Blog Sitem
  Kahramanmaras 46
 

KAHRAMANMARAŞ İLİ VE İLÇELERİ TANITIMI

KAHRAMANMARAŞ İLİ TARİHİ

 
 
 

Maraş Adının Kaynağı
 

Maraş adının nereden geldiği ve anlamının ne olduğuna dair birkaç görüş ileri sürülmektedir. Ünlü tarihçi Herodot, Maraş şehrini Hitit komutanlarından Maraj adlı birisinin kurmasından dolayı şehre Maraj adı verildiğini belirtmektedir. Hitit İmparatorluğu ( M.Ö. 2000 - 1200 ) zamanında bu devletin önemli merkezlerinden biri olan şehrin adı, Hititlerden kalan yazıtlarda Maraj ve Markasi şeklinde geçmektedir. 
 

Maraş´ın adının Hititlerden geldiğini doğrulayan Asur kaynaklarında bu şehrin adı Markaji şeklinde geçer. Asur krallarından Sargon´un zamanından kalan Boğazköy yazıtlarında Maraş´ın adı geçmektedir.Hitit Devleti´nin merkezlerinden biri olan Maraş´ın adı bu dönemde Gurgum şeklinde belirtilmektedir.

M.S. I. yüzyılda Roma İmparatorluğu bölgeyi ele geçirince Maraş´ın adı Germanicia olmuştur. Roma ve Bizans İmparatorluğu döneminde bu adla anılan şehir Müslümanlar tarafından fethedilince ilk şekli ile kullanılmaya başlanmıştır. Arap alfabesinde "j" harfi olmadığından Mer´aş şekline dönüşmüştür. Bunların yanında Maraş adının Arapça "zelzele - titreme" anlamına gelen "Re´aşa" fiilinden türeyerek "Mer´aş" olduğunu da iddia edenler bulunmaktadır. Osmanlılar döneminde şehrin adı bölgede Dulkadiroğulları Beyliği´nin kurulmasından dolayı Zülkadir şeklinde de ifade edilmektedir.

Maraş´ın Yeri

Maraş´ın bugünkü yerine taşınmadan önce iki kez yer değiştirdiği rivayet edilmektedir. Bunlardan birine göre ilk Maraş´ın bugünkü şehrin 20 km. güneyinde Erkenez Çayı kenarında Elmalar Köyü´ne yakın Himli Höyük civarında kurulduğu zannedilmektedir. Asuriler tarafından M.Ö.2500 yıllarında Maraş´ın burada kurulduğu iddia edilse de bunun böyle olmadığı, 
 

buradaki kalıntıları büyük bir şehir merkezinin harabelerinin olamayacağı ve muhtemel bir Asur ticarî koloni kasabasının Himli Höyük civarında olduğu tahmin edilmektedir. Maraş´ın ikinci yerinin bugünkü Karamaraş denilen ve Namık Kemal Mahallesi´nin bulunduğu yer olduğu söylenilmektedir. Maraş´ın, buraya Hamdanoğulları Hükümdarı Seyfüddevle tarafından (M.S. 944-967) taşındığı belirtilir. Şehrin şimdiki kale ve çevresine ise Dulkadiroğlu Alaüddevle tarafından taşındığı tahmin edilmektedir. Yukarda bahsedilen görüşlerin doğruluğu tartışılmaktadır. Maraş´ın bugünkü olduğu yerde ve bilhassa da Mağaralı Mahallesi´nin bulunduğu mevkide kurulduğunu öne süren araştırmacılar da bulunmaktadır.

Mağaralı Mahallesi civarında bulunan arkeolojik bulgular da buranın çok eski dönemlerden beri yerleşim merkezi olduğunu ispatlamıştır. Ayrıca, kalenin de tarihi Hititlere kadar dayanmaktadır. Maraş´ı ilk fetheden Müslüman Arapların, fetihlerini belirten kaynaklar, Maraş´ın ortasında büyük bir kale olduğunu ve etrafının hendeklerle çevrilmiş bulunduğunu (hendeklerden kastedilen kalenin iki tarafındaki dere) açıklamaktadır. Ayrıca Maraş´ı kuran Hititlerin, Anadolu´ya Asurlar´dan önce sahip oldukları görülmektedir. 
 

Hitit tarihinin Anadolu´daki başlangıcı belli değildir. Ancak M.Ö.2000´li yıllarda yazılı belgeler sayesinde Hitit tarihi bilinmektedir.

Maraş´ın yerinin, birkaç defa yer değiştirdiği görüşlerinin ortaya çıkmasının sebebi bilhassa Arap kaynaklarında buraların tarihi anlatılırken, Maraş´ı fetheden Müslüman komutanların şehri ele geçirdiklerinde "şehri yeniden bina etti" ifadesinin kullanılmasıdır. Bu ifade şehri tamir etti, onardı, yeniden inşa etti anlamlarına gelmektedir
Hititler (ETİ) Dönemi (M.Ö. 1650-660):

Kahramanmaraş ve çevresinde ilk yerleşen ve hüküm süren birlikler Hititler'dir. Çevrede bulunan çanak ve çömlekler, Hititler'in burada hüküm ve egemenliklerini sürdürdüklerini ortaya koymaktadır. Hitit kalıntılarının en belirgin özelliğine Elbistan-Karahöyük'te rastlanmaktadır. Orta Anadolu ve Batı Anadolu'da Hitit imparatorluğu'nun çöküşü zamanında (M.Ö. VIII. yy.) Hitit Kargamış Krallığı burada hüküm sürdü.
 

 Geç Hitit Prenslikleri zamanında Kahramanmaraş ve çevresinde Hititler'in "Gurgum Kent Devleti" egemenliğini sürdürdü. Asur yazılarının yanında, diğer çeşitli kaynaklardan da öğrenildiğine göre, bu dönemlerde şehrin adı "Markasi" idi. Gurgum Kent Devleti'nin başında, Kral Muttalli bulunuyordu. M.Ö. 721'de Gurgum Devleti Asurlulara bağlandı. Hititler bir arada Kimmerler'in, sonra da İskitler'in akınlarına maruz kaldılar. Fakat kısa bir süre sonra tekrar bağımsızlıklarını ilan ettiler. (M.Ö.660)

Medler Dönemi (M.Ö. 612-550):

Sürekli güneyden kuzeye, kuzeyden de güneye doğru göç eden Kimmerler'in yerleşik bir devlet kuramaması üzerine, bir ara Kahramanmaraş ve çevresi Asurlular'ın egemenliği altında kaldı. Bu sırada, merkezi İran'da olan Med'ler, Keyaksares komutanlığında bir orduyla Anadolu'ya geldiler. Güneydeki zengin komşusu Babil krallığındann da yardım alarak Asurlulara karşı büyük bir saldırı düzenlediler. Asurlular çaresiz kalınca, bütün Asur mallarına el koyup yağmaladılar (M.Ö. 612). Asurluların başşehri sayılan Ninova'nın Medler'e geçmesinden dolayı, Asurlular'ın hükümranlığında bulunan Kahramanmaraş ve çevreside Medler'in egemenliği altına girdi.
 

 (M.Ö. 612). Medler, sürekli yağmacı ve yayılmacı bir politika izlediklerinden, ekonomik yönden güçlenemediler. Kahramanmaraş'ta yaşayanlar, Medler zamanında fakirleşmeye başladılar. Bu arada Pers ve Pers soyundan olanlar, Medler'in tutumlarını beğenmiyorlardı. Nihayet Güney Iran'da toparlanan Persler'in Ahameniş soyundan olanları, II. Kiros komutasındaki ordularıyla Medler'in üzerine yürüdüler. M.Ö. 550'de Medler'i yenerek bozguna uğrattılar. Orta Anadolu'ya kadar hertaraf Persler'in egemenliğine girdi. Dolayısı ile Kahramanmaraş ve çevreside Persler'in egemenliği altına girmiş oldu.

Persler Dönemi (M.Ö. 550 - 333):

Persler doğunun ve Iran tarafında hüküm süren en zengin imparatorluklardan biriydi. 0 dönemlerde, doğu ile batı arasındaki önemli ticaret yolları ellerinde bulunuyordu. Güçlü ve ekonomik yönden kalkınmışlığın gereği, batıdaki alınan şehirleri de güçlendirme ve imar etme çabası içine girdiler. Kahramanmaraş ve çevresinin toprağı, zengin ve verimli olduğundan, burada genelde toprağa dayalı çalışmayı ön planda tuttular. Kahramanmaraş, Persler zamanında ekonomik yönden gelişip güçlendi. Persler zamanında şehrin ismi "Markasi" diye söyleniyordu.
 

 Bu dönemlerde Kahramanmaraş'ın güney kesimlerinde tarım yapılırken, Elbistan, Afşin ve Binboğa sırtlarında iklim yapısı gereği hayvancılığa daha çok önem veriliyordu. Persler ateşe taptıkları halde, bu yörede yaşayan halkın dini inançlarına pek karışmadılar. Yerli halk çiftliklerde köle olarak çalıştırıldılar. Başlarında ise sürekli asker bulunduruldu. Persler, M.Ö. 333'de Büyük İskender'e yenilince, Anadoluda olduğu gibi, Kahramanmaraş'ta Büyük Iskender komutasındaki Makedonyalılar'ın egemenliğine geçti.

sütçü imama

Makedonyalılar Dönemi (M.Ö. 333-323):

Kahramanmaraş'ta Persler hüküm sürerken, Büyük İskender komutasındaki Makedonyalılar, İssos'ta Pers ordularını yenerek bozguna uğrattılar (M.Ö. 333). Bu tarihten sonra Makedonyalıların güçlü imparatorluğu Anadolu'nun her tarafındaki hüküm süren Persler'in egemenliğine tamamen son verdiler. Bu defa da, Anadolu tamamen Makedonyalılar'ın egemenliği altına girdi.
 

 Anadolu ile birlikte Kahramanmaraş ve çevresi de Makedonya İmparatorluğu yönetiminin emrine girmiş oldu. Makedonyalılar zamanında şehrin ismi "Markasi" olarak söylendi. Büyük İskender, Hatay'ın İssos (Ayas) Ovas'ında son Pers hükümdarı III. Darius'u mağlup ettikten sonra Kahramanmaraş, Tekir, Göksun, Afşin ve Elbistan üzerinden İran'a yürümüştür. Bu dönemlerde Afşin ve Göksun köylerinde Hellenizm medeniyetinin izleri görülmektedir. Halen bu döneme ait eserler Kahramanmaraş Lisesinin yanındaki Kahramanmaraş Müzesi'nde sergilenmektedir. Aradan sekiz yıl geçtikten sonra, Makedonya İmparatoru Büyük İskender'in aniden ölmesi ile birlikte, yönetim boşluğundan, Makedonyalılar da kendiliğinden dağıldılar. (M.Ö. 323)

Kapadokya Krallığı Dönemi (M.Ö. 323 - M.S.17):
Makedonya Kralı Büyük İskender'in ölümü ve Makedonyalılar'ın kendiliğinden dağılması ile birlikte Kahramanmaraş'da Kapadokya Krallığı'nın egemenliğine geçti. (M.Ö. 323)Kahramanmaraş, M.Ö. 221'de Galat topluluklarının egemenliğine geçti. Galatlar, Anadolu'daki en savaşçı bir millet olarak tanınmaya başlandı. Bu sıralarda Kapadokya Krallığıda sık sık Galatlar'ın baskınlarına uğruyordu. Sonra Pontoslar ile Kapadokyalılar birleşince büyük bir güç ve topluluk oldular. Bu defa Kahramanmaraş tekrar alınarak Kapadokya Krallığı'nın egemenliği altına bağlandı. M.S. 17'de, Romalılar, bu bölgeyi alarak kendilerine bağladılar. Kapadokya Krallığı'nın tamamen Romalılar'a geçmesi üzerine Kahramanmaraş'ta bu defa Romalılar'ın egemenliği altına girdi.

Romalılar Dönemi (M.S. 17-395):

Makedonyalılar ve Kapadokya Krallığı zamanında, Kahramanmaraş ve çevresinde Hellenizm kültürü giderek tamamen yok olmuştur. Bunun yerini Semitik kültürü aldı. Romalılar zamanında, Kahramanmaraş ekonomik yönden canlılığını gitgide yitirmeye başladı. Romalılar, Suriye'yi hem güney hemde kuzey bölge olmak üzere ikiye ayırdılar. Kuzey bölgesinin adına "Kommagene Bölgesi" adını verdiler. Kuzey Suriye Vilayetine bağlı olan en önemli yerleşim bölgesinin başında Kahramanmaraş ve Adıyaman geliyordu.
 

 Kahramanmaraş, Romalılar döneminde önemli bir merkez haline getirildi. Bu dönemde şehrin adı "Germanike" diye söylendi. Romalılar zamanında başka şehirlerde birçok ayaklanmalar oldu. Fakat, Kahramanmaraş sakin bir yaşantı içerisindeydi. Kahramanmaraş bölgesine yapılan Sasani istila girişimleri sonuçsuz kaldı. Roma Imparatorlarından Valens döneminde (M.S. 364-378) Kahramanmaraş olağanüstü korunmaya alındı. M.S. 395 yılında Roma'nın doğu ve batısı olmak üzere ikiye ayrılmasıyla birlikte, Kahramanmaraş Bölgesi de Doğu Roma, yani Bizans'ın payına düştü.

Bizanslılar Dönemi (M.S. 395-605):

Romalılar'ın doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrılmasından sonra, Kahramanmaraşta tamamen Bizanslılar'da kaldı. Bizanslılar zamanında şehrin adı "Marasion" olarak geçmektedir. Kahramanmaraş, bu dönemde Müslüman Araplar'la Bizanslılar'ın sınırında önemli bir askeri üs olma özelliğini kazandı. Tam sınırda olmasından dolayı, bazan Bizanslılar'a, bazan da Araplar'ın hakimiyetine geçti. Her defasında da çok tahribat görmesine rağmen yeniden onarılmıştır.
 

Bizans Imparatoru I. Justianus zamanında (527-565) doğudan gelen SasaniIer le uzun süre çatışmalar oldu. Kahramanmaraş'ta bu çatışmalardan oldukça çok zarar gördü. 
Bizanslılar'ın ekonomik yönden güçsüzlüğünü fırsat bilen Sasaniler, 605'de içanadolu'ya kadar gelerek, Kayseri'yi daha sonra da Kahramanmaraş'ı işgal ettiler. Sasaniler 7 yıllık aradan sonra 611'de Kahramanmaraş'tan geri çekilmek zorunda kaldılar.

İslam Medeniyetleri Dönemi:
Dört Halife döneminde zamanın Suriye Valisi Muaviye, zaman zaman Anadolu'nun içlerine doğru akınlar yapmaya başladı. M.S. 632'de Halid Bin Velid komutasındaki Müslüman Orduları Kahramanmaraş üzerine yürüdüler. 0 zamanda Kahramanmaraş Kalesi'nin içi Bizanslı askerlerle dolu idi.
 

 Bizanslı kale koruyucuları karşılarında Büyük Islâm ordularını görünce, kendilerine zarar verilmemek şartıyla teslim olup kaleyi Müslüman Ordulara teslim etmeyi kabul ettiler. Halid Bin Velid emriyle Kahramanmaraş kalesi yıktırılarak, kendi usluplarına göre yeniden onarttırıldı.

Emevi Halifesi olan 1. Muaviye (661-680) zamanında, Kahramanmaraş şehri ve kalesi büyük bir onarım gördü. Bayındır hale getirilen şehir, merkezi duruma getirildikten sonra, bir askeri üs olarak kullanıldı. Bizanslılar, en çok 1. Yezid'den çekiniyorlardı. Ne var ki 1. Yezit 683 yılında ölünce, Bizanslılar Kahramanmaraş üzerine yürüdüler. Bizanslılar'ın acımasız ve yoğun saldırıları, Kahramanmaraş halkını tedirgin etti. Araplar'la Bizanslılar arasında Abdülmelik döneminde antlaşma sağlandı. Mervan zamanında da antlaşma geri bozuldu. Antlaşmanın bozulmasıyla birlikte, Kahramanmaraş'ta yer yer çatışmalara sahne oldu.

II. Mervan zamanında (744-750), Bizans Imparatoru 5. Konstantinos, ordusu ile Kahramanmaraş'ı kuşattı. Bu kuşatma sonuçsuz kaldı. 746 yılında, şehir tekrar Bizanslıların eline geçti. Bizanslılar Kahramanmaraş'ı ele geçirince yakıp yıktılar ve yağmaladılar. Aradan bir yıl geçtikten sonra, 747'de II. Mervan komutasındaki Müslüman Ordular yeniden Kahramanmaraş'ı Bizanslıların elinden aldılar. II. Mervan zamanında şehir yeniden onarılarak bayındır hale getirildi.

Bizanslılar, bu duruma çok kızdılar. Nitekim 754'de şehri tekrar ele geçirerek yakıp yıktılar. Daha sonra Abbasi Halifesi el Mansur Kahramanmaraş'a asker göndererek şehri tekrar Bizanslıların elinden alarak yeniden imar ettirdi.

777'de Kahramanmaraş halkı, Bizans topraklarına saldırarak yağmaladılar. Kahramanmaraş halkı ile başedemeyeceğini anlayan Bizanslılar, bu defa büyük bir ordu ile (110.000 kişilik) Kahramanmaraş'ı kuşattılar (779) Bizanslılar şehri yakıp yıktıktan sonra geri çekildiler. 865 yılına kadar Kahramanmaraş, Müslüman Arablarla Bizanslılar arasında sürekli el değiştirdi. Bu durum karşısında şehir adeta bir harabeye döndü. 886'da kesin olarak Müslüman Arablar'ın egemenliğine geçti.
 

 Aynı yılın sonunda Bizanslılar kuzeyden şimdiki Göksun Tekir ve Kılavuzlu Köyü üzerinden gelerek şehri tekrar kuşattılarsa da Müslüman Arablar'ın çetin direnişi karşısında tutunamadan geri çekilmek zorunda kaldılar. Bu sırada kenar mahallelere zarar verdiler. Aradan gegen 15 yıl sonra Bizanslılar'ın ünlü komutanı Andronikos, Müslüman Arabları yenerek Kahramanmaraş'ı tekrar ele geçirdi. Kahramanmaraş 916 yılında da Ermeniler'in yağmalamasına sahne oldu.
 

952 yılında Bizanslılarla Hamdaniler arasında savaş çıktı. Savaş sonucu, şehir bu defa da Hamdaniler'in eline geçtiyse de; 962 yılında tekrar Bizanslıların hakimiyetine girdi.

Anadolu Selçuklu İmparatorluğu Dönemi:

Anadolu Selçukluları, Anadolu'ya akınlar yapmaya başladılar. Bizanslılar için en büyük engel de, Anadolu Selçuklu Türkleri idi. Nitekim 26 Ağustos 1071'de Malazgirt'te Romanos Diogenes komutasındaki Bizans orduları, Sultan Alpaslan komutasındaki Selçuklu Türkleri'ne yenildiler. Malazgirt Meydanındaki bu büyük savaş sonunda Romanos Diogenes esir alındı. Böylelikle Doğu Anadolu tamamen Selçuklu Türklerin hakimiyetine geçti. Bunun sonucunda da 1072'de Bizanslılar Domestin, komutasındaki orduları ile birlikte, Elbistan, Malatya ve Kahramanmaraş'ı ellerinde tutuyorlardı. Bu sırada Kutalmışoğlu Süleyman Şah, 1075'de Iznik'i alarak Anadolu Selçuklu Türk Devleti'ni kurdu. 1079'da Kahramanmaraş'ta bu defa da bir Ermeni Prensliği kuruldu.

1085'de Selçuklu komutanı Emir Buldacı komutasındaki ordu, Elbistan, Afşin, Göksun, Hunu'(Arıtaş)yu Bizanslılar'dan alarak Anadolu Selçuklu topraklarına kattı. Bu sırada Kahramanmaraş Ermenilerin elinde idi. Çevre illere göre, bir psikoposluk merkezi durumunda idi. Ermeniler'le Bizanslılar'ın arası açıldığından, Ermeniler bağımsız olarak hareket ediyorlardı. Bu zamanda Kahramanmaraş'ta yeni kurulan Ermeni Katolikosluk'un başına Bagos adlı bir papaz tayin edildi.

1097 yılında Haçlı seferleri başladı. Haçlılar önce İznik'i alıp, daha sonra Anadolu'nun birçok şehirlerinide yağmaladılar. Haçlılar; Kayseri, Göksun, Tekir üzerinden gelerek Kahramanmaraş'ı aldılar. Şehri tamamen yağmaladıktan sonra Antakya'ya doğru yürüdüler.
1. Haçlı seferleri sırasında Türkler oldukça çok zulüm ve işkence gördüler.Anadolu Selçukluları ile Danışmentliler bir araya gelerek Haçlılara karşı koymaya başladılar. Anadolu Selçukluları ile Danışmendliler'in birlikte hareket etmelerinden her iki tarafın halkı'da memnundular. Büyük güç birliği sayesinde, Haçlıların bazı komutanları tutuklandı. Haçlı komutanlarının tekrar serbest bırakılması hususunda, Danışmentlilerle Anadolu Selçukluları arasında tekrar anlaşmazlık meydana geldi. Bu arada Danışmendliler, Kahramanmaraş ve çevresini ele geçirdiler. Danışmend Gazi komutasındaki Danışmendliler, Kahramanmaraş Ovası'nda Bizanslıları yenerek, komutanları Bohemont'u esir aldılar. Böylelikle Kahramanmaraş ilk defa Danışmendli Türkler'in eline geçti. (1100). Kahramanmaraş'ta Danışmendliler hüküm sürmeye başladılar. 1103'de 1. kılıç Arslan, Danışmendlileri Kahramanmaraş yakınlarında bozguna uğratarak net bir sonuçla yenip, şehri teslim aldı. Daha sonra da Elbistan'ı da Ermenilerden alarak kendi topraklarına kattı.
1107'de Büyük Selçuklu Imparatorluğu'nun karışıklığından yararlanan Ermeniler, Bizanslılar ve Haçlılar, güçlerini birleştirerek Türkler'e karşı saldırıya geçtiler. Bunları durdurmak için 10.000 dolayındaki Türk Ordusu Kahramanmaraş Ovası'na girdi. Bunun üzerine Bizanslılar Göksun'a geldiler. Haçlılar Elbistan ve Ceyhan Havzası'na hakim oldular. Kahramanmaraş 1136'da Danişmendlilerin eline geçti. Melik Muhammet komutasındaki Danişmendliler, Kahramanmaraş'ı olduğu gibi Pazarcık, Elbistan ve Göksun'u da ele geçirdiler. Kahramanmaraş bir yıl sonra 1137'de tekrar Bizanslılar'ın eline geçti.Anadolu Selçuklu Sultanı 1. Mesut Komutanlığındaki Türkler, 1138'de Kahramanmaraş'a gelerek çok sayıda Ermeni ve Haçlılar'ı esir aldılar. Bu duruma çok hiddetlenen Haçlılar, bu defa da Elbistan ve Göksun üzerine yürüdülerse de Danişmendli Melik Muhammed bunlara izin vermedi.
1149 yılında 1. Mesut büyük bir ordu ile tekrar Haçlılar üzerine yürüyerek, Kahramanmaraş ve çevresini kesin olarak kendi topraklarına kattı. Selçuklular daha sonra Adıyaman, Gaziantep, Besni ve Pazarcığı da alarak buraları merkezi Elbistan olmak üzere oğlu Kılıç Arslan'ın yönetimine bıraktı. Kılıç Arslan döneminde Elbistan en parlak dönemini yaşadı.
1155 yılında 1. Mesut, Selçuklu tahtını oğulları ve damatları arasında paylaştırdı. Kardeşler ve damatlar arasında taht kavgaları çıktı. Selçuklular'ın bu iç karışıklıklarından faydalanan Ermeniler, Kahramanmaraş'a tekrar saldırdılar (1156). Kahramanmaraş halkının büyük bir kısmı kılıçtan geçirilerek, şehir yakıp yıkıldı ve yağmalandı. II. Kılıç Arslan bu duruma çok üzüldü ve Tekrar Kahramanmaraş üzerine yürüdü.
Kahramanmaraş 1172'de de Musul Atabeği Nurettin Mahmut'un hakimiyetine girdi. Il. kılıçarslan Elbistan, Göksun, Besni ve Pazarcık yörelerini tekrar aldı. Kendisi yaşlandığı için 1186'da emri altındaki toprakları 11 oğlu arasında paylaştırdı. Kahramanmaraş, Elbistan, Göksun ve çevresi oğlu Mugiseddin Tuğrulşah'a verildi.Kısa bir süre sonra yine taht kavgaları başladı. Bu arada iyice yaşlanan I.Kılıçarslan 1192'de öldü.

 
1243'de yapılan Kösedağ savaşı sonucunda Selçuklular'ın İlhanlılar'a yenilmesiyle birlikte, Anadolu'nun her yanında karışıklıklar meydana geldi. Bu karışıklıkları fırsat bilen Ermeniler Kahramanmaraş'ı tekrar işgal ettiler. Bundan sonra da iranlı Moğollara bağlı kalmak şartı ile Kilikya Ermeni Devleti'nde kaldı.1282'de Memluklar, Kahramanmaraş'ı tekrar aldılarsa da Ilhanlı Hükümdarı Abaka Han, Anadolu'ya gelerek Kahramanmaraş ve çevresini topraklarına kattı. Abaka Han, emrindeki askerlere, Anadolu'nun çeşitli yerlerinde olduğu gibi Elbistan ve civarındaki binlerce insanı acımasızca öldürttü.Anadolu'nun her tarafında olduğu gibi, Kahramanmaraş ve çevresinde de Iranlı İlhanlılar'ın baskısı giderek arttı. Yerli halk, giderek huzursuz oluyordu. Nitekim 1297'de Memluk askerleri ile Türkmenler'den meydana gelen büyük bir ordu kilikya'yı işgal ettikten sonra Kahramanmaraş ve çevresini de ele geçirdiler. Bu sırada Türkmen boylarından büyük bir nüfus Kahramanmaraş'a yerleştirildiler. Kahramanmaraş'ın Memluklar'ın eline geçmesi ile birlikte Hıristiyanların ve Ermenilerin hakimiyetlerine son verildi.
1318 yılında Anadolu Selçuklu Devleti de yıkıldı.
Dulkadiroğulları Beyliği Dönemi:
Büyük Anadolu Selçuklu Imparatorluğu'nun yıkılması ve Moğol istilası sonucunda, Türkmen oymakları kendi aralannda toplanarak birlik kurmaya çalıştılar. Anadolu Selçuklu İmparatorluğu yıkılınca, Türkiye'nin çok bölgesinde beylikler kurulmaya başlandı. Halkın Moğol istilasından kaçması, yeni Beyliklerin kurulması için de zemin oluşturdu.
1340 yılına kadar Anadolu'nun birçok yeri İlhanlılar'la Memluklu'lar arasında el değiştirdi. Bu tarihte güçlenen ve toparlanan Memluklu'Iar, bağımsızlıklarını ilan ederek İlhanlılar'ı tanımadılar.
Bu tarihlerde Kahramanmaraş ve çevresinde toparlanan Türkler, Memluklar'ın egemenliği altında olmak üzere bir beylik kurdular. Bu beyliğin adı da "Dulkadir Beyliği" oldu. Oğuzlar'ın Bozok kolundan olan Dulkadirliler'in ilk hükümdar beyi de Zeyneddin karacabey oldu. Karaca Bey; çok gözü pek, dürüst ve akıllı biri idi. Karaca Bey'in ilk işi herkesi etrafında topladıktan sonra, Elbistan ve havalisini Eretna Bey'in elinden aldı. (1339). Memluk Sultanı Melik Nasır Muhammed, Zeyneddin Karaca Bey'e Türkmenler Beyliği'ni ve Elbistan Valiliği'ni verdi. Haliyle de Elbistan Merkez oldu. Dulkadirliler güçlendikten sonra Adana'nın Sis (Kozan) ilçesindeki Ermeniler'le girdikleri çatışmada başarılı oldular. Dulkadirliler'in sürekli güçlendiğini gören Memluklular, rahatsız olmaya başladılar. 1348'de bağımsızlıklarını ilan ettiler.
Dulkadirliler'in Kahramanmaraş'ta güçlenmesini sindiremeyen Memluklular bir hareket düzenledilerse de başarılı olamadılar.
Memluklular, Elbistan üzerinden Dulkadirliler üzerine ikinci defa büyük bir ordu ile saldırı düzenlediler. Bu sırada, Dulkadirliler yenik düşerek, Zeyneddin Karaca Bey'de Eretneliler'e sığındı. Eretne Bey'de kendilerinin geleceklerini ön planda tuttuklarından onu Memlüklular'a teslim etti. Karaca Bey, Memlüklular tarafından Mısır'a götürülerek Kahire'de idam edildi (1353).
Bundan sonra Kahramanmaraş ve civarında Ramazanoğlu Beyliği kuruldu. Memluklular'da, Türkmenleri Ramazanoğlu Beyliği'ne bağladılar. Elbistan valiliğine de Dulkadir soyundan gelen Halil Bey atandı. Halil Bey'in etrafında toplanan Türkmenler ve Dulkadir soylu olanlar büyük birlik meydana getirdiler. Güçlenen Halil Bey, Pazarcık, Harput, Besni ve Malatya'yı da kendilerine bağladı. Memluklular HaIil Bey'in Dulkadirliler tarafını desteklemesine ve sınırlarını genişletmesini hazmedemediler.
Halil Bey komutasındaki Dulkadirliler, Memluklular'la girdiği çatışmada galip geldiler. Memluklu'lar bu duruma çok kızdılar. Dulkadir soyundan olan Harput yöneticisi Ibrahim Bey, Memluklular'la bir olup kardeşi Halil Bey'i öldürttü (1386). Bu defa Dulkadirliler'in başına Suli Bey getirildi. Suli Bey, bir ara Memluklular'la birlikte hareket ettiyse de, bir süre sonra Memluklular'a karşı cephe aldı. Memluklu'lar 1395'de Dulkadirliler'le savaşarak, Dulkadirliler'i yenilgiye uğrattılar. Suli Bey'de 1398'de öldürüldü.
1399'da Nasıreddin Mehmet Bey, Dulkadiroğulları Beyliği'nin başına getirildi. 1401'de Timur, orduları ile gelerek, Elbistan, Besni, Malatya ve Kahramanmaraş'ın bir bölümünü alarak yağmalattırdı. Timur'un gücü karşısında çaresiz kalan Dulkadirliler, Timur egemenliğini kabullenmek zorunda kaldılar. Bu arada Osmanlı şehzadeleri arasında taht kavgaları başladı. Nasıreddin Mehmet Bey, 1412 yılında Ankara'ya kadar gelerek Osmanlı Şehzadelerinden Çelebi Mehmet'e destek oldu.
Osmanlılar'ın da yardımı ile Kayseri'yi Karamanoğulları'ndan alarak Dulkadiroğulları Beyliği'ne bağladı. Nasıreddin Mehmet Bey iyice yaşlanınca 1442 yılında öldü. Yerine oğlu Süleyman Bey geçti. Süleyman Bey'in çok güzel kızı olan Siddi Hatun, Osmanlılar'ın ll. Murat devrinde oğlu Şehzade ll. Mehmet ile evlendi. II. Murat'ın annesi de Dulkadir soyundan olduğu gibi, Yavuz Sultan Selim'in annesi de aynı soydan olan Ayşe Hatun'dur. Yani Yavuz'un annesi de Kahramanmaraşlı'dır.
Osmanlı Sarayı'na Kahramanmaraşlı dört gelinin gitmesi, Osmanlılar'la Dulkadirliler arasındaki akrabalıktan dolayı Osmanlılar, Dulkadiroğulları Beyliği'ne herzaman yardımcı olmaya çalıştılar. Yavuz'un annesinin Kahramanmaraşlı oluşu, Yavuz'un da Trabzon Valisi olduğu sıralarda annesinin Trabzon'da uzun süre kalması Kahramanmaraş ile Trabzon arasındaki kardeşlik ve akrabalık duygularının da Osmanlılardan günümüze kadar süregelmiştir.
Osmanlılarla bu akrabalıktan dolayı Süleyman Bey'in 12 yıllık Saltanatı dönemi Dulkadirliler için çok sakin ve parlak geçti. Süleyman Bey ölünce yerine oğlu Melik Arslan geçti (1454).
MelikArslan döneminde, Akkoyunlular Harput'a (Elazığ) sefer düzenlediler ve Harput'u Dulkadirliler'den almayı başardılar. Çaresizlik içinde kalan Melik Arslan Mısır'a giderek Memluklular'dan yardım talebinde bulundu. Ancak, Mısır'a vardığında kardeşi Şah Budak tarafından öldürüldü. Şah Budak'ta Dulkadir Beyliği'nin başına getirildi. Fakat yerli halk, kardeş katili bu kişiye karşı çıktılar. Büyük bir baskı sonucu Şah Budak tekrar Memluklular'a sığındı. Bu defa da Dulkadirliler'in başına Memluklular'ın emriyle Nasıreddin Bey'in oğlu Rüstem Bey, getirilmek istendi. Osmanlılar'da Şehsuvar Bey'i getirmek istediler. Dolayısı ile, Dulkadiroğulları Beyliği yüzünden Osmanlılar'la Memluk Devletinin arasındaki dostluk bozuldu.
1466'da Osmanlılar'ın emrindeki Şehsuvar Bey, Kahramanmaraş'a gelerek Dulkadir topraklarının tümünü alıp, kendine bağladı. Memluklular'a karşı da açıktan savaş ilan etti. Şehsuvar Bey zamanında parlak zaferler kazanıldı. Son olarak, Memluklular Yeşbek komutasındaki bir orduyu Şehsuvar Bey'in üzerine gönderdiler. Gaziantep yakınlarında çıkan savaşta Şehsuvar Bey yenildi ve kendisi de esir edildi.
Şehsuvar Bey Memluklular tarafından idam edilerek, Kahramanmaraş Dulkadiroğulları beyliği'nin başına da yeniden Şah Budak getirildi.
Osmanlı Imparatorluğu'da Ala üd-Devle'yi başa getirmek istediler. Osmanlı taraftarı olan Ala üd-Devle, Memluklular'a da dost görünerek, kardeşi Şah Budak'ı öldürttü ve Dulkadiroğulları tahtını ele geçirdi. Osmanlılar'ın buyruğu altında olmak kaydı ile saltanatını sürdürmeye başladı. Bu arada Akkoyunlu Devleti ile doğuda savaşa girerek Diyarbakır'ı da Dulkadiroğulları topraklarına kattı. Osmanlı Imparatorluğu'nun da yardımı ile iyice güçlenen Ala üd-Devle, bu defa da Şah Ismail üzerine yürümeye karar verdi. Bunu öğrenen Şah Ismail, erken davranarak Elbistan üzerine yürüdü. Dulkadirliler'in elinde bulunan Elbistan'ı yakıp yıktıktan sonra, başta Elbistan olmak üzere, Harput (Elazığ), Diyarbakır ve çevresini de ele geçirdi (1507). Ala üd-Devle, oğlu Sarı Kaptan komutasındaki bir orduyu Diyarbakır üzerine gönderdi. Fakat başarılı olamadı. Üstelik oğlu Sarı Kaptan yakalanarak öldürüldü.
Memluklular'ın kışkırtması sonucu, Ala üd-Devle Osmanlılar'la ilişkiyi kesti. Osmanlılar, Ala üd-Devle'nin yüz çevirmelerine çok kızdılar. Osmanlı Padişahı Yavuz Selim'in emri ile, Sinan Paşa komutasındaki Osmanlı orduları Dulkadiroğulları Beyliği'nin üzerine yürüdü. Turna Dağı Savaşı sonucunda yenilgiye uğrayan Ala üd-Devle öldürüldü. Bununla birlikte dört oğlu da savaş sırasında öldürüldü (1515).
Osmanlılar'ın eline geçen Dulkadiroğulları'nın başına Ali Paşa Bey getirildi. Daha sonra da merkeze bağlanarak Zülkadriye eyaleti adı ile (Zülkadriye Genel Valiliği) Istanbul Osmanlı Sarayından gönderilen valiler tarafından idare edildi.
Kahramanmaraştan Osmanlı Sarayına Giden Gelinler:

 
Devlet Hatun: Dulkadirli Şaban Bey'in kızıdır. Yıldırım Bayazıt'ın eşi olup, saraya giden ilk gelin.

 
Emine Hatun: Dulkadirli Naşir Muhammed Bey'in kızıdır. Birinci Mehmet'in (Çelebi) eşidir.

 
Sitti Mükerreme Hatun: Dulkadirli Süleyman Bey'in 5 kızından en güzelidir. Ikinci Murat'ın oğlu Mehmet (Fatih) ile evlidir. Edirne Sultan Camiinde gömülüdür.

 
Ayşe Hatun: Gülbahar Sultan'da denilir. Ala üd-devle Bey'in kızı olup, II. Bayazıt'ın karısı ve Yavuz Sultan Selim'in annesidir.

 
Osmanlı İmparatorluğu Dönemi:
Kahramanmaraş ve çevresi Osmanlı İmparatorluğu yönetimine kesin olarak Yavuz Sultan Selim zamanında katıldı. Yavuz Sultan Selim, öldürülen Şehsuvar Bey'in oğlu Ali Bey'i Kahramanmaraş Genel Valiliği'ne (Zülkadriye Genel Valiliği) atadı. Ali Bey Kahramanmaraş ve Elbistan yöresini iyi idare etti. Hatta, Osmanlılar'ın Mısır seferinde önemli görevler üstlendi. Ali Bey Vezir Ferhat Paşa'nın iftirası ile 1521'de idam edildi.
Kahramanmaraş bu tarihte Osmanlı Imparatorluğu'nun önemli bir vilayeti durumuna getirildi. Osmanlı Genel Valiliği olan Zülkadriye Eyaleti'ne Ayıntap, Malatya, Samsat ve Kadirli Sancakları da bağlandı.
Kahramanmaraş Osmanlılar zamanında Orta Anadolu, Suriye ve İran arasında yapılan ticaretin merkezi durumuna getirildi. Orta Anadolu'yu Akdeniz'e, Güney'i, Güneydoğu ve Doğu'ya bağlayan transit karayolu kavşağı durumuna getirildi. Kahramanmaraş'ın 1564'de nüfusu 14.000 dolayında idi. Kahramanmaraş'ta Osmanlılar döneminde 114 dükkan ve 3 han bulunuyordu. Ayrıca 2 adet büyük boyahane vardı, bu dönemde Kahramanmaraş ve çevresi en parlak dönemini yaşadı. Halk huzur içerisinde idi. Ayrıca Ticaret yollarının buradan geçmesi, Kahramanmaraş'ın alışveriş, yaşantı ve ekonomik bakımdan çok gelişmesine neden oldu.
Geçiş Dönemi:
1. Selim'in Iran'a yaptığı sefer sonucunda, Doğu Bayazıtlı Beyler ile Osmanlılar arasında çıkan anlaşmazlık sona erdi. 1. Selim, İran dönüşünde beraberinde getirdiği Doğu Bayazıtlıları Kahramanmaraş'a yerleştirdi. Bayazıtlılar'ın Kahramanmaraş'a gelmesiyle Dulkadiroğulları ile Bayazıtlılar arasında yer yer anlaşmazlıklar oldu. Kahramanmaraş'ın doğu kesimi Dulkadiroğulları'nın, batı kesimi de Bayazıtlılar'ın denetimi altında idi. Yıllarca süren aile kavgaları Kahramanmaraş'ın gerilemesine neden oldu. Kahramanmaraş önemli ticaret merkezlerinin kavşak noktasında olmasına rağmen XlX. yy'da önemini biraz kaybetti.
Osmanlı İmparatorluğu'na karşı çıkan Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa komutasındaki Mısırlılar, Kahramanmaraş'a gelerek şehri işgal ettiler. Mısırlılar'ın işgali 19 ay sürdü. Işgal sırasında, Bayazıt'lı aile reislerinden Süleyman Bey komutasındaki Kahramanmaraşlılar, Mısırlılar'a karşı koydularsa da Mısırlılar'ın üstün gücü sayesinde teslim olmak zorunda kaldılar (1833). Mısır komutanı İbrahim Paşa'da bir yaz boyunca Kahramanmaraş bağlarında yayladı. Bundan dolayıdır ki Kahramanmaraşlıların her yıl bağa göçmeleri (hali vakti yerinde olanlar) bir gelenek halini almıştır.
1840 yılında Osmanlılarla Mısırlılar arasında antlaşma sağlandı. Antlaşma sonucu Mısırlılar Kahramanmaraş ve çevresini tamamı ile boşalttılar. Kahramanmaraşlılar bir ara ekinlerini yok eden Ceridler ve Tecirler aşiretleri ile çatıştılar. Yerli halk, bir arada şehrin kuzey kesimlerinde yerleşen Çerkezler ve Uzunyayla'da göçebe olarak hayatlarını sürdüren Avşarlar'la anlaşmazlıklara girerek şehrin ekonomik yönden az gelişmesine neden oldular.

 
1831 yılında Dulkadir eyaletinin adı "Maraş" olarak değiştirildi.
KAHRAMANMARAŞ İLİ COĞRAFYA
İlimiz 14.346 km²’lik yüzölçümü ile Türkiye'nin 11. büyük vilâyeti durumundadır. 37-38 kuzey paralelleri ile 36-37 doğu meridyenleri arasında yer alır. Merkez ilçe deniz seviyesinden 568 m. Yükseklikte olup, ilin kuzey kesimleri oldukça dağlıktır. Yeryüzü şekilleri genellikle Güneydoğu Torosların uzantıları olan dağlarla bunlar arasında kalan çöküntü alanlarından oluşmaktadır. Arazi yüksekliği 350 metreden 3000 metreye kadar çıkan ilimizde geniş ovalar vardır. Bunlar; Gâvur, Maraş, Göksun, Aşağı Göksun, Afşin, Elbistan, Andırın, Mizmilli, Narlı ve İnekli Ovalarıdır.

 

 
İlimizin belli başlı dağları ise; Nurhak, Binboğa, Engizek, Uludaz ve Ahırdağıdır. Ceyhan nehri ile Aksu, Bertiz, Erkenez, Göksu, Göksun, Hurman, Körsulu, Sarsap ve Söğütlü çayları ilimizin başlıca akarsularıdır.

 
Toprakların %59,7’sini dağlar, %24'ünü platolar ve %16,3’ünü de ovalar teşkil eder.

 
Dağlar
İl kapsamı içinde belli başlı dağlık alanlar genellikle Güneydoğu Torosların uzantılarıdır. Bunlar Engizek dağı, Ahırdağı, Amonos ( Nur) dağları, Nurhak dağları, Kandil dağları, Sarımsak dağı, Düldül dağı ve Binboğa dağlarıdır. İl kapsamındaki dağlar üçüncü zamanın Alp sistemi kıvrım dağlarındandır.Bunlar çeşitli aşınmalarla düzleşmiş ve Neojen sonunda yükselmiş kırıklı ve kıvrımlı dağ sıralarıdır.

 
Hidrografya
Hidrografik açıdan en önemli akarsu Ceyhan nehridir. İlk kaynak yerleri Elbistan ovasını çevreleyen dağlardır.Uzunluğu 509 km. dir. Orta Toroslarda Nurhak dağından Söğütlü deresi adı ile çıkar. Hurman ve Göksun çaylarının birleşmesinden sonra Ceyhan adını alır. Engizek ve Ahır dağlarındaki boğazlardan geçerek Çukurova?ya girer. Misis tepelerini çevirdikteen sonra İskenderun körfezine dökülür. Yol boyunca bir çok dereleri toplar. Bunlardan Göksun çayı 115 km. lik uzantıya sahiptir. Binboğa dağlarından inen Kömürsuyu ile başlar. Ceyhan nehrinın bir diğer kolu ise Aksu çayıdır (150 km). Bu çay havzanın güneyinde Engizek dağlarında yer alan Kaya dibi mevkiinde , Küçükcerit köyünün doğusunda, kuvvetli bir kaynaktan çıkar.Erince dağının güneybatisından bir yarma boğaz vadi?den geçerek ve Sarayköyü yakınında Gölbaşı deprasyonuna açılır. Gölbaşı deprasyonunun taban sularınını da alan Aksu çayı İnekli gölünden itibaren güneybatıya yönelerek Pazarcıkta yer alan Kartalkaya Barajına dökülür. Aksu çayı daha ileride yan derelerden gelen sularıda toplayarak Kahramanmaraşın güneybatısında Sır Barajına dökülür. Kahramanmaraş ilinde Ceyhan nehri ve Aksu çayı dışında kalan sular genellikle Ceyhanın kolları olan küçük akarsulardır.İl?deki diğer akarsular arasında merkez ilçe?deki Deliçay, Erkenez çayı, Körsulu çayı, Peynir dere, Kerhan, Geben, Nurhak, Söğütlü, Hurman, Üngüt, Mismilli, Göksu ve Türkoğlunda yer alan Gökpınar gibi akarsular sayılabilir.

 
Göller
Kahramanmaraş ilinde doğal göl yoktur. Havzanın bataklık durumunda olan Gavur Gölü ise D.S.İ. tarafından kurutulmuştur . İl merkezinin kuzeyinde Ahır dağlarında ise mevsimlik olarak tektono-karstik özellikte Karagöl ve Küçük Göl bulunur.Ayrıca Kahramanmaraş ovasında Humaşır kaynağında küçük bir göl ve etrafında sazlık?kamışlık yer alır.

 
Baraj Gölleri
İl alanında Kartalkaya Barajı (Aksu çayı üzerinde,sulama amaçlı ve taşkınların korunması amaçlı, bitmiş durumda), Sır Barajı (Ceyhan nehri üzerinde, enerji üretim amaçlı,bitmiş durumda), Ayvalı Barajı ( Erkenez çayı üzerinde, içme ve sulama amaçlı, yapımı devam etmekte ve Kılavuzlu Barajı (Ceyhan nehri üzerinde,enerji üretimi amaçlı,yapımı devam etmekte), Menzelet Barajı (Ceyhan Nehri üzerinde, enerji üretim amaçlı) Berke Barajı (Ceyhan Nehri üzerinde, enerji üretim amaçlı) yer alır

 
Ovalar
Ovalar il alanının % 16.3?lük bir bölümünü kaplamaktadır.Ceyhan vadisi boyunca sıralanan bu ovaların başlıcaları Elbistan ovası ,Göksun ovası ve Kahramanmaraş ovalarıdır.

 
a) Elbistan Ovası
Elbistan ovası Kahramanmaraş İlinin kuzeyinde Binboğa,Nurhak ,Engizek ve Berit dağları arasında yer alan bir çöküntü ovasıdır. Yükseltisi 1100m.-1150m. Dir. Uzunluğu 50km. kuzey-güney doğrultusunda eni ise en çok 20 km. dir.Ova karasal Kuaterner tortullar (alüvyonlar) ile kaplıdır. Çevresi türlü yapıdaki Eosen flişleri,Kretase tabakaları ve serpantin kütlelerinden oluşan dağlarla, doğusu ve batısı Permo-Karbonifer katmanları, kristalin kalkerleri ve mermerlerden oluşmuş dağlarla, güneyi ise serpantin kütlelerinin geniş yer tutuğu yükseltiler ile çevrilidir. Ova kuzeyden Hurman çayı ve Söğütlü çayları ile beslenmektedir. Ovaya güneyden ise bir çok gür kaynaklar iner.

 
b) Kahramanmaraş Ovası
Güneyde yer alan Kahramanmaraş ovası tektonik kökenli alüvyal bir ovadır. Kahramanmaraş ovası, Afrika Göller bölgesindebn başlıyarak Kızıl deniz Lut Gölü ve Amik ovası boyunca uzanan Ürdün Graben sisteminin bir devamıdır. Ova çevresindeki tepeler ve dağlar 4. zamanda oluşmuştur. Kahramanmaraş ovasında 4. zaman yaşlı alüvyonlar yanında 3. zaman yaşlı alüvyonlarda vardır. Kahramanmaraş ovasının yükseltisi 450m.- 500m. dir.Ahır dağı ve Çimen dağı arasında yer alan Kahramanmaraş ovasının uzunluğu 40km., kuzey-güney doğrultusundaki genişliği ise yaklaşık 20 km.dir.

 
c) Göksun Ovası
İlin kuzey batısında yer alır. Ceyhan ırmağının kolları ile ova sulanmaktadır. Kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanım gösterir. Yükseltisi 1000m.-1100m. dir. Ovanın uzunluğu 30km., kuzey-güney doğrultusundaki genişliği ise 20km. dir.Ova Dibek, Binboğa, Delihöyük, Berit, ve Armutyücesi dağları ile çevrilidir.

 
Barajlar
Toplam uzunluğu 425 km olan Ceyhan Nehrinin 190 km'lik kısmının il sınırları içerisinde bulunması ve bu nehrin dar ve derin vadiler içinde akıyor olması hidroelektrik santrali yapımı için çok elverişli bir durum yaratmıştır. Bu su kaynağımız değerlendirilmiş ve il sınırları içerisinde bu nehir üzerinde 3 adet hidroelektrik santrali kurulmuştur. Bu santrallerin en büyüğü olan Menzelet, 1992 yılında tamamlanarak enerji üretimine başlamıştır. 1991 yılında üretime başlayan Sır Barajı ve HES, Çukurova Elektrik A.Ş tarafından özel sektör eliyle işletilmektedir. 1958 yılında elektrik üretimine başlayan Ceyhan Hidroelektrik Santrali, ilimizin en eski hidroelektrik santralidir.

 
Ayrıca Sır ve Menzelet Barajları arasında, il merkezinin 18 km kuzeybatısında Kılavuzlu Barajı ve HES inşa edilmektedir. Tamamlandığında Hatay İl Merkezine kadar uzanan 107.650 hektar tarım arazisinin sulanması ve yıllık 144 Milyon kwh enerji üretimi amaçlanmaktadır. 1994 yılında yer teslimi yapılarak inşaatına başlanmıştır.

 
Sır Barajı: Kahramanmaraş İlinin 33 km batısında Ceyhan Nehri üzerinde inşa edilen Sır Barajı, yılda 725 GWh (Giciwatt) enerji üretmektedir. Yıllık ortalama enerji üretimi 725 milyon Kilowattsaattır. Sır Barajı ve HES tesisleri Çukurova Elektrik A.Ş. tarafından 1991 yılından itibaren işletilmektedir.

 
Menzelet Barajı: Kahramanmaraş İlinin 26 km kuzey batısında Ceyhan Nehri ile Güredi Çayının birleştiği yerin 2,5 km mansabında inşa edilen Menzelet Barajı yılda 515 GWh (Giciwatt) enerji üretim kapasitesine sahiptir. Toplam göl hacmi 2.088 hm3, kurulu güç 124 MW. olan baraj faaliyettedir. Yıllık ortalama enerji üretimi 575 Milyon kilowattsaat.

 
Kartalkaya Barajı: Kahramanmaraş İli Pazarcık İlçesinin 5 km kuzeybatısında Aksu çayı üzerinde inşa edilen ve 1971 yılında işletmeye açılan Kartalkaya Barajı ile Narlı ve Kahramanmaraş Ovalarında toplam 22.810 hektar alan sulanmaktadır. Ayrıca Gaziantep İlinin içme, kullanma ve endüstri suyu için yılda 47 hm³ su verilmektedir.

 
Ayvalı Barajı : İl Merkezinin 23 km kuzeydoğusunda, Erkenez çayı üzerinde inşa edilmekte olan Ayvalı barajı ile, Kahramanmaraş?a içme, kullanma ve endüstri suyu olarak yılda 52 hm³ su verilecek, brüt 1.680 ha. arazinin sulanması sağlanacak ve taşkın zararları önlenecektir. Toplam göl hacmi 80 hm3 olan baraj tamamlandığında İl Merkezinin 2025 yılına kadar içme suyu karşılanacaktır. Ayvalı Barajı 02 Aralık 1992 tarihinde ihale edilmiş ve 14.01.1993 tarihinde işe başlanmıştır.

 
Proje kapsamında 3 km uzunluğunda ENH Rölekasyonu, Ayvalı Barajı Yukarı Havza Islahı, müteferrik işler, 10.100 m. uzunluğunda ve 1.400 mm. çapında isale hattı, 210 m3/gün su arıtma tesisi yapımı da vardır. İsale hattı ve depoları ihale kapsamına dahil edilmiştir. Arıtma tesisleri henüz ihale edilmemiştir.

 
Bu güne kadar toplam 2.851.122 m3 kazı, 3.703.485 m3 dolgu ve 63.580 m3 beton imalat yapılmıştır. Ayrıca 133 ton daimi teçhizat ve 33.056 m. enjeksiyon yapılmıştır. Son altı ay içerisinde isale hattı inşaatına başlanılmış ve 168.000 m3 kazı, 522.000 m3 dolgu ve 80 m3 beton imalatı yapılarak isale hattının 2500 m.lik kısmı tamamlanmıştır. Depoları ile arıtma tesisleri işinde herhangi bir faaliyet olmamıştır.

 
Proje için 2002 yılı yatırım programında 9.163.428.000.000 TL. ödenek öngörülmüştür. 2002 yılı sonu itibariyle 8.997.335.000.000 TL. harcama yapılarak, %24 fiziki gerçekleşme sağlanmıştır.

 
Kılavuzlu Barajı ve HES : Kahramanmaraş İlinin 18 km kuzeybatısında Ceyhan nehri üzerinde inşa edilmektedir. Tamamlandığında Hatay İl Merkezine kadar uzanan 96.963 ha. tarım arazisinin sulanması ve 54 MW kurulu gücü ile yıllık 100 Milyon kwh enerji üretimi amaçlanmaktadır. Sulamanın 27.818 hektarı İlimiz sınırları içerisindedir. 12.08.1993 tarihinde ihale edilmiş olup, 05.01.1994 tarihinde yer teslimi yapılmıştır.

 
2002 yılı ilk altı ay itibariyle 15.233 m3 stabilize, 15.000 m3 kil dolgu, 5.000 m3 kum ve çakıl, filtre dolu savakta 30.651 m3 beton, 40 ton kapak kaldırma tertibatı, su alma yapısında 93.000 m3 kazı ile dolu savak ve gövde inşaatı tamamlanmıştır.

 
Kılavuzlu Sulaması I. Kısım İnşaatında 2001 yılı sonuna kadar 919.790 m3 kazı, 5 adet ASG, 125 m3 dolgu, 4.019 m3 beton imalat yapılmıştır. Ayrıca Kılavuzlu Köprüsünün kanat betonu yapıldı. Km 4+800?e kadar ana kanal kazısı tamamlandı. Kamulaştırma ve tatbikat proje çalışmaları devam etmektedir. 2002 yılı ilk altı ay içerisinde 130.730 m3 kazı ve 23.000 m3 dolgu yapılmıştır.

 
209.913.549.000.000 TL. keşif bedelli proje için 2002 yılı yatırım programında 18.618.000.000.000 TL. ödenek öngörülmüştür. 2002 yılı sonu itibariyle 18.511.324.000.000 TL. harcama yapılarak %21 fiziki gerçekleşme sağlanmıştır.

 
Adatepe Barajı : Kahramanmaraş İli Göksun İlçesinin 20 km. kuzeydoğusunda Göksun Çayı üzerinde inşaa edilmektedir. Barajın 04.11.1994 tarihinde ihalesi yapılarak işe başlanmıştır. Baraj ve sulama tesisleri tamamlandığında Afşin-Elbistan Ovalarında 44.030 ha. arazi sulanacaktır.

 
Bugüne kadar baraj gövdesinde 825.930 m3 kazı ve 1.251 m. kotuna kadar toplam 1.096.915 m3 dolgu yapılmıştır. Derivasyon tünelinde 26.656 m3 kazı, 8.531 m3 beton imalat yapılarak tünel tamamlanmış ve tünele su çevrilmiştir. Dolusavakta 724.541 m3 kazı yapılmıştır. Dolusavak sağ, orta ve sol ayakları tamamlanmıştır. 2001 yılında 2.664 m3 beton imalatı yapılmıştır. Toplam uzunluğu 1.168 m. olan sulama tünelinde 98.048 m3 açık kazı yapılmıştır.

 
İşin muhtevasında bulunan karakol binası ve 10 daireli lojman inşaatı bitirilerek teslim edilmiştir. Proje kapsamında ayrıca ENH rölekasyonu (3 km. uzunluğunda ana hat ve 2 km. uzunluğunda köy ENH rölekasyonu), PTT hattı rölekasyonu (3 km.) ve müteferrik işler yapılmaktadır.

 
268.650.900.000.000 TL. keşif bedelli proje için 2002 Yılı Yatırım Programında 6.041.270.000.000 TL ödenek öngörülmüştür. 2002 yılı içerisinde 6.020.665.000.000 TL. harcanarak %6 fiziki gerçekleşme sağlanmıştır.

 
İklim Ve Bitki Örtüsü
İklim Özellikleri

 
Kahramanmaraş üç ayrı coğrafi bölgenin (Akdeniz Bölgesi ,Doğu Anadolu Bölgesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ) birbirine en çok yaklaştığı alanda yer alır . Coğrafi konumu ve diğer faktörlerinde etkisi ile üç farklı iklim tipi arasında ?Bozulmuş Akdeniz İklimi??ne daha yakın bir iklim özelliği gösterir. Kahramanmaraş merkezde görülen iklimin aksine kuzeye doğru gidildikçe yükseltiye bağlı olarak tamamen karasal iklim özellikleri görülür.
Kahramanmaraş?ın iklim özelliklerini ortaya koyabilmek için meteoroloji istasyonu bulunan yada DSİ tarafından kısa süreli rasatlar yapılan ilçelerin iklim değerleri karşılaştırmalı olarak incelenmelidir

 
Kahramanmaraş?ın yıllık ortalama sıcaklık değeri 16,5 °C,Pazarcık?ta 14,8°C Andırın da 13 C° iken Elbistan da bu değer 10,3 °C ye düşer.Yıllık ortalama sıcaklıklar güneyden-kuzeye, batıdan doğuya doğru yükseltiye bağlı olarak karasallığında etkisiyle bariz bir şekilde azalma göstermektedir.

 
Aylık ortalama sıcaklıların yıl içinde dağılışı ise ,Kahramanmaraş?ta 4,5°C Pazarcıkta 4,2 °CAndırında 3,2 °C, Elbistan da -3,7°C en soğuk ay ocaktır.

 
Aylık ortalama sıcaklıkların en yüksek olduğu ay Kahramanmaraş? ta 28 °C,Pazarcık?ta 27,6°C ,Andırında 22,9 °C ile Ağustos,Elbistan?da 23 °C ile Haziran ayıdır.Aylık ortalama sıcaklıklar Ocak ayından Ağustos ayına kadar artmakta,daha sonraki dönemde Ocak ayına kadar düşmektedir. Kahramanmaraş?ta yılın dört ayında sıcaklık ortalamaları 23 °C nin üzerindedir.Bu özelliği ile merkez ?Akdeniz termik rejim tipi?? nin etkisi altındadır. Kuzey ve kuzeydoğusu ise ?Karasal termik rejim tipi?? özelliğine sahiptir.Bu durum kış mevsimi ılık yaz mevsimi ise sıcak olan Merkez ilçeyi ?Denizel Akdeniz Termik Rejimi?? n den ?Karasal Akdeniz Termik Rejimi??ne yaklaştırır.

 
Bitki Örtüsü

 
Kahramanmaraş, Akdeniz ile İran?Turan Fito Coğrafya Bölgelerinin geçiş kuşağında bulunur.Buna karşılık Kahraman Maraş?ın bazı bölgelerinde Avrupa-Sibirya Fito Coğrafya Bölgesine ait relik tarzda bitkileri de görebiliriz.

 
Kahramanmaraş?ta yükseltiye bağlı olarak bitki örtüsü de değişmektedir.Çalı Formasyonu,Orman Formasyonu ve Alpin Formasyonu olarak üç çeşit bitki formasyonu görülmektedir.Bunlardan Çalı Formasyonu 500-1200 metreler arasında yer almaktadır. Karışık çalılardan meydana gelen bu bitki örtüsüne Maki Formasyonu denir.Maki Formasyonu içinde , Kermes meşesi, (Quercus coccifefa) Mazı meşesi (Q. İnfectoria), Laden (Ciftus salvifolius), Sandal (Arbutus andrachne), Zeytin (Olea europa), Diş budak (Fraxinus ornus), Sumak (Rhus coriaria), Akça Kesme (Phillyrea latifolia), Karaçalı (Paliurus spinachristi), Erguvan (Cercis siliquatrum) gibi bitki türlerine rastlanır. Kızılçam ormanlarının tahripleri sonucunda ortaya çıkan Kermes meşeleri daha çok plato alanlarında görülen Maki Formasyonunun önemli bir üyesidir.

 
900 ile 2000 metrelere kadar olan kısımlarda kuru ve yarı nemli olarak ayıra bileceğimiz Orman Formasyonu vardır.Burada iğne yapraklı ağaçlardan Kızılçamlar bol miktarda bulunmaktadır.Kızılçamların arasında kışın yaprağını döken ağaçlara da rastlanmaktadır.1400-2000 metreler arasında Karaçam (P.N igra), Göknar (Abief cilicica), Sedir (Cedrus libani), Ardıç türleri Meşe türleri , kızılçamların arasında karışık halde bulunmaktadır.

 
2000 metrelerin üzerinde ise Alpin Ot Formasyonunu görebiliriz. Geven(Astragalus) ,Burçak(Coronilla.sp), Menekşe(Viola.sp), Gelincik(Papaver.sp) ,Yumak(Festuca.sp) ,Çoban Yastığı(Acanthalimon.sp) gibi türlerin hakim olduğu bu formasyon Ahır ve Çimen dağının yüksek kısımlarında görülür.Kahramanmaraş da halen görebildiğimiz relik bitkilerden de anlaşılacağı gibi doğal bitki örtüsü ülkemizin her yerinde yüzyıllardır süren insan tahribiyle yok edilmiştir.Oysa bilinçli insanlar tarafından bilinçli bir şekilde korunsa gelecek için şimdiden iyi bir yatırım yapmış oluruz.
KAHRAMANMARAŞ İLİ NÜFUS
2009 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre İl nüfusu 1.037.491’dir. Kahramanmaraş kent merkezi nüfusu 384.953’tür. Nüfusun % 58’i il ve ilçe merkezlerinde, % 42’si ise belde ve köylerde yaşamaktadır. İl genelinde km²’ye düşen kişi sayısı 72’dir.
KAHRAMANMARAŞ İLİ KÜLTÜR
"TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN TEMELİ KÜLTÜRDÜR"

 
M.Kemal Atatürk

 
Anadolu'nun en eski şehirlerinden ve kültür merkezlerinden biride Kahramanmaraş'tır. Halen tamamen işlenmemiş olan folklorunun zenginliğine, yetiştirdiği alimler ve sanatçılara kadar halkında katkısı olmuştur. Eski tarihlerden beri Kahramanmaraş'ın tabii afetlere maruz kalması, zaman zaman yer değiştirmesi ve tarih boyunca istilalara uğraması, İstiklâl Savaşında şehrin yanması, pek çok mimari ve kültür eserinin yok olmasına sebep olmuştur. Eskiden her Camii medresesinin halk tarafından kurulup yönetilen gayrî resmi birer okul ve kültür merkezi olduğu, bazı Camiiler de el yazması dinî ve çeşitli ilmî kitapları kapsayan kütüphaneler olduğu anlaşılmaktadır. Gerek bahsettiğimiz yangınlar gerekse bu kitapların, değerini bilmeyen ellere düşmesi neticesinde çoğu ortadan kaybolmuş, toplamak imkanı da olmamıştır.
Cumhuriyetin kurulması ile bütün yurtta olduğu gibi, eğitim ve öğretim alanında Kahramanmaraş'ta da yeni bir devreye girilmiş ve günümüze kadar hızlı gelişmeler devam ede gelmiştir.

 
Gelenek ve Görenekler
Genel Olarak: Toplumun yaşayış alışkanlıkları, dünya görüşleri hakkında bize bilgi veren en sağlam kaynaklar, şüphesiz o toplumun gelenek ve görenekleridir. Bunlar halk kültürünü kuşaktan kuşağa canlı olarak iletirler. Kahramanmaraş'ta bu durum canlılığını muhafaza etmektedir. Ancak zamanla o güzelim gelenekler hurafe haline gelmektedir. Bütün düğünlerin Çarşamba günü başlaması, çamaşır yıkamanın yalnız Salı ve Perşembe günü olması, bir kimsenin bir yere giderken ilk adımını sağ ayakla, yapacağı bir işe sağ elle başlaması, Cuma günü yolculuğa çıkılmaması, yeni doğum yapmış bir kadına albasmaması için yatağının altına soğan, sarımsak ve bıçak koymaları, bir kimse evden yolculuğa çıkarken arkasından bir kova su dökmeleri ve balkonun bir köşesine ayna koymaları... Bahtaçmak (Evlenemeyen kız ve erkeklerin bahtlarını açmak) için çarşaflı bir kadın Cuma günü Caminin kapısı önünde bekler, Cuma Namazından ilk çıkan adama elindeki kapalı kilidi açtırır. Kendi inançlarına göre artık o bekârın bahtı açılmış olur. Yeni yapılan bir evin damının ön kısmına nazar olmasın diye geyik boynuzu takarlar. Zifaf gecesi gerdeğe giren damat ve gelin kapıdan içeri girerken hangisi daha önce diğerinin ayağına basarsa evlilik hayatı boyunca ayağa ilk basan aileye hâkim olmuş olur. Kahramanmaraş halkı inanç ve geleneklerine çok bağlıdır. Bilhassa kadınlar bunlara çok önem verirler. Kahramanmaraş'ta kadınlar arasında kurşun dökme yaygındır. Bir kimseye nazar olmaması için kurşun döktürülür. Bir kimsenin yakın geleceğini bilmek için su içine kurşun attırılır.Kahramanmaraş'ın kendine has adetlerini, gelenek ve görenekleri eminizki ilginizi çekecektir.Bir halk kültürünün büyüyerek ne denli güçlü bir kültür oluşturduğunu göreceksiniz ve şehrimizin bu denli büyük bir kültüre sahip olan ender şehirlerden biri olduğunu bir kez daha 
 
KAHRAMANMARAŞ TARİHİ VE TARİHİ YERLERİ,ESERLERİ
Tarihçe
Tekir Vadisi, Döngel Köyündeki mağaralarda yapılan araştırmalarda ele geçen buluntular yörede insan yerleşiminin Üst Paleolitik Çağda başladığını; Neolitik, Kalkolitik ve Eski Tunç Çağlarında da sürdüğünü göstermektedir. Şehri Hititler kurmuşlardır. Daha sonra Asurlular, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Selçuklular, Memluklular, Dulkadiroğulları ve Osmanlılar şehre hakim olmuşlardır.

Dünyanın sayılı madalyalı şehirlerinden biri olan Maraş'a Kurtuluş Savaşı sırasında halkın   gösterdiği direnişten dolayı 7 Şubat 1973' den itibaren TBMM tarafından Kahramanlık unvanı verilerek adı Kahramanmaraş olarak değiştirildi.

MARAŞ İLİ TARİHİ YER VE ESRLERİ

Diğer Tarihi Yapılar
Kahramanmaraş Kalesi

Kahramanmaraş kent merkezindeki yığma bir tepenin üstündedir. Günümüze değin birçok onarım geçiren kalenin M.Ö. 1. ve M.S. 2. yüzyıllar arasında yapılmış olduğu düşünülmektedir. 150x75 m. boyutlarında dikdörtgene yakın planlıdır. Kale duvarlarının bir bölümü ve üç burcu onarılmıştır.

Kare planlı burcun dış duvarları kesme taş, iç duvarları ise moloz taştır. Yarıdan çoğu yıkılmış iç duvarlarda, iç kapı koridoru ile kapı söve yerleri onarılmıştır. Burcun güney yüzünde sivri kemerli, çift kanatlı kapı yer alır. 
 

Ahşap kapı kanatları, kalın sac kaplanarak iri başlı çivilerle perçinlenmiştir. Burcun doğusu mazgal deliklidir. İçten haç planlı burç, haçın uzun kolu üstündeki başka bir kapıyla kaleye açılır.

Hurman Kalesi

Afşin ilçesi, Marabız köyünde Hurman Çayı’nın kuzeyindeki sarp kaya üstündedir. Yapım tarihi bilinmemektedir. Ancak, kalenin yapım tekniğinden, Bizans döneminde inşa edilmiş olduğu sanılmaktadır. 
 

10–15 m. yüksekliğindeki surlar, sekiz burçla güçlendirilmiştir. Kalenin kapısı batıdadır. İçinde su ve yiyecek depoları, asker barınakları ve kilise vardır.

Meryemçıl (Gaben) Kalesi

Andırın ilçesi ile Göksun arasında Geben Kasabası yakınındadır. Yakınında aynı isimle anılan Meryemçıl Yaylası bulunmaktadır.
Azgıt (Yeniköy) Kalesi
Andırın–Geben karayolu üzerinde Yeniköy’e yakın bir yerde bulunmaktadır.

Babikli Kalesi

Alameşe köyündedir. Kale, uzun yıllar ihmal edilmiş olup, bakımsızdır. Sarp bir yamaçtadır.
Hastırın Kalesi
Andırın–Kadirli yolu üzerinde Torun köyündedir.

Anacık Kalesi

Anacık köyündedir.
Kız Kalesi
Elbistan’ın Kale köyünde 150 m’lik bir tepe üstündedir. Adının nereden geldiği ve tarihi bilinmemektedir. A ve B olarak adlandırılan burçlarda iki kalıntılar ayaktadır.
 

 A burcu moloz ve kesme taştan iki katlıdır. Duvardaki kiriş deliklerinden katların ahşap örtülü olduğu anlaşılmaktadır.

Bunların dışında Çuhadırlı, Akkale, Gökgedik Kaleboynu, Keşişli, Karakale, Kızıloluk ve Bugeme kaleleri yörede yer almaktadır.

Haznadarlı Camii (Duraklı Camii)

Duraklı Mahallesi’ndedir. Camide bulunan çok sayıdaki yazıt yapımla ilişkili değildir.
 

 Mimari özellikleri ve bezemesinden 15. yüzyıl yapısı olduğu sanılmaktadır. Ayrıca mihrabın olduğu düşünülen mermer kesme taşlardaki bezemeler de aynı yüzyıl özellikleri göstermektedir.

Hatuniye Camii

Kurtuluş Mahallesi’ndedir. Yavuz Sultan Selim’in büyükannesi, Alaüddevle’nin eşi Şemsi Sultan (15. yüzyıl) adına yaptırılmıştır. Avlu giriş kapısı üstünde 19. yüzyıl başlarından onarım yazıtı vardır.
 

 Kesme taştan, son cemaat yeri ve ana mekânı ahşap çatılı bir yapıdır. Son cemaat yerinin solundaki sivri tonoz örtülü, dikdörtgen planlı türbeye, birkaç basamakla inilen yalın kapıdan girilir

Afşin Ulu Camii
Yazıtında 1570’te Danişmentlilerden Pir Ali oğlu Muhammed’in yaptırdığı bildirilmektedir.
 

 Son cemaat yeri 1717’de mescide dönüştürülmüştür. Ana mekân, kuzey ve güney duvarlarına sivri kemerlerle bağlanan üç sütunla neflere ayrılmıştır.

Elbistan Ulu Camii
Osmanlılar 16. yüzyılda Elbistan’ı aldıktan sonra camiyi yaptırmışlardır. Dört payeye oturan orta kubbe ile yanlarda dört yarım kubbe, köşelerde küçük kubbelerle bakışık bir merkezi plan elde edilmiştir. 
 

Caminin önünde yanları kapalı çapraz tonozlu son cemaat yeri vardır. Sekizgen tabanlı silindirik gövdeli minare kuzeybatıdadır.

Himmet Baba Camii ve Türbesi
Elbistan’da olup, yapım tarihi bilinmemektedir. Türbenin 700 yıllık olduğu sanılmaktadır. 
 

Önce türbe yapılmış, sonra mescit eklenerek günümüzdeki yapı oluşturulmuştur. Sekizgen planlı türbenin kubbesi doğrudan duvarlara oturmuştur. Mescit ve türbenin kubbeleri dıştan konik çatılıdır.

Eshab-ı Kehf Külliyesi ve Camii

Afşin’in 8 km. batısında, yüksek bir tepe üstündeki yapılar topluluğu 13. yüzyıldan kalmıştır. Cami, kervansaray, ribat ve planı saptanamayan birçok küçük yapıdan oluşmaktadır. Son yıllarda onarılmıştır.
Eshab-ı Kehf mağarasının önündeki yapı bir Bizans kilisesinden camiye dönüştürülmüştür. Eshab-ı Kehf Camii olarak bilinmektedir.
 

 Kayaya oyulmuş, geniş kemerle birbirine bağlı iki tonozlu mağara bölümünün önünde üç bölümlü yapı yer almaktadır. Caminin doğusunda, ikisi tonozlu, biri küçük kubbe ile örtülü üç bölümlü son cemaat yeri vardır. 
 

Onarımlar sonucu caminin yapısı değişmiş olmakla birlikte, büyük ve yüksek mihrap önü kubbesi tuğla kemer ve tonozlarla bölümlenmiş yapı, Selçuklu Ulu Camileri geleneğine uygundur.

Bir bölümü kayalara oyulmuş olan ribat, iki katlı bir yapıdır. Alt katı kesme taştan, üstü tuğladandır. Güneydeki görkemli bir taç kapıyla yapıya girilir. Dışa taşkın dikdörtgen taç kapı iç içe bordürlerle bezelidir. 
 

Mukarnaslı, yıldız geçmeli bordürlerin ortasında bitkisel ve geometrik rozetler yer alır. Taç kapıdan girilen uzun koridorun sağında, üç kemerle açılan başka bir salon, salonda ise kemerle bağlanan tonozlu mescit ile buna dikey eyvan yer alır.

Kervan yolları üstünde olmayan kervansaray binasının ise, külliyenin ziyaretçilerini barındırdığı sanılmaktadır. Kervansaray açık avlu çevresinde sıralanmış odalardan oluşmaktadır. Avlunun köşelerindeki eyvanlar; çapraz, öbür mekânlar sivri tonozla örtülüdür.

İklime Hatun Mescidi

Kurtuluş Mahallesi’ndedir. Alaüddevle Bey’in kızı İklime Hatun adına 1549’da yapılmıştır. Mescit ve ana türbe kesme ve moloz taştandır. Ortada paye, yanlarda duvarlara dayanan iki sivri kemerden oluşan son cemaat yeri, tonoz örtülüdür.
 

 Son cemaat yerinin sağında türbe, solundaki kemer içinde mescidin kapısı yer almıştır. Kare planlı mescidin kubbesi yıkılmıştır. Silindirik mihrap nişi, sütunların taşıdığı yarım kubbeyle örtülüdür. Mihrap duvarının solundaki kapıdan türbeye girilir.
 

 Düzgün olmayan dörtgen planlı yapı, sivri kemerli tromplara oturan kubbe ile örtülüdür. Türbede iki gömüt vardır.

Taş Medrese
Kalenin güneyindeki meydandadır. 14. yüzyılda Alaüddevle Bey’in kızının adına yapıldığı öne sürülen yapı yazıtsızdır. Türbedeki beş satırlık yazıt ise bozulmuştur. Taş Medrese, düzgün olmayan dörtgen planlı açık avlu çevresinde sıralanmış bölümlerden oluşmaktadır. 
 

Avlunun sağında medrese odaları, girişin karşısında dikdörtgen planlı mescit ve solunda da piramit çatılı türbe yer alır. Medrese odaları dikdörtgen planlı, tonoz örtülüdür. Taş medresenin mescit ve türbe kısımları vardır.

Taşhan
Kapalı Çarşı’ya bitişiktir. Dulkadiroğulları döneminde yapıldığı öne sürülen moloz taştan, kare avlu çevresinde iki katlı bir yapıdır. Girişin karşısındaki çapraz tonozlu mekân, sivri kemerlerle avluya açılır. Kuzeydoğuda, hanın ambarı olduğu düşünülen tonozlu uzun bölüm vardır.
Girişin sağındaki tonozlu mekânların sonuncusundan bir koridorla ahıra geçilir. Girişin solundaki küçük bölüm depodur. İkinci kat sonradan ahşap olarak yapılmıştır.
 

 Basamaklarla, arkasında han odalarının yer aldığı gezinti yerine çıkılmaktadır. Girişin karşısındaki bölümlerden Belediye Çarşısı’na ikinci bir kapı açılmıştır.

Taşhan’da halen küçük imalathane ve depolar vardır.

Kuruhan

Afşin ilçesinde bulunan yapının 11. veya 13. yüzyılda Selçuklular tarafından inşa edildiği düşünülmektedir. Girişi doğu tarafından olup, girişin sağındaki duvarlar onarılmıştır.
Katiphanı
Kahramanmaraş kent merkezinde, Ulu Cami’nin güneyindedir. 18. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Belediye, Bakırcılar ve Demirciler çarşılarının yer aldığı Çarşıbaşı kesimindedir.
 

 Yapının iki kapısından biri, bu çarşılara açılmaktadır. Kapıdan hole, buradan da üç yanı ahşap revaklı kare avluya geçilmektedir. Güneyi revaksızdır. Avlunun çevresinde iki katlı han odaları vardır.
 

 Batıdaki kagir, tonoz örtülü iki büyük odanın solunda sivri kemerli niş içinde çeşme yer alır. Güneybatıda depo olarak kullanılan, ortaları tek sütunlu iki oda bulunmaktadır. Bunların solundaki kapıdan ahıra geçilir. Hanın ikinci katı, yangından sonra ahşap olarak yapılmıştır.

Tüfekçi Hamamı
Sarayaltı Mahallesi’nde, Demirciler Çarşısındadır. Kitabesi yoktur. Soyunmalık, iki soğukluk ve sıcaklıktan oluşmaktadır.

Acar Hamamı

Kale Caddesi üzerindedir. Kitabesi yoktur. Kagir bir yapıdır. Soyunmalık, soğukluk, sıcaklık kısımlarından oluşmaktadır. Üzerleri kubbelerle kapatılmıştır.
Ceyhan Köprüsü
Eski Kahramanmaraş–Göksun yolunda, Ceyhan Irmağı üstündeki köprü, yeni yolun dışında kalmıştır. 14. ya da 16. yüzyıl yapısı olduğu konusunda değişik görüşler vardır. Yaklaşık 157 m. uzunluğunda, altı gözlü bir köprüdür. Çeşitli dönemlerdeki onarımlarla özgünlüğünü yitirmiştir.
MARAŞ İLİ TARİHİ CAMİLER
KAHRAMANMARAŞ
Camiler ve Külliyeler

Taş Medrese

Kahramanmaraş Ulu Cami yanında bulunan Taş Medrese, Dulkadirli Alâüddevle Beyin kızı adına yaptırılmıştır.

Kahramanmaraş Ulu Cami

Ekmekçi Mahallesinde bulunan camideki kitabede Sultan Kansu Gavri zamanında Dulkadirli Alâüddevle tarafından kurulduğu yazılıdır. Ahşap çatısı ve ahşap sütunları ile, 11. yy. ahşap cami örneklerinin özelliğini taşımaktadır.
Hatuniye Cami
Kurtuluş Mahallesinde bulunan cami 1519 yılında yapılmıştır.

Elbistan Ulu Cami

Osmanlılar tarafından 16. yy.da yaptırılmıştır.
Eshab-ı Kehf Külliyesi
(Yedi Uyurlar) Afşin'in 8 km. batısında yüksek bir sırt üstündeki yapılar topluluğu 12. yy.dan kalmıştır. Cami, Kervansaray, Ribat ve planları belirlenemeyen birçok küçük yapıdan oluşmaktadır.





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 438 ziyaretçikişi burdaydı!