Blog Sitem
  Turkiye Misir Surubu ve Cargill
 

Cargill Cumhuriyeti Kanseri

Nişasta Bazlı Şeker‘in ABD‘li küresel markası olan Cargill, Türkiye’de istediği gibi at koşturuyor. Hiçbir ihtiyacımız olmamasına rağmen şeker üretiminde yüzde 10 kadar kota tahsis ettiğimiz ve bu da yetmiyormuş gibi her yıl yüzde 35-50 oranında kotasını artırdığımız Cargill, mısır şurubundan ürettiği tatlandırıcılardan büyük kârlar elde ederken, yerli üretime ve ülke ekonomisine büyük bir darbe vuruyor.

Şeker fabrikalarının özelleştirme ihalesinin siyasi bir kararla iptal edilmesinin ardından şekerin tadını kaçıracak yeni bir çalışmanın el altından yapıldığı ortaya çıktı. Kamuoyunda ‘tatlandırıcı’ olarak bilinen nişasta bazlı şeker (NBŞ) kotasının Cargill lehine ‘sabitlemek’ için harekete geçildiği öğrenildi. 4634 sayılı Şeker Kanunu’nda bazı değişikliklerin yapılması için yapılan çalışmada, NBŞ üretiminde dünya pazarını elinde tutan ABD’li Cargill firmasına tanınan ‘kotada’ Bakanlar Kurulu’nun yüzde 50 artırma veya eksiltme yönündeki yetkisi kaldırılmak isteniyor. Böylelikle NBŞ’de yüzde 10 olan kotanın üstüne çıkılarak Cargill’in de mahkeme kararları ile uğraşmasının önüne geçilecek.

ABD’li Cargill, Türkiye’de istediği gibi at koşturuyor. NBŞ yani mısır şurubundan yapılan tatlandırıcıların kullanımının sağlığa verdiği zararlar bütün dünyanın artık kabul ettiği bir unsur olmasına rağmen Türkiye, tatlandırıcıdan ve özellikle de Cargill’den vazgeçemiyor. Bakanlar Kurulu, Şeker Kanunu’nda tatlandırıcılara tanınan yüzde 10′luk kotayı yüzde 50 artırma ve eksiltmeye yetkili olmasına rağmen bugüne kadar yetkisini sürekli artırma yönünde kullandı. Bu şekilde ABD’li Cargill’in pazar payı sürekli genişletilerek ülke insanının AB ülkelerinden daha fazla tatlandırıcı tüketmesine göz yumuldu.

Cargill için hukuk sürekli çiğnendi

NBŞ konusunda bugüne kadar dikkat çeken bir konu da hukuk mücadelesinde yaşandı. Bakanlar Kurulu’nun her yıl Cargill lehine yaptığı kota artışı sürekli mahkemelik oldu. Şeker-İş Sendikası, Bakanlar Kurulu’nun kota artırım kararında yürütmesinin durdurulması için Danıştay’a açtığı davaların hepsini kazanmasına rağmen bu kararların hiç birisi uygulanmadı. Gelinen noktada Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı Şeker Kanunu’nda yapılması planlanan değişikliklerde Cargill’in ‘kota’ hakkının yasal güvence altına alınması için düğmeye basıldığı ortaya çıktı. Mevcut 4634 sayılı Şeker Kanunu’nun 3′üncü Maddesi’nde yer alan ‘Kotalar ve Kotaların Tespiti’nde Bakanlar Kurulu’na verilen yüzde 10′luk NBŞ kotasının ‘yüzde 50′sine kadar artırma, yüzde 50′ sine kadar eksiltme’ yetkisinin kaldırılmak istendiği belirtiliyor.

NBŞ’yi ve Cargill’i unutturmak istiyorlar

Bakanlar Kurulu’nun bu yetkisinin kaldırılmak istenmesi sektörde, NBŞ kotasının yüzde 10′un üzerine çıkarılarak Cargill’e yeni bir kıyak geçileceği ve yeni oranın yasada doğrudan belirtileceği için bu konuda açılacak davaların da önüne geçilmesinin amaçlandığı şeklinde yorumlandı. Bakanlar Kurulu’nun yetkisini bugüne kadar eksiltme yönünde kullanmaması da bu yorumu kuvvetli hale getiriyor. Bu değişiklikle aynı zamanda NBŞ kotalarının mahkeme kararları ile de olsa gündeme gelmesinin önüne geçilmiş olacak. Yani NBŞ ve Cargill tartışmalarının artık gündemden düşmesi isteniyor.

NBŞ ile mücadele ettiği için mi görüşleri alınmadı?

Diğer yandan, Şeker Kanunu’nda yapılacak değişikliklerde konunun doğrudan tarafı olmasına rağmen Şeker-İş Sendikası’ndan hiçbir görüş ve önerinin alınmaması da dikkat çekti. NBŞ konusunda en fazla muzdarip olan ve her yıl Danıştay’a açtığı davaların yanında konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar götüren Şeker-İş Sendikası’ndan bu konuda bir görüş alınmaması ‘Cargill’ kaygılarını daha da artırmış durumda.

Cargill’e geçilen kıyağın tarım ve ekonomiye faturası

Hiçbir ihtiyaç olmamasına rağmen NBŞ’ye tanınan yüzde 10′luk kota ve bunun da her yıl yüzde 35-50 oranında artırılması ülke tarımına özellikle pancar üretimine büyük bir darbe vuruyor. Öncelikle haberde kullandığımız ‘kıyak’ kelimesini rastgele kullanmıyoruz. Türkiye’de yaşanılanları ancak bu kelime anlatabiliyor. AB’nin bazı ülkelerinde NBŞ’ye kota tahsis ediliyor. Ancak bu kota tahsisi bizdeki gibi kendi üreticisine darbe vurmak için değil ihtiyaçtan dolayı yapılıyor. Türkiye’de NBŞ’ye hiçbir şekilde kota tahsis edilmese ülkenin şeker ihtiyacı tamamen kendi üretimi ile pancardan karşılanabilir. Ülke toprakları ve coğrafyası buna müsait. Ancak gelin görün ki ‘Cargill sevgisi’ kendi çiftçimizin bile önüne geçiyor.

AB ülkelerindeki NBŞ kotaları Türkiye’deki ‘kıyağı’ çok iyi anlatıyor. AB’nin en gelişmiş ülkelerinden olan Almanya’da NBŞ üretim kotası yüzde 1.95 iken, Fransa, İngiltere ve Hollanda da ise NBŞ üretimine hiç kota tahsis edilmiyor. AB ortalaması ise yüzde 2 seviyesinde bulunuyor. Türkiye’de bu oran yüzde 10 ve bu da yetmiyormuş gibi her yıl yüzde 35 ile 50 oranında artırıyoruz. 2012 yılında yüzde 35 artırılmıştı. Şeker Kanunu’nda yapılacak değişiklikle de bu oran sabitlenmek isteniyor.

Bu ne sevgi imiş!

Peki, NBŞ piyasasını elinde bulunduran ABD’li Cargill’e geçilen bu kıyağın ülke tarımına verdiği zararlar ne olmuştur? Öncelikle NBŞ üretiminde her bir kalemlik artış aynı oranda pancar üretiminden yani yerli üretimden vazgeçmemiz anlamına geliyor. Şeker-İş Sendikası’nın bu konuda yaptığı araştırma kıyağın faturasının Türkiye’ye çok ağır olduğunu gözler önüne seriyor.

Cargill için 60 bin tarım işçisi işinden oldu

NBŞ kotasının yüzde 50 artırılarak yüzde 15 olarak uygulandığı yıllarda, pancar şeker üretimi üzerinde 120 bin tonluk doğrudan bir daralmayı beraberinde getirdi. Diğer bir anlatımla bu durum, 210 bin dekar alanda pancar tarımının yapılmaması, 300 bin ton besi hammaddesi olan küspenin ve 50 bin ton melasın yok olması anlamına geliyor. Şeker üretim kapasitesindeki düşüş neticesinde ise doğrudan istihdam ve nakliye sektörünün daralması ile tarımsal istihdamda 20 bin tarım işçisi işsiz kaldı. Bunun yanında milli ekonomideki kayıp ise 300 milyon lira oldu.

Ülke ekonomisinin kaybı 3.2 milyar doları buldu

Bilindiği üzere NBŞ kotaları 8 yıldır yükseltiliyor. 8 yıllık faturaya baktığımızda ise Türkiye’nin Cargill için nelerden vazgeçtiği daha iyi görülüyor. 300 bin hektar alanda pancar üretimi yapılamayarak, 2,2 milyon ton şeker üretilemedi. Ülke ekonomisinin uğradığı katma değer kaybı 3,2 milyar doları buldu. 60 bin tarım işçisi işini kaybetti. 4.5 milyon ton küspe ve 600 bin ton melas üretilemediği için 150 bin ton et açığı oluştu. Pancar şeker sanayisi düşük kapasite ile çalıştığı için de maliyetler yükseldi, fabrikaların karlılık oranları düştü. (Kasım 2012

Ülker’le %50 ortak olan Cargill, nişasta bazlı şeker, yani mısır şekeri olarak adlandırılan tatlandırıcı üreticisidir. Tatlandırıcının piyasayı ele geçirmesi için tatlandırıcı kotası önce yüzde 10′a, sonra yüzde 15′e ardından Bakanlar Kurulu kararıyla yüzde 50′ye çıkarılıyor. Öte yandan şekerpancarı ekim alanı yüzde 40 daraltılarak pancar üretimi azaltılıyor. Cargill’in Türkiye’deki ortağı Ülker (Erdoğan’ın daha önce ortağı olduğu şirket!) Bu ortaklık Cola Turka’yı üretiyor ve içeceğin dağıtımını Başbakan Tayyip Erdoğan’ın oğlu yapıyor. Cargill’in ürettiği yapay tatlandırıcının hammaddesi olan mısırı ise Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın oğlu, yüzde 180 değil yüzde 35′lik bir gümrük vergisi ile ithal ediyor.’’






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 120 ziyaretçikişi burdaydı!