Blog Sitem
  TGB 30 Eylul de neredeydi
 

TGB, 30 EYLÜL’DE NEREDEYDİ?

Öyle çok değil, 19 Mayıs’ın üstünden daha altı ay bile geçmedi. Ama altı ay önce atılan nutukları, yapılan abartmaları bugün anımsayan var mı? Büyük bir çoğunluk, ulusal bir bayramın bir partinin kısır hesaplarına alet edilmeye çalışılmasının bilincine ne 19 Mayıs’ta varabilmişti ne de daha sonraki süreçte yapılanları idrak edebildi. İşçi Partisi’nin gayri resmi gençlik örgütü Türkiye Gençlik Birliği (TGB),Viva 19 Mayıs”(!) diyerek kutlamalarda başı çekmiş ve sergilediği sözde “başarılı öncülük”(!) sayesinde bu yıl bayram kutlamalarına yüzbinlerce kişinin katılmasını sağlamıştı! 

19 Mayıs günü, kutlamalara önce “on binlerce…” kişinin katıldığı ilan edildi. Sonra o yetmedi herhalde, “yüz bin…” dediler. Daha sonra o da yetmedi, “iki yüz bin” oldu rakam… En sonunda “emniyet kaynakları dört yüz bin diyor” denildi. Yürüyüş bittikten sonra “iki yüz bini aşkın…” denilmesi daha uygun görüldü. 19 Mayıs günü Ulusal Kanal’ın akşam haber bülteninde rakam 240 bin oluverdi. Bir gün sonra ise 500 binde karar kılındı! 

Açık arttırma gibi… 

19 Mayıs kutlamalarına katılımın sanki TGB’nin başarısıymış gibi gösterilerek yurttaşların ulusal bir bayrama eylemli olarak sahip çıkmasının bir partinin hanesine yazılmaya çalışılması partizanlığın daniskası idi. Ama böyle durumlarda sağduyu rafa kaldırıldığından, meydan sesi çok çıkanlara ve yaygaracılara kalıyor ne yazık ki… 19 Mayıs’ta da olan buydu. 


19 Mayıs’tan yaklaşık 5,5 ay sonra, 30 Eylül 2012 pazar günü Ankara’da AKP’nin 4. Olağan Kongresi yapıldı. Kongre’nin davetlilerinden biri de sözde “Kürdistan Bölgesel Yönetimi” lideri Mesut Barzani idi. Arife tarif gerekmez, onun için Barzani’nin kim olduğunu burada uzun uzun anlatmaya gerek yok. İşçi Partililer ve TGB üyeleri de Barzani’nin kim olduğunu hepimiz kadar iyi bilirler. Ama hazretin bugüne kadar yediği haltları tek tek saymak yerine, en son yumurtladığı bir cümleyi aktarmakla yetinelim yine de... AKP Kongresi’nin toplanmasından yedi, TGB’nin 19 Mayıs kutlamalarına sözde “öncülük”(!) etmesinden ise sadece 1,5 ay önce, 29 Mart 2012 tarihinde Barzani aynen şunları söylüyordu: 

“Kürt ulusu, gün gelecek birleşecek ve kendi kaderini tayin edecek." 

İşte bu Barzani, AKP Kongresi’nde ayakta alkışlandı ve “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganlarıyla selamlandı. 

AKP örgütünün ve parti yönetiminin bu kafa yapısında olmasını yadırgamamak gerek aslında… “Böyle başa böyle tarak” misali, MİT müsteşarını İmralı’ya ve Oslo’ya kendisinin gönderdiğini ve bölücü terör örgütü ile yapılan görüşmeleri ve müzakereyi onayladığını artık açık açık söylemekte sakınca görmeyen biri tarafından yönetilen bir partinin örgütünün ve taraftarlarının emperyalizm kuklası Barzani’ye muhabbet beslemesinde şaşılacak bir şey yok aslında… 

Ama 19 Mayıs’ta antiemperyalist sloganlarla ortalığı çınlatan ve sözde 500 bin kişiye “öncülük” eden TGB, 30 Eylül günü neredeydi peki? “O 500 bin kişiyi Kongre salonu önüne toplasaydılar ya…” demiyorum. Ama gerçekten niyet ve istek olsaydı, Barzani’nin Kongre’ye katılacağı haftalar öncesinden bilindiğine göre, 19 Mayıs’ta Taksim’e 500 bin kişiyi topladığını iddia eden TGB, 30 Eylül’de bir “on bin kişi” bile olsa toplayarak Barzani’yi protesto edemez miydi? 

Denilebilir ki, “yapardık, ama valilik böyle bir gösteriye izin vermezdi!” İyi de Bodrum’da Amerikan askerinin kafasına çuval geçirme şovu yapmak için valilikten izin mi aldınız? Kaldı ki kimse Barzani’nin kafasına çuval geçirmenizi de istemiyor! 

Geçmişte ABD büyükelçisini eylemli olarak protesto eden TGB, Barzani’ye karşı benzer bir eylem düzenlemekten neden kaçındı peki? 

Mesela MHP ve CHP’li gençlik örgütleriyle de temasa geçilebilir, diğer yurtsever ve ilerici kesimlerden de katılım sağlanarak Amerikan kuklası Barzani’ye, Türkiye’nin kendisine tezahürat yapan AKP tribünlerinden ibaret olmadığı gösterilemez miydi? 

İşte günümüzde Samsun’a böyle çıkılır! Yoksa 90 yıl önce olduğu gibi Samsun’a gitmek veya İstiklal Caddesi’nde gemi maketi taşıyıp bunu Dolmabahçe’den denize indirmek gibi şovlarla değil… Bugün, Türkiye’nin her noktası Samsun’dur artık… 

TGB’li gençlerin korktukları için böyle bir eylemden kaçındıklarını sanmıyorum. Yürekli çocuklar oldukları konusundaki inancım samimidir. Belki aralarından böyle bir eylem yapmayı düşünenler ve önerenler de olmuştur. Ama İşçi Partisi’nde ve onun kontrolündeki örgütlerde kimin ne düşündüğü değil, parti yönetiminin neyi uygun gördüğü önemlidir. Geri kalanlara da söylenenlere itaat etmek ve harfiyen uygulamak düşer. Sanırım bu nedenle olsa gerek, “Kürt ulusu, gün gelecek birleşecek ve kendi kaderini tayin edecek" şeklinde konuşmuş birinin, Türkiye’nin başkentinde, milletin gözünün içine bakarak yalanlar söylemesini ve “Türkiye seninle gurur duyuyor” şeklinde alkışlanmasını seyretmek daha uygun görüldü herhalde… TGB’li gençler partili abilerinden daha mı iyi bilecekler? 

Bugün Aydınlık’tan öğreniyoruz ki TGB’li gençler 50 ilde 29 Ekim toplantısı yapmışlar ve “TGB önderliğinde 29 Ekim’de yapılacak ‘Seferberlik Yürüyüşü’ hakkında” konuşmuşlar! Ülkeni bölmek isteyen bir düşüncenin liderlerinden olan biri, gelip başkentinde kendisini kabul ettirmiş, alkışlatmış ve sen öküzün trene baktığı gibi olanları seyretmişsin! Şimdi “Seferberlik Yürüyüşü” türünde sade suya tirit eylemler yaparak ne elde edeceksin be evladım? 

Demirel’in kulakları çınlasın, yürüyün bakalım, yollar yürümekle aşınmaz nasıl olsa… Hatta 29 Ekim’de şu “Seferberlik Yürüyüşü”nü, AKP’nin 4. Olağan Kongresi’nin yapıldığı Ankara Spor Salonu önünden başlatırsanız ve denk getirip o civarda dolaşan birkaç Amerikan askerinin kafasına çuval muval da geçirirseniz, çok daha fiyakalı olur hani… Tabii yürüyüş öncesi Barzani maketi yakmak da alternatifler arasındadır! Nasıl olsa 29 Ekim’e daha çok var, şimdi oturup bunları iyice bir tartışın bakalım…





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 117 ziyaretçikişi burdaydı!