Blog Sitem
  Nevsehir 50 Tanitim
 

Nevsehir
 


 

Yüzölçümü: 5.467 km²
 

Nüfus: 309.914 (2000)
 

İl Trafik No:

Nevşehir İli Şehir Tanıtımı
 

50
 

NEVŞEHİR İLİ TARİH

Nevşehir, tarih ve doğanın iç içe geçerek, bütünsel bir güzellik sergilediği beldeleri ve bölgede yaşamış uygarlıkların zenginleştirdiği kültürel birikimi ile Türkiye’nin eşsiz turizm cennetlerinden biridir.

Nevşehir İli Şehir Tanıtımı

Nevşehir, ilk dönemlerde “Nyssa”, daha sonraki dönemlerde “Soandos Nisa” ve “Muşkera” adları ile anılmıştır. Osmanlı döneminde, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa sadrazam olduğunda “Muşkera” adını değiştirerek kente “Yenişehir” anlamına gelen Nevşehir adını vermiştir.


 

Bölgede yapılan az sayıdaki prehistorik araştırmalardan Neolitik (M.Ö. 7 bin) dönemine ait yerleşmeler saptanmıştır. M.Ö.1600’lerde Hitit Krallığı’nın egemenliği altında olan kente, M.Ö. 12 yüzyılda göç kavimlerinin, M.Ö. 7. yüzyılda Kimmer ve İskitlerin saldırıları yaşanmıştır. Nevşehir, M.Ö. 680 - 610 yıllarında Asur ve M.Ö. 610 - 550 yıllarında Med egemenliğinin ardından Perslerin yönetimine girerek Kappadokia Satraplığı içinde yer almıştır. 


M.Ö. 332 yılında Pers soylularından I. Ariarathes bağımsız Kappadokia Krallığı’nı kurmuştur. M.S.17 yılında Roma İmparatorluğu’na katılan Nevşehir sonra, Persler, Sasaniler daha sonra da Anadolu Selçuklu Devleti yönetimine girmiştir. Bölge 1097 yılında Haçlıların eline geçmiştir.

 

 Daha sonra İlhanlı ve 1398’de Karamanoğulları yöreye egemen olmuşsa da aynı yıl Sultan I. Bayezit Nevşehir’i Osmanlı topraklarına katmıştır. 1402 yılında Bayezit’in Timur’a yenilmesiyle bölge Karamanoğulları yönetimine geçmiş 1466’da da kesin olarak Osmanlı egemenliğine girmiştir. 1954 yılında da il olmuştur.


 

 

Günümüzde bölge, birbirinden güzel kaya kiliseleri, doğal güzellikleri, vadileri ve yeraltı şehirleriyle bir açık hava müzesi durumundadır.

Dünyaca ünlü Türk düşünürü Hacı Bektaş-ı Veli ile Osmanlı döneminin ünlü sadrazamlarından Damat İbrahim Paşa’nın bu bölgede yaşamış olmaları da kültür ve turizm hareketlerinin olumlu yönde gelişmesine büyük katkı sağlamıştır.

NEVŞEHİR İLİ COĞRAFYA

Coğrafi Konumu
 

Nevşehir ilinin doğusunda Kayseri, kuzeyinde Yozgat ve Kırşehir, batısında Aksaray, güneyinde Niğde bulunmaktadır.

NEVŞEHİR İLİ İKLİM

İklimi


 

Nevşehir, yazları sıcak ve kurak, kışları ise soğuk ve yağışlı geçen tipik karasal iklim özelliğine sahiptir.

NEVŞEHİR İLİ HARİTA

NEVŞEHİR İLİ ULAŞIM

Ulaşım: Kara ve havayolu ile ulaşım mümkündür.

NEVŞEHİR İLİ TARİHİ VE TARİHİ ESERLERİ
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE NEVŞEHİR..

 
Yapılan kazılardan elde edilen bilgilere göre Nevşehir İli'nin MÖ 3000 yıllara kadar uzanan bir tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Buraları tarih öncesi çağlardan beri yerleşmeye sahne olmuştur.
 

Yöreye KAPADOKYA denirdi. Nevşehir Kızılırmak'ın güneyinde olup Hititler' in egemenliğine MÖ 2000 yıllarından sonra yayıldılar. Hitit İmparatorluğu MÖ 1150 yılında dağılınca Asurların etkileri Nevşehir 'e kadar uzandı. MÖ 7.yüzyılda,bütün Anadolu gibi İran (Pers) İmparatorluğuna katıldı.

Başkent Persopolis' ten yola çıkan İran imparatoru Kiros (Kurus) MÖ 546'da Nevşehir'i de aldı. MÖ 333 yılında Makedonya İmparatoru Büyük İskender, İran imparatorluğunu yıkıp burasını kendi topraklarına kattı. İskender'in ölümünden sonra Roma İmparatorluğu'na kadar İskender'in generallerinden Seleskovlar, Kapadokya Krallığı tarafından yönetildi.
Bölge MÖ 1.yy' da Roma egemenliğini tanıdı. MS 395 yılında Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasından sonra 1077'de Anadolu Selçuklu Devleti kurulunca,bu topraklar da Orta Asya'dan gelen Türk egemenliğine girmiştir. Kapadokya yöresi 1071'den önce özellikle 7. ve 8.yy' larda doğudan İran-Sasani, güneyden gelen Arap-İslam akınlarına hedef olmuştur.
Hititler döneminde kalma yörede bulunan 200'e yakın yeraltı şehri bu akınlar zamanında geliştirilmiştir. 1071 Malazgirt Savaşı'ndan sonra bölge çoğunlukla Anadolu Selçuklu Devleti'nin elinde kaldı. 1308 yılında Anadolu Selçuklu Devleti yıkılınca Moğol istilasına uğramıştır.

 

Yöre halkı Acem ve Arap kültürüne karşı çıkmıştır. 13.yy' da Horasan' dan gelen Türk düşünürü Hacı Bektaş-ı Veli' nin çalışmaları sonucunda Türkler bölgede egemenliklerini kurmuşlardır.

1515 yılında Yavuz Sultan Selim,Dulkadiroğulları Beyliğine son verip eski Kapadokya'yı kesin olarak Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetimine almıştır. Osmanlılar döneminde bölgede önemli olaylar geçmemiştir.

Gerek Selçuk,gerekse Osmanlı dönemlerinde yörede pek çok kervansaray,camii ve medrese yaptırılmıştır. Hititler döneminde Kahve Dağı eteklerinde bulunan Nevşehir'in o günkü adı "NYSSA"dır.

Osmanlı dönemin Nissa' nın yakınlarında MUŞKARA adında bir köy kurulmuştur. Osmanlı Sadrazamı Damat İbrahim Paşa Muşkaralı olup görevi aldığı yıllar arasında Muşkara Köyü ve çevre köy kasabalarla geliştirerek yeni şehir anlamına gelen NEVŞEHİR adını alır.
 


 

20 Temmuz 1954 yılına kadar Niğde ilinin bir ilçesi olan Nevşehir bu tarihte il olmuştur.
Nevşehir; Kayseri, Yozgat, Kırşehir, Aksaray ve Niğde illeri ile çevrili Orta Anadolu'nun küçük illerinden biridir. Kızılırmak doğu batı yönünde hemen hemen ilin topraklarını iki parçaya ayırmaktadır. Kızılırmak'ın yatağı ilin en derin vadisini oluşturur.
İlin denizden yüksekliği 1200-1250 m olup, 5417 Km2'lik bir alan kaplar. İl sınırları içerisinde yüksek dağlara rastlanmaz. İrili ufaklı tepeler vardır. Genel olarak bu tepeler çıplaktır. Bazı tepelerin yamaçlarında ağaçlar görülür. İç Anadolu'nun tipik bir stepler bölgesidir.

NEVŞEHİR İLİ KORUNAN ALANLAR

Milli park, Orta Anadolu’nun Hasan dağı-Erciyes Dağı volkanik bölgesinde kalmaktadır. Saha, platolar, ovalar, küçük dağ bitkileri, yüksek tepeler, alüvyonla dolmuş dere ve ırmak vadileri, drenaj havzaları ve erozyonlu dik yamaçlı vadilerle birbirinden ayrılan yüksek düzlüklerden oluşmuştur. Erciyes ve Hasan Dağı’nın büyük volkanik konileri, kuzeyden Kızılırmak Vadisi’nin bir kısmı ve bazıları bazaltla kaplı aşınmış tüf yatakları araziye hâkim olan 
Alan, volkanik tüften oluşmuş ilgi çekici manzara yapısı içerisinde, Doğu Roma dönemi kilise mimarisi ve dinsel sanat tarihinden önemli bir dönemi sergilemektedir. Bölgenin, ana ulaşım yollarına uzaklığı ve engebeli bir alan olması, gizlenmek isteyen veya dini inzivaya çekilenler için uygun korunma koşulları sağlamıştır.
 


 Manastır hayatı 3. yüzyıl sonları ile 4. yüzyıl başlarında başlamış ve hızla yayılmıştır. Bu dönem süresince manastırlar, kiliseler, şapeller, yemekhaneler, keşiş hücreleri, depo ve şarap yapım yerleri bulunan mekânlar oyulmuş ve bunlar duvar resimleri ile süslenmiştir. Ayrıca bölgedeki Ürgüp, Avcılar, Uçhisar, Çavuşini ve Yeni Zelve yerleşimleri, Göreme yöresinin geçmişteki kültürüne uygun tarım ve köy hayatını yansıtan tarihi ve doğal bütünlüğe sahip yerleşim yerleridir.

 

Göreme’nin eşsiz jeomorfolojik oluşumu, estetik manzara yapısının görsel değeri ve tarihi ve etnolojik yapısı, milli parkın kaynak zenginliğini teşkil etmektedir.


 

NEVŞEHİRDE GEZİP GÖREBİLECEĞİNİZ YERLER
Görülebilecek Yerler:


 
Volkanik tüften oluşmuş ilgi çekici manzara yapısını oluşturan peribacaları, aynı zamanda Doğu Roma dönemi kilise mimarisi ve dinsel sanat tarihini sergilemesi açısından başlıca görülmesi gerekli yerlerdendir. Ayrıca Ürgüp, Avcılar, Uçhisar, Çavuşini ve Yeni Zelve yerleşimleri, Göreme yöresinin geçmişteki kültürüne uygun tarım ve köy (kırsal) hayatını yansıtan yerleşimler olması nedeniyle ziyaretçilerin ilgisini çekecek niteliktedir.


 

NEVŞEHİR İLİ TARİHİ ESERLER
Diğer Tarihi Yapılar

 


 

Nevşehir Kalesi

 
Selçuklular döneminde, Bağdat'a giden kervan yolunun korunması amacıyla inşa edilmiştir. Nevşehir'in eski yerleşim yerinde, sağlam bazalt kütleli bir tepenin üzerinde bulunan kale, Osmanlı döneminde Damat İbrahim Paşa tarafından onarılmış ve cumhuriyet döneminde de yeniden restore edilerek tahrip olmaktan korunmuştur. Sur duvarları genelde sağlam olup, kale girişi güneybatı yönündedir


 

Uçhisar Kalesi
Nevşehir merkezine 10 km. uzaklıkta bulunan Uçhisar, doğal konumu nedeniyle bir hisar görünümündedir. Kapadokya manzarasına hâkimdir. Doğu Roma döneminde, korunaklı yapısı ile Arap akınlarına karşı kolayca savunma sağlamıştır. Kalenin içerisine oyulmuş eski bir mağara bulunmaktadır. Mağaraya üç yol ile girilir ve bu yollar geniş bir salonda birleşir. Yolların birinde taş kapı, ardında da nöbetçi odası mevcuttur. Kalenin içerisinde başka dehlizler de bulunmakla birlikte, bunların bazıları çökmüş bazıları ise molozla dolmuştur.


 

Ortahisar

 
Ürgüp-Nevşehir yolunun güneyinde bulunmaktadır. Yerleşimin ortasında kayalardan oyma evlerle çevrelenen doğal bir kale bulunmaktadır. Ortahisar’ın en önemli özelliği, bünyesindeki yeraltı kentleridir. Kolayca şekillendirilebilen bir kaya yapısına sahip olan kalede yerin altına oyulmuş doğal soğuk hava depoları da bulunmakta olup, bu depolarda günümüzde narenciye saklanmaktadır.


 

Kurşunlu Camisi (Damat İbrahim Paşa Külliyesi)

 
Damat İbrahim Paşa tarafından 18. yüzyılda yaptırılan külliyede, cami, medrese, imaret, sübyan mektebi, hamam, kervansaray ve çeşmeler bulunmaktadır. Ana mekân sekizgen kasnağa oturan bir kubbe ile örtülüdür. Camiye üç kapıdan girilir. Ana giriş avlu kapısının kuzeybatısında olup, kapı üzerinde Şair Nedim’e ait bir mermer kitabe yer almaktadır. Güney duvarındaki giriş kapısı ise yol seviyesinden yüksekte kaldığından, avluya merdivenlerle inilmektedir. Üçüncü kapı ise doğudadır. Cami bezemeleriyle lale devrinin özelliklerini taşır.

 

Medrese: Camiyle aynı tarihte yapılan medrese, caminin batısındadır. İlk müderrisi ünlü Kunevi Çelebi olan medrese dikdörtgen planlıdır. Avlu kubbeli revaklarla çevrili olup, kuzeydoğu kulesinde dershanesi yer almaktadır. Üzeri pandantifli bir kubbeyle örtülüdür. Medresede içlerinde ocak ve dolap nişleri olan 17 talebe hücresi vardır. Eyvanlı iki kapısı olan medresenin kitabesi Şair Vehbi tarafından yazılmıştır. Yapı, 1961 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce restore edilmiştir.


 
Kütüphane: 1727 yılında inşa edilen kütüphanenin kitabesini Şair Nedim yazmıştır. Damat İbrahim Paşa'nın buraya 187 cilt kitap armağan ettiği bilinmektedir. Kütüphanenin en önemli eserlerini, İbrahim Paşa'nın bağışladığı el yazması Osmanlıca, Arapça ve Farsça kitaplar oluşturmaktadır.


 

İmaret: 1726 yılında yaptırılmıştır. Yuvarlak kemerli kapıdan yüksek duvarlarla çevrili bir avluya girilir. Bir süre hapishane olarak, 1949’dan 1967 yılına kadar müze olarak kullanılmıştır. İmaretin kitabesini Şair Vehbi yazmıştır.

 


 

Sübyan Mektebi: İmaretin yanında, aynı avlu içinde bulunan Sübyan Mektebi, 1726 yılında inşa edilmiştir. İki katlı olan yapının alt katı kayalardan oyularak yapılmıştır. Mektebin kitabesi Şair Vehbi tarafından yazılmıştır. 1949-1967’ye kadar müze olarak kullanılmıştır.

 
Hamam: Külliyenin kuzeyinde yer alan hamam, 1726-1727 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Kesme taştan yapılan hamamın ortası ve soğukluk bir kubbeyle örtülü olup, yanlarda da kubbeli şekiller bulunmaktadır. Yuvarlak kemerli kapıdan, ortasında göbektaşı yanlarında ise kurnalı şekiller bulunan sıcaklığa girilir. Sıcaklığın batısında su deposu ve külhanı vardır. Günümüzde de kullanılan hamamın kitabesi Şair Nedim’e aittir.


 

Taşkınpaşa Külliyesi

 
Ürgüp ilçesinin 18 km. güneybatısındaki Taşkınpaşa köyündedir. Karamanoğulları döneminin önemli yapılarındandır.

 
Cami: Avlu içindedir. Kitabesi bulunmamaktadır. Ancak, 14. yüzyıl ortalarında yapıldığı sanılmaktadır. Zengin bezemeli taç kapıdan camiye girilir. Geometrik ve mukarnas bordürlü dış kemer, dilimli olup, iki küçük sütuna oturmuştur. Sütun kaideleri bitkisel motifler, rumilerle bezelidir. İki basamakla dikdörtgen planlı ana mekâna girilir. Üç nefli mekânın yalnızca mihrap önü kubbe, öbür bölümleri beşik tonoz örtülüdür. Minber ve mihrabı özgün değildir. Özgün olanlar 1940’ta önce Kayseri daha sonra Ankara Etnografya Müzesi’ne taşınmıştır. İnce işçilikli bu özgün mihrap, cevizden ağaç oyma tekniği ile yapılmıştır. Yazıt kuşakları, kıvrık dal, tomurcuk motifleri ve geometrik geçmelerden oluşan bezemeler uyumlu biçimde yerleştirilmiştir. Taç kapının sağında Yaz Camii adı ile bilinen dikdörtgen planlı mescit vardır. Ana mekân içten beşik tonoz, dıştan düz cam örtülüdür. Mescide bitişik minarenin 4 sütunlu kubbeli ilginç bir mimarisi vardır.


 

Sekizgen Kümbet: Avluda, caminin doğusundaki yapıdır. Yazıtsızdır. Ancak yayınlarda 1342’de yaptırıldığı bildirilmektedir. Kare kaideye oturtulmuş sekizgen planlı bir yapıdır. Türbenin dışı geometrik bezekli panolara ayrılmıştır. Üçgen, beşgen vb. geometrik motiflerle yıldızların çeşitli biçimlerde kullanılmasıyla desenler elde edilmiştir. Ana mekânın altında dikdörtgen planlı, kayaya oyulmuş mumyalık bulunmaktadır.

 
Altıgen Kümbet: Avluda caminin kuzeyindedir. Yazıtsızdır. Sekizgen Kümbet gibi 14. yüzyıla tarihlenmektedir. Altıgen planlı yapının mumyalı bölümü doldurulmuştur. İçten kubbeli yapıda İlyas Bey, Hızır Bey ve Hasan adlı kişilerin kitabeli, mermer sandukaları vardır.


 

Medrese: Camiye 3 km. uzaklıktadır. Kitabesi bulunmamaktadır ama 1350 tarihli vakfiyede adı geçmektedir. Araştırmalar medrese olarak bilinen yapının saray olduğunu ortaya çıkarmıştır. Camiden uzak olması, Yeşil Vadi’ye bakan büyük odaların bulunması bunu doğrulamaktadır. Taç kapı iç kapılar, pencereler kesme taştan, duvarlar ise moloz taştandır. Duvarların kesme taş kaplamaları dökülmüştür. Taç kapıda geometrik ve bitkisel motifler ustaca kullanılmıştır. Yapı, uzun bir hole açılan değişik büyüklükte odalardan oluşmaktadır. Kuzeydoğudaki küçük odaların oturma ve iş odaları olduğu sanılmaktadır. Girişin kuzeyde dama çıkan basamaklar orada da bir oda olduğunu düşündürmektedir. Yapının güneybatısında, girişin yanındaki iki kapıyla mescide girilir. Mescidin taş mihrabı dıştan palmet ve rumilerden oluşan motiflerle bezelidir. Üçgen mihrap nişi mukarnaslı olup yanlarda palmet ve rumilerden örgü motifi ile çevrilmiştir.

 

Beylik Hanı


 
Kurşunlu Camisinin avlusunun alt kısmında olup bir bölümü kayaların oyulması ile yapılmıştır. Beylik Hanı, Damat İbrahim Paşa’nın, Nevşehir’i canlı bir ticaret şehri yapmak amacıyla yaptırdığı eserlerden biridir. Kitabesini Şair Raşit’in yazdığı handa, günümüzde sadece hayvanlara ayrılan bölüm kalmıştır.

 
Sarıhan (Avanos)

 
Avanos’a 5 km. uzaklıktadır. Sultan hanlarının klasik planına sahiptir. Kareye yaklaşan avlulu ön bölüm ile dikdörtgen planlı, üstü örtülü arka bölümden oluşmaktadır. Yazıtsız olmakla birlikte Selçuklu yapısı olduğu sanılmaktadır.

Göreme Açık Hava Müzesi
 


 
Nevşehir'e 13 km. uzaklıkta ve Göreme kasabasının 2 km. doğusunda yer alan bir kaya yerleşim yeridir. M.S. 4. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar yoğun bir şekilde manastır hayatı yaşanmıştır. Hemen her kaya bloğunun içinde kiliseler, şapeller, yemekhaneler ve oturma mekânları mevcuttur. Bugünkü Göreme Açık Hava Müzesi manastır eğitim sisteminin başlatıldığı yer olarak kabul edilir. Soğanlı, Ihlara, Açıksaray aynı eğitim sisteminin daha sonraları görüldüğü yerlerdir.

 
Kiliseler, 2 tür teknikle boyanmıştır. Birincisi, doğrudan doğruya kaya yüzeyi düzeltilerek üzerine yapılan boyama; ikincisi ise, kaya üzerine yapılan secco (tempera) ve fresko tekniği ile yapılan boyamadır. Kilisede işlenen konular İncil ve Hz. İsa'nın hayatından alınmıştır.

 
Göreme Açık Hava Müzesi'nde Kızlar ve Erkekler Manastırı, Aziz Basil Kilisesi, Elmalı Kilise, Aziz Barbara Kilisesi, Yılanlı Kilise, Karanlık Kilise, Çarıklı Kilise ve Tokalı Kilise bulunmaktadır.

 
Rahibeler ve Rahipler Manastırı
 

 
Müze girişinin solunda yer alan 6-7 katlı kaya kütlesi "Rahibeler Manastırı" olarak bilinir. Bu manastırın 1. katındaki yemekhanesi, mutfağı, birkaç odası; 2. katındaki yıkık şapeli gezilebilir durumdadır. 3. katındaki (bir tünelle ulaşılan) kilisesi çapraz kubbeli, dört sütunlu üç apsislidir. Ana apsisteki templona Göreme'deki diğer kiliselerde pek rastlanmaz. Kilisede doğrudan kaya üzerine yapılan Hz. İsa freskinin yanında kırmızı bezemeler görülür. Manastırda katlar arasındaki bağlantı tünellerle sağlanmıştır. Tehlike anında tünelleri kapatmak üzere yeraltı şehirlerinde olduğu gibi "sürgü taşları" kullanılmıştır. Sağdaki Rahipler Manastırı'nda ise erozyon nedeniyle katlar arasındaki geçişler kapandığından, sadece giriş katındaki birkaç oda görülebilmektedir.

Aziz Basil Şapeli
 


 
Göreme Açık Hava Müzesi'nin girişindedir. Sütunlarla ayrılan nartekste mezar çukurları bulunmaktadır. Nef enine beşik tonozlu, dikdörtgen planlı ve üç apsislidir. Dikdörtgen nefin sol uzun yüzünde biri büyük, ikisi küçük, üç apsis bulunmaktadır. Kilise 11. yüzyıla tarihlenmektedir.

 
Sahneler; ana apsiste Hz. İsa portresi, ön yüzünde Hz. Meryem ve çocuk İsa, kuzey duvarında at üzerinde Aziz Theodore, güney duvarında ise yine at üzerinde ejderle savaşan Aziz George tasviri, Aziz Demetrius ve 2 azize tasviri bulunmaktadır.
Elmalı Kilise
 

Dokuz kubbeli, dört sütunlu, kapalı haç planlı, üç apsislidir. Asıl girişi güney yönünden olan kiliseye, kuzeyden açılan bir tünel vasıtasıyla girilebilmektedir.


 
Elmalı Kilise'nin ilk süslemeleri doğrudan duvara kırmızı boya ile yapılan haç ve geometrik motiflerdir. Kilise 11. yüzyılın ortası ve 12. yüzyılın başına tarihlenmektedir.

 
Sahneler; Deesis, doğum, üç müneccimin tapınması, vaftiz, Lazarus'un diriltilmesi, başkalaşım, Kudüs'e giriş, son akşam yemeği, ihanet, Hz. İsa Golgota yolunda, Hz. İsa çarmıhta, Hz. İsa'nın gömülmesi, Hz. İsa'nın cehenneme inişi, kadınlar boş mezar başında, Hz. İsa'nın göğe çıkışı ve aziz tasvirleri. Ayrıca Tevrat kaynaklı İbrahim Peygamber'in misafirperverliği ve üç Yahudi gencin fırında yakılması sahnesi resmedilmiştir.

Azize Barbara Şapeli
 

Elmalı Kilisenin bulunduğu kaya blokunun arkasındadır. Haç planlı, iki sütunlu, batı, kuzey ve güney haç kolları beşik tonozlu, merkezi kubbeli, doğu haç kolu ve doğudaki iki köşe mekânı kubbelidir. Bir ana, iki yan apsisi bulunmaktadır.

 
Motifler kırmızı boya ile doğrudan kaya üzerine çizilmiştir. Duvarlarda ve kubbede zengin geometrik motifler, mitolojik hayvanlar ve askerî semboller bulunmaktadır. Ayrıca duvarlarda taş izlenimi veren motifler de yer almaktadır. Kilise 11.yüzyılın ikinci yarısına tarihlenmektedir.

 
Sahneler; ana apsiste İsa pantokrator; kuzey haç kolunda at üzerinde ejderle savaşan Aziz George ve Aziz Theodore; batı haç kolunda ise Azize Barbara tasviri bulunmaktadır.
 
Yılanlı (Aziz Onuphrius) Kilise
 
Girişi kuzeydendir. Ana mekân enlemesine dikdörtgen planlı, beşik tonozlu, güneyde mezarların bulunduğu ek mekân ise düz tavanlıdır. Apsisi sol uzun duvara oyulmuş, kilise tamamlanmadan bırakılmıştır.

 
Kilise tonozunun her iki yanında Kappadokia'da saygın olan azizlerin tasvirleri bulunmaktadır. Kilise 11. yüzyıla tarihlenmektedir.

 

Sahneler; girişin tüm karşısında sol elinde İncil tutan Hz. İsa ve yanında kilisenin banisi, tonozun doğusunda ejderle savaşan Aziz George ve Aziz Theodore, gerçek haçı tutan Helena ve oğlu Konstantin; tonozun batısında çıplak, uzun saçlı ve önünde palmiye ağacı bulunan Aziz Onuphrius, yanında takdis pozisyonunda Aziz Thomas ve elinde bir kitapla Aziz Basil bulunur.
 

Yemekhane
 
Üç yapı yan yana olup birbirleriyle bağlantılıdır. Kiler olarak kullanılan ilk mekânda erzakları depolamak için oyuklar bulunmaktadır. En son bölümde ise yemekhane yer alır. Girişin sol tarafında 40-50 kişinin yemek yiyebileceği taştan sıra ve masa mevcuttur. Masanın sağ tarafında üzüm ezmek için bir şırahane vardır.
 
Karanlık Kilise
 
Kuzeydeki kavisli bir merdivenden kilisenin dikdörtgen, beşik tonozlu narteksine çıkılır. Narteksin güneyinde bir mezar bulunmaktadır. Kilise haç planlı, haç kolları çapraz tonozlu merkezi kubbeli, dört sütunlu, üç apsislidir.

 

Karanlık Kilise olarak adlandırılmasının nedeni, narteks kısmındaki küçük bir pencereden çok az ışık almasından dolayıdır. Bu sebeple fresklerdeki renkler oldukça canlıdır.


 
Kilise ve narteks İncil ve Hz. İsa siklusunu içeren zengin süslemelere sahiptir. Ayrıca Elmalı ve Çarıklı Kilise'de olduğu gibi Tevrat kaynaklı sahneler de resmedilmiştir. Kilise, 11. yüzyıl sonu 12. yüzyıl başına tarihlenmektedir.

 
Sahneler; “Deesis”, “Müjde”, “Beytüllahim'e Yolculuk”, “Doğum”, “Üç Müneccimin Tapınması”, “Vaftiz”, “Lazarus'un Diriltilmesi”, “Başkalaşım”, “Kudüs'e Giriş”, “Son Akşam Yemeği”, “İhanet”, “Hz. İsa Çarmıhta”, “Hz. İsa'nın Cehenneme İnişi”, “Kadınlar Boş Mezar Başında”, “Havarilerin Takdisi ve Görevlendirilmesi”, “Hz. İsa'nın Göğe Çıkışı”, “İbrahim Peygamber'in Misafirperverliği”, “Üç Yahudi Gencin Yakılması” ve aziz tasvirleri.
 
Azize Catherine Şapeli
 

Karanlık Kilise ile Çarıklı Kilise arasında yer alan Azize Catherine Şapeli'nde, hem narteks, hem de naos serbest haç planlı, merkezi kubbelidir; haç kolları beşik tonozlu ve apsis templonludur. Narteks zemininde mezar bulunmaktadır. Şapelin sadece naos kısmında figürler vardır. Pandantifler kabartma geometrik süslemelerle bezenmiştir.


 
Anna adında bir kişi tarafından yaptırılan Azize Catherine Şapeli, 11. yüzyıla tarihlenmektedir.

 

Sahneler; apsiste Deesis, bunun altında madalyonlar içinde kilise babaları (Gregory, Basil, John Chrysostom), kuzey haç kolunun güney duvarında at üzerinde Aziz George; karşısında Aziz Theodore, Azize Catherine ve diğer aziz tasvirleridir.
 

Çarıklı Kilise
 
İki sütunlu (diğer sütunlar duvar köşelerinde paye şeklindedir), çapraz tonozlu, üç apsisli ve dört kubbelidir. Sahnelerde Hz. İsa'nın hayatını konu alan tasvirler, İbrahim Peygamber'in misafirperverliğini gösteren Tevrat sahnesi, aziz ve bani tasvirleri iyi muhafaza edilmiştir. Elmalı ve Karanlık Kilise'ye benzemekle beraber, Hz. İsa'nın çarmıha gerilişi ve çarmıhtan alınış sahneleri kilisenin farklı özelliğidir. Figürler genelde büyük ve uzundur.

 
Hz. İsa'nın göğe yükseliş sahnesinin altında bulunan ayak izlerinden dolayı kiliseye "Çarıklı Kilise" adı verildiği sanılmaktadır. Kilise 12. yüzyıl sonu, 13. yüzyıl başına tarihlenmektedir.


 

Ana kubbenin ortasında Pantokrator İsa, madalyonlarda melek büstleri bulunmaktadır. Ayrıca ana apsiste Deesis, kuzey apsiste Meryem ve çocuk İsa, güney apsiste ise Melek Mikael tasviri yer alır.

 
Sahneler; “Doğum”, “Üç Müneccimin Tapınması”, “Vaftiz”, “Lazarus'un Diritilmesi”, “Başkalaşım”, “Kudüs'e Giriş”, “İhanet”, “Kadınlar Boş Mezar Başında”, “Hz. İsa'nın Göğe Çıkışı” ve aziz tasvirleri.
 
Tokalı Kilisesi
 
Bölgenin bilinen en eski kaya kilisesi olup 4 mekândan oluşur Tek Nefli Eski Kilise, Yeni Kilise, Eski Kilise’nin altındaki kilise, Yeni Kilise’nin kuzeyindeki Yan Şapel. 10. yüzyılın başlarına tarihlenen Eski Kilise, bugün Yeni Kilisenin giriş mekânı şeklinde ise de orijinalde tek nefli, beşik tonozlu bir yapıdır. Doğusuna Yeni Kilisenin eklenmesi sırasında apsisi tamamen yıkılmıştır. Sahneler tonoz yüzeyine ve duvarların üst bölümüne yerleştirilmiştir. Hz. İsa'nın hayatını kapsayan siklus tonozda panellere ayrılmış olup, sahneler sağ kanatta başlayıp sol kanata doğru takip etmektedir.

 

Sahneler; tonozun ortasında aziz tasvirleri, sağ kanadında üst panelde “Müjde”, “Ziyaret”, “Bakireliğin İspatı”, “Beytüllahim'e Yolculuk”, “Doğum”, sol kanattaki üst panelde “Üç Müneccimin Tapınması”, “Masum Çocukların Katliamı”, “Mısır'a Kaçış”, “Hz. İsa'nın Mabede Takdimi”, “Zekeriya'nın Öldürülmesi”, sağ kanattaki orta panelde “Elizabeth'in Takip Edilmesi”, “Vaftizci Yahya'nın Görevlendirilmesi”, “Vaftizci Yahya'nın Kehanetleri”, “Hz. İsa'nın Vaftizci Yahya ile Buluşması”, “Vaftiz”, “Kana Düğünü”, sol kanattaki orta panelde “Şarap Mucizesi”, “Ekmeklerin ve Balıkların Çoğaltılması”, “Havarilerin Görevlendirilmesi”, “Kör Adamın İyileştirilmesi”, “Lazarus'un Diriltilmesi”, sağ kanattaki alt panelde “Kudüs'e Giriş”, “Son Akşam Yemeği”, “İhanet”, “Hz. İsa Platus Önünde”, sol kanattaki alt panelde “Hz. İsa Golgota Yolunda”, “Hz. İsa Çarmıhta”, “Hz. İsa'nın Çarmıhtan İndirilmesi”, “İsa'nın Gömülmesi”, “Kadınlar Boş Mezar Başında”, “Hz. İsa'nın Cehenneme İnişi”, “Hz. İsa'nın Göğe Çıkışı”. Bu panelin altında aziz tasvirleri; girişin üstünde ise “Başkalaşım” sahnesi yer almaktadır.


 

Yeni Tokalı, enlemesine dikdörtgen planlı, basit beşik tonozludur. Doğu duvarında kemerlerle birbirine bağlı dört sütun, sütunların arkasında yükseltilmiş bir koridor, koridordan sonra ana apsis ile iki yan apsis yer alır. Beşik tonozlu nefinde Hz. İsa'nın siklusu kronolojik sıraya göre daha çok kırmızı ve mavi renkler kullanılarak işlenmiştir. Koyu mavi renk, Tokalı Kilise'yi diğer kiliselerden ayıran en önemli özelliktir.


 
Enlemesine nefte, Aziz Basil'in hayatı, çeşitli azizlerin tasvirleri ve çoğunluk Hz. İsa'nın mucizelerine ait sahneler yer almaktadır. Kilise 10. yüzyılın sonuna ve 11. yüzyılın başına tarihlenmektedir.
 
Paşabağları ve Zelve Ören Yeri
 
1 km. uzaktaki peribacaları en iyi Zelve ören yerinden görülmektedir. Burada ayrıca Aziz Simeon adına yapılmış şapel ve birçok kaya mekânları bulunmaktadır. Paşabağları'nın daha ilerisinde Göreme-Avanos karayolundan 2 km. içerde olan ve 3 vadiden oluşan Zelve ören yeri, peribacalarının en yoğun olduğu yerdir. 9. ve 13. yüzyıllarda Hıristiyanların önemli yerleşim ve dini merkezlerinden birisi olmuştur. Balıklı, Üzümlü ve Geyikli kiliseler vadinin en önemli kiliseleri olup ikonoklastik dönem öncesine aittir.

 

1952 yılına kadar iskân edilmiş vadide manastırlar, kiliseler, yerleşim yerleriyle, tünel, değirmen, cami gibi yapılar bulunmaktadır.
 

Çavuşin Kilisesi
 

Göreme-Avanos yolu kenarında, Göreme'ye 2.5 km. uzaklıktadır. Tek nefli, beşik tonozlu, 3 apsisli olup narteksi yıkılmıştır.


 
İmparator Nicephorus Phocas adına yapılan Çavuşin Kilisesi 964-965 yıllarına tarihlenmektedir. Kilisede işlenen konular diğer kaya kiliselerinde olduğu gibi İncil ve Hz. İsa'nın hayatından alınmıştır.
 
Açıksaray Harabeleri
Gülşehir'e 3 km. uzaklıktadır. Tüf kayalar içinde oyulmuş sayısız mekânlar ve kiliseleriyle önemli bir ören yeridir. 9-10. yüzyıla tarihlenmektedir. Bu yörede bulunan mantar şeklindeki peribacası Kappadokia'da sadece bu ören yerinde görülmektedir.
 
Aziz Jean Kilisesi

 
Gülşehir ilçe merkezi girişindedir. Kilise, 2 katlıdır. Alt katında şarap mahzenleri, su kanalları ve mezarlar bulunmaktadır. Üst katı ise kilise olup duvarları İncil'den alınmış sahnelerle süslenmiştir. 1995 yılında restore edildikten sonra bugünkü haline gelmiştir.

 
Hz. İsa ve İncil’den alınan konuların tasvirlerini içeren kilisede sahneler bantlar içinde frizler halindedir. Siyah zemin üzerine sarı ve kahverengi renkler kullanılmıştır. Niş tonozlarında ve cephelerinde bitkisel ve geometrik motiflere rastlanmaktadır. Batı ve güney duvarlarında ise Kappadokia bölgesinde çok az rastlanan “Son Yargı” sahnesi yer almaktadır. Kilise apsisinde yer alan yazıta göre, 1212 yılına tarihlenmektedir.
 
Özkonak Yeraltı Şehri
 

Avanos'a 14 km. uzaklıktaki Özkonak kasabasında bulunan yeraltı şehri, İdiş Dağı'nın kuzey yamaçlarında volkanik, granit bünyeli tüf tabakalarının oldukça kalın olduğu bir yerde yapılmıştır. Yeraltı şehri henüz tam olarak temizlenmemiş olup temizlendiği kadarıyla ziyarete açılmıştır.
 

Kaymaklı Yeraltı Şehri

 
Nevşehir'e 20 km. mesafede bulunan Kaymaklı kasabasındadır. 8 katlı olup ilk katı erken dönem tarihlenmektedir. Roma ve Bizans dönemlerinde de diğer alanların oyularak genişletilmesi suretiyle yeraltı şehri haline dönüştürülmüştür. Bugün 4 katı ziyarete açıktır.

 
Tüf kayalara oyulmuş bu yeraltı şehri, bir kitlenin geçici olarak yaşayabilmesi için gerekli barınma şartlarına haizdir. Dar koridorlarla birbirlerine bağlanan oda ve salonlar, şarap depoları, su mahzenleri, mutfak ve erzak depoları, havalandırma bacaları, su kuyuları, kilise ve dışarıdan gelebilecek herhangi bir tehlikeyi önlemek için kapıyı içten kapatan büyük sürgü taşları vardır
 
Derinkuyu Yeraltı Şehri
 

 
Nevşehir- Niğde karayolu üzerinde ve Nevşehir'e 30 km. uzaklıkta bulunan Derinkuyu ilçesindedir. Kaymaklı yeraltı şehrinde olduğu gibi burada da büyük bir topluluğu içinde barındıracak ve ihtiyaçlarını karşılayacak mekânlar vardır. Bu yeraltı şehri 8 katlıdır. Kaymaklı yeraltı şehrinden farklı olarak burada misyonerler okulu, günah çıkartma yeri, vaftiz havuzu ve ziyaretçilerin ilgisini çeken kuyu mevcuttur.

 
Yeraltı şehirleri sadece Kappadokia bölgesinin jeolojik oluşumlarına özgü yapılar olup diğer bölgelerde bu tür örneklere rastlanmamaktadır.

Mazı Yeraltı Şehri


 
Antik adı "Mataza" olan Mazı köyü, Ürgüp'ün 18 km. güneyinde, Kaymaklı yeraltı şehrinin ise 10 km. doğusundadır.

 
Değişik yerlerde 4 girişi tespit edilebilmiştir; asıl girişi düzensiz taşlarla örülmüş koridor sağlamaktadır. Kısa koridordaki iri sürgü taşı, yeraltı şehrinin giriş çıkışını kontrol altına almaktadır. İç kısımdaki küçük oda, sürgü taşının rahat bir şekilde hareket etmesi için yapılmıştır. Yeraltı yerleşiminin geniş alanlarına yayılan ahırlar, diğerlerinden farksızdır. Ahırlardan kısa bir koridor vasıtasıyla yeraltı şehrinin kilisesine ulaşılmaktadır. Bu mekânın girişi sürgü taşı ile kapatılabilmektedir. Kilise apsisi, köşeye oyulmuştur ve cephesi kabartmalarla süslüdür.
Özlüce Yeraltı Şehri
 

Eski adı "Zile" olan Özlüce köyü merkezindeki yeraltı şehri, Nevşehir- Derinkuyu karayolu üzerindeki Kaymaklı kasabasının 6 km. batısındadır.


 
Girişte bazalttan yapılmış, birbirine geçmeli iki kemerli mekân bulunmaktadır. Daha sonra yine moloz taşlarla örülü 15 m. uzunluğunda bir geçit vasıtasıyla asıl tüf kayaya ulaşılmaktadır. Yeraltı şehrine girişi sağlayan taştan yapılmış mekânlar, asıl yeraltı şehrini oluşturan kaya oyma mekânlara nazaran daha yenidir. Bu koridorun bitiminde 1.75 m. çapında sert granit taştan yapılmış sürgü taşı bulunmaktadır.

 
Girişteki ana mekân, yeraltı yerleşiminin en geniş alanı olup iki bölümden ibarettir. Büyük mekânın sağında erzak depoları, solunda ise oturma odaları bulunmaktadır. Oldukça uzun olan galerilerin kenarlarında hücre tipi odalar, tabanlarda ise tuzaklar yer alır. Henüz ziyarete açılmamıştır.
 
Tatlarin Kilisesi ve Yeraltı Şehri
 
Acıgöl ilçesine 10 km. uzaklıktadır Tatlarin kasabasında, "Kale" olarak adlandırılan tepenin yamacında yer alır. İki nefli, iki apsisli, beşik tonozlu olan kilisenin narteksi yıkılmıştır. Oldukça iyi korunmuş olan fresklerdeki sahneler bantlarla birbirinden ayrılmıştır. Zeminde koyu gri, tasvirlerde ise mor, hardal ve kırmızı renkler kullanılmıştır.

 
1991 yılında ziyarete açılan yeraltı şehri ise, mekânlarının büyüklüğü, erzak depolarının sayısının ve kiliselerin çokluğu nedeniyle askeri garnizon ya da manastır kompleksini akla getirir. Yeraltı şehri oldukça geniş alanlara yayılmış, ancak küçük bir kısmı temizlenebilmiştir. Halen iki katı gezilebilen yeraltı şehrinin en önemli özelliği diğer yeraltı şehirlerinde pek bulunamayan tuvalete sahip olmasıdır.
 
Tağar (St. Theodore) Kilisesi
 

 
Ürgüp ilçesi Yeşilöz köyündedir. Aziz Theodore adına yapılmış olan “T” planlı kilise, büyük bir apsise sahiptir. Pandantiflere oturan kubbesinin altında bir galeri bulunmaktadır. Bu bakımdan Kapadokya kiliseleri içinde benzeri yoktur. Resimler 11. ve 13 yüzyıla aittir. Taşıdığı iki ayrı üslup nedeniyle iki ayrı ressam tarafından bezendiği anlaşılmaktadır.
 
Kırk Şehitler Kilisesi
 
Ürgüp’ün 80 km. güneyinde Şahin Efendi köyündedir. Kolonlarla birbirinden ayrılmış iki nefli kilisede Sebasten’in 40 din şehidinin resmini içermektedir. 1216 yılında Selçuklu egemenliği döneminde boyanmıştır.
 
Pancarlı Kilisesi
 
Ortahisar kasabasının güneyinde, Ürgüp - Mustafapaşa yolunun sağındaki Pancarlık Vadisi’ndedir. Düz tavanlı tek nefli ve tek apsislidir.

 
Kilisedeki freskler daha çok yeşil zeminlidir ve oldukça iyi korunmuştur. İlk bakışta kiliseyi 2 farklı sanatçının farklı zamanlarda boyadığı düşünülse de sahneler ve tüm yazılar ayrı ayrı incelendiğinde aynı sanatçı tarafından süslendiği anlaşılmaktadır. İncil’den sahnelerin yer aldığı freskler içeren kilise, 11. yüzyılın ilk yarısına tarihlenmektedir.

 
Sahneler: “Peygamberin Görünümü”, “Müjde”, “Ziyaret”, “Bakireliğin İspatı”, “Elizabeth’in Takip Edilişi”, “Vaftizci Yahya’nın Görevlendirilmesi”, “Şarap Mucizesi”, “Kötülüklerle Dolu Adamın İyileştirilmesi”, “Hz. İsa ve Samarralı Kadın”, “Başkalaşım”, “Masum Çocukların Katliamı”, “Yusuf’un İkinci Rüyası”, “Mısır’a Kaçış”, “Şeytan Çarpmış Adamın İyileştirilmesi”, “Hz. İsa’nın Göğe Çıkışı”, “Hz. İsa Golgota Yolunda”, “Hz. İsa Çarmıhta”, “Hz. İsa’nın Cehenneme İnişi” ve aziz tasvirleri.
Mustafapaşa (Sinasos)
 
Ürgüp’ün 6 km. güneyinde yer alan Mustafapaşa, 20. yüzyılın başlarına kadar Rum ve Türklerin birlikte yaşadığı bir kasabadır. 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarına tarihlenen eski Rum evleri oldukça zengin taş işçiliği arz ederler.

 
Mustafapaşa’nın batısında yer alan Gömede Vadisi morfolojik açıdan Ihlara Vadisi’nin küçük bir benzeridir. Ihlara Vadisi’nde olduğu gibi kaya oyma kiliselere, barınaklara ve vadinin içinden geçen bir dereye sahiptir.

 
Mustafapaşa’daki önemli kilise ve manastırlar; Aios Vasilios Kilisesi, Sinasos Kilisesi, Alakara Kilisesi, Aios Nichole Manastırı, Konstantin-Helena Kilisesi, Manastır Vadisi kiliseleri ve Basil Kilisesi’dir. Ayrıca Osmanlı döneminde inşa edilmiş güzel taş ve ağaç işçiliği gösteren bir kervansaray da bulunmaktadır.
 

NEVŞEHİR İLİ GÜLŞEHİR İLÇESİ

GÜLŞEHİR İLÇE TANITIM
GÜLŞEHİR NEVŞEHİR İLİNE BAĞLI BİR İLÇEDİR
Gülşehir'den görünüm

GÜLŞEHİR İLÇE TARİH
İlçemizin ne zaman ve kimler tarafından kurulduğuna dair elde kesin belgeler bulunmamaktadır. 
 


İlçe merkezinin kuzeyine düşen Civelek Köyü mağarasında bulunan vazolar ve küpler ilçe tarihinin M.Ö.7500-8000 Yıllarına kadar uzandığını gösterir.
 

M.Ö.3000-2000 Yıllarında bu bölgede hüküm süren Hitit uygarlığına ait eserler ilçemizdeki büyük kale ve küçük kale mevkiileri
 

 Ovaören (sivasa beldesi) ve Gökçetoprak köyünde hala gezilebilir durumdadır. Frigyalılar M.Ö.900-800 yıllarında Kapadokya’ ya saldırarak egemenlikleri altına almışlardır.
 


 Gülşehir’de bu saldırılardan etkilenmiştir. Frigyalılardan sonra bölgeye Lidyalılar, Medler, Kimmerler, Helenler, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, İranlılar yüzyıllar boyu hüküm sürmüşlerdir.
 

Bizanslılar döneminde ilçenin isminin Zoropassos olduğu tesbit edilmiştir. Gülşehir M.S. 3 ila 8. Yüzyıllar arasında Kapadokya’nın dini başkenti olarak kalmış ancak, Açıksaray rahiplerinin 8. YY. sonunda başlayan kiliselere resim yapma akımını kabul etmemeleri üzerine bu ünvanı kaybetmiştir.
 

1071 Yılındaki Malazgirt Zaferinden sonra Kapadokya Selçuklu Türklerinin hakimiyeti altına girmiş ve ilçenin Zoropassos olarak anılan ismi de Arapsun olarak değiştirilmiştir.
 

14.Yüzyılın tamamıyla 15. Yüzyılın ilkyarısında Anadolunun belli başlı ilim merkezleri başında yer alan ilçemiz 1212 yılında Mengücükoğulları hakimiyeti altına girmiştir. Aynı yüzyıl içerisinde Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat burasını ülkesi hudutları içerisine katmış ve adınıda GÜLŞEHİR olarak değiştirilmiştir.
 

 Gülşehir gerçek manadaki gelişimini Osmanlılar zamanında 1. Abdulhamid’in sadrazamlarından Karavezir Seyit Mehmet Paşa’nın memleketine olan düşkünlüğü ve yaptığı yatırımlar ile gerçekleştirmiştir.
 


 İlçemiz o zamana kadar Uçhisar kasabasına bağlı bir köy iken kaza olmuş, aynı devirde Seyit Mehmet Paşa tarafından 6 çeşme, 1 camii, 1 mektep, 1 medrese, 1 kütüphane, 1 han ve 1 hamam yaptırmıştır. 

Karavezir Seyit Mehmet Paşa’nın ölümünden sonra ilçe yeniden Arapsun olarak anılmaya başlanmış ancak, 1947 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile resmen GÜLŞEHİR olarak tescil edilmiş ve 1954 yılında da İlçelik ünvanını almıştır.

GÜLŞEHİR İLÇE NÜFUS
YERLEŞİM YERLERİ
 

KADIN
ERKEK
TOPLAM
İLÇE MERKEZİ
 


Gülşehir
4.615
4.346
8.961
KASABALAR
Abuuşağı
 

670
608
1.278
Karacaşar
986
970
1.956
Ovaören
494
438
932
 


Tuzköyü
948
920
1.868
Gümüşkent
323
350
673
 

KASABALAR TOPLAMI
3421
3286
6707
KÖYLER
Alemli
28
17
45
 


Alkan
92
91
183
Bölükören
119
130
249
 

Civelek
126
139
265
Dadağı
78
78
156
 

Eğrikuyu
142
124
266
Emmiler
184
174
358
Eskiyaylacık
177
164
341
 


Fakıuşağı
193
176
369
Gökçetoprak
201
195
396
Gülpınar
146
134
280
 

Gümüşyazı
59
65
124
Hacıhalilli
167
152
319
Hacılar
99
80
179
 

Hamzalı
61
48
109
Karahüyük
23
20
43
Kızılkaya
153
157
310
 

Oğulkaya
78
88
166
 

Şahinler
256
237
493
Terlemez
545
492
1.037
 


Yakatarla
158
147
305
 

Yalıntaş
113
110
223
Yamalı
36
34
70
 


Yeniyaylacık
343
336
679
Yeşilli
143
136
279
 

Yeşilöz
290
276
566
Yeşilyurt
139
130
269
 


Yüksekli
160
155
315
KÖYLER NÜFUSU TOPLAMI
4309
4085
8394
 

İLÇE NÜFUSU GENEL TOPLAMI
12.345
11.717
24.062

GÜLŞEHİR İLÇE KÖYLERİ VE BELDELER

Beldeler: Abuuşağı • Gümüşkent • Karacaşar • Ovaören • Tuzköy
Köyler:

Alemli • Alkan • Bölükören • Civelek • Dadağı • Eğrikuyu • Emmiler • Eskiyaylacık • Fakuşağı • Gökçetoprak • Gülpınar • Gümüşyazı • Hacıhalilli • Hacılar • Hamzalı • Karahüyük • Kızılkaya • Oğulkaya • Şahinler • Terlemez • Yakatarla • Yalıntaş • Yamalı • Yeniyaylacık • Yeşilli • Yeşilöz (Cemel) • Yeşilyurt • Yüksekli
 


NEVŞEHİR İLİ İLÇELER
Nevşehir İlçeleri: Merkez • Acıgöl • Avanos • Derinkuyu • Gülşehir • Hacıbektaş • Kozaklı • Ürgüp

 
NEVŞEHİR İLİ YEMEKLER
NEVŞEHİR SOFRASI
 
 
 


NEVŞEHİR MANTISI
Nevşehir mantısı Malzemeleri

1 ekmek hamuru
125 gr margarin
250 gr kıyma
2 soğan
500 gr yoğurt
2 diş sarımsak
1 çorba kaşığı domates salçası
1 tatlı kaşığı kırmızı pulbiber
1 çay kaşığı karabiber
Tuz

Nevşehir mantısı Yapılışı
Soğanları soyup ince ince doğrayın. Bir tavada margarinin yarısını eritip soğanları pembeleşinceye kadar kavurun. Kıymayı ekleyip karıştırın ve suyunu salıp çekinceye kadar kavurun. Salça, tuz ve karabiberi ekleyip 5 dakika daha kavurun. Tavayı ocaktan alın. Ekmek hamurunu unlanmış zemine alıp merdane ile 25-30 cm çapında açın. Hazırladığınız iç malzemeyi ortasına yayın ve rulo halinde sıkıca sarın. 2 cm eninde dilimleyip yağlanmış fırın tepsisine dizin. Önceden ısıtılmış 180 dereceye ayarlı fırında 25 dakika pişirin. Tepsiyi fırından alın. Sarımsakları soyup ezin. Yoğurtla karıştırın. Bir tavada kalan margarini kızdırıp kırmızı pulbiber ekleyin. Karıştırıp tavayı ocaktan alın. Mantıyı servis tabaklarına paylaştırın. Üzerlerine sarımsaklı yoğurt ve kırmızıbiberli tereyağı sosunu gezdirip sıcak olarak servis yapın.

NEVŞEHİR YEMEKLERİ
NEVŞEHİR YÖRE MUTFAĞI
NEVŞEHİR MUTFAĞI

Yöre Mutfağı
 (Gastronomi)
Nevşehir ve yöresi yemeklerinin malzemeleri pek fazla olmamakla birlikte bölgesel denebilecek yemekleri vardır. Genellikle et tüketimi fazladır. Yörede sebzeciliğe de önem verildiğinden birçok sebzeyi kendileri yetiştirmekte ve yemeklerinde kullanmaktadırlar. Bölge, şarapları ile de ünlüdür. Yöre mutfağından bazı örnekler aşağıdadır:
Çorbalar; tarhana, düğü, kesme, sütlü, patates çorbaları ve katma aşı.

 
Yemekler; ağpakla (fasulye, kemikli et) , soğanlama, dıvıl (patates ve bulgur), cacık, ayva dolması, çanak (et ve sebze) , Nevşehir tavası (et) , zerdi pilavı, sızgıt (kışlık et kavurma), kömbe (bazlama) , kışlık ekmek (yufka), pastırma, sucuk.

 
Tatlılar; bulama (un, pekmez, ceviz) , aşure, irmik tatlısı, dalaz (yumurta, süt, un, yağ, bal veya şeker), aside (un, pekmez veya şeker), hoşaf. Yörede kaliteli şarap üretimi de yapılmaktadır.


 

NEVŞEHİR YÖRESEL YEMEKLERİ
Yemek yapimindakullanilan araç ve gereçler arasinda topraktan yapilmis çömlek ve tandir ikilisinin ayricalikli bir yeri vardir. Yöresel yemeklerden en önemlileri :


 

Dügün çorbasi
Sütlü çorba
Agpakla
Nohutlu yahni
Kayisi dolma
Gendirme
Divil ayva dolmasi
Dolaz'dir.
Dügün Çorbasi: Tereyaginin içine salça konup kavrulur, su ilave edilir,içine dügü (ince bulgur) atilir.
Sütlü Çorba: Kaynamis bulgura ya da dügüye süt ilave edilerek pisirilir.
Agpakla(Kuru Fasuyle): Yörede kuru fasulyeye agpakla denir. Beyaz fasulye, yag ve kemikli et karisimi bir çömlege konur. Çömlek yufka ekmeginin pisirildigi tandira gömülür. Gömülü olarak 3-4 saat piser.
Nohutlu Yahni: Yapilis sekli biraz agpaklaya benzer. Sogan ve koyun eti yagda kavrulur. Kavrulan malzeme bir gece önceden suda bekletilen nohutla birlikte çömlege konur. Su ve salça ilave edildikten sonra tandirda köz haline gelmis atesin içine gömülerek pisirilir.
Kayisi Dolmasi: Genellikle bitirgen denen tatli kayisidan yapilir. Eger kayisi tatli degilse pisirirken içine pekmez ilave edilir. Parça et veya kiyma ile kayisilar çömlekte pisirilir.
Divil: Haslanmis patates bulgur ile yogurulup küçük köfteler halinde yagda kizartilir.
Ayva Dolmasi: Ayvalarin içi oyulduktan sonra dügü ve kiyma karisimi ile doldurulur.Tepsiye dizilir, Piserken üzerine su ve pekmez ilave edilir.
Dolaz: Yumurta,süt veya su ile un karistirilir. Daha önceden kizdirilmis olan yag karisiminin üzerine dökülür, iyice kavrulur. Lengere denen kalaylanmis yayvan bakir tabaga yerlestirilip üzerine seker kestirmesi veya bal dökülür.

 
Düğün Çorbası


 


 


 


 

 
10 su bardağı soğuk su
3 çorba kaşığı un
2 yumurta
2 limon
250g kuzu gerdanı parçalanmış (kemikli et)
2 çorba kaşığı sıvı yağ
1 kahve kaşığı kırmızı biber
tuz
Yapılışı :
Soğuk su etncereye konur ve etlerde yıkanılarak suyun içine katılır. Etler yumuşayana kadar (yaklaşık 45-50 dak) kaynatılır. Yumuşayan etler tencereden alınır. Kemik parçaları varsa diye sıcak et suyu süzgeçten geçirilir (yada tülbentden).
Bir kasede yumurta, limon suyu ve un, et suyundan azar azar alarak ezilir.
Kaynamakta olan et suyuna katılıp karıştırılarak pişirilir.
Bir yandan etler kemiklerinden ayıklanır.
Tencereye ilave edilir. 5-10 dakika daha kaynatılır. Tuz ilave edilir.
Yağda kırmızı biber kızdırılıp çorbaya dökülür.
Biryan

 
Malzeme: 1 sogan, 1 kilo kusbasi et, 2 su bardagi pirinc, 3 kasik tereyag, 1 kasik siviyag, su
 
Yapilisi:
 
Soganlari ince ince kes, yagda pembelestir.

 
Uzerine kusbasi etleri koyarak, azicik da su ilave ederek etleri pembelestir.

 
Daha sonra bir firin tepsisine, (ben guvecimi kullandim) pirincleri koy, uzerine etleri yerlestir.

 
Pirincler kapanana dek sicak su ekle ve firinda 180 derecede pisir.

 
Pistikten sonra uzerine eritilmis tereyagi gezdir.

 
Zaten cok lezzetli olan bu yemegi guvecte, agir agir pisirmek bence lezzetini daha da artirdi. Afiyet olsun...
 
Pelte Bulaması
 
 
PELTE BULAMA: Un ve pekmezin pişirilip, üzerine ceviz ilave edilmesiyle yapılır.





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 120 ziyaretçikişi burdaydı!