Blog Sitem
  Kastamonu 37
 

KASTAMONU İLİ TANITIM

 
 
 
KASTAMONU İLİ TARİH
Kastamonu’nun, arkeolojik bazı kazı ve yüzey araştırmaları sonucunda Paleolitik dönemden günümüze kadar kesintisiz bir kronolojiye sahip olduğu görülür.
Anadolu arkeolojisi içerisinde bölge üzerine pek araştırma olmaması nedeniyle Kastamonu üzerine bilgiler de özellikle erken dönemler için çok yetersizdir. Kısıtlı sayıdaki yüzey araştırması ve kazı çalışmasına bakarak elde edilen veriler ise bölge
 arkeolojisinin Anadolu tarihi açısından yine de önemli olduğunu vurgular. Yapılan araştırmalar bölgenin Paleolitik dönemle birlikte neolitik, kalkolitik ve erken tunç dönemlerine kadar kesintisiz bir yerleşime sahne olduğunu gösterir.
Bu çağların sonrasında, M.Ö. II. Bin Anadolu tarihi coğrafyasına bakıldığında Kastamonu ve çevresinde Pala ve Tummana adı verilen kavimlerin yerleşik olduğu görülür. Bu kavimlerin kullandığı dile Palaca adı verilirken, çivi yazısı formatındaki yazılarını içeren çok az sayıda kil tablete de Hitit arşivlerinde rastlanmıştır. 
Büyük ihtimalle Transkafkasya kökenli olan bu kavimler yakın akrabaları olan Hititler ve Luwiler ile aynı çağlarda Anadolu’ya gelmiş ve bu bölgeye yerleştikleri düşünülmektedir.
TAPRAMMİ’NİN SIRRI
MÖ II. Binin sonlarında bölgedeki Hitit varlığı Kastamonu’nun Devrekani ilçesi sınırlarındaki Kınık kazısı ile ortaya konmuştur. Buradan elde edilen gümüş sanat eserleri klasik Hitit sanatının özelliklerini yansıtırken, kazılarda bulunan diğer arkeolojik buluntular da bölgenin Erken Tunç (M.Ö. 3000) döneminden itibaren iskân edildiğini gösterir.
Kınık kazıları, Hitit kültürünün somut kanıtlarını Kastamonu’da ortaya koyarken bir yandan da bu kazılarda bulunan özel bir metal kap sayesinde de önemini ortaya koydu. Taprammi Çanağı adı verilen üzerinde kabartma şeklinde av sahneleri bulunan kap, ismini üzerindeki Hitit hiyeroglifleri ile yazılmış “Taprammi” kelimesinden alır. Bu kelime bir isim olmakla beraber, bu ismin Hitit’in başkenti Hattuşa’da çok önemli bir tüccara ait olduğu da vakit geçmeden belirlendi.
Hititlerin yıkılmasıyla bölge bir müddet Phryg hakimiyeti altında kalıp, daha sonra Kastamonu sırasıyla Lydia, Pers, Helen ve Pontus Devletlerinin denetimine girer. Gnaeus Pompeus Magnus tarafından Roma İmparatorluğuna dahil edilen bölge, Bizans hakimiyeti sonrasında MS 1211 tarihinden itibaren kesin olarak Türk İslam bayrağını taşır.
Paphlagonia (Paflagonya) ve Homeros’un İlyadası’nda Paphlagonialılar
M.Ö. 1200’lü yılların sonlarına doğru Hitit Devleti yıkılırken Anadolu, özellikle Balkanlar’dan gelen Trak Kavimlerinin tarafından istila edilmişti. 
Bu Tak kabilelerinden olan ve özellikle Eskişehir Afyon dolaylarında hâkimiyeti bilinen Frigler Kastamonu bölgesinde de siyasal bir güç olmayı başarmışlardı. M.Ö. 7. Yy’da Kimmer istilasına maruz kalan bölge, daha sonra Lydia kralı Alyettes’in Kimmer tehlikesini ortadan kaldırması ile kral Kroissos döneminde ( M. Ö. 561-546 ), Lydia egemenliğine girmiştir. M.Ö. 546 yılından itibaren ise bölgede Pers hâkimiyeti başlar.
M.Ö. I. Bin olarak anılan çağla birlikte Kastamonu Bölgesi Paphlagonia olarak adlandırılır. Bu bölgenin halkı açık olmamakla birlikte batıdan yani Balkanlar’dan gelmiş bir Thrak boyunun uzantısı olduğu düşünülebilir. Antik tarihçilerden Ksenphon Paphlagonia bölgesinde“Kotys” adlı bir liderden söz eder ki, bu isime Thrakialılar arasında sık rastlanır. Ancak, Thrak göçlerinden etkilense bile bölge, halkının önemli bir bölümünün bu bölgede M.Ö. II. Binyılda yaşadığı bilinen Palaların devamının olması daha da mümkün görünmektedir.
Yazılı kaynaklarda Paphlagonia ve Paphlagonia Bölgesinden ilk bahsedilen yer ünlü ozan Homeros’un Troya Savaşını anlattığı İlyada adlı eseridir. Homeros bu eserinde Paphlagonialıları Pylamenes ve oğlu Harpalion önderliğinde Akhalara karşı Troyalıların saflarında savaşan onurlu bir halk olarak gösterir.
kastamonu_kale
Anadolu’da başlayan Pers hakimiyeti ile Papahlagonia Phrygia satraplığına bağlanmıştır. Aynı yıllarda yani M.Ö. 6. yy’da bölgenin kıyı kesimleri Ionia Bölgesi şehri olan Miletos tarafından kolonize edilmeye başlamıştır. M.Ö. 333 yılına gelindiğinde Büyük İskender yönetimi altına giren bölgede M.Ö. 298 yılında Ktistes Mitridates tarafından Pontus Devleti kurulmuştur.
GÜN YÜZÜNE ÇIKAN ANTİK BAŞKENT, POMPEIOPOLIS
Antik dönemin başlarında “Paphlagonia” olarak adlandırılan Kastamonu ve bölgesinde M.Ö. 65-64 yıllarından itibaren Roma hakimiyeti yaşanmaya başlar. Roma bölgenin kültür dokusuna nüfuz edemese de kendini bölgenin metropolisi yani başkentliğini de yapan Taşköprü’deki antik Pompeiopolis kentinde gösterir.
Bu antik kent M.Ö. 64 yılında kurulmakla birlikte en güçlü zamanını Roma İmparatoru Marcus Aurelius’un damadı olan Klaudius Severus’un valilik yaptığı dönemde (M.S II. yy) yaşamaya başlar. Bu yöneticiyle birlikte Pompeiopolis başkent konumuna yükselir. Kent, Paphlagonia Bölgesinde “Metropolis Sebaste” yani Paphlagonia’nın ana ve kutsal şehri konumunda anılmaya başlar.
M.S. 150–300 yılları arasında başkentliği devam eden kentin M.S. 325’ler itibariyle piskoposluk olarak temsil etmesi bölgede Hıristiyanlığın yayılmaya başladığını göstermektedir. M.S 536–553 yıllarında başpiskoposluğa yükselen kent M.S 13. yy’a kadar piskoposluk listelerinde var olmaya devam etti.

Antik kentte son iki sezondur Münih Üniversitesi’nden Prof. Dr. Latife Summerer başkanlığındaki uluslararası bir ekip tarafından arkeolojik kazı çalışmaları sürdürülmektedir. Antik kentin ana yapısının belirlenmesine yönelik yapılan kazı çalışmaları içindeki jeofizik çalışmalarında şu ana dek, hamam, agora (Pazar alanı-forum), iki adet tiyatro ve bir adette İmparator Augustus’a ait olduğu düşünülen bir tapınak yapısı belirlendi.

CASTAMON’DAN KASTAMONU’YA
Kastamonu ismine ilişkin bilimsel bir etimolojik çalışma yapılmamıştır. Kentin ismine dair birkaç farklı görüş olsa da günümüzde Bizans Döneminde bölgede hüküm süren Komnen Sülalesine atfen bulunan isimlendirme akla yakın gelmektedir. Bu isimlendirme kökeni ise Komnenlerin Kalesi anlamına gelen Kastra-Komnen olmasına karşın aynı sülale dönemi yazılı kayıtlarında Kastamonu, Castamon olarak görülür.
kastamonu ili haritası
KASTAMONU İLİ COĞRAFYA
Kastamonu ili Batı Karadeniz bölgesinde 41 derece 21' kuzey enlemi i!e 33 derece 46' doğu boylamları arasında yer alır. Deniz seviyesinden yüksekliği 775m.dir. Yüzölçümü 13.108,1 km²dir. Bu ülke topraklarının %1,7’syxini oluşturur.

 
asıklı_turbe
Kastamonu İli çoğunlukla engebeli arazilerden oluşmaktadır, ilin kuzeyinde Batı Karadeniz Dağları bulunmaktadır. Karadeniz sahiline paralel olarak İsfendiyar (Küre) Dağları il merkezinin kuzeyinde, güneyinde ise yine doğu batı uzantılı Ilgaz dağları yer alır.

Türkiye’nin Karadeniz’e doğru uzanan çıkıntısının büyük bölümünü kapsar. Doğuda Çatalzeytin ilçesinin Sinop ile birleştiği noktadan, batıda Kerempe burnuna kadar kıyı düz bir şerit halinde uzanır. Kerempe Burnunda bariz bir çıkıntı meydana getirerek güney batı doğrultusunda Bartın il sınırına kadar kıyı devam eder. Karadeniz’e olan bu kıyının uzunluğu 170 km’dir.

Kastamonu’nun yüzölçümünün %74,6’sı dağlık ve ormanlık, %21,6’sı plato ve %3,8’i ovadan oluşur. Dağılımdan da anlaşılacağı gibi ilin tarıma elverişli geniş alanları yoktur. Ancak vadiler etrafında küçük ovalar göze çarpar. Bunlardan önemlileri Daday ve Taşköprü ovalarını içine alan Gökırmak ile Tosya tarım alanını kapsayan Devrez Vadileridir. Ayrıca Araç Cide ve Devrekani çay yatakları çevresinde de ekim ve dikime elverişli alanlar bulunmaktadır.

 

Münferit olarak Yaralıgöz Dağı (1985m.), Göynük Dağı (1770m.), Dikmen Dağı (1471m.), Kurtgirmez Dağı (1450 m.) ,Güruh Dağı (1493m.), Ballıdağ {1400 m.), lsırganlık Dağı, Harami Dağı ve Elek Dağı önemli yükseltileri teşkil etmektedir. İlin güneyinde ise Ilgaz Dağları uzanmaktadır. Bu Dağlar yüksek ve devamlıdır. Kuzeyde Gökırmak ve Araç Çayı, güneyde ise Devrez Çayı vadileri ile sınırlanmıştır. En yüksek noktası Çatalılgaz tepesi (2565m.) dır.

KASTAMONU İLİ ULAŞIM

Ulaşımda iki ana merkez olarak İstanbul ve Ankara sayılabilir. İstanbul’dan doğuya doğru yola çıkıldığında 530 Km. sonra varacağınız yolculuğunuzda, Ankara üzerinden gelindiğinde bu mesafe 240 Km. olacaktır. Her iki yönden de yola çıkılıp, özellikle Kastamonu il sınırlarına girdiğiniz andan itibaren seyahatinizi oldukça fantastik kılacak yeşil bir denizin ve imkansız gibi görünen dorukların içinde rahat bir yolculuk sizi bekliyor. Yeşilin mavi ile kucaklaştığı Karadeniz sahili boyunca diğer illere ulaşabilmek mümkündür.
Kastamonu kara yolları ile tüm ilçelerimize ve diğer illere rahatlıkla ulaşım mümkündür. Birçok ille karşılıklı otobüs seferleri mevcuttur.

Kastamonu-İstanbul 530 Km

Kastamonu- İzmir 824 Km.
Kastamonu-Ankara 240 Km.
Kastamonu-Bolu 244 Km.
Kastamonu-Samsun 310 Km.
Kastamonu-Konya 500 Km.
Kastamonu-Bursa 516 Km.
Kastamonu-Balıkesir 666 Km.
Kastamonu-Manisa 802 Km.
Kastamonu-Karabük 111 Km.
Kastamonu- İzmit 395 Km.
Kastamonu-Çankırı 111 Km.
Kastamonu-Sinop 192 Km.

KASTAMONU İLİ NÜFUS

Kastamonu’nu genel nüfusu 2007 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sayımlarına göre 360.366 olarak belirlenmiştir. Bu sayıma göre kent merkezinin nüfusu ise 80.582 kişidir.

1927'de Kastamonu'da nüfus yoğunluğu km²'de 23 kişi iken,1980'e değin yalnızca 11 kişi artarak 34 olmuştur. Aynı dönemde Türkiye ortalaması ise 18'den 58'e çıkmıştır. Kastamonu nüfusunun zaman içindeki gelişmesi incelendiğinde, her dönemde nüfusun ülke ortalamasından daha yavaş geliştiği, özellikle 1950'den sonra nüfusun bazı dönemlerde azaldığı görülmektedir.
 

 1940'larda başlayan il dışına göç hareketi il nüfusunun gelişimini ve doğurganlık düzeyini olumsuz yönde etkilemiştir. Bu nedenle il nüfusunun artış hızı 1950'den sonra tümüyle göçlerle belirlenmiştir. Nitekim I927'de 336.501 olan il nüfusu 23 yıl içinde yalnızca % 22 oranında artarak 1950'de 412.016'ya ulaşmıştır. Aynı dönemde ülke nüfusundaki artış ise % 53 dolayında gerçekleşmiştir.

1950'yi izleyen 30 yıl içinde ülke nüfusu bir patlamayla % 116 oranında artarken, Kastamonu nüfusu yalnızca % 9 oranında büyümüştür. İlde nüfusun 1950–1955 ve 1970–1975 dönemlerinde ise mutlak olarak azaldığı görülmektedir. 1950–1955 arasındaki nüfus yitimi asıl olarak ildeki yönetsel değişikliklerin bir sonucudur. 1950 sayımına göre nüfusu 29.910 olan Kargı İlçesi, 1953'te Çorum İli'ne bağlanmıştır. Bu nedenle, 1955 Genel Nüfus Sayımı'nda Kastamonu nüfusu bir önceki döneme göre azalmıştır. İl nüfusunda 1970–1975 döneminde görülen azalma ise il dışına yönelen göçlerin iyice yoğunlaşmasının bir sonucudur.
 

 İl nüfusu 1970'te 1950'ye oranla % 8 oranında artmışken, 1975'te bu oran % 6'ya düşmüştür. Ancak 1975'ten sonra görece büyük bir nüfus artışı gerçekleşmiş ve 1950–1980 döneminde il nüfusunun artış oranı % 9 olmuştur. Genel olarak il nüfusunda 1927–1980 döneminde gerçekleşen büyüme % 34 dolayında kalmış, bu dönemde ülke genel nüfusu ise % 228 oranında artarak 3,5 katına ulaşmıştır.

Nüfus göç nedeni, ilin yavaş gelişmesinin en ün ekonomik yapısının il nüfusuna yeterli iş olanakları yaratmaması ve nüfusun önemli bir bölümünün iş bulmak amacı ile başka illere göç etmesidir. Ancak bu tek neden değildir. Kastamonu'da kaba doğum hızı da (binde 34,1) ülke geneline oranla (binde 42,3) düşük bir düzeydedir 11 dışına göç olgusunun özellikle 1970'lere değin aralıklı olarak "aile reisi göçü" biçiminde gerçekleşmesi ailelerin bölünmesine, bu nedenle de doğurganlığın yapay olarak düşmesine yol açmıştır. 
 

İlde kaba ölüm hızı da (binde 14,4) ülke ortalamasından (binde 13,9) yüksektir. Kaba doğum hızının ülke genelinden az oluşu, buna karşın kaba ölüm hızının yüksekliği, ilde nüfusun doğal artış hızının (binde 20) ülke ortalamasının (binde 28) gerisinde kalmasına neden olmuştur.

Nüfusun gelişmesi 5 yıllık dönemlere göre, yıllık ortalama artış hızları açısından, ülke ortalamaları ile karşılaştırmalı olarak incelendiğinde, Kastamonu'da nüfus artış hızının her zaman ülke ortalamalarının hayli altında olduğu görülür.
1935–1940 arasında ülke genelinde binde 17 olan nüfus artış hızı, II. Dünya Savaşı yıllarına rastlayan 1940–1945 döneminde binde 10,6'ya düşerken, Kastamonu' da söz konusu dönemlerde binde 4,7'den binde 8,2'ye yükselmiştir. II. Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarda, ülke çapında gerçekleşen nüfus patlamasının etkisi ile
 

 Türkiye genelinde nüfus artış hızı çok yüksek bir değere ulaşmışken, Kastamonu' da nüfusun azalması, nüfus artış hızının binde 9,1 olmasına neden olmuştur. 1955–1960 döneminde Kastamonu'da nüfus artış hızı (binde 16,6) ülke genelinde (binde 28,5) de olduğu gibi en üst düzeyine ulaşmıştır. İlde nüfus artış hızı, 1960'tan başlayarak il dışına yönelen göç hareketinin il nüfusunun gelişimini olumsuz yönde etkilemesi ile giderek azalmıştır. Öyle ki, 1970–1975 döneminde nüfus artış hızı binde 3,8 olmuş, yani il nüfusu mutlak olarak azalmıştır. 1975'ten sonra göç hareketinin yavaşlamasıyla, ilin nüfus artış hızı yükselerek binde 5,9'a çıkmıştır. Ülke genelinde ise nüfus artış hızı, 1975'e değin her dönemde binde 25 dolayında gerçekleşmiş, 1975–1980 döneminde ise binde 20,7 olmuştur.

İlde nüfus artış hızının her dönemde ülke ortalamasının altında olması il nüfusunun ülke toplam nüfusu içindeki payının giderek azalmasına yol açmıştır. Nitekim 1927'de ülke nüfusunun binde 24'ü Kastamonu'da otururken, bu oran 1940'ta binde 20'ye, 1960'ta binde 16'ya, 1980'de ise binde 10'a gerilemiştir.
Nüfus varlıkları ve yoğunlukları ilçeler düzeyinde incelendiğinde, ilde en büyük nüfus varlığının Merkez ilçe’de olduğu görülmektedir. Merkez İlçe'nin nüfusu Cumhuriyet'in ilk yıllarından başlayarak hep 50.000'in üstünde olmuştur. 1944'te yapılan yönetsel değişiklik ile Devrekâni Bucağı Merkez İlçe'den ayrılıp ilçe merkezi olmuştur.
 

 Bu gelişme, Merkez ilçe’nin 1927'de 63.000 olan nüfusunun, 1950'de 58.000'e düşmesine yol açmıştır.

 

İl dışına göç olgusu, ilin öbür ilçelerinde olduğu gibi Merkez İlçe'de de nüfus artışının sınırlı düzeyde kalmasına yol açmıştır. İlçenin nüfusu 1960'ta 1950'ye oranla % 10 artmışken bu oran 1970'te % 36 olmuştur, Merkez İlçe'de 1980'de km²'ye 46 kişi düşüyordu.

 

KASTAMONU TARİHİ VE TARİHİ  ESERLERİ
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KASTAMONU
KASTAMONU İLİ TARİHİ
 

 

Kastamonu'nun bilinen tarihi, Hitit İmparatorluğu ile başlar.Hititlerden sonra Frigya ve Lidya Krallıklarının egemen olduğu bu topraklar M.Ö.4.yy'da Perslerin eline geçmiştir. M.Ö.4,yy'da Büyük İskender Anadolu Ile birlikte Kastamonu topraklarını da Makedonya'ya katmıştır. 
 

İskender'den sonra yöreyi ele geçiren Pontus Krallığı M.Ö.1,yy'da Romalılar tarafından ortadan kaldırılmıştır. Uzun yıllar Roma İmparatorluğu sınırları içinde kalan Kastamonu M.S.395 yılında İmparatorluğun bölünmesiyle bütün Anadolu gibi Bizans İmparatorluğuna katılmıştır.

Prehistorik çağlardan sonra havalinin (Paflagonya'nın) bilinen Sümerlerin en eski bir kolu olan Gaslar (Gaşka Türkleri)'dır. M.Ö.2000-1300 yılları arasında hüküm süren Gaslar (Gaşkalar) devamlı olarak Mısırlılar, Suriyeliler ve Kaldelilerle siyasi, ticari ve kültürel münasebetlerde bulunmuşlar, Hititlerle de bazen savaşmış bazen dost olmuşlardır. Gaslar sert karakterli, cengaver kişiler olarak bilinmektedir.

Bugün Kastamonu ve çevresindeki illeri de içine alan ve Romalılar devrinde adına Paflagonya (Pophlaginia) denilen Gasların kurduğu şehirlerden bir tanesi de „Timonion veya Tumanna“ dır. Bazı yazarlar Kastamonu adının menşei konusunda; bu kelimenin „Gas“ kelimesi Ile „Timoni“ veya „Tumanna“ kelimesinin (Gas ülkesi anlamında) birleşmesinden meydana geldiği görüşünü ileri sürmüşlerdir ki en akla yakın ihtimal budur. Fonotik yönden de bugünkü Kastamonu'ya yaklaşmaktadır.

İkinci bir görüşe göre Romalılar devrinde Taşköprü'nün eyalet merkezi olduğu zamanlar Kastamonu küçük bir kasaba olup, Bizans devrinde ve özellikle Kommenler soyu zamanında gelişmeye başlamıştır. Bu soy zamanında buraya bir kale yapılmış ve Kommenlerin kalesi anlamında “Kastra Kommen” denilmiştir. Bu kelimenin zamanla “Kastamonu” şekline dönüştüğünü ileri sürenler olmuşsa da bunu belirleyen herhangi bir vesika mevcut değildir.

Kastamonu'nun ilk defa Türklerin eline geçmesi Danişmentliler zamanında Ahmet Gazinin Oğlu Gümüş tekin devrinde “1105 yılında” gerçekleşmiştir. 100 yıla yakın bir zaman Danişment idaresinde kalan şehir ve çevresi 15 yıl süre ile tekrar Bizanslılara geçmiş, 1213 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat'ın emriyle Selçuklu kumandanı Hüsamettin Çobanbey tarafından zaptedilmiştir.

Moğollar tarafından bölgenin ikinci kez zaptına memur edilen Şemsettin Yaman Candar kumandasındaki ordu 1292 yılında Kastamonu'ya giderek Muzafferettin Yavlak Arslan birliğini bozguna uğratmış kendiside öldürülmüştür. Muzafferettin Yavlak Arslanın oğlu Mahmutbey,
 

 babasının intikamını almak için mücadeleye girmiş ve Şemsettin Yaman Candar'ı buradan batıya sürmeyi başarmıştır. Şemsettin Yaman Candar'ın ölümünden sonra Süleyman Paşa tarafından 1309 yılında Kastamonu yeniden zaptedilmiş, toprakları genişletilerek “Candaroğulları Beyliği”ni kurmuş ve Çobanlar hakimiyetine son vermiştir.

İsfendiyarbeyden sonra “İsfendiyaroğulları” adını da alan Kastamonu beyliği 1460 yılında Osmanlı İdaresine girinceye kadar önemli bir ilim ve kültür merkezi olmuş, bir çok ilim adamı yetiştirmiş, Osmanlılar zamanında da bu özelliğini devam ettirmiştir.
Kastamonu, Fatih Sultan Mehmet'in 1460 yılında Sinop'la birlikte bu şehri alarak Candaroğulları beyliğini ortadan kaldırmasından sonra Osmanlı devletine katılmıştır. Kastamonu Milli Mücadele sırasında lojistik destek açısından en güvenilir bölge olması nedeniyle büyük yarar sağlamıştır. Özellikle Ankara'ya İnebolu-Kastamonu yoluyla yiyecek, giyecek, para, cephane ve silah nakli yapılmıştır.
Cumhuriyetin ilanından sonra, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün “23-31 Ağustos 1925” tarihleri arasında Kastamonu'da yaptığı Kıyafet ve Şapka İnkılabı, Cumhuriyet döneminin önemli olayı olarak tarih sayfalarına geçmiştir.Bu süre “Kültür, tarih ve sanat haftası” ismini almıştır.

KASTAMONU İLİ TARİHİ ESERLERİ

KASTAMONU İLİ TARİHİ MEKANLARI
Tarihi Evler ve Konaklar

SİRKELİ KONAĞI

Sirkeli Konağı Mustafa SİRKELİ tarafından üç katlı olarak yaptırılmaya başlanmış ancak ölümünün ardından yaşanılan maddi sıkıntılar sebebiyle büyük oğlu Mehmet Faik SİRKELİ tarafından iki katta bitirilmiştir.
Metin SİRKELİ'den edinilen bilgilere göre konağın 1893 - 1898 yılları arasında yapıldığı öğrenilmiştir.Konakta aile bir dönem kendisi oturmuş , daha sonraları kiraya verilmiştir.Konağın sanat okulu , ayakkabı atölyesi , terzi atölyesi ve bir dönemde Vali Konağı olarak kullanıldığı bilinmektedir.Ailenin soyadından dolayı "Sirkeli Konağı" olarak bilinir.
Kastamonu Valiliği İl Özel İdare Müdürlüğünce 31.12.1997 tarihinde satın alınmış, projeleri hazırlanıp Kurulda onaylandıktan sonra 31.07.1998 tarihinde onarım ve restorasyonuna başlanmış, 1999/ Ağustos'unda onarım ve restorasyonu tamamlanarak, İl Daimi Encümeni'nin 19.08.2003 tarih ve 406 sayılı kararı ile Onur Bilgi Dağıtım ve Pazarlama şirketine Çocuk Kreşi (Ana Okulu) olarak kullanılması amacıyla 5 yıllığına kiralandı.Beyçelebi Mahallesi Atatürk Caddesinde bulunmaktadır.
75 YIL CUMHURİYET EVİ
75.Yıl Cumhuriyet Evi sivil mimari örneklerinden olup , yapının tarihine ait kesin bilgilere ulaşılamamıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin 75. Yıl Kutlama etkinlikleri kapsamında bir Kastamonu Evinin korunması ve fonksiyon verilmesi amaçlanmıştır.

Kastamonu Valiliği "75. Yıl Kutlama Komitesince, tescilli yapıların yoğun olduğu Saylav" 75. Yıl Cumhuriyet Sokağında özel mülkiyetteki bina satın alınmıştır.


 

05.08,1998 tarihinde bakım ve onarımı yapılmak üzere işe başlanmıştır. 75. Yıl Kutlama Komitesince onarım yapılmıştır.

 
Bakım ve onarımı tamamlanan binanın 10.12.1998 günü hizmete açılmıştır.

Kastamonu Evi, mahalli dokuma ürünü malzemelerle döşenmiş, bağışı gerçekleştirilen mahalli etnografik malzemelerle teşhiri yapılmıştır.

Müze Ev olarak tanıtım hizmetlerinde kullanılmaktadır.

SEPETÇİOĞLU KONAĞI

Sepetçioğlu Konağının yapılış tarihine ait bulguya rastlanamamıştır. Ancak Gökdere Caddesi'ne açılan giriş kapısı üzerindeki demir şebekede yazılı olan 1884 rakamı konağın yapılış tarihi olduğunu düşündürmektedir.Kareye yakın dikdörtgen planlı olan yapı bodrum , zemin ve birinci kattan ibarettir.
Turizm amaçlı, otel ve restoran yapımı için fonksiyon verilmek üzere, İl Özel İdaresine ait olan ve yıkılmağa yüz tutan konak 25.11.1999 tarihinde onarıma alınmıştır.

Devrinin en güzel eseri örneğidir.

25.11.1998 tarihinde çatı onarımı ile işe başlanmıştır, 22.06.1999 tarihinde de restorasyonuna başlanmış olup 23.09.2000 tarihinde restorasyonu tamamlanmıştır.
Merkezi İstanbul'da bulunan Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfına mahallede halka ve öğrencilere yönelik faaliyette bulunmak üzere tahsis edilmiştir.Bu Vakıf tarafından Sosyal ve Kültürel etkinliklerde kullanılmaktadır.
KONYALI KONAĞI
1935-1936 yılları arasında Abdullah Konyalı tarafından yaptırılmıştır.Bina günümüze dek özgün halini korumuştur.
Kastamonu Valiliği � Merkez İlçe Köylere Hizmet Götürme Birliği Hizmet Binası olarak Kırkçeşme Mahallesinde Temmuz / 1998� de Konyalı Ailesi varislerinden satın alınmıştır.
11.06.1999 tarihinde Kastamonu Valiliğince bakım ve onarımı yaptırılmıştır.
6 Ekim 1999 tarihinde hizmete açılmış, 18 Kasım 2002 tarihinden itibaren ilimizdeki öğrenci ve yerel halkın çevre ve sağlıklı beslenme konularında bilgilendirilmesi amacıyla Kastamonu 
 

Valiliği Çevre Eğitim Merkezi'ne tahsis edilmiştir.23.12.2003 tarihine kadar ilimizdeki 22 ilköğretim okulu , Hacı Behiye Barut Anaokulu , Halime Çavuş İşitme Engelliler Okulu , Merkeze bağlı 10 köy okulu , Ağlı , Araç , Daday ve İhsangazi' deki YİBO ve Merkez İlköğretim okullarından toplam 11.697 öğrenci çevre eğitimi görmüştür.

Vali Enis Yeter zamanında başlatılan annelere yönelik "Çok Yaşayın , Sağlıklı Yaşayın" çevre ve sağlıklı beslenme eğitim projesinde de 2341 anneye ulaşılmıştır.İl Çevre ve Orman Müdürlüğü , Milli Eğitim Müdürlüğü ve Kastamonu Valiliği Çevre Koruma Vakfı ortaklaşa çalışması olan projede öğrenciler yaş gruplarına göre hazırlanmış slayt gösterisi eşliğinde bilgilendirilmektedir.

TAHİREFENDİ (OSMANLI) KONAĞI

Tarih bakımından ilimizin en eski yapılarından birisi olarak kabul edilen bina zemin ve birinci kattan ibarettir.Binada ilk göze çarpan 18 Yy. mimarisini yansıtan tepe pencereler ve üstlerindeki vitraylardır. Kündekari oda ve dolap kapıları , ocak nişlerdeki alçı işlemeler binaya zenginlik katmaktadır.

Kastamonu Valiliği İl Özel İdare İdaresince Kasım / 1999 da satın alınmıştır.Turizm faaliyetlerinde kullanılmak üzere Kasım / 1999 da Turizm Bakanlığına tahsis edilmiştir.

İlin tanıtımına yönelik, turizm faaliyetlerinde kullanılmak üzere "OSMANLI KONAĞI" olarak teşkil edilecektir.Röleve ve restorasyon projeleri tamamlanmış olup, yapımına ilişkin Koruma Kurulu Kararı alınmıştır.

Onarım çalışmalarına 26.04.2001 tarihinde başlanılmış olup 21.06.2002 tarihinde bitirilmesi planlanmaktadır.
LİVAPAŞA KONAĞI
19. yy. , son devir Osmanlı Çağı sivil mimari örneklerini yansıtan bu bina bodrum üzerinde üç kat olarak inşa edilmiştir. Zemin katta yanlarından çıkan merdivenlerin ulaştığı iki sütunlu portiklerin meydana getirdiği sahanlıktan sonra binaya çift kanatlı iki kapı girişi ile girilir. 
 

Bu katta ön ve arka cephelerde demir işli kafesler ile emniyeti sağlanmış, çevre duvarı kesme taş ile çevrelenmiş, iç bölme duvarları ahşap bağdadi olarak yapılmış, diğer katlarda ahşap karkas tekniğinde inşaa edilmiştir. Zemin kattaki anıtsal girişin üzerinde birinci ve ikinci katlarda, orta cephelerde çıkma yapılmış ve simetrik düzenlenmiştir. Bu çıkma bölümleri alttan taş eli böğründe payandalar ile desteklenmiştir.

Binanın iç aydınlatılması bol pencere ile sağlanmıştır. Zemin kattaki pencereler kesme taş söveli ve kemerlidir. Katlardaki pencereler dikdörtgen ve giyotin formundadır.
Binanın güney arka bölümündeki bahçesine ön cephede doğu ucunda bulunan, üzeri kemerli taş portalli demir işli kapıdan geçilmektedir. Arslanlı kapı olarak adlandırılan bu taş kapı portalinin yüzeyinde simetrik, karşılıklı iki mitolojik şekli andıran, kısmen stilize edilmiş iki arslan kabartma olarak işlenmiştir.
Kültür Bakanlığı'nca onarılmış ve Etnoğrafya Müzesi olarak düzenlenmiştir.
OSMANLI SARAYI (Eski Belediye Sarayı)
19. Yüzyıl sonlarında Kastamonu Belediye Binası olarak inşa edilmiştir.
1997 yılında, Belediye Meclisi kararıyla özel teşebbüse restore et-işlet-devret modeliyle 20 yıllığına verilmiştir.
1998-1999 yıllarında sürdürülen onarım ve restorasyon çalışmalarıyla turizm amaçlı otel ve restorant fonksiyonu verilmiştir.
Onarım ve restorasyonuna 300 milyar TL sı harcanmıştır. Nostalji atmosferde tefrişi yapılan tarihi yapı; 15 Şubat 2000 tarihinde faaliyete geçmiş olup, Turizm Bakanlığı'ndan İşletme Belgeli Tesis olarak çalışacaktır.

Atatürk'ün Osmanlı Sarayını Ziyaretleri

24 Ağustos 1925
EFLANİLİ KONAĞI
Kastamonu sivil mimari örneklerindendir.Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber 1910'lu yıllar olduğu tahmin edilmektedir.
İl merkezinde, Sağlık Bakanlığı Çevre Koruma Vakfınca 1999/ Ekim ayında Eflanili Ailesi varislerinden satın alınmıştır.
Valiliğin onararak Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü'ne 3 yıllığına tahsis ettiği Eflanili Konağı Kastamonu'ya gelecek ziyaretçiler ağırlanacaktır.
Yöresel Yemekler ve El Sanatları Uygulama Merkezi olarak işlev görecek olan Gazipaşa İlköğretim Okulu'nun yanındaki Eflanili Konağı'nda Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü bünyesinde kurs gören hanımlar hazırladıkları yemeklerle el emeği, göz nuru eserlerini konukların beğenisine sunacaklar.

Eflanili Konağı'nda yöresel ev yemeklerini üretecek olan kursiyerler Kastamonu'nun ağız tadını tanıtmak için ayrıca yöreye has mantı, erişte gibi yiyecekleri de paket halinde satışa sunacaklar. Konak aynı zamanda Kastamonu'ya özgü el sanatlarının teşhir edildiği ve satıldığı bir mekan olma özelliği taşıyacak , Kursiyerler böylelikle ev bütçelerine katkıda bulunma imkanına da kavuşacaklar.

KIRKODALI KONAĞI
İl merkezi, Akmescit Mahallesinde şehre hakim tepe üzerinde ve tarihi dokunun yoğun olduğu kesimde yer alan tarihi bina; 1881 yılında papaz mektebi olarak inşa edilmiştir.

Sonraki yıllarda hastane olarak kullanılmıştır.Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetindeki bina 1977 yılına kadar Vakıflar Öğrenci Yurdu olarak işlev görmüştür. Ağustos 2000 tarihinde Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nden Kastamonu Valiliği İl Özel İdare Müdürlüğü'ne tahsis edilmiştir.

1977 yılında terk edilen tarihi yapının onarım restorasyonu Valilikçe tamamlanmış olup , Kültür Sanat Evi olarak kullanılacaktır.
YÜCEBIYIKLARIN KONAĞI
Özel mülkiyetince Kültür Bakanlığınca kamulaştırılan binada ve bahçesinde Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğünce onarımına başlanmış olup , mahalli folklorik malzemelerin üretimi ve teşhiri için düzenlemesi yapılmaktadır.
TOPRAKÇILAR EVİ
Yapılış tarihi tam olarak bilinmemektedir.Kastamonu sivil mimari örneklerinden olan bina kesme taş , ahşap ve kerpiç kullanılarak yapılmıştır.26.10.2000 tarihinde Kastamonu Kalkınma Vakfı Yakacak Pazarlama Şirketi tarafından satın alınmıştır.
Onarım ve restorasyon çalışmaları tamamlanmış olup, 21.01.2004 tarihinde açılışı yapılan Toprakçılar Konağı turizme yönelik butik otel ve restoran olarak kullanılmaktadır.Müstecir eliyle çalışmakta olan otel 35 yatak kapasitesine sahiptir.
EL SANATLARI TEŞHİR MERKEZİ
Kastamonu Valiliği İl Özel İdare Müdürlüğü'nün verdiği 65 milyar ve DPT'nin verdiği 12 milyar ödenekle 3 Haziran 2000 tarihinde temeli atılmış 12 Mayıs 2001tarihinde hizmete açılmıştır..Ahşap işçiliği El Sanatları Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından yapılmıştır.
Kastamonu Valiliği El Sanatları Satış ve Teşhir Merkezi olarak kullanılmaktadır. Yeni yapılan betonarme bir binada Geleneksel Kastamonu evlerinin canlandırılması açısından yapılan ilk uygulama olması sebebiyle de ayrı bir önemi vardır.
ZİNCİRLİOĞLU KONAĞI
Küre Dağları Milli Parkları Müdürlüğü hizmet binası olarak kullanılmak üzere restorasyon proje çalışmaları devam etmektedir.
ELLEZLER KONAĞI
20.04.2002 tarihinde restorasyonuna başlanan Ellezler Konağı 21.01.2004 tarihinde tamamlanmış olup,açılışı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı Enis Yeter , Kastamonu Valisi Mustafa Kara ve ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof.Dr.Metin Sözen tarafından yapılmıştır.El Dokumaları Teşhir Merkezi Valiliğimize bağlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı atölyelerinde üretilen dokumaların satış merkezi olarak hizmet vermektedir.Aynı zamanda zengin bir kültürel geçmişe sahip olan ilimizin geçmişten günümüze dokuma örneklerinin de yer aldığı bir ünite olarak Kastamonu'yu ziyaret edenlerin beğenine sunulmuştur.

KENT TARİHİ MÜZESİ

Valilik Konağı altında bulunan Kent Tarihi Müzesi , 29 Ekim 2002 tarihinde hizmete açılmıştır.
İlin tarihi ve kültürel mirasına yönelik fotoğrafların bulunduğu müzede, kent tarihi araştırmalarına kaynaklık eden kütüphane bulunmaktadır.Öğrencilerin , Akademisyenlerin araştırma yapabileceği dökümanlar mevcuttur.
Müzenin en önemli eserleri arasında, Atatürk'ün Kastamonu'ya gelişi sırasında kullanılan halı (1907), dönemin Sana-i Nefise (Sanat Mektebi) okulunda yapılan piyano (1904-1907) gibi önemli eserler bulunuyor.

NALBANTOĞLU KONAĞI

Nalbantoğlu Konağı Valilikçe satın alınarak fonksiyon verilmek amacı ile restorasyon çalışmaları başlatılmış olup , röleve projesi hazırlanmaktadır.

MEMLEKET KÜTÜPHANESİ

Hükümet Konağı'nın kuzeyinde bulunmaktadır. Yapı iki katlı ve kargirdir. 1334 H. /1916 M. Yılında "Milli Kütüphane" adını taşıması öngörülerek Hükümet Bahçesi'nde Maliye Hazinesi'ne ait 333.324 m2 alanında arsa üzerine Vilayet hesabına yaptırılmasına karar verilmiş ve ilgili Nezaretten izin istenmiştir. Dört hafta sonra nezaretten izin gelmesi üzerine nafia sermühendisi Necati, Vilayet azası Tevfik ve Başkatip Reşat Efendi'den oluşan bir heyet kurularak üç hafta sonra da inşaat hazırlıklarına başlanmıştır.

Bilinmeyen nedenlerle aksayan inşaat 1343 H. / 1924 M. Yılında tamamlanmıştır. "Memleket Kütüphanesi" adını alan yapının açılışı Vali Fatin Bey tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha sonra bina Vilayet ve Jandarma tarafından kullanılmış.

Restorasyonu yapılan bina Resim ve Fotoğraf Müzesi olarak kullanılmaktadır.

MAZLUMCUOĞLU KONAĞI

Yöresel sivil mimari örneklerinden olan yapının yapılış tarihi bilinmemektedir.Konumlandığı yer itibarı ile Hükümet Konağı ve Kültür Merkezi binası ile birlikte iyi bir kompozisyon oluşturmaktadır.

Kastamonu Valiliği İl Özel İdaresinin ortak olduğu Kastamonu Kalkınma Vakfı Şirketinin tarihi eserlere katkısını sağlamak için Valilikçe eser yoğunluğu olan bölgedeki konumu ve gösterişli olan evin satın alınması önerilmiştir.

20.10.1998 tarihinde ev ve yanındaki parsel satın alınmıştır.Projeleri hazırlanarak,1999 / Haziranında onarım ve restorasyonuna başlanan binanın onarımı tamamlanmıştır. Eylül 2000 tarihinde tefrişi tamamlanarak hizmete girmiştir.Vakıf hizmetlerinde kullanılacaktır. Bahçe ve çevre düzenlemesi tamamlanmak üzeredir.

KASTAMONU İLİ HAMAMLAR

ÇİFTE HAMAM
Hamam miladi 1514 yılında Yavuz Sultan Selimin Hocası Halim Çelebi tarafından yaptırılmıştır.Hamam moloz taşından ve harçla yapılmış olup üzeri ahşap çatı ile örtülmüştür.kadınlar ve erkekler kısmının planları aynıdır.üzeri kubbeli büyük soyunma yerleri yine kubbeli giriş ve soğukluk yerleri vardır.Yıkanma odalarının ön kısımlarında ortada birer kubbe yanlarında tonoz kemerler arka taraflarda ise yanyana üzerleri kubbeli ikişer halvet odaları bulunur.hamam 1728 yılında tamir edilmiştir.

KALE HAMAMI

Hamam miladi 1300 yıllarından önce Şeyh Ziyaeddin Efendi tarafından yaptırılmıştır.hamam moloz taşından ve harçla yapılmış olup hamamın üzeri ahşap çatı ve kiremitle örtülüdür.soyunma yeri olan ilk bölüm 6*13 metre ebatında olup 3*6 metre soğukluk kısmından sonrada yıkanma salonuna girilir.Yıkanma odası 3,20*3,20 metre ölçüsünde üzerleri kubbeli iki halvet ve bunların arasında bulunan yine üzeri kubbe ile örtülü bir plandan ibarettir.hamam birçok tamir görmüştür.
FRENKŞAH HAMAMI
Hamam Emir Firenkşah Cemalüttin tarafından miladi 1262 yıllarında yaptırılmıştır.hamam kadın ve erkeklere mahsus olmak üzere iki taraflı olarak yaptırılmıştır.Hamam kare bir plana sahiptir.ortasında merkezi bir kubbe ve güneydoğu köşede yanyana iki kubbe batı duvarının köşesinde iki küçük kubbe olmak üzere beş adet kubbe ile bunların arasına gelen tonozlarla örtülmüş bölümler vardır.mamam hicri 1170 yılında tamir edilmiştir.

ARABA PAZARI HAMAMI

Hamam miladi 1515 yıllarında Nasrullah Kadı tarafından yaptırılmıştır.Hamam moloz taşı ve harçla yapılmıştır.kapısı güneyden açılan soyunma yeri 100 metrekare civarında olup kubbe ile örtülüdür.7*9 metre ölçüsündeki soğukluk kısmı ortada ve yanlarda birer olmak üzere üç küçük kubbe ile örtülü odalardan meydana gelmiştir.Yıkanma salonu ise haçvari plana sahiptir..Hamam miladi 1918 ve 1981 yıllarında onarım geçirmiştir.
YENİ HAMAM
Hamam Karamustafa Paşa tarafından miladi 1811 yılında yaptırılmıştır.Binanın soyunma bölümü kesme taş diğer kısımlar moloz taşından yapılmıştır.10*10 metre ölçüsünde olan soyunma kısmı merkezi kubbe ile örtülüdür.3,60*12,15 metre ölçüsündeki soğukluk kısmının üzeri 3 adet kubbe örtülmüştür.Hamamın soyunma kısmını örten merkezi kubbesinden başka soğukluk ve yıkanma odaları üzerinde üç sıra halinde yanyana dizilmiş dokuz adet kubbesi bulunur.kubbenin üzeri ahşap çatı ve kiremitle örtülüdür.hamam 2005 yılında restore edilmiştir.

SARAY HAMAMI

Hamam miladi 1575 yıllarından önce Muharrem Efendi tarafından yaptırılmıştır.Ahşap soyunma yeri ,soğukluk kısmı ve üzeri kubbeli beş adet halvet yeri ile hamamın çatısı tamamen yıkılmıştır.bina dört duvardan ibaret bir harabe görünümündedir.

BEY HAMAMI

Hamam Candaroğulları hükümdarı olan İsfendiyar Bey tarafından miladi 1329 yılından önce yaptırılmıştır.Doğu cephesinde bulunan 12*15,5 metre ölçüsündeki giriş ve soyunma kısmı ahşap olup üzeri kiremitle örtülüdür.Ahşap olan bu kısımdan sonra 1,60 metre eni ve boyu olan giriş yerinden geçilerek yine her kenarı 4,80 metre olan kare planlı ve iki tarafında küçük kubbelerle örtülü odalar bulunan bölüme ulaşılır.Buradan ikinci bir geçişten yıkanma bölümüne girilir.yıkanma bölümü 9,60*9,60 metre ebatında (T) şeklinde plana sahip olup üzeri merkezi kubbe ile örtülüdür.Miladi 1329 yıllarında onarım geçirmiştir.
DEDE SULTAN HAMAMI
Hamam miladi 1514 yıllarında Mevlevi Dergahı Şeyhi Celalettın Dede Sultan tarafından yaptırılmıştır.Hamam moloz taşından ve harçla yapılmış olup hamamın soyunma kısmı 10*110metre ölçüsündedir.3*4metre ölçüsündeki soğukluk kısmının üzeri üç adet kubbe ile örtülüdür. Bu kısmın sol tarafında küçük oda yer alır. Yıkanma odası iki bölüm halinde olup ön tarafta ortası kubbeli yanları tonoz kemerli 3,70*10 metre genişliğinde bir salon arkasında ise 4*4,5 metre ebatında üzeri kubbeli iki halvet yeri vardır.1766ve 1948 yıllarında tamir görmüştür.
FERHATPAŞA HAMAMI
Hamam miladi 1557-1564 yılları arasında Kastamonu Sancak Beyi olan Ferhat Paşa tarafından inşaa edilmiştir.Hamam moloz taşından harçla yapılmış olup 10,70*10,70 metre ölçüsündeki soyunma yeri ahşaptır.2,5*4,80 metre ölçüsündeki soğukluk kısmının solunda kubbeli bir odacık yer alır.Hamamda beş adet halvet bulunmaktadır.hamam 1743 ve 1793 yıllarında tamir geçirmiştir.

KASTAMONU İLİ İNANÇ TURİZM

İnanç Turizmi
SELÇUKLU VE ÇOBANOĞULLARI DÖNEMİ
DEVECİ SULTAN TÜRBESİ
DEVECİ SULTAN TÜRBESİ
HEPKEBİRLER TÜRBESİ (BATI)
MUZAFFEREDDİN GAZİ TÜRBESİ
ATABEYGAZİ TÜRBESİ
KARANLIK EVLİYA TÜRBESİ
MADEN DEDE TÜRBESİ
MÜFESSİR-İ ALAADDİN EFENDİ TÜRBESİ
VEHBİ GAZİ TÜRBESİ
CANDAROĞULLARI BEYLİĞİ DÖNEMİ
ADİL BEY TÜRBESİ
CEMALEDDİN EF. VE KARGAŞ SULTAN TÜRB.
HATUN SULTAN TÜRBESİ
MUSA FAKİH TÜRBESİ

AHİ ŞORVE TÜRBESİ

HARMANKAŞI TÜRBESİ
İSMAİL BEY TÜRBESİ
OSMANLI DEVLETİ DÖNEMİ
ABDÜLCEBBAR TÜRBESİ
AÇIKBAŞ SULTAN TÜRBESİ
ALİ ASGAR EFENDİ TÜRBESİ
BENLİ SULTAN TÜRBESİ
DAİ SULTAN TÜRBESİ
FERRAŞ SULTAN TÜRBESİ

HACI DEDE TÜRBESİ

HALİFE SULTAN TÜRBESİ
HEPKEBİRLER TÜRBESİ (DOĞU)

KARABAŞ-İ VELİ TÜRBESİ

MOLLA SAİD TÜRBESİ
NEVRUZ SULTAN TÜRBESİ
ABDÜRREZZAK TÜRBESİ
AHMET DEDE TÜRBESİ
BAYRAKLI SULTAN TÜRBESİ
CEVKANİ TÜRBESİ
DEDE SULTAN TÜRBESİ
GEYİKLİ SULTAN TÜRBESİ
HACI HAMZA TÜRBESİ

HAYRAN EFENDİ TÜRBESİ

İSA DEDE TÜRBESİ
KARA MUSTAFA PAŞA TÜRBESİ
NASRULLAH KADI TÜRBESİ
SACAYAKLI SULTAN (HASAN EFENDİ) TÜRB.
SEYFİ DEDE TÜRBESİ
SEYYİD SÜNNETİ EFENDİ TÜRBESİ
SÜKUTİ SULTAN TÜRBESİ
ŞEYH AHMED SİYAHİ EFENDİ TÜRBESİ
ŞEYH MEHMED EFENDİ TÜRBESİ
ŞEYH MUSTAFA EFENDİ (PİŞKÜRİ ZADE) TÜR
TARAKLI SULTAN TÜRBESİ

ŞEYH MUSTAFA EFENDİ (RESUL ZADE)TÜR.

TOPÇUOĞLU TÜRBESİ

SELÇUKLU VE ÇOBANOĞULLARI DÖNEMİ

CANDAROĞULLARI BEYLİĞİ DÖNEMİ
OSMANLI DEVLETİ DÖNEMİ





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 3 ziyaretçikişi burdaydı!