Blog Sitem
  Sahte Robin Hood
 

SAHTE ROBİN HOOD!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Küresel Forumu’nun açılışında konuştu. On yıllık AKP iktidarında Türkiye’de “kusursuz” bir adalet düzeni kuran Erdoğan, dün de Birleşmiş Millet Güvenlik Konseyi’ni hedef aldı ve konsey üyesi beş ülkenin veto hakkına sahip olmasının ne büyük bir adaletsizlik olduğuna dikkat çekti: 

“Beş daimi üye, on geçici üye… On tane geçici üyenin bir anlamı var mı? Yok. Beş daimi üyenin içinden biri çıkıp ‘hayır’ dediği zaman mesele bitiyor zaten. Oradan karar çıkarmak mümkün değil. Öyleyse Birleşmiş Milletler niye? Birleşmiş Milletler’in adalet üzerinde reforme edilmesi şart… Bunun çözülmesi gerek. Beş üye, onlar ne derse o oluyor. Demek ki dünyayı bu beş ülkenin insafına bırakmış durumdayız. Peki, bu beş üyenin etnik yapısından, inancından, düşüncesinden başka dünyada yapı yok mu? Var. Peki, bu küresel yapıyı, tüm insanlığı kapsıyor mu bu temsil? Verilecek cevap hayır. Öyleyse Birleşmiş Milletler’in reforme edilmesi şart.” 

SOL gazetesi Erdoğan’ın bu konuşmasını “Mazlum edebiyatına sarıldı” diye eleştirmiş. (SOL, 14.10.2012) 


Oysa Erdoğan mazlumlardan falan bahsetmiyor. Dahası, Güvenlik Konseyi üyesi 5 daimi üyenin veto hakkının kaldırılmasını bile talep etmiyor. Söylediği, “Birleşmiş Milletler’in reforme edilmesi”, o kadar… 

Peki ne demek bu “reforme edilme”? 

Erdoğan, “Bu beş üyenin etnik yapısından, inancından, düşüncesinden başka dünyada yapı yok mu?” diye sorduğuna göre, etnik yapı ve inanç ekseninde bir yeniden düzenlemenin yapılmasını öneriyor aslında… Erdoğan’ın örtük bir şekilde dile getirmek istediği, bu vetocu ülkeler arasında “Müslüman” bir ülkenin de olmasıdır artık… Yoksa bugün, “Türkiye de Güvenlik Konseyi’ne daimi üye olsun, artık onun da veto hakkı bulunsun” deseler, Erdoğan ne reformdan ne de adaletten bahseder bir daha… Ağzına bile almaz bu lafları… 

BMGK daimi üyesi olan beş ülkenin veto hakkına sahip olmasından ve bunun bir adaletsizlik yarattığından bahseden kişi, partisinin milletvekili adaylarını yakınındaki birkaç kurmayı ile beraber tek başına belirleyen, beğenmediği adayları veto etmekten kaçınmayan biri değil mi? Erdoğan karşı çıktığı halde, milletvekili adayı olup seçilebilmiş tek bir milletvekili var mı AKP’de? Oysa şimdi böyle biri çıkmış, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısını eleştiriyor, reform talep ediyor! Türkiye’yi kurtardık da sıra dünyaya geldi. 

AKP, 2002 yılından beri iktidardadır. Birleşmiş Milletler, 2003’yılına kadar Irak’a karşı ağır ekonomik yaptırımlar uygulanmasını sağlayan kararlar almasına rağmen, 2003’te bu ülkenin işgal edilmesine onay vermedi. Peki, o zaman AKP, BM’nin bu adaletli kararını mı destekledi? Yoksa ABD öncülüğündeki işgalci güçlerle mi saf tuttu? 

2002’de AKP’nin iktidara gelmesinden beri Türkiye, hep mazlum milletlerin “ensesinde boza pişiren” işgalcilerin yanında yer aldı. Lübnan’daki Birleşmiş Milletler Görev Gücü’nde yer aldı, Somali’de yine aynı şekilde hareket etti, Afganistan'a asker gönderdi, BM kararlarına dayanılarak yapılan Libya operasyonlarına destek verdi. Bütün bunlar olurken, Erdoğan’ın aklına ne veto hakkını eleştirmek ne de adaletten bahsetmek geldi! 

Şimdi, BM Güvenlik Konseyi üyesi iki ülke (Çin ve Rusya Federasyonu) Suriye’ye yönelik bir askeri operasyona karşı çıkınca, Erdoğan “adaleti” keşfetti! 

Oysa Türkiye’nin en büyük müttefiki kim? 

ABD… 

ABD, Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) sahibi ise, Türkiye’de (Erdoğan’ın sözleriyle söyleyecek olursak) “BOP’un eşbaşkanlarından biri”… 

İşte o ABD, 1970’lerden beri BM Güvenlik Konseyi’nde veto hakkının 70 kereden fazla kullanmış. Bu veto kararlarının 45 tanesi ise “İsrail’n düzenlediği kara ve hava saldırıları sonucunda Filistin, Suriye ve Lübnan’da sivillerin öldürülmesini mahkûm etmek, İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarından çekilmesini ve Filistinlilerin haklarının tanınmasını talep etmek üzere alınması talep edilen BM kararlarına” karşı olmuş! Örneğin ABD, Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin hakkının BM tarafından tanınması doğrultusunda alınmak istenen üç kararı da veto etmiş. 

Her fırsatta İsrail’e karşı atıp tutarak ucuz kahramanlık yapmaya kalkan, Filistin’in sözde “avukatlığına” soyunan AKP iktidarının ve Erdoğan’ın, ABD’nin bu tavrına karşı tek bir çıkışını duydunuz mu bugüne kadar? 

Üstelik ABD’nin veto şampiyonluğu, sadece Filistin-İsrail sorunuyla sınırlı değil. Mesela Küba’ya karşı uygulanan ambargonun kaldırılması kararı da 1999-2006 arasında ABD tarafından üç kere veto edildi. 

Ayrıca “1979’dan itibaren BM’nin, Güney Afrika’daki siyah vatandaşları katleden ‘apartheid rejimini’ mahkûm etmek ve bu ülkede ırkçılığa karşı mücadele edenlere destek vermek amacıyla almak istediği ondan fazla karar yine ABD tarafından veto edildiği için uygulanamadı. ABD’nin veto ettiği onlarca karar arasında nükleer denemelerin yasaklanması, kimyasal ve biyolojik silahların geliştirilmesinin yasaklanması, barınma ve besin maddelerine erişimin birer insan hakkı olarak tanınması, kadınlara karşı ayrımcılığın mahkum edilmesi gibi kararlar da var.” (SOL, 14.10.2012) 

ABD 1985 yılında, neo-Nazi ve neo-faşistlere karşı önlem alınmasını öngören bir BM kararını bile veto etti! 

Şimdi sen böyle bir devletin, böyle baş belası bir emperyalist işgalcinin, insanlık düşmanı bir talancının baş müttefiki ol, ona ülkende üs ver, operasyonlarında askeri destek sağla, onun kan, gözyaşı, ölüm ve yıkımdan başka bir şey vaat etmeyen projelerine “eş başkanlık” ve taşeronluk yap! Ama sonra da çık “BM’deki veto hakkı adaletsizliktir” diye nutuk at! 

Sevsinler senin “adalet” anlayışını…






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 117 ziyaretçikişi burdaydı!