Blog Sitem
  Seytan Ayrintida Gizlidir
 

SÖZKONUSU OLAN VATANSA, ŞEYTAN AYRINTIDA GİZLİDİR!


Son yıllarda çok beğenilen, birçok kişinin dilinden düşmeyen bir söz var:

“Sözkonusu olan vatansa, gerisi teferruattır.”

Hoş, ama aynı derecede de boş bir söz bu…

Vatanseverliğimize vurgu yapıyor hesapta… “Vatan sözkonusu olduğunda hiçbir şeyin önemi yoktur” demek isteniyor belki… Geri kalan her şey teferruattır, yani ayrıntıdır.

Oysa tam tersi… Eğer sözkonusu olan vatansa, gerisi hiç de ayrıntı değildir, aksine yaşamsal öneme sahiptir.



Her şeyden önce vatanseverlik konusunda ölçütümüz nedir? Kimin vatansever, kimin hain olduğuna nasıl karar vereceğiz? Örneğin Güler Sabancı’nın hayal ettiği ve arzuladığı “vatan” ile işçi Rıza’nın yaşamak istediği “vatan” bir midir? Uğur Mumcu da Fetullah Gülen de Türk vatandaşıydı, ama idealleri aynı “vatan” için miydi?

“Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan”

İşte o zaman, geri kalan birçok şeyin hiç de teferruat olmadığını görür ve Nazım gibi “ben vatan hainiyim” dersiniz hiç çekinmeden…

Esas olan vatanı kuru kuruya sevmek değil, nasıl bir vatan istediğini bilmektir.

Örnek mi istiyorsun, işte günümüz Türkiye’si… AB ile ABD arasında tenis topuna dönmüş, ılımlı İslam’a teslim olmuş, eşbaşkan taifesinin elinde emperyalizm işbirlikçiliğine soyunmuş bir vatan… Milyonlar açlık, sefalet, işsizlik içinde kıvranırken, dolar milyarderlerinin servetinin her yıl daha da arttığı bir vatan... Zengin çocukları özel okullarda en iyi eğitimi alırken, yoksul çocuklarının sınavlarda sıfır çektiği bir vatan... Parası olmayanının kaderinin ölüm olduğu bir vatan… Çiftçinin borç batağında, işçinin yoksulluk denizinde kulaç attığı, ama sermaye sahibinin her yıl kârına kâr kattığı bir vatan…

Ve şimdi birileri çıkıp diyor ki:

“Ey millet! Sözkonusu olan vatansa, gerisi teferruattır!”

İyi de bu açlık ve sefalet tablosu, şu yalan ve talan düzeni midir teferruat olan?

Ya da yıllardır üstesinden gelinemeyen bir terör belası musallat olmuş o vatanın başına… Ama ne ilginçtir ki ölen hep yoksul çocukları… Çünkü onlar teferruattır birçokları için…

Örneğin “Terörü lanetlemek yetmez, gelin, şu PKK belasına karşı birlik olalım” deniliyor. İyi, olalım da, o saflarda Sivas ve Kahramanmaraş katliamı gibi vahşetleri alkışlayanlar da varsa? Örneğin Ağcalar, Kırcılar, Çatlılar türünden adamlarla, “sözkonusu olan vatansa gerisi teferruattır” diyerek aynı safa girebilir misin? Fetullahlar, Adnan Hocalar, Cübbeli Ahmetler terferruat mıdır? 1993’te Anadolu’nun göbeğinde insanları cayır cayır yakan alçaklarla, daha iki gün önce Ramazan Bayramı’nda Gaziantep’te katliam yapan caniler arasında ne fark var?

Sözkonusu olan vatansa, gerisi teferruat” değildir. Çünkü şeytan ayrıntıda gizlidir.

Vatan için bir çağrı yapacaksak eğer, boş lafları, hoş sloganları bir yana bırakalım… İnsanın insana kulluk etmediği, sömürünün, eşitsizliğin, baskının, adaletsizliğin olmadığı, örümcek kafalıların at oynatmadığı bir vatan için yapalım çağrımızı…

Böyle yaşanası bir vatanı da “Yârin yanağından gayri her şeyde, her yerde hep beraber” olabilenler kurabilir ancak…





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 184 ziyaretçikişi burdaydı!