Blog Sitem
  PKK nin Tuzagina Dusmeyelim
 

PKK’NIN TUZAĞINA DÜŞMEYELİM…

Meraklısı açıp seçim sonuçlarına bakabilir. PKK uzantısı yasal partilerin bugüne kadar seçimlerde aldıkları oy, yüzde 5 ile 7 arasında değişiyor. O kadar yaygaraya, kan dökmeye, teröre rağmen, etnik kökeni ne olursa olsun Türkiye’deki her 100 vatandaştan ancak 5-6 tanesi PKK’yı ya da onun uzantısı bölücü partiyi destekliyor.

Peki, bu tablo “bağımsız Kürdistan” kurmak ve bu nihai hedefe ulaşma yolunda özerklik elde etmek için yeterli mi?

Kimi güneydoğu illerinde PKK uzantısı partinin oyları yüzde 60-70’leri buluyor, ama Türkiye çapında PKK’nın kitlesel bir desteği yok hâlâ… Güneydoğu’daki Kürt kökenli yurttaşlarımızın da PKK uzantısı partiye oy vermelerinin nedeni, özellikle son on yılda AKP’nin yanlış politikalarıyla terörün canlanmasına hizmet etmiş olması ve bunun sonucu olarak bir PKK korkusunun halkta yer etmesidir. Başbakan Erdoğan da kimi BDP milletvekillerinin Şemdinli’de teröristlerle buluşmasını değerlendirirken bunu itiraf etti zaten:

“Onların parlamentoya girme veya varlık sebebi bölücü terör örgütüne bağlıdır. Bölücü terör örgütünün oluşturduğu o korku toplumu içerisinden bunlar parlamentoya gelmektedirler. Eğer Güneydoğu'da benim Kürt kardeşim, bu korkunun ve tehdidin altında olmamış olsa, o zaman zaten bunlar şu anda aldıkları oyların kahir ekseriyetini alamayacaklardır.”

Tabii Erdoğan’ın yaptığı bu açıklama aslında AKP iktidarının terör örgütü karşısındaki başarısızlığının bir itirafıdır. Ama durum böyle de olsa, sonuçta PKK’nın kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerini gerçekleştirebilmek için ciddi bir sorunu aşması gerekiyor:

Kitleselleşmek…

Çünkü PKK da biliyor ki Türkiye nüfusunun 20’de 1’nin desteğini alarak hiçbir şey yapamaz. Ne özerklik ne federasyon ne bağımsızlık… Bu kadarlık bir halk desteğiyle bunların hiçbiri gerçekleşmez. Ancak Şemdinli gibi, stratejik açıdan uygun yerlerde, belli bir süre, bir alan hâkimiyeti sağlanır, o kadar… Bir de yabancı güçlere taşeronluk yapılır ki özellikle AKP’nin ABD yanlısı teslimiyetçi dış politikası sonucu Türkiye’nin özellikle güney ve doğu komşularıyla cephe cepheye gelmesi neticesinde PKK ideal bir taşeron ve maşa haline gelmiştir!

Peki, PKK bu kitleselleşme sorununu nasıl aşacak? Yüzde 5’lerde gezen halk desteğini, daha yüksek bir seviyeye nasıl çekecek? Kısacası Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının, tamamının olmasa bile, çoğunluğunun desteğini nasıl sağlayacak PKK? Ayrılıkçı terör örgütünün çözmesi gereken sorun budur.

Bu, ancak bir TÜRK-KÜRT ÇATIŞMASI yaratarak gerçekleştirilebilir. PKK terörü 30 yılı aşkın bir süredir devam etmesine rağmen, Türkiye’de bir Türk-Kürt çatışması yaşanmamıştır. Diğer bir ifadeyle Türkler ve Kürtler, hem teröre hem de kimi dönemlerde devletin yanlış politikalarına rağmen birbirine düşman olmamıştır. Onun için İstanbul, İzmir, Ankara, Mersin, Antalya, Adana gibi büyük illerimizde hatırı sayılır bir Kürt nüfusu vardır ve hiçbir ayrıma uğramadan, eşit yurttaşlar olarak, Türklerle iç içe yaşamlarını sürdürmektedir.


İşte PKK’nın kör terörünün amacı, bir Kürt-Türk çatışması yaşanmasını sağlamak ve bunun yaratacağı toplumsal travmaya dayanarak Kürtler arasında yaygınlaşıp destek sağlamaktır.

O zaman gidip acımasızca sivilleri hedef alırsın. Kadın, çocuk, genç, yaşlı demeden kan dökersin, en işlek caddelerde bomba patlatır, minibüsleri, otobüsleri vurur, her gün bir şehit cenazesinin memleketine gitmesini sağlarsın. Bütün bunlar yaşanırken, ayrılıkçı terör örgütünün yasal uzantısı sözde “siyasetçiler” de yasal olanakları kullanarak kışkırtıcı bir söylemle ateşe benzin dökerler. Milletin eşini, çocuğunu, kardeşini şehit eden katillerle televizyon kameraları önünde kucaklaşırlar, milyonların gözünün içine bakarak meydan okurlar, hatta açık açık hakaret bile edilir. Kimi Meclis’te kürsüden bardak atar, kimi “silah Kürtlerin sigortasıdır” der, kimi açıkça Kürdistan’dan ve özerklikten bahseder… Türkleri zıvanadan çıkarmak, zaten acısı yüreğini dağlayan milleti Kürt kardeşine saldırtmak için alçaklığın bin bir türlüsü sergilenir. İşte Ramazan Bayramı’nda bile terörün en alçağıyla insanları kadın, çoluk, çocuk demeden katledersin!

BÜTÜN AMAÇ, BİR TÜRK-KÜRT ÇATIŞMASI YARATMAKTIR!

Ah şu Türkler, “yetti artık” diyerek Kürtlere bir saldırsa… Şöyle kitlesel bir çatışma ve kırım olsa… Kan gövdeyi götürse… Mesela Sivas gibi, Kahramanmaraş gibi, Çorum olayları gibi etnik ve dini çatışmalar gerçekleşse… Ne güzel olurdu PKK için!

İşte o zaman kitlesel histerinin kurbanlarına gidip onları ayrılıkçı örgütün amaçlarına kazanmak daha da kolaylaşmaz mıydı?


PKK TERÖRÜNÜN AMACI, İŞTE BÖYLE BİR TABLO YARATABİLMEKTİR. Büyük terör olaylarından sonra, halkın galeyana gelerek PKK uzantısı partinin temsilciliklerini hedef alması, bir anlamda PKK’nın istediği bir sonuçtur. Kitlesel bir Türk-Kürt çatışması ise PKK’nın arayıp da bulamadığı, rüyalarında gördüğü bir şeydir.

İşte bu nedenle etnik kökeni ne olursa olsun, tüm Türk milletinin her zamankinden daha da soğukkanlı ve sağduyulu olması, teröre karşı hep beraber tepki göstermesi yaşamsal önemdedir. Kimi internet sitelerinde “İç savaş çıkacaksa çıksın, sokaklara dökülün” diye çağrı yapanlar, eğer kışkırtıcı değillerse, bu mantıksız laflarla kimin amaçlarına hizmet ettiklerini düşünmelidirler öncelikle…

Evet, Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Boşnak’ı, Arap’ıyla bütün TÜRK MİLLETİ sokaklara dökülmelidir. Ama teröre ve etnik çatışma yaratmak isteyenlere karşı KARDEŞLİĞİN VE BİRLİĞİN bayrağını dalgalandırmak için… Et ve tırnağın birbirinden ayrılmayacağını göstermek için… AKP hükümetini, terörle ve terör örgütüyle gerektiği şekilde mücadele etmesi için uyarmak ve sırça köşkte oturanın komşusunun camına taş atmasının nasıl kötü sonuçlar yarattığını haykırmak için…

Dikkat! PKK’nın ve bu katiller çetesini maşa olarak kullanıp Türkiye’de iç karışıklar çıkartmak isteyenlerin tuzağına düşmeyelim… Kalbimizle değil, aklımızla düşünelim…





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 5 ziyaretçikişi burdaydı!