki beyaz tenli erkekleri etkiler.

İkincil glokom. Bir göz yaralanmasından sonra meydana gelen kronik glokom belirtileri ikincil glokom rahatsızlığı anlamına gelebilir. Ayrıca göz enfeksiyonu, inflamasyonu, tümör veya katarakt kaynaklı göz merceği genişlemesi de ikincil glokoma neden olabilir.
Kalıtsal glokom. Doğuştan gelen bu glokom türü, glokom rahatsızlığı olan insanların %80′inde doğum anında da bulunmaktadır. Bu çocuklar, göz sıvısı boşaltma sistemi dar açılı ya da kusurlu olarak doğarlar.

Kalıtsal glokomu teşhis etmek çok zordur, çünkü çocuklar, onlara ne olduğunu anlayamayacağınız kadar küçüktürler. Çocuğunuz gözleri hareli, beyaz, bulanık, geniş ya da dışa çıkık ise göz doktorunuza başvurun. Kalıtsa glokom erkeklerde, kızlara oranla, daha çok görülür.



Glokom Tedavisi
Glokom tedavisi şiddetine bağlı olarak glokom ameliyatı, lazer ya da ilaç tedavisi olabilir. İlaç tedavisi ile göz damlası kullanımı düşük IOP seviyesinde, genellikle glokomu ilk kez kontrol almaya çalışılan hastalara uygulanır.
Glokom çoğu zaman ağrısız olduğu için insanlar, göz basıncını kontrol edebilen göz damlalarını kullanma konusunda disiplinli olmayabilirler ve göz hasarının artmasına neden olabilirler.
Hatta, ilaç tedavisinin uygulanmaması, glokom kaynaklı körlüğün temel sebebidir.
Eğer göz damlaları sizi rahatsız ediyorsa, doktorunuzla alternatif bir tedavi için görüşmeden bu damlaları kullanmayı bırakmayın.

Glokomdan Korunmak

Glokoma yakalanma riski azaltılabilir mi? Avrupa’da yapılan bir araştırmaya göre, egzersiz yapmak bazı insanlar için faydalı olabilir.
İngiltere’de yapılan araştırmalarda yüksek seviyeli fiziksel çalışmalar yapmanın, önemli bir glokom tetikleyicisi olan oküler perfüzyon basıncını (OPP) azaltabildiği keşfedildi. OPP, bir kişinin intraoküler basıncı ve kan basıncı hesaplanarak bulunan bir matematiksel değerdir.
Sonuçlar, 15 yıldır düzenli fiziksel egzersiz yapan insanların, glokoma neden olan düşük OPP değeri riskini taşıma ihtimallerinin %25 daha az olduğunu gösterdi.
Çalışmanın yazarı ve Londra Üniversitesi Oftamoloji Enstitüsü doktoru Paul J. Foster şunu açıklamıştır: “OPP’nin temel olarak Kardiyovasküler sağlığa göre şekillendiği anlaşılmıştır.” “Neden hakkında yorum yapamayız, ama hareketsiz bir yaşam tarzı ile glokom riskini arttıran faktörler arasında kesin bir ilişki bulunmaktadır”.
Dr. Foster’ın bahsettiği hareketli bir yaşam, glokom riskini azaltmak ve diğer ciddi sağlık problemlerinden uzak bir yaşam sürdürmek isteyen insanlar için etkili bir yöntem gibi görünüyor.

Miyopi (Uzağı görememe)

Uzağı görememe ya da miyopi, gözde görülen en yaygın refraktif sorundur ve son yıllarda daha da yaygınlaşmıştır.
Bu artışın nedeni tam olarak bilinmiyor olsa da pek çok uzman; nedenin miyopiye genetik yatkınlık ile göz yorgunluğuna neden olan bilgisayar kullanımı ve yakına odaklanarak yapılan işlerin artması ile birleşmesi olduğu görüşündedir.
Miyopi Belirtileri ve İşaretleri
Eğer uzağı görememe sorunu yaşıyorsanız, yol işaretlerini ve uzaktaki nesneleri görmekte sorun yaşıyor, ama okuma, bilgisayar kullanma gibi etkinlikleri gerçekleştirmekte zorlanmıyorsunuzdur.




Miyopinin diğer işaret ve belirtileri; şaşılık, göz yorgunluğu ve baş ağrısıdır. Araç kullanırken ya da spor yaparken yaşanan bitkinlik hissi de düzeltilmemiş uzağı görememe rahatsızlığının bir belirtisi olabilir.
Gözlük ya da lens kullanırken bu işaret ya da belirtileri yaşıyorsanız, optometri uzmanınız ya da göz doktorunuzla görüşüp daha yüksek numarala ihtiyacınızın olup olmadığını anlamak için muayene olabilirsiniz.

Miyopiye Ne Neden Olur?
Miyopi; kornea ve göz merceğine odaklanılması ile ilgili olan göz küresi uzunluğu durumunda ortaya çıkar. Bu, ışığın retina yüzeyine dağılması yerine sadece bir noktaya düşmesine neden olur.
Uzağı görememe soruna, kornea ve/veya göz merceğinin göz küresi için fazla kıvrımlı olması da neden olur. Bazı vakalarda, miyopi bu etkenlerin bir bileşiminin sonucudur.
Miyopi genellikle çocuklukta başlar ve ebeveynleri arasında miyop olan kişiler daha büyük bir risk altındadır. Çoğu vakada, ergenliğin ilk yıllarında müdahale edilen miyopi durur, ancak bazen yaşın ilerlemesi ile miyopi de ilerlemeye devam eder.

Miyopi Tedavisi
Uzağı görememe sorunu gözlük, lens veya refraktif cerrahi ile düzeltilebilir. Miyopinizin derecesine göre, gözlük ya da lenslerinizi sürekli ya da sadece açık bir mesafe görüşüne ihtiyaç duyacağınız; araç kullanma, sınıf tahtasına bakma ya da film izleme gibi durumlarda kullanmanız gerekebilir.
Uzağı görememe sorunu yaşıyorsanız, gözlük ya da lens raporunuzun ilk numaraları (“dereceleri”) eksi işaretli (-) olacaktır. Numara yükseldikçe uzağı görme kabiliyeti azalır.
Refraktif cerrahi gözlük ya da lens ihtiyacınızı azaltabilir ya da tamamen ortadan kaldırabilir. En yaygın işlemler eksimer lazer ile gerçekleştirilmiştir.
PRK (fotorefraktif keratektomi) uygulamasında, lazer ile kornea dokusundaki bir katman kaldırılır, kornea düzleştirilir ve ışığın retinaya daha doğru bir biçimde gelmesi sağlanır.
LASIK uygulamasında – en yaygın refraktif işlemdir – kornea yüzeyi üzerinde ince bir flep oluşturulur, lazer ile kornea dokusunun bir kısmı kaldırılır ve daha sonra flep eski yerine tekrar koyulur.
Bunların dışında, cerrahi olmayan ortokeratoloji işlemi vardır. Bu işlemde, gece yatarken uyurken gözünüzde kalacak, gözü şekillendiren, özel, sert, gaz geçirimli (RPG ya da GP) lensler takarsınız. Sabah lensleri çıkardığınızda gözleriniz yeni şeklini korur, bu sayede gözlük veya lens kullanmadan gün boyunca açık bir görüşe sahip olursunuz.
Kornea refraktif terapisi olarak adlandırılan ortokeratoloji ve GP lens işleminin hafif miyop sorunlarını geçici olarak düzelttiği kanıtlanmıştır. Her iki işlem de, LASIK için çok genç olan ve başka sebeplerden dolayı refraktif cerrahiye uygun olmayan adaylar için iyi alternatiflerdir.
Fakik IOLs olarak bilinen yerleştirilebilir lensler, özellikle miyop seviyesi yüksek ya da korneası normalden daha ince olan kişilerin miyopisini düzeltmenin bir başka cerrahi yoludur. Bu yöntemin, LASIK ya da diğer lazer işlemlerine oranla, komplikasyon riski daha yüksektir.
Fakik IOLs lensler normal lens gibidirler, ancak göze ameliyatla yerleştirilirler ve genellikle gözde sürekli olarak kalırlar. Yani hiç bakım gerektirmezler. Katarakt ameliyatında kullanılan IOLs’un tersine, fakik IOLs lensler gözün doğal merceği ile değiştirilmez. Bu işlemde göz merceğine dokunulmaz.

Miyopiyi Kontrol Etmek
Gün geçtikçe daha fazla insan uzağı görememe sorunu yaşıyor ve bu sorunu çocuklukta teşhis edip ilerlemesini engelleme yolları bulunmaya çalışılıyor.
Çocuklara bifokal gözlükler, varifokal ve gaz geçirgenliği olan lensler kullandırmak gibi farklı teknikler uygulandı.
Son zamanlarda Yeni Zelanda’da yapılan bir araştırma, özel olarak tasarlanan “çift odaklı” lensler ile çocuklarda miyopiyi kontrol altına almaya yönelik ümit vadeden bir sonuç ortaya çıkardı. Deneysel lensler göz merceğinin ,merkezi ile karşılaştırıldığında, özellikle çevresine daha çok etki etmektedir ve bu “çevre defokusu” sayesinde, miyopinin ilerlemesine neden olan göz merceği genişlemesinin giderilebileceği düşünülmektedir.
2011 yılında yayınlanan bir araştırma, bir gözünde deneysel lens, diğerinde ise standart yumuşak lens olan 11-14 yaşları arasındaki miyopi rahatsızlığı olan çocukların %70′inde, bu çift odaklı lensin olduğu gözdeki miyopinin %30 kadar azaldığı ortaya konmuştur.
Çift odaklı lensler şu anda A.B.D’de kullanılmamaktadır. Bu lenslerin çocuklardaki etkisi artırılmaya çalışılmaktadır.

Dejeneratif Miyopi
Miyopi çoğu vakada ufak bir rahatsızlıktır ve göz sağlığı için neredeyse hiçbir tehlike oluşturmaz. Ama miyopi bazen çok fazla ilerleyebilir ve dejeneratif durumlara neden olabilir.
Dejeneratif miyopi (kötü niyetli ya da patolojik miyopi de denir), kalıtsal olduğu düşünülen ve genellikle çocuklukta ortaya çıkan nadir görülen bir durumdur. Amerikalıların %2′si dejeneratif miyopi sahibidir ve bu miyopi çeşidi yasal körlük seviyesine gelinmesinin temel sebebidir.
Kötü niyetli miyopide göz küresinin uzaması aniden gerçekleşebilir ve miyopinin hızla ilerlemesine, körlüğe neden olabilir. Bu soruna sahip olan insanlar özellikle Retinal ayrışma ve kan damarlarının anormal biçimde büyümesi (neovaskülerizasyon) nedeniyle gerçekleşen göz kanaması gibi başka rahatsızlıklar yaşayabilirler.
Dejeneratif miyopi katarakt riskini de artırabilir.
Dejeneratif miyopi komplikasyonlarının cerrahi tedavisi, fotodinamik tedavi adı verilen, ilaç ve lazer uygulamalarının bir kombinasyonunu içermektedir. Bu yöntem ayrıca maküler dejenerasyon tedavisinde de kullanılmıştır.
Ayrıca, son zamanlarda yapılan bir çalışmada, 7-methylxanthine (7-mx) adlı ağızdan alınan bir ilacın, 8-13 yaşları arasındaki miyop çocuklardaki göz uzamasını yavaşlatabildiği bulunmuştur. Bu tarz çalışmalar, zaman içinde, dejeneratif miyopi için etkili bir tedavi bulunmasını sağlayacaktır.

Hipermetropi (Yakını görememe)

Hipermetropi ya da yakını görememe, nüfusun dörtte birinde görülen, yaygın bir görme bozukluğudur. Hipermetrop olan insanlar uzaktaki nesneleri iyi bir biçimde görürler, ama yakınlarındaki nesnelere odaklanmakta zorluk yaşarlar.

Hipermetropi Belirtileri ve İşaretleri
Yakını göremeyen insanlar, yakın mesafeye odaklandıkları işler yaptıkları bazı zamanlarda baş ağrısı ya da göz yorgunluğu yaşayabilirler ve şaşı bakabilir ya da kendilerini yorgun hissedebilirler. Gözlük veya lens kullanırken bu belirtileri yaşıyorsanız yeni bir göz muayenesine ve numaralara ihtiyacınız olabilir.

Hipermetropiye ne neden olur?
Bu görme bozukluğu, ışığın retina üzerine değil de, retina altına düşmesi durumunda ortaya çıkar. Yakını görme zorluğu yaşayan insanların göz küreleri normalden daha küçüktür.




Pek çok çocuk hipermetrop olarak doğar, ama zamanla göz küresi büyüyenlerde bu bozukluk kendiliğinden “düzelir”.
İnsanlar bazen hipermetropiyi, yakını görememe sorununa farklı sebeplerden dolayı neden olan presbiyobi ile karıştırırlar.

Hipermetropi Tedavisi
Yakını görememe sorunu gözlük veya lens aracılığıyla ışığın göze düşme açısı değiştirilerek tedavi edilebilir. Gözlük ya da lens numaralarınız +2.50 gibi artı numaralarla başlıyorsa hipermetropsunuzdur.
Gözlük ya da lenslerinizi ya her zaman ya da sadece okurken, bilgisayar kullanırken veya yakına baktığınız bir işi yaparken kullanmanız gerekebilir.
LASIK ya da CK gibi refraktif cerrahi işlemleri hipermetropiyi düzeltmenin bir başka yoludur. Ameliyat; gözlük ya da lens kullanma zorunluluğunuzu azaltabilir ya da ortadan kaldırabilir. Kornea işleyişini ve naklini içeren araştırmalar gelecekte hipermetropiyi düzeltmeye yönelik yeni yöntemler oluşturabilir.
 

Göz seğirmesi nedir? Neden olur? Nasıl geçer?

Göz seğirmesi, göz kapağı tikleri ve kasılmaları oldukça yaygındır. Genelde gözlerden birinin alt kapağında görülür, ama üst göz kapağı da seğirebilir. Pek çok göz seğirmesi anlıktır. Kısa bir süre olur ve biter, ama haftalarca, hatta aylarca sürenleri bile vardır.
Bir keresinde, bir hastamın eşinden, alt göz kapağının birkaç haftadır seğirdiğini ve bu durumun kendisini delirttiğini belirten e-posta aldım. Yardım edebilir miydim?
Göz seğirmesine bir çözüm bulabilmemiz için, bu sinir bozucu sorunun esas sebebini belirlememiz gerekiyor. Doktor dilinde miyokimi (adele seğirmesi) denen, gözde oluşan ve dalgalanan bu kas kasılmalarının sebepleri şunlar olabilir:


Stres
Yorgunluk
Göz yorgunluğu
Alkol
Göz kuruluğu
Dengesiz beslenme
Alerjiler
Kafein
Bir anlık göz kapağı seğirmesi genellikle iyi huyludur, durumun ciddi olmadığı veya tıbbi bir sorunun işareti olmadığı anlamına gelir.
Buna rağmen, bu tarz bir göz kapağı seğirmesinin tedavisi bile zor olabilir. Göz seğirmesini durdurmanın tek yolu, sorunun sebebi bulmak ve tedavi etmek olabilir.
Göz seğirmesinin daha ciddi örneklerine, azblefarospazm ve orofasiyel diskinezi gibi nörolojik durumlar neden olmaktadır. Bu durumlar çok nadir yaşanır ve yaşandığında da bir göz doktoru tarafından teşhis edilip tedavi edilmelidir.

Gözüm Neden Seğiriyor?
Stres: Çok stresli olduğumuz zamanlarda hepimizin vücudu birbirinden farklı tepkiler verir. Göz seğirmesi, özellikle de göz yorgunluğu gibi görüş sorunları ile ilişkili olduğunda stresin bir işareti olabilir (aşağıya bakın). Stres nedenlerini azaltmak göz seğirmesini durdurabilir.

Göz kapağınız seğirirken, hareketi abartan bu animasyondaki gibi, herkesin bunu görebildiğini hissedebilirsiniz. Aslında, kasılma diğer insanların fark edemeyeceği kadar hafif olur.
Yorgunluk: Stresten ya da başka sebeplerden kaynaklanan uyku eksikliği, göz kapağı kasılmalarını tetikleyebilir. Düzenli ve yeterli uyumanın yardımı olabilir

Göz yorgunluğu: Görüşle ilişkili stres, yeni bir gözlüğe ihtiyacınız olduğunda ortaya çıkabilir. Belki de gözleriniz, göz kapağı seğirmesini tetikleyecek kadar çok zorlanıyordur.
Bilgisayar, tablet ve akıllı telefon gibi cihazları aşırı derecede kullanmak da görüşle ilişkili stresin yaygın bir nedenidir.
Eğer göz kapağı seğirmesi sorununuz sürekli ise ve sinir bozucuysa (hastamın eşinde olduğu gibi), bir göz testi yaptırmalısınız, çünkü daha düzgün bir görüş yeteneğine ihtiyaç duyuyor olabilirsiniz. Eğer bilgisayar başında çok fazla zaman geçiriyorsanız, bilgisayar kullanırken takmak için bir gözlük alma konusunu da konuşmalısınız göz doktorunuzla.

Kafein ve alkol: Pek çok uzman, çok fazla kafein ve/veya alkol tüketiminin göz seğirmesini tetikleyebileceğine inanmaktadır. Eğer kafein (kahve, çay, gazlı içecek vb.) ve/veya alkol tüketiminiz arttıysa, azaltmak işe yarayabilir.
Göz kuruluğu: Yaşlı nüfusun yarısından fazlası, yaşlanmaya bağlı göz kuruluğu yaşamaktadır. Göz kuruluğu ayrıca, bilgisayar kullanan, bazı belirli ilaçları alan (antihistamin, antidepresan vb.), lens takan ve kafein ve/veya alkol tüketen insanlarda sıkça görülür. Yorgun ve baskı altında olduğunuzda da göz kuruluğu yaşayabilirsiniz.
Böyle bir durumda yapılabilecek en iyi şey göz doktorunuzla görüşmek olacaktır, çünkü göz kuruluğunun farklı birçok tedavisi bulunmaktadır.

Dengesiz beslenme: Bazı raporlar ortaya koyuyor ki, magnezyum gibi vücudun ihtiyaç duyduğu bazı besinlerin eksikliği göz kapağı kasılmalarını tetikleyebilmektedir. Bu raporlar bilimsel kanıtlar barındırmak açısından biraz zayıf olsalar da, göz kapağı seğirmesinin nedeni olabilecek bu durumu göz ardı edemem.
Bir besinin eksikliğinin sizi etkilediğinden şüpheleniyorsanız, rastgele bir besin desteği satın almak yerine, bir uzman tavsiyesi almak için aile doktorunuzla görüşün.

Alerjiler: Gözünde alerji olan insanlar göz kaşınması, şişmesi veya sulanması yaşayabilirler. Gözlerin ovulması, göz kapağı dokularına ve gözyaşına histamin salınmasına neden olur. Bu çok önemlidir, çünkü bazı vakalar göstermiştir ki; histamin, göz kapağı seğirmesine neden olmaktadır.
Bazı doktorlar, bu tarz göz kapağı seğirmelerini önlemek için antihistamin göz damlaları veya tabletleri önermektedirler. Ama antihistaminlerin göz kuruluğuna neden olabileceklerini de unutmayın. Gözleriniz için en doğru olan şeyi yaptığınızdan emin olmanın en iyi yolu, tedaviye göz doktoru ile birlikte karar vermektir.

Göz Seğirmesi Tedavileri
Nadir olarak görülen bazı vakalarda, göz seğirmesi bir türlü giderilemez. Bu tarz göz seğirmelerinin bir kısmı, kas kasılmalarını durduran Botoks enjeksiyonu bile başarılı bir biçimde tedavi edilebilmektedir. Göz seğirmesi yüzünüzün yarısını ya da göz kapaklarınızın kapanmasına neden olacak kadar tüm gözünüzü etkiliyorsa, uygun teşhis ve tedavi için doktorunuzla görüşün.
Hastamın eşinin gözlerinin seğirmesine ne mi neden oluyordu? Sorunun, göz kuruluğu ve yanlış lens kullanımından kaynaklandığı ortaya çıktı. Neyse ki, ona göz kuruluğu yaşayan insanlar için özel olarak dizayn edilmiş bifokal (çift odaklı) lens reçetesi yazarak, onun bu sinir bozucu sorununu çözdüm.

Göz yanmasının belirtileri ve olası nedenleri



Göz yanması ile ortaya çıkabilecek diğer belirtiler nelerdir?
Göz yanması; tanımlanmamış durumlar, hastalıklar veya bozukluklardan kaynaklanan başka belirtilerle birlikte de görülebilir. Göz yanmasına neden olan durum, vücudun diğer bölümleriyle de ilgili olabilir.
Göz yanması ile ortaya çıkabilecek diğer belirtiler
Göz yanmasıyla birlikte görülebilecek, gözle ilgili diğer belirtiler şunlardır:
Göz akıntısı
Göz kuruluğu
Göz kaşıntısı
Göz kızarması, yaralanması (kan çanağına dönmüş gözler)
Göz sulanması
Göz yanması ile ortaya çıkabilecek nazal belirtiler
Göz yanmasıyla birlikte görülebilecek nazal belirtiler şunlardır:
Burun arkası akıntısı
Burun akıntısı
Hapşırma
Burun tıkanıklığı ya da nazal tıkanıklık

Ciddi bir durum olabileceğini gösteren belirtiler
Eğer yanınızda, aşağıdaki belirtilerden herhangi birini göz yanması ile birlikte yaşayan biri varsa veya sizde bu belirtiler varsa acil olarak tıbbi yardım alın (112′yi arayın):
Göz kanaması
Bulanık ya da çift görmek
Göz akıntısı
Göz ağrısı
Görüş kaybı veya görüşte değişiklik
Parlamalar görmek
Hareket eden cisim ya da noktalar görmek

Göz yanmasına ne neden olur?


Göz yanmasının olası pek çok sebebi vardır. En yaygın nedenlerden bazıları; tütün ürünlerinin dumanı, kirli hava, toz ya da evde bulunan beyazlatıcı, sabun, şampuan gibi çevre kaynaklı kirliliklere maruz kalmaktır. Yüzme havuzlarındaki klor da gözlerinizi yakabilir. Aşırı derecede kuru olan soğuk ya da sıcak havalar da göz yanmasına neden olabilir. Bir lensi tavsiye edilenden daha uzun süre kullanmak gözlerinizi yakabilir.

Alerjiler, göz yanmasına neden olan iltihaplara neden olabilir. Göz kapaklarını ve gözün beyaz kısmını kaplayan zar iltihaplanmasının nedeni olan konjonktivit iltihabına, alerjiler ya da enfeksiyon, virüs ve diğer küçük organizmalar neden oluyor olabilir. Grip ya da nezle gibi üst solunum yolu enfeksiyonları da göz yanmasına neden olabilir.

Göz yanmasının çevresel nedenleri
Göz yanmasına neden olabilecek çevresel nedenler şunlardır:
Kuru hava
Toz
Küf
Evcil hayvan kepeği
Polen
Kirli hava
Duman

Göz yanmasının kimyasal nedenleri
Maruz kalındığında göz yanmasına neden olabilen kimyasallar şunlardır:
Evlerde bulunan temizlik maddeleri
Makyaj malzemeleri
Kremler
Şampuan
Sabun
Yüzme havuzlarında bulunan klor

Göz yanmasına neden olan hastalıklar
Göz yanmasına neden olabilecek enfeksiyonlar ve iltihaplar şunlardır:
Alerjiler
Konjonktivit iltihapları (göz bölgesinin iltihaplanması)
Nezle ya da grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonları

Göz yanmasına neden olan ciddi ya da hayati nedenler
Göz yanması bazı durumlarda, acil müdahale gerektiren, ciddi ya da hayati sorunların belirtisi olabilir. Bu sorunlar şunlardır:
Periorbital deri altı iltihapları (göz kapaklarının iltihaplanması ya da göz çevresindeki dokularda yumuşama
Üvea ve iritis (gözün yapısında meydana gelen iltihaplar)

Göz yanmasının nedenini belirlemeyi sağlayan sorular
Doktorunuzun ya da pratisyen hekiminizin, durumunuzu belirlemek için size sorabileceği göz yanmasıyla ilgili sorular şunlardır:
Gözünüzde yanma olduğunu ilk ne zaman hissettiniz?
Işığı duyarlı mısınız?
Görüş yeteneğiniz azaldı mı?
Lens kullanıyor musunuz?
Gözünüzde ağrı var mı?
Burun tıkanıklığı ya da burun arkası akıntısı gibi başka sorunlarınız var mı?
Gözünüzde akıntı oluyor mu?

Göz yanmasının olası komplikasyonları nelerdir?
Sürekli yaşanan göz yanması, gözde bir alerji veya enfeksiyon olduğunu gösteriyor olabilir. Esas sorun tespit edildiğinde, aşağıdaki komplikasyonları yaşama riskini azaltmak için doktorunuzla birlikte belirleyeceğiniz tedavi planına harfiyen uymanız çok önemlidir:
Görüş yeteneği kaybı
Enfeksiyon yayılması

Göz kuruluğu için 6 kişisel önlem

Kuruyan gözlerinizi rahatlatın
Göz kuruluğu küçük bir sorun gibi gözükebilir , fakat büyük bir rahatsızlığın başlangıcı ya da nedeni olabilir.Gözlerinizde kumlanma, kaşınma, batma, göz yanması ve ağrı hissedebilirsiniz bazen görmenizde bulanıklaşabilir.Neyseki bir kaç basit ipucu ile gözlerinizi sahra çölü gibi kuru olmaktan koruyabilirsiniz.
1. Yapay Gözyaşı Kullanımı: 



Yapay gözyaşı, gözde yeterince doğal gözyaşı olmamasından kaynaklanan göz kuruluğu rahatsızlığına karşı sizi önemli ölçüde rahatlatır. Gözyaşı yerine geçen ürünler, reçetesiz olarak, damla, jel, jel dolgusu ve merhem olarak bulunmaktadır. Eğer yapay gözyaşını günde dört defadan fazla kullanacaksanız koruyucu madde içermeyen bir ürün tercih edin.
2. Gözü Kaplayan Güneş Gözlükleri Takın


Gözü kaplayan çerçevesi olan gözlükler gözlerinizi güneşe ve rüzgara karşı korur, gözyaşı buharlaşmasını azaltır. Bazı kişiler, göz ve göz çevresi hatlarına daha iyi uyan sünger destekli gözlükler kullanır. Ev içi koruma için gözlükçünüzden, nemi göz çevresine hapseden nem hazneli gözlükler ve koruyucu gözlükler isteyin.
3. Nemlendirici Çalıştırın: 


Bir nemlendirici, kuru oda havasını nemlendirerek gözyaşı buharlaşmasını yavaşlatır. Bu cihazlar özellikle kış mevsimlerinde, ısıtıcılar en içindeki havayı kuruttuğunda çok faydalı olabilir. Yaz aylarında ise araba koltuğunuzun veya havalandırmanın konumunu ayarlayın ki cihazın verdiği hava direkt yüzünüze vurmasın.
4. Bilgisayar Kullanırken Molalar Verin: 



Göz kırpmak, gözyaşını göz çevresinde hareket ettirerek gözleri nemli tutar. Ancak pek çok insan, bilgisayara bakarken gerektiği kadar göz kırpmamaktadır. Bilgisayar kullanırken, sık sık göz kırpmanız gerektiğini hatırlatın kendinize. Ayrıca ekran dışına bakarak gözlerinizi sık sık dinlendirin.
5. Omega-3 Yağı Alın: 

Omega-3 yağları gözyaşı kalitenizi arttırır ve kuru gözlerdeki yanmayı azaltır. Bu sağlıklı yağlar; somon, uskumru, ringa balığı, tatlı su alabalığı, sardalya ve orkinoz gibi yağlı balıklarda bulunur. Diğer omega-3 kaynakları; keten tohumu, ceviz, soya fasulyesi ve kanola yağıdır. Bunların dışında bir şeyler için göz bakımı uzmanınızdan omega-3 takviyeleri hakkında bilgi alın.
6. Sigara Dumanından Kaçının: 


Sigara dumanı, gözkapağındaki zarların sürekli olarak yanmasına sebep olarak gözleri rahatsız edebilir. Göz yanması da göz kuruluğuna neden olur. Eğer sigara içiyorsanız bu, sigarayı bırakmanız için mükemmel bir nedendir. Sigara içen insanların dumanlarından kaynaklanan pasif içicilikten de kaçının.
Göz Doktorunuzla Görüşün: 

Eğer kişisel bakım yöntemleri göz kuruluğunuzu yatıştırmazsa, göz bakımı uzmanınızı arayın. Problem lens kullanımından kaynaklanıyorsa, kullandığınızın lensin türünü değiştirmek sorunu çözmeye yardımcı olabilir. Diğer durumlarda ise, gözyaşlarının gözden çıkmasına engel olan reçeteli ilaçlardan ya da lakrimal tıkaçlardan (gözyaşı kanalını kapatmak amacıyla kullanılır) yararlanabilirsiniz.

Göz hakkında inanılmaz bilgiler

Gözlerimiz görme duyumuzu sağlayan organımız. Bir insanın kendi kendine yetebilmesi için gereken en önemli organ. Koku almasakta olur , duymasakta yine olabilir ama görmeyince işimiz çok zor olur. Bize hayatta en büyük yardımı veren bu inanılmaz organ hakkında büyük ihtimalle bilmediğiniz bir kaç bilgi toparladık.


Gözlerimiz , beynimizden sonra vücudumuzdaki en karmaşık organdır.
Gözler 2 milyondan fazla çalışan bölümden meydana gelmiştir.
Gözler saatte 36 bin bit bilgi işler.
Doğru koşullar altında 22km mesafeden bir mum ışığını ayırt edebilir.
Gözler toplam bilgimizin %85 ini oluşturmaya katkıda bulunmuştur.
Gözler beyne giden yolların %65 ini kullanır.
Gözler vücudunuzdaki yüzlerce kasın ve organların aynı anda hareketini düzenler.
Normal bir ömürde gözleriniz 24 milyon fotoğrafig bilgiyi hafızanıza koyacaktır.
Gözlerin hareketini sağlayan dış kaslar yaptığı iş bakımından en güçlü kaslardır. gerekenden 100 kat daha güçlüdür.
yetişkin birinin göz küresi 2.5 cm çapındadır. Görünen kısım toplam gözün sadece altıda biridir.
Gözler vücudun dinlenmeye ihtiyaç duymadan gece-gündüz çalışabilen tek organıdır.Gözkapaklarınız, dış kasları dinlenmeye ihtiyaç duyar ama gözler duymaz.
 






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 120 ziyaretçikişi burdaydı!