Blog Sitem
  Hala 3 cocuk yapin diyor
 

NE KADAR EKMEK, O KADAR KÖFTE!

Aç ayı oynamaz. 
Türk atasözü

Başbakan Erdoğan’ı sevmeyebilirsiniz, görüşlerine karşı da olabilirsiniz, hatta kimileri gibi hakkında çok olumsuz duygular da besleyebilirsiniz. Bütün bunlara rağmen, hakkındaki duygu ve düşünceleriniz ne olursa olsun, Erdoğan’ı ciddiye almak zorundasınız. Konuşan, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanıdır çünkü. Kendisi yürütmenin başıdır, bugün Türkiye’nin en etkili ve yetkili insanıdır. Dile getirdiği görüşler hoşumuza gitmese bile söyledikleri ya da benimsediği politikalar uygulamaya geçirildiğinde hepimizin hayatını derinden etkiliyor. Hem de çoğu zaman olumsuz bir şekilde etkiliyor! O zaman Başbakan Erdoğan konuştuğunda ciddiye almamız gerek. “Adam sen de… Delidir ne söylese yeridir” tavrı içinde olamayız. Çünkü konuşan, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanıdır!

İşte ciddiye almamız gereken Başbakanımız geçtiğimiz günlerde Birinci Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresi'nde konuştu. Türkiye’nin yoğun gündemi arasında söyledikleri pek dikkat çekmedi belki… Ben de televizyon kanalları arasında gezinirken rastladım konuşmasına ve hemen kulak kabarttım. Çocuk bezlerinden bahsediyordu Erdoğan… Eh konuşan Başbakan olunca, konu çocuk bezi bile olsa insanın ilgisini çekiyor hemen. Hem ne dedik, Başbakanımızı ciddiye almak zorundayız.

Eskiden eşinin elde çamaşır yıkadığını, çocuklarının bebekliğinde, çocuk bezi bulunmadığını belirten Erdoğan şunları söyledi:

“Amerikan bezlerinden alınır, bezler kaynatılır, elde ovuşturulur vesaire... Dört çocuğumu eşim böyle büyüttü, ama şimdiki annelerin işi kolay. Oradan çocuk bezini al katla, at çöpe, yenisiyle yola devam. Dört çocuk elhamdülillah ama şimdikilere bakıyorsunuz 'Bir tane yeter Başbakanım' diyor veya 'İki tane yeter' diyor. En az üç tane yap, bak şartlar çok kolaylaştı.”


Şaka değil, Başbakanımız gayet ciddi! İşte ben de onun için “kendisini ciddiye almamız gerek” diyorum zaten.

Eskiden bezler kaynatıldığı için çocuk büyütmek çok zormuş, buna rağmen Başbakanımız dört çocuk sahibi olmuş. Allah bağışlasın... Oysa şimdi hazır bezler varmış, “al, katla, çöpe at, yenisiyle yola devam et”miş! O nedenle bugün çocuk büyütmek çok kolaymış. O zaman “en az üç tane çocuk sahibi olmak gerekir” diyor Başbakanımız!

Şimdi Başbakanımızın bu sözlerini nasıl ciddiye almazsınız!

Gerçi biri çıkıp “Sayın Başbakanım, güzel konuşuyorsunuz, ama o hazır bezleri bedava mı veriyorlar adama? Parayla satılıyor parayla… İşte sayenizde, bizde olmayan da o para… Hem de çocuğun tek ihtiyacı bez mi sanki? Biz, tek bir yavrumuzu insanca yaşatıp büyütmek için bile akla karayı seçiyoruz, siz tutmuş ‘en az üç tane yapın’ diyorsunuz. Olacak iş mi?” diye sorsa, bilmem ki ne yanıt alır Başbakanımızdan?

Sayın Başbakanımız, “sen de bul bir işadamı, ödet bez paralarını kardeşim” demez herhalde!

Son yıllarda Başbakanımızın her fırsat bulduğunda necip milletimize “en az üç çocuk yapın” şeklinde öğüt verdiğini görüyoruz. Tamam, büyüklerimizin nasihatlerini kulak ardı etmemek, mümkünse yerine getirmek bizim geleneklerimizdendir. Ama artık öyle bir çağda yaşıyoruz ki, örneğin fırından ekmek aldığınızda nasihatle ödeme yapamıyorsunuz! Marketten o “al katla, kullan, at” türünden kâğıt bezleri de Başbakanının hatırı için vermiyorlar adama… Hani birkaç yıl önce sonundan altı sıfır attığımız, geçtiğimiz aylarda da yeni bir sembolle taçlandırdığımız “Türk Lirası” var ya, işte o liralardan lazım bu tür ihtiyaçları karşılamak için… Nasihatle alışveriş olmuyor yani…

O zaman çözüm de kendiliğinden ortaya çıkıyor. Elbette hiçbirimiz Başbakanımız kadar bilemeyiz, bu “en az üç çocuk yapın” lafının kerametini… Ama biz hanımla üç çocuğu yaptığımızda, siz bunun karşılığında ne yapacaksınız ey devlet büyükleri?

Ben derim ki salt nasihatle olmaz bu işler, biraz da teşvik etmek gerekir milleti… Ama ne memur maaşlarına yapılan 25-30 TL türünden göstermelik zamlarla ne de Sayın Başbakanımızın eski anılarıyla teşvik olur!

Asgari ücret demeyelim, ama şöyle orta dereceli memur ve işçi maaşları, en az milletvekili maaşı kadar olsa… Ayrıca milletvekillerininkini olduğu gibi, en az üç çocuk sahibi olanların cep telefonu paralarını da devletimiz ödese… Veya halkımız da milletvekilleri gibi tabağı 1 TL’ye çorba içebilse… İşte o zaman Başbakanımızın nasihatleri havada kalır mı hiç? Bu millet, (üç'ün lafımı olur!) en az beş çocuk yapar ki, en az üçü de erkek!

Her alanda teşviklerle sermaye sınıfını ihya edenler, iş halkımıza geldiğinde neden sadece eski anıları anlatmaktan daha fazlasını yapmıyorlar acaba?

Kısacası artık öyle bedava iş yok! Ne kadar ekmek, o kadar köfte…





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 3 ziyaretçikişi burdaydı!