Blog Sitem
  Secmeli Kurtce Dersleri
 

PİMİ ÇEKİLMİŞ BOMBA: SEÇMELİ KÜRTÇE DERSLERİ…

Başbakan Erdoğan, Çin gezisinin son gününde gazete ve televizyonların yayın yönetmenleri ve yazarlarla yaptığı söyleşide “Osmanlıca, Kürtçe seçmeli ders olarak seçilebilecek. Detaylarını arkadaşlarımız açıklayacaklar” dedi. (Milliyet, 12.4.2012)

Muhtemelen bu açıklama kamuoyunda pek yankı yapmayacaktır. Zira bugünlerde Türkiye’nin gündemini ağırlıkla Suriye olayları işgal ediyor. Zaten Başbakan’ın söyleşisinin önemli bir kısmı da bu konuya ayrılmıştı. Oysa seçmeli Kürtçe dersleri, Türkiye’nin varlığı ve bütünlüğü açısından Suriye ile çıkacak bir savaş kadar tehdit edicidir. Seçmeli Kürtçe derslerinin okutulmaya başlanmasıyla Türkiye’nin bölünme sürecinde çok önemli bir aşama geçilmiş olacaktır.

Gerçi “Başbakan’ın arkadaşları” henüz detayları açıklamadılar! Ama bu detayların dersin haftada kaç saat olacağı, hangi diyalektin öğretileceği, derslerin kim tarafından verileceği gibi daha ziyade teknik konularla ilgili olduğu ve bütün bu ayrıntıların da böyle bir dersin yaratacağı sakıncaları ve tehditleri ortadan kaldırmadığı açıktır.

Denilebilir ki “Kürtçe dersi seçmeli olacak, isteyen alacak. Bir zorunluluk yok ki... Başkalarının tercihine de saygı duymak gerekir. Ayrıca kültürel zenginliğimizin geliştirilmesi ve korunması da insan haklarının gereğidir. Bizim amacımız da budur.”

Bu gerekçelerin gerçekliğini test etmek için sorulması gereken ilk soru şudur:

Neden “seçmeli Kürtçe” dersi?

Konunun insan haklarıyla, kültürel zenginliğin korunmasıyla değil, PKK’nın talepleri doğrultusunda bir adım olduğu açıktır. Daha doğrusu, hükümet PKK’nın anadilde eğitim talebi karşısına bu seçmeli Kürtçe derslerini çıkararak bir denge sağlamaya çalışıyor aklınca! Eğer amaç insan hakları ve kültürel zenginliğin korunup geliştirilmesi olsaydı, neden sadece “seçmeli Kürtçe dersi” konulsun ki? Bu ülkede sadece Kürtler mi yaşıyor?

Laz, Çerkez, Çeçen, Gürcü, Boşnak, Arnavut, Ermeni, Rum, Yahudi, Roman, Pomak, Arap, Süryani kökenli vatandaşlarımız da yok mu? O zaman bütün bu etnik grupların dilleri de seçmeli dersler biçiminde verilsin okullarda… Mesela;

Seçmeli Lazca dersleri de olsun artık!
Seçmeli Çerkezce dersleri de…
Seçmeli Çeçence…
Seçmeli Gürcüce…
Seçmeli Boşnakça…
Seçmeli Arnavutça…
Seçmeli Makedonca…
Seçmeli Ermenice…
Seçmeli Rumca…
Seçmeli İbranice…
Seçmeli Romanca…
Seçmeli Pomakça…
Seçmeli Arapça…
Seçmeli Süryanice…

Say sayabildiğin kadar…

Madem insan haklarına ve kültürel zenginliğin korunmasına bu kadar meraklıyız, madem sözde “amaç” budur, o zaman bütün bu dillerin de okullarda “seçmeli ders” olarak okutulması gerekmez mi?

Ama hükümetin gündeminde sadece “seçmeli Kürtçe” dersi var! Çünkü Erdoğan’ın da belirttiği gibi AKP, “birinci dereceden Kürt seçmenin oyunu alıyor” ve PKK’nın anadilde eğitim talebinin altını oymak ve boşa çıkarmak için bu seçmeli ders girişimiyle Kürt seçmenini kazanabileceğini sanıyor. Tabii bu iyiniyetli bir varsayımdır, AKP’nin art niyetli davranıp PKK’nın anadilde eğitim talebi için zemin hazırlama amacında olduğunu düşünmek bile istemiyorum!

Oysa AKP de Erdoğan da fena halde yanılıyorlar. AKP’nin niyeti ne olursa olsun, seçmeli Kürtçe dersleri, PKK’nın anadilde eğitim amacına giden yolda bir geçiş aşaması rolü oynayacaktır. AKP istese de istemese de gidiş bu yönedir.

İçerdiği bütün sakıncaları ve yaratacağı olumsuz sonuçları umursamayarak anadilde eğitimi kabul ettik diyelim. Ayrılıkçı Kürt milliyetçiliğinin bu talebi kabul edilse bile, bugün anadilde eğitimi uygulamayı mümkün kılacak bir altyapı mevcut değildir. Örneğin öğretim kurumlarında tüm derslerde Kürtçe eğitim verecek öğretmen yoktur, bu konularda hazırlanmış bir müfredat yoktur, bununla uygunluk içinde olan ders kitapları yoktur. İşte seçmeli Kürtçe dersleri, özellikle Kürt kökenli nüfusun yoğun olduğu doğu ve güneydoğu Anadolu bölgelerinde anadilde eğitimin bir tür pilot uygulaması olacaktır. Daha ileri yıllarda anadilde eğitime geçiş yönünde bir ilk adım oluşturacaktır.

Seçmeli Kürtçe derslerinin haftada kaç saat olacağı henüz belli değil, ama en azından 4-5 saatlik bir ders olacağı tahmin edilebilir. İşte nüfusun ağırlıkla Kürt kökenli yurttaşlardan oluştuğu bölgelerde, mesela Diyarbakır, Hakkâri, Batman, Şırnak gibi illerde, bu illerin ilçe, köy ve mezralarındaki okullarda çocuklara, o 4-5 saatlik Kürtçe dersinden sonra Türkçe eğitim verilebileceğine inanıyor musunuz gerçekten? Seçmeli Kuran dersinde, anlamadan Arapça, Kuran okumayı “öğrenecek” (daha doğrusu ezberleyecek) öğrenci, daha sonra gidip seçmeli Kürtçe dersi alacak, ondan sonra da Türkçe olarak matematik, fen, coğrafya, tarih dersine girip “eğitim” mi görecek? Tabii bir de İngilizce, Fransızca, Almanca gibi yabancı dil dersleri var ki, onlarda da bu dillerden birini “öğrenecek”(!) yavrularımız… Sonra bu keşmekeşe “eğitim” diyeceğiz, öyle mi?


Öte yandan seçmeli Kürtçe derslerinin İngilizce, Fransızca, Almanca gibi yabancı dil derslerinden farklı olduğu açıktır. Zira yabancı dil derslerinde öğrenci bilmediği bir dili öğrenmeye çalışır. Türkiye’deki okullarda İngilizce, Fransızca, Almanca gibi dersleri alan öğrencilerden hiçbirinin anadili İngilizce Almanca, Fransızca değildir. Yani bu yabancı dil derslerine, hiç bilmedikleri bir dili öğrenmek amacıyla giriyor öğrenciler… O kadar çabaya rağmen adını söylemekten öte pek bir şey öğrenemiyorlar, orası ayrı bir konu…

Ne var ki seçmeli Kürtçe dersleri için durum bundan tamamen farklı olacaktır. Bu dersi, ağırlıkla Kürk kökenli olanlar, Kürtçe bilenler alacaktır. Dolayısıyla amaç, yeni bir dil öğrenmek değil, zaten evde, sokakta, günlük yaşamda konuşulan bir dili geliştirmek olacaktır. Oysa o dilin evde, sokakta, kısacası yaşamda konuşulmasının önünde hiçbir engel yoktur artık. Kitap, dergi, kaset, cd vb. türden her tür kültürel ürün Kürtçe olarak üretilebilmekte, satılmakta, yayınlanmaktadır. Dolayısıyla okullardaki seçmeli Kürtçe derslerinin bir dilin yok olmasını önlemeye yönelik bir işleve sahip olmayacağı, kültürel zenginliğin korunmasıyla da ilgili olmadığı açıktır. Amaç, anadilde eğitime geçişi sağlamaktır, seçmeli Kürtçe dersleri de bu yolda bir pilot uygulama olacaktır!

Ne var ki tehlike sadece bununla da sınırlı değil. Çünkü Türkiye’de Kürtler sadece belli bir bölgede yaşamıyorlar. Seçmeli Kürtçe dersleri de sadece Kürt kökenli vatandaşların yoğun olduğu bölgelerdeki okullarda okutulmayacak. Bu uygulama Türkiye’deki bütün ilk ve ortaöğretim okullarında ve liselerde geçerli olacak. Ve ne acıdır ki terörün hâlâ devam ettiği, can aldığı, kan döktüğü bir coğrafyada yaşıyoruz. Türkiye’nin bütün illeri şehitliklerle doldu! İşte bu koşullarda okullara seçmeli Kürtçe derslerinin konuşmasının pratikte nasıl sonuçlar yaratabileceğini düşünebiliyor mu yetkililer?

Örneğin İstanbul’da, filanca semtteki bir okulda, seçmeli Kürtçe dersi alan 25-30 öğrencinin olduğunu düşünelim. Bu dersi alan her öğrenci, ayrılıkçı terör örgütüne sempati duyuyor, onun amaçlarını benimsiyor demek değildir tabii. Ama Kürt kökenliler arasında PKK’nın amaçlarına ve bu amaçlara ulaşmak için benimsediği yöntemlere sempati duyup destek verenlerin azımsanmayacak bir oranda olduğu da bir diğer gerçektir. Bu ikinci grubun, seçmeli Kürtçe derslerini yeterli görmese bile, benimseyip sahip çıkacağı da açıktır.

İşte böyle bir tablonun okullarda, öğrenciler arasında etnik kökene göre nasıl bir gruplaşma yaratabileceğini, daha doğrusu böyle bir bölünmeyi nasıl somutlaştırabileceğini düşünebiliyor musunuz? Örneğin bir terör olayından sonra bu seçmeli Kürtçe dersi alan öğrenciler, olanları benimsemeseler ve lanetleseler bile (ki bir çoğu böyle bir tutum içinde olmayacaktır), tepkili kesimlerin hedefi haline gelebileceklerdir ister istemez… Böyle bir saflaşmanın yaratacağı tehlike artık çok daha fazla olacaktır. Tabii aynı durum, Kürt kökenli  vatandaşların daha yoğun olduğu bölgelerdeki okullarda okuyan diğer etnik kökenden öğrenciler için de tam tersi bir şekilde mevcuttur.

Ne acıdır ki bu tehlike olasılıklarını konuşurken bile toplumuzu artık etnik kökene göre sınıflandırmaya başladık. İşte seçmeli Kürtçe dersleri, bu etnik köken farklılıklarını gençlik arasında somut bir gruplaşma boyutuna taşıyacaktır.

Bir tarafta seçmeli Kuran dersleri alarak farklılaşan bir öğrenci kesimi… Diğer tarafta seçmeli Kürtçe derslerinde ayrı bir grup oluşturanlar… Ve diğer öğrenciler… Şu ayrımlar bile öğrenciler arasına sokulmuş iki tehlikeli kama işlevine sahip olmayacak mıdır? Örneğin seçmeli Kürtçe dersinde öğrendiklerini kantinde konuşarak pratik yapan bir öğrenci çevresinden tepki almayacak mıdır? Düşünsenize, bir okulun öğrencileri ve teneffüslerde iki grup iki ayrı dli konuşuyor! “Oğlum, Türkçe konuş” diyemezsiniz ki artık, zaten o dilin dersini koymuşsunuz okula! Belli bir süre sonra, o okulda nasıl bir tablo çıkar ortaya, bir düşünün! Bu bölünmenin okul dışı yaşama yansıması nasıl olur? Okullarda bu nedenle yaşanabilecek gerilim ve çatışmalar, toplumsal yaşamda hangi sonuçları doğurur ve nasıl yankılanır?

Seçmeli Kürtçe dersleri, pimi çekilerek öğrencilerin ve bütün toplumun içine atılmış bir bombadır.





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 184 ziyaretçikişi burdaydı!