Blog Sitem
  Kilicdaroglunun Korkusu
 

KILIÇDAROĞLU’NUN KORKUSU!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu TRT 1’de yayınlanan Politik Açılım adlı programda, “Kürt sorunu” konusunda ne kadar “özverili” bir tutum içinde olduğunu gösterir şekilde konuştu:

“Bütün mesele bu sorunun çözülmesi… Bu sorun çözülür, insanlar yaşamını yitirmezlerse, bu benim genel başkanlığıma mal olacaksa olsun…”

Sorun, kimine göre “Kürt sorunu”…
Kimine göre terör sorunu…
Kimine göre sosyoekonomik bir sorun…
Kimine göre de demokrasi sorunu…

Sorun, kimine göre 35 yıldan beri çözülmeyen bir sorun…
Kimine göre ise Cumhuriyet kurulduğundan beri, 90 yıldır var olan bir sorun…
Hatta bazıları için kökenleri daha eskiye uzanan bir sorun…

Kısacası daha sorunun ne olduğu konusunda bile bir görüş birliği yok, ama CHP Genel Başkanı “malum sorunu” çözmek için özverili bir şekilde ortaya atılıyor! CHP’nin katkısı ve yardımıyla sorunu çözeceğiz, halkımız rahat edecek, ülkemiz düze çıkacak! Allah’tan Kılıçdaroğlu var!

İyi de yapılacak olanlar madem bu kadar bu kadar hayırlıdır, madem on yıllardır milletin başına musallat olmuş böyle bir sorundan kurtulmamızı sağlayacaktır, o zaman neden Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığı’na mal olsun ki? Kötü bir şey mi yapıyor Kılıçdaroğlu? Bu korkusu niye acep?

Örneğin bir “âkil adamlar” önerisi ortaya atıldı. Bazı âkil adamlar belirlenecek ve onlar “malum sorunu” çözmek için girişimlerde bulunacak.

Sizleri bilmem, ama ben bu “âkil adamlar” lafını ilk defa PKK’nın sözde lideri Murat Karayılan’dan duydum. Murat Karayılan 2009 yılı Mayıs ayının ilk haftası içinde Milliyet gazetesi yazarlarından Hasan Cemal ile yaptığı söyleşide şunları söylüyordu:

“İlk adımda silahlar susacak. Sonra diyalog başlayacak. Diyalog yeri İmralı’dır. Kabul edilmiyorsa, diyalog yeri biziz. Bizi de kabul etmiyorsa, siyasal olarak seçilmiş iradedir. Bu da olmuyorsa, o zaman ortak bir komisyon kurulur bir yerde, âkil adamlar bir araya gelir. Örneğin İlter Türkmen, (eski Dışişleri Bakanı ve Büyükelçi) gibi, sizin gibi insanlar toplanır, böyle bir mekanizma harekete geçer, çalışmaya başlar… Böyle bir mekanizma muhatap alınır diyalog için devlet tarafından…” (Milliyet, 5-9 Mayıs 2009)

Aslında Kılıçdaroğlu’nun bugün dile getirdiği bu “âkil adamlar” önerisi de yeni değil… CHP Genel Başkanı, PKK lideri Murat Karayılan’ın âkil adamlar önerisini 12 Haziran seçimleri öncesinde benimsediğini ilan etmişti. Kılıçdaroğlu, gazeteci Fatih Altaylı'nın TEK’E TEK isimli programında "Öcalan'la da görüşülebilir mi?" şeklindeki sorusunu Kürt meselesinin 30 yıldır çözülmediği ve derinleştiğine dikkat çekerek şöyle yanıtlıyordu:

''Siyaset kurumu çözüm üretmedi, güvenlik güçlerine havale edildi. Bu sorunu biz çözeriz dedik, Başbakan formül istedi. Formül şu: Toplumsal uzlaşmayla bu sorun çözülür. Her partiden âkil adamlar toplanacak. Ama çözümsüzlük için değil. Asla ve asla iç politika malzemesi yapmayacak. Sorunun çözümü Öcalan ile görüşmekse gitsin görüşsün bu âkil adamlar. Amaç bu sorunu çözmekse, insan hakları, özgürlükler, demokrasi temelinde olmalıdır. Bu yolla çözülürse hiçbir siyasi parti 'Ben çözdüm' demeyecektir.'' (8 Haziran 2011)

CHP Genel Başkanı bir yıl sonra bugün yine aynı şeyleri söylüyor. Ve özellikle CHP tabanında sanki bu sözleri ilk defa dile getiriyormuş, sanki seçimlerden önce Kılıçdaroğlu bu niyetini açıkça ilan etmemiş gibi bir tepki var!

Ey CHP’liler, şimdi neden kızıyorsunuz Genel Başkanınıza? Daha bir yıl önce “Sorunun çözümü Öcalan ile görüşmekse gitsin görüşsün bu âkil adamlar…” diyen Kılıçdaroğlu’na ve ekibine oy verip Meclis’e gönderen sizler değil miydiniz?

Ne ilginçtir ki Öcalan da 2010 yılının haziran ayı içinde, yani 12 Haziran 2011 seçimlerinden tam bir yıl önce hükümeti aynı şekilde uyarmamış mıydı? Gazeteci Can Dündar’ın belirttiğine göre Öcalan hükümete şu mesajı vermişti:

“Bu sorunu halletmezseniz üç ay sonra gidersiniz. Ayağınızın altındaki toprak kayıyor. İşte görüyorsunuz Kılıçdaroğlu geliyor. Başbakan’a diyorum ki ‘Sen çözmezsen Kılıçdaroğlu çözecek’.”


Gerçi AKP hiçbir yere gitmedi, ama “malum sorunun” çözümü için, CHP içinde gerekli operasyonlar yapıldıktan ve dikenler ayıklanıp emperyalizmin kulu, sezgin kişiler etkili ve yetkili yerlere yerleştirildikten sonra artık Kemal Kılıçdaroğlu piyasaya sürülmüştür. Bugün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun TRT ekranlarından yaptığı “özverili” çıkışla Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın “K. Irak yönetimi aracılığıyla temaslarımız var. Örgüt yakında silah bırakabilir” sözlerini bir arada düşündüğümüzde ortaya ilginç bir tablo çıkıyor. Diyarbakır eski milletvekili Sebgatullah Seydaoğlu ise iktidarın Mesud Barzani üzerinden PKK’ya silah bırakma çağrısı yaptığını, örgütün ise muhataplık adresi olarak BDP’yi işaret ettiğini söylüyor. (Taraf, 11.6.2012)

Sonuçta AKP de CHP de PKK’nın 2009’da önerdiği yöntemi benimsemiş, onun istediği çizgiye gelmiş ya da getirilmiştir!

İşte Kılıçdaroğlu da bunu çok iyi bildiği için “bu benim genel başkanlığıma mal olacaksa olsun” diyor. Çünkü yapılan iş, ne CHP için ne de devlet için hayırlı bir iş değildir. Eli kanlı bir terör örgütüne boyun eğilmiştir. Artık o müzakere sürecinden çıksa çıksa PKK’nın istediklerinin şu veya bu derecede yerine getirilmesi çıkar. İlk aşamada kabul edilmeyenler de zaman içinde kabul edilecektir.

İş bu boyuta varınca da Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığının lafı bile edilmez artık... Çünkü kaybedilecek olanlar “halkçı Kemal”in (!) genel başkanlığından çok daha fazla olacaktır. Ülkenin bütünlüğü, milletin birliği artık müzakere masasına konulacak, pazarlık, Türkiye’nin varlığı üzerine olacaktır.

Demek ki tarihin Kılıçdaroğlu’na verdiği rol de buymuş! Cumhuriyeti bir “Kemal” kurmuştu, köküne baltayı indirenlerden biri de şimdi bir diğer “Kemal” oluyor.

Milli Şef döneminin ünlü Ankara Vali Nevzat Tandoğan, 1940’lı yıllarda “Bu ülkeye komünizm gelecekse, onu da biz getiririz” demişti. Kılıçdaroğlu liderliğindeki yeni CHP de bugün benzer şekilde düşünüyor herhalde:

“Bu Cumhuriyeti biz kurduk, bölünüp parçalanacaksa da bizim katkımızla olur”

Ey CHP’liler… Yarın çocuklarınızın yüzüne utanmadan bakmak istiyorsanız, torunlarınızın sizi lanetle anmasını istemiyorsanız, halkın arasına çıktığınızda yüzünüze tükürülmesini istemiyorsanız, partinize de genel başkanınıza da sahip çıkın. CHP, ne genel başkanın çiftliğidir, ne de sizler birer koyun... Dikkat edin, oynanan çok iğrenç ve alçakça bir oyun…





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 120 ziyaretçikişi burdaydı!