Blog Sitem
  Turkiye Tarihcesi
 
Turkiye'nin Tarihçesi ve Bölgeleri Hakkında Bilgi..

TÜRKİYE


 


 


Türkiye (resmi adı Türkiye Cumhuriyeti) Güneybatı Asya ile küçük bir bölümü Avrupa kıtasında yer alan ülke. Başkenti Ankara olan ülkenin en büyük kenti İstanbul'dur 2005 yılı tahminlerine göre toplam nüfusu 73 193 000 (17. sırada) kişidir. Türkiye'nin toplam yüzölçümü 780 574 (36. sırada) kilometre karedir. Ülkenin GSMH'sı 612.3 milyar dolar (2006 tahmini)'dır. Türkiye bu ekonomik büyüklüğü ile dünyanın en büyük 17. ekonomisidir. Kişi başına düşen milli gelir 8385 USD'dir (75. sırada).

Türkiye doğuda Gürcistan Ermenistan Azerbaycan ( Nahcivan) ve İran ile; güneyde Irak ve Suriye; ve batıda Ege Denizi Yunanistan ve Bulgaristan ile komşudur.

Tarihi:
Türkiye; çok eski devirlerden beri bilinen bir ülkedir. Türkiye olarak bilinen Anadolu daima göçlere istilalara uğramıştır. Doğu ve batı Asya ve Avrupa kıtalarının köprüsü özelliğinde olduğundan çeşitli kavim devlet kültür ve medeniyetleri bünyesinde barındırdı. Hattiler M.Ö. 2500-2000 yılları arasında Anadolu'da
Mezopotomya etkisindeki medeniyeti temsil ettiler (Bkz Anadolu Medeniyetleri). M.Ö. 2000 yıllarında Anadolu'da Hititler Trakya'da Trakların oturduğu kabul edilir. Hititler Orta Anadolu'da M.Ö. 1850'de devlet kurarak genişlediler. Anadolu'nun tamamına yakınına hakim oldular. Arkeolojik kazılarda bulunan kültür ve medeniyet eserleri meydana getirdiler. Yapılan kazılarda Alacahöyük ve Boğazköy'de Hitit eserleri bulundu (Bkz. Hititler). Hititler zamanında batıdan
İyonlar doğudan İzmir Asurlular Urartular güneydoğudan Hurriler ve Mitannilerin istilasına uğradı. Traklar ise Trakya'da kabileler halinde yaşıyorlardı. M.Ö. 1000 yılında ise Anadolu; Geç Hititler Asurlular Urartular Frigyalılar Lidyalılar Medler ve Perslerin hakimiyetine girdi.

Bunlardan sonra Trakya dahil Makedonya ve Romalıların eline geçti. Romalıların M.S. 395 yılında ikiye ayrılmasıyla Türkiye toprakları Doğu Roma da denilen Bizanslıların payına düştü. Bizanslılar Türkiye'ye önceleri bütün sonraları da fasılalı olarak kısmen hakim oldular. Bizanslılar (395-1453) devrinde Türkiye Anadolu tarafından Partlar Sasaniler Haçlılar ve Moğolların taarruz ve istilasına uğradı. Hulefa-i Raşidin ( Dört Halife Devri) Emeviler Abbasiler Selçuklular AtabeklerMemlukler Anadolu Beylikleri Karakoyunlular Akkoyunlular ve sonunda Osmanlıların fethine uğradı. Trakya ise Avrupa Hunları Avarlar Bulgar Türkleri Peçenekler Haçlılar ve Slavların taarruzuna uğradı.

Türkiye toprakları 11. yüzyıldan itibaren Türk kavimlerinin akınına uğramaya başladı (Bkz. Türkler). Selçuklular Anadolu fethine başlayıp tamamladılar. Anadolu'nun Türkleşip İslamlaşmasında çok hizmetleri geçti (Bkz. Selçuklular). Türkiye'nin Anadolu ve Trakya toprakları 13. yüzyılda başlayıp 15. yüzyılda tamamlanan Osmanlı hakimiyetine girdi (Bkz. Osmanlı Devleti). TürkiyeOsmanlı Devletinin son zamanına kadar taarruz ve istilaya uğramadı. Osmanlı Devletine karşı 19. yüzyılda Rusya Papalık çeşitli uluslararası yıkıcı ve bölücü fikir akınlarıyla politikaların gizli ve aşikar taarruzuna uğradı. Yirminci yüzyılda ise hiç yoktan Birinci Dünya Savaşına sokularak güçsüz düşürülüp taarruz ve istila edildi. Türkiye; İngilter Fransa İtalya Yunanistan ve sömürge kuvvetlerince işgal edildi. Türk Milleti işgalcilere karşı tarihe altın harflerle yazılan Bağımsızlık Mücadelesini verdi (Bkz. Türk Kurtuluş Savaşı). Milli Mücadeleyi kazandı. İstiklal Savaşı yıllarında 23 Nisan 1920'de Ankara'da kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi Türkiye'de köklü değişiklikler reformlar yaptı. Türk milletinin kazandığı zaferler sonunda; TBMM ve başkanı Mustafa Kemal Paşa (bkz. Mustafa Kemal Atatürk) Türkiye'de her alanda inkılaplara başladı. İnkılaplar devrin şartlarına göre çok güç olmasına rağmen bütün engeller aşılarak kararlaştırılıpuygulandı. Bu inkılaplar “Atatürk İhtilali” yada “Kemalizm” adıyla bilinmektedir. Birinci Dönem TBMM (1920-1923) devrinde; Osman Gazinin 1281 yılında Kayı Beyi olmasından beri devam eden Osmanlı Hanedanını sona erdiren 1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılması ve halifeliğin Osmanlı Hanedanına mensup en yaşlı ve ahlakla ilimce en uygununun TBMM'ce seçimine dair kanun çıkarıldı. İkinci Dönem TBMM (1923-1927) devrinde uzun görüşmeler ve çok çetin müzakereler sonunda bugünkü sınırlarımızı bazı hukuk kuralları ve siyasetimizi tespit eden Lozan Antlaşması imzalandı.

Lozan Antlaşmasından sonra İkinci Dönem Meclisi şu inkılapları yaptı: 29 Ekim 1923'teCumhuriyet ilan edilerek devletin idare şekli tespit edildi. 3 Mart 1924'te “Hilafetin İlgası ve Hanedan-ı Osmaniyenin Türkiye Cumhuriyeti memalik-i hariciyesine çıkarılması yine aynı gün Şer'iye ve Evkaf ile Erkan-ı Harbiye Vekaletlerin kaldırılmasına ilişkin kanunla Tevhidi Tedrisat kanunları da kabul edildi. Şer'iye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılmasıyla ve vekalete bağlı bütün okul ve medreseler kapatıldı. Tevhid-i Tedrisat (Eğitim ve Öğretim) kanununun kabulüyle de bütün okulların eğitim ve öğretim işleri milli ve laik ilkeler doğrultusunda Milli Eğitim Bakanlığının idaresine bırakıldı. Şer'iyye Mahkemeleri kaldırılarak 8 Nisan 1924'te mahkemeler birleştirildi.

20 Nisan 1924'te devlete yeni bir düzen veren Anayasa Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edildi. Aşar Vergisi 17 Şubat 1925'te kaldırıldı. Saltanat ve hilafetin kaldırılması eğitimde birliğin sağlanması ve Cumhuriyetin ilanıyla girişilen inkılaplara yenileri eklenerek yenileme çabaları sürdürüldü. 25 Kasım 1925'te Şapka Kanunu çıkarılarak fes kaldırıldı.

Tekke zaviye ve türbelerin kapatılmasına ilişkin 2 Eylül 1925 tarihli kararname 30 Kasım 1925'te yayımlanan kanunla kesinleşti. Hicri takvim Ezani yani alaturka saat yerine 25 Aralık 1925'te Miladi takvim vasati yani alafranga saat sistemi kabul edildi. 17 Şubat 1926'da Medeni Kanun kabul edilerek kadının hukuki durumu yeniden düzenlendi. İktisadi müesseselerde Türkçe Kullanılması Kanunu 10 Nisan 1926'da kabul edildi. 1 Temmuz 1926'da Kabotaj Hakkı yürürlüğe girdi. 28 Mayıs 1927'de Sanayii Teşvik Kanunu çıkarıldı.

Üçüncü Dönem TBMM (1927-1931) devrinde şu inkılaplar yapıldı: Laiklik esası 9 Nisan 1928'de Anayasaya alınarak kurumlar laikleştirildi. 24 Mayıs 1928 Latin rakamı inkılabından sonra Kasım 1928'de otuz altı harfli Osmanlı elifbası yerine yirmi dokuz harfli Latin alfabesi kabul edildi. 14 Temmuz 1930'da kadınların belediye seçimlerine katılma ve 23 Aralık 1930'da seçilme hakları verildi. Türk Tarih Kurumu 15 Nisan 1931'de “Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti” adıyla kuruldu. Dördüncü Dönem TBMM (1931-1935) devrinde Türk Dil Kurumu “Türk Dili Tetkik Cemiyeti” adıyla 12 Temmuz 1932'de kuruldu. 31 Mayıs 1933'te Üniversite Islahatı Kanunu çıkarıldı. 21 Haziran 1934'te Soyadı 26 Kasım 1934'te Lakap ve Ünvanların Kaldırılması Kanunu çıkarılıp 5 Aralık 1934'te de kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı verildi. Türkiye Cumhuriyeti dış politikası kuruluşundan itibaren “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” esasına göre tespit edildi. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve inkılapların mimarı Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün 10 Kasım 1938'de ölmesinden sonra da açtığı yoldan gidildi.

Atatürk'ten sonra Cumhurbaşkanlığına İsmet İnönü getirildi. İsmet İnönü (1938-1950) devrinde bütün dünyayı saran İkinci Dünya Savaşı (1939-1945) çıktı. Türkiye fiili olarak harbe girmemesine rağmen savaş hali ve ekonomisi uyguladı. Bu devrede ülkede açlık çekilip hürriyetler kısıtlandıysa da 1946'da çok partili sisteme geçmesiyle iktidar ve tek parti çok sarsıldı. 1950 seçimlerinde iktidar Cumhuriyet Halk Partisinden Demokrat Partiye geçince İsmet İnönü Cumhurbaşkanlığını Celal Bayar'a devretti.

Celal Bayar'ın Cumhurbaşkanlığı Adnan Menderes'in Başbakanlığı Demokrat Partinin iktidarda kaldığı 1960 yılına kadar sürdü. 1950-1960 yılları Türkiye'nin hareketli bir iç ve dış politika yaşadığı devirdir. Türkiye dünya barışı için Birleşmiş Milletlerin çağrısı üzerine bir Türk Tugayını Kore'ye gönderdi. Türk Tugayı Kore'de komünistlere karşı müttefiklerinin ve bütün dünyanın takdirini toplayan zaferler kazanıp ittifak içindeki görevini hakkıyla yerine getirdi. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kore'deki başarıları Türkiye'nin itibarını arttırdı. İkinci Düyna savaşından sonra Sovyet yayılmasına karşı kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatına yani NATO'ya kabul edildi. Türkiye'nin NATO'ya girmesiyle Sovyet yayılma ve tehlikesi sıcak savaşı durdurmuşsa da soğuk savaşın önüne bütünüyle geçilememiştir. İttifak sisteminin gereği üzerine 28 Şubat 1953'te Balkan Paktına 24 Şubat 1958'de Bağdat Paktı da denilen CENTO'ya girildi.

Demokrat Parti (1950-1960) zamanında dış münasebetlerin gelişmesi yanında memleket içinde de çok büyük gelişmeler oldu. Demokrasi işlerlik kazanarak İkinci Dünya Savaşı psikolojisinden memleket kurtarıldı. Türkiye kalkınma yolunda çok büyük mesafeler kazandı. Cumhuriyet devrinde kurulan devlet teşekküllerinin faaliyetleri hızla arttırıldı. Hür teşebbüse imkan tanınmasıyla özel sektör de kalkınmadaki yerini aldı. Devlet kamu ve özel sektörün faaliyetlerinin arttırılmasıyla kalkınma çok hızlandı. Pekçok fabrika santral baraj site ve işyeri açıldı. Şehirleşme arttı. Eğitim ve öğretim kurumları arttırılarak imkanlar genişledi. Pekçok mesleki teknik ve dini okullarla ilkokul orta öğretim müesseseleri üniversiteler ve akademiyle bunlara bağlı fakülte ve yüksek okullar açıldı. Her sahadan eleman yetiştirilmesine ağırlık verildi.

Demokrat Parti iktidarı 27 Mayıs 1960'ta Türk Silahlı Kuvvetlerinin müdahalesiyle son bulup Cemal Gürsel Cumhurbaşkanı oldu. Cemal Gürsel'in 1966 yılına kadar devam eden Cumhurbaşkanlığı zamanında Kurucu Meclisçe 1961'de Anayasa ve aynı yıl seçimler yapıldı. İki defa ihtilale teşebbüs edilip hükümet buhranı görüldü. CENTO ülkeleri 21 Temmuz 1963'te Bölgesel Kalkınma İçin İşbirliği Teşkilatını (RCO) kurdular. Hükümet buhranı Adalet Partisinin iktidara gelip Süleyman Demirel'in Başbakan olmasıyla sona erdi. Cemal Gürsel'in rahatsızlanıp 1966'da ölmesiyle Cevdet Sunay Cumhurbaşkanı oldu. Cevdet Sunay'ın Cumhurbaşkanlığı (1966-1973) zamanında öğrenci hareketleri üzerine Türk Silahlı Kuvvetleri 12 Mart 1971'de hükümete muhtıra verdi. Muhtıra üzerine Süleyman Demirel hükümeti çekildi. Partilerin iştirakiyle yeni hükümet kuruldu. Cevdet Sunay'dan sonra 1973'te Fahri Korutürk Cumhurbaşkanı seçildi. Fahri Korutürk'ün Cumhurbaşkanlığı (1973-1980) zamanında hükümet buhranları sık görüldü. Hiçbir parti çoğunlukta olmadığı için koalisyon hükümetleri kuruldu. Sık sık hükümetler iş başından ayrıldı. Hükümet buhranları toplumda anarşiyi arttırdı. Fahri Korutürk'ten sonra Cumhurbaşkanı dahi seçilemedi. Türk Silahlı Kuvvetleri ülke çapında devam eden anarşik hadiselerin sosyal buhranların önüne geçmek gayesiyle 12 Eylül 1980'de idareye el koydu. (bkz. 12 Eylül Darbesi) Anarşi durdurularak devlet yıkımdan kurtarıldı. Türkiye'ye huzur getirildi. Genelkurmaybaşkanı Kenan Evren Konsey ve Devlet Başkanlığı vazifelerindeyken Danışma Meclisi Anayasa hazırladı. Anayasa 7 Kasım 1982'de halk oylamasına sunularak % 91.4 nispetle kabul edildi. 1982 Anayasasıyla beraber Kenan Evren'in Cumhurbaşkanlığı da milletçe kabul edildi. 1983'te seçimler yapılarak demokrasiye tekrar geçildi. Seçimde Anavatan Partisi çoğunluğu kazanarak Turgut Özal Başbakan oldu. 1987'de yapılan seçimleri de büyük çoğunlukla Anavatan Partisi kazandı. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in görev süresinin dolmasından sonra 1989'da Turgut Özal meclis tarafından Cumhurbaşkanı seçildi. Cumhurbaşkanı başbakanlığa Meclis Başkanı Yıldırım Akbulut'u atadı. 16 Haziran 1991'de yapılan kongrede Anavatan Partisi Genel Başkanlığına Mesut Yılmaz seçildi. Daha sonra Cumhurbaşkanı tarafından yeni hükümeti kurmakla vazifelendirildi. Mesut Yılmaz'ın başbakanlığı 20 Ekim 1991 seçimlerine kadar sürdü. 20 Ekim seçimlerinde hiçbir parti tek başına seçimleri kazanamadı. Demirel başkanlığında koalisyon hükümeti kuruldu. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın 1993'te vefatı üzerine bu makama DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel seçildi. Cumhurbaşkanı 1993'te yapılan DYP Genel Başkanlığına seçilen Tansu Çiller'i yeni hükümeti kurmakla görevlendirdi. Tansu Çiller Demirel zamanındaki koalisyon hükümetine bazı bakanları değiştirerek devam etti...

Coğrafi verileri:
Konum: Asya Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirine çok yaklaştığı bir alanda yer alan Türkiye Cumhuriyeti doğuda Gürcistan Ermenistan Nahcivan ve İran batıda Bulgaristan ve Gürcistangüneyde Suriye ve Irak ile komşudur.
Coğrafi konumu: 36° 00'-42° 00' Kuzey Enlem ve 26° 00'-45° 00' Güney Boylam
Haritadaki konumu: Güney Batı Asya
Yüzölçümü: 814.578 km² (Yüzölçümünün %3'lük bölümü Avrupa kıtasında yer alan Asya topraklarıdır.)
Sınırları: toplam: 2627 km
sınır komşuları: Ermenistan 268 km Azerbaycan 9 km Bulgaristan 240 km Gürcistan 252 kmGürcistan 206 km İran 499 km Irak 331 km Suriye 822 km
Sahil şeridi: 7200 km
İklimi: Türkiye'de başlıca üç iklim tipi görülür: Akdeniz iklimi Karadeniz iklimi ve karasal iklim.
Arazi yapısı: Yüksek bir ülke olan Türkiye`de yüzey şekilleri önemli ölçüde çeşitlilik gösterir. Birçoğu birbirine koşut sıralar halinde uzanan dağlar tek başına ya da çizgisel bir diziliş gösteren sönmüş yanardağlar üstleri yanardağ lavlarıyla ya da eski göllere ait tortul kayaçlarla kaplı olan ve vadilerle yarılmış plato düzlükler vadiler boyunca ya da ırmak ağızlarında genişleyen tabanı alüvyonlu ovalar bu çeşitliliğin başlıca öğeleridir. Bu çeşitlilik ülkenin yaşam koşulları ile ekonomik etkinliklerini önemli ölçüde etkiler.
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Akdeniz 0 m
en yüksek noktası: Ağrı Dağı 5 166 m
Doğal kaynakları: Demir bakır kurşun kömür çıva krom uranyum ve diğer madenler.
Sulanan arazi: 36740 km² (1993 verileri)
Doğal afetler: Depremler seller

Coğrafi bölgeleri:
1941 yılında Ankara'da toplanan Birinci Coğrafya Kongresi uzun süren çalışmaları sonunda Türkiye'yi yedi coğrafi bölgeye ayırmıştır. Adı geçen kongrenin çalışmalarında;
Türkiye'nin üç tarafının denizle çevrilmiş olması uzun kenarları boyunca kıyıya paralel dağ sıralarının bulunuşu bu dağların yüksek ama az engebeli olan orta kesimi deniz etkisinden ayırması bu yüzden kıyı şeridiyle iç kesimler arasında iklim doğal bitki örtüsü tarım çeşitlerinin dağılımı ve bunların ulaşım sistemlerine ve konut tiplerine etkisi gibi etmenler göz önünde tutulmuş ve Türkiye'nin dört kenar bölgeyle üç iç bölgeye ayrılması mümkün olmuştur. Tespit edilen yedi bölgeden ilk dördüne komşu olduğu denizin adı verilmiştir ( Karadeniz Marmara Ege ve Akdeniz Bölgeleri). Diğer üç bölge de Anadolu bütünü içindeki yerlerine göre adlandırılmıştır (İç Anadolu Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri).


KARADENİZ BÖLGESİ
İsmini Karadeniz'den alan bölge Sakarya Ovası'nın doğusundan Gürcistan sınırına kadar uzanır. Büyüklük bakımından bölgelerimiz arasında 3. sırada yer alır. Doğu-batı genişliği en fazla olan bölgemizdir. Bu sebeple doğusu ile batısı arasında yerel saat farkı en fazla olan bölgemizdir.

Yeryüzü şekilleri:
Bölgenin yeryüzü şekillerini III. jeolojik devirde Alp kıvrımları sonucu oluşan doğu- batı yönündeki Kuzey Anadolu Dağları ile bu dağlar arasındaki oluklar oluşturmaktadır.

Batıda üç kuşak halinde uzanan bu dağlar kuzeyden güneye doğru; Küre Bolu-Ilgaz ve Köroğlu dağları şeklindedir. Ortada Canik Dağları ve Doğuda ise iki kuşak halindedir. Bunlar; kuzeyde Giresun-Rize Dağları güneyde ise Mescit Kop ve Çimen dağları şeklindedir.

Karadeniz boyunca uzanan dağların yükseltileri batıda 2000 m civarında olup Orta Karadeniz'de 1000 m'ye kadar inmekte doğuda ise yükselti 4000 m'ye çıkmaktadır (en yüksek yer Rize’de Kaçkar dağıdır).

Dağların kıyıya paralel uzanması nedeniyle kıyıları fazla girintili - çıkıntılı değildir. Küçük koylar hariç kıyılarda önemli girinti ve çıkıntı yoktur. Bu nedenle Sinop limanı dışında büyük gemileri barındıracak doğal limandan yoksundur..

Güçlü dalgalar kıyıda falez oluşumuna neden olur. Kıyılar boyuna kıyı tipi özelliğini taşır. Kızılırmak ve
Yeşilırmak ağzında oluşan deltalar dışında kıyı çoğu yerde diktir.

Bölgenin kuzeye bakan yamaçlarında yamaç yağışları artmıştır.

Kıyı kesim ile iç kesim arasında önemli iklim farklılıkları ve buna bağlı olarak da tarımı yapılan ürün çeşidinde değişiklikler görülmektedir.

Yağış ve eğimin fazla olması zeminde killi toprağın bulunması bölgede heyelanlara yol açar. Heyelan olayının en fazla görüldüğü bölgemizdir.

Dağların yükselti ve doğrultusu ulaşım iklim ve tarımsal faaliyetleri de etkiler. Orta Karadeniz dışında ulaşım Zigana (Kalkanlı) ve Kop geçitler gibi önemli geçitlerden sağlanmıştır. Zigana geçidi Trabzon'un gelişmesine neden olmuştur.

Sinop doğal limana sahip olduğu halde dağların ulaşımı zorlaştırması nedeniyle diğer liman kentleri kadar gelişmemiştir .

Dağların kıyıya paralel olması tarım alanlarını sınırlandırmıştır. Dağlarda eğimin fazla olması makineli tarımı zorlaştırmıştır. Bölgede hayvan ve insan gücüne halâ ihtiyaç duyulmaktadır.

Dağların geniş yer kaplaması büyük kentlerin kurulmasını önlemiş kentlerin kıyıda birbirine yakın ve küçük olmasına yol açmıştır.

Akarsu ve göller:
Bölgenin en önemli akarsuları Çoruh( Türkiye'nin en hızlı akışlı akarsuyudur) Yeşilırmak Kızılırmak Bartın(Üzerinde ulaşımın yapılabildiği tek akarsuyumuzdur) ve Yenice (Filyos) çayları ile bir bölümü bölgede yer alan Sakarya'dır.
Kaynağını dağ sıralarının denize dönük yamaçlarından alan akarsular bol yağış ve eğim nedeniylegürdür. Ancak küçük dereler halindedir.
Bölgede göller az ve küçüktür. Başlıcaları; Tortum Sera Abant ve Yedigöller (heylan set gölleri)Uzungöl (alüvyon set gölü)'dür.

İklim ve bitki örtüsü:
Bölgede Karadeniz iklim şartları etkilidir. Her mevsim yağışlıdır. Yıllık sıcaklık farkı azdır. Yazları serin kışları ılıktır.

Türkiye'nin en fazla yağış alan bölgesi Karadeniz'dir. İl olarak Rize (2400 mm)en fazla yağış alan ilimizdir ( Sebebi güneyindeki yüksek dağların hakim rüzgar yönüne dik olmasıdır.) Yıllık yağış miktarı 1500 mm kadardır.

Dağlar kıyı kesimin nemli havasının iç kısımlara geçmesini engeller Bölgenin kıyı ile iç kesimleri arasında önemli iklim farkları görülür.

Kıyıdan iç kesimlere doğru gidildikçe hem yağış oranı azalmakta hem de karasallık nedeniyle sıcaklıklar düşmektedir. Karasal iklimin görüldüğü yerlerde yazlar sıcak kışlar soğuk ve kar yağışlıdır.

Dağların yükselti ve doğrultusu nedeniyle Orta Karadeniz'de denizel iklimin yayılma alanı Doğu ve Batı Karadeniz'e oranla daha geniştir.

Orta Karadeniz Bölümü'nde dağların iç kısımlardan başlaması nedeniyle yağış miktarında azalma görülür. Yıllık yağış 700 mm'ye kadar iner. Batıya doğru yağışlar tekrar artış gösterir yıllık 1000 mm'yi geçer.

Doğu Karadeniz'in kıyı kesiminde kış sıcaklık ortalamaları fazla düşmediğinden burada narenciye (turunçgiller) tarımı yapılabilmektedir.

Bölgede dağların denize bakan yamaçları bol yağış aldığından gür ormanlarla kaplıdır. İç kısımlara gidildikçe soğuğa dayanıklı ağaç türleri ile bozkırlar bitki örtüsünü oluşturur. Kıyıdan yamaç boyunca yükseldikçe sıcaklığın düşmesine bağlı olarak bitki örtüsünün değiştiği görülür. Kıyıdan 800 metre yüksekliğe kadar olan alanda yayvan yapraklı ağaçlar 800 - 1500 metre arasında karışık yapraklı 1500-2000 metreye kadar olan alanda iğne yapraklı ağaçlar 2000 metreden sonra ise dağ çayırları görülmektedir.

Bölgenin yağış dağılışında hakim rüzgâr gönü ile yamaçların konumu ve yükseltisi en önemli etkenlerdir. Batı Karadeniz ile Doğu Karadeniz'in yıllık ortalama yağış miktarının Orta Karadeniz'den fazla olmasında; Batı ve Doğu Karadeniz'de kıyının hakim rüzgâr yönüne dik uzanması ve yükseltinin artması rol oynar. Kıyılardaki yağış miktarının fazla ve düzenli oluşuna bağlı olarak; Akarsuların debileri yüksektir.
Tarımda sulama fazla gerekmez ve nadas tarımı çok az görülür. Orman alanları geniştir. Orman yangınları görülmez.

Tarım:
Her mevsim yağış görülmesi yaz kuraklığı isteyen buğday arpa yulaf çavdar mercimekpamuk) ürünlerin yetişmesini önlemiştir. Kıyı kesimde tahılın yerini mısır almıştır.

Kış mevsiminde Doğu Karadeniz'de kış ılıklığı fındık çay turunçgil zeytin gibi ürünlerin yetişmesini kolaylaştırmıştır. İç bölgelerde yağış azlığı orman örtüsünün azlığına tahıl ve şekerpancarı gibi ürünlerin öne çıkmasına yol açar. Bölgede çalışan nüfusun %70'i geçimini tarımdan sağlamaktadır. En verimli tarım arazileri kuzeye bakan yamaçlarda görülür.

Bölgede yetişen başlıca tarım ürünleri şunlardır:
Fındık : Trabzon Giresun ve Ordu başlıca üretim alanlarıdır. Türkiye toplam üretiminin % 85'i bölgeden karşılanır.

Çay : Giresun'dan Gürcistan'a kadar olan kıyı şeridinde yetiştirilir. Rize çevresinde yoğunlaşır. Türkiye toplam çay üretiminin %100'ü bu bölgeden karşılanır. Tabii ekim alanı en dar olan ürünlerimizdendir.

Tütün : Daha çok Orta Karadeniz Bölümü'nde (Samsun Amasya ve Tokat çevresi) yetiştirilir. Ayrıca Batı Karadeniz'de Düzce dolaylarında da üretimi yapılır. Türkiye toplam tütün üretiminin %13'ü bölgeden karşılanır.

Mısır : Bütün kıyı boyunca yetiştirilir.

Elma : Bölgede Amasya başta olmak üzere Kastamonu ve Tokat çevresinde yetiştirilir.

Şekerpancarı: Amasya Tokat Kastamonu çevresinde tarımı yapılmaktadır.

Keten-kenevir: Kastamonu başta olmak üzere Sinop Zonguldak çevresinde tarımı gelişmiştir.

Soya Fasulyesi: Ordu- Giresun çevresinde tarımı yapılmaktadır.

Zeytin: Soğuktan korunmuş Çoruh vadi oluğunda ( Artvin -Yusufeli) tarımı yapılır.

Turunçgiller: Kış ılıklığı sebebiyle Rize çevresinde tarımı yapılır.

Kivi: Son yıllarda Rize ve Trabzon çevresinde tarımı yapılmaya başlamıştır.
HayvancılıkBölgede hayvancılık faaliyeti önemli bir ekonomik etkinliktir. Kıyı kesiminde bitki örtüsünün gür olması yüksek dağ çayırlarının bulunması ve arazinin engebeli olması ve nemli iklim nedeniyle büyükbaş hayvancılık yapılır.Bölgenin kuzeyindeki Karadeniz balık potansiyeli bakımından zengindir. Türkiye balık üretiminin yaklaşık % 80'i Karadeniz'den karşılanır. Son yıllarda aşırı avlanma ve denizin kirlenmesi nedeniyle balık üretiminde düşme görülmüştür. Karadeniz'de 200 m den daha derinlerde zehirli gazlar sebebiyle canlı hayatı yoktur.Küçükbaş hayvancılık bölgenin iç kesimlerindeki ovaların kenarlarında yaygındır.
Arıcılık faaliyetleri de bölgede gelişmiştir. Özellikle Rize-Anzer yöresinin balları çok ünlüdür.

Yeraltılı zenginlikleri:
Taşkömürü : Ereğli - Zonguldak havzasından çıkarılır. Önemli bir kısmı demir-çelik üretiminde enerji kaynağı olarak kullanılır. Ayrıca Çatalağzı Termik Santralinde de taşkömürü kullanılmaktadır.

Bakır : Murgul ( Artvin) Küre ( Kastamonu)'de çıkarılmaktadır.

Linyit : Merzifon ( Amasya) ve Havza (Samsun) çevresinden çıkarılmaktadır.

Manganez: Demirin sertleştirilmesinde kullanılır. Zonguldak-Ereğli ve Artvin-Borçka çevresinde çıkarılır.

Endüstri:
Demir - çelik Endüstrisi : Divriği (Sivas)'den çıkarılan demir cevheri Samsun limanı vasıtasıyla taşınarak Karabük ve Ereğli'deki fabrikalarda işlenir.

Bakır Endüstrisi : Murgul (Artvin)'daki bakır cevheri bu yörede kurulan bakır fabrikasında işlenir. Küre (Kastamonu)'de çıkarılan bakırlar ise Samsun bakır işletmelerinde işlenir ( Sebebi Samsun'un iç kesimlere olan bağlantısının kolay sağlanmasıdır).

Şeker Endüstrisi : Karadeniz Bölgesi'nde üretilen şekerpancarı Turhal (Tokat) Suluova (Amasya) ve Kastamonu şeker fabrikalarında işlenir.

Tütün Endüstrisi : Karadeniz'in özellikle Orta Karadeniz Bölümü'nün tütünleri Samsun ve Tokat'taki sigara fabrikalarında işlenir.

Fındık İşleme Endüstrisi : Giresun çevresinde gelişmiştir.

Çay Endüstrisi : Rize ve yöresinde toplanmıştır.

Kağıt Endüstrisi : Aksu ( Giresun) Çaycuma (Zonguldak) ve Taşköprü (Kastamonu) da bulunmaktadır.
Kereste-tomruk Endüstrisi: En fazla Batı Karadeniz Bölümünde gelişmiştir (Sinop Bartın  Zonguldak Bolu Düzce ve Kastamonu çevresinde).
Bölge maden kömürü bakır orman ve deniz ürünleri çay fındık tütün demir - çelik keten - kenevirpirinç soya fasulyesi bakımından ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlar.
Yer şekillerinin ulaşımı engellemesi doğal limanlardan yoksun olması ana ulaşım yollarına sapa kalması. Karadeniz Bölgesi'nin gelişimini yavaşlatmıştır.

Turizm:
Karadeniz Bölgesi'nin turizm potansiyellerinin başında tabii güzellikler gelir. Karadeniz kıyıları çok çeşitli bitki ve ağaçlar ile bunların oluşturduğu manzaralara sahiptir. Yaylacılık faaliyetleri son yıllarda gelişen turizm faaliyetlerinden biridir. Bolu Kartalkaya'da ve Ilgaz Dağları'nda kış turizmi yaygındır. Abant gölü ile Yedigöller çevresindeki sayfiye yerleri Bolu Düzce Kızılcahamam kaplıcaları Amasra Cide Sinop Trabzon ( Sümela Manastırı) ve Amasya'da ( Kral mezarları) yer alan tarihi eserler Karadeniz Bölgesi'nin turizm potansiyellerini oluşturur.
Çoruh nehrinde rafting yapılmaktadır.
Her mevsim yağışlı olmasından dolayı deniz turizmi gelişmemiştir.

Nüfus ve yerleşme:
Doğal koşullar nedeniyle nüfusun büyük bölümü kıyıda toplanmıştır. İç kısımlar kıyılar kadar yoğun nüfuslu değildir.
Nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının altındadır. Fakat Orta ve Doğu Karadeniz bölümlerinin özellikle kıyı kesimlerinde nüfus yoğunluğu fazladır.
Kıyı ovaları maden ve endüstri bölgeleri yoğun nüfusludur. Bölgede doğal koşullar nedeniyle şehirleşme oranı düşüktür.
Bölge nüfusunun yaklaşık %70'i kırsal kesimde oturur. Türkiye genelinde en fazla kırsal nüfusa sahip bölgedir. En önemli şehir merkezleri kıyı şeridindedir. Bunlar Samsun Zonguldak ve Trabzon'dur. Bölgedeki tarım alanlarının sınırlı oluşu hızlı nüfus artışı endüstrinin gelişmemesi açık deniz balıkçılığının yapılamayışı bölgeden diğer bölgelere (özellikle Marmara'ya) yoğun göçlere neden olmaktadır.
Diğer bölümler göç verirken Batı Karadeniz göç almaktadır. Sebepleri: Ereğli-Zonguldak taşkömürü havzalarının varlığı Karabük ve Ereğli'de demir -çelik endüstrisinin gelişmesidir.
Orta Karadeniz Bölümü dışında iç kesimler seyrek nüfusludur. Orta Karadeniz'de ise küçük ovaların iç kesimlerde de yer alması nüfusun kıyı ile dengelenmesini sağlamıştır.
Bölgede iç kesimlerde toplu kıyıda dağınık yerleşme görülür. Yurdumuzda dağınık yerleşmenin en fazla görüldüğü bölge Karadeniz Bölgesi  bölüm ise Doğu Karadeniz Bölümüdür.Bu durum yağışın bol arazinin engebeli olması ve tarım alanlarının dağınık olmasından kaynaklanır

Bölümleri:
1. Doğu Karadeniz Bölümü:
Gürcistan sınırından başlayarak Ordu'nun doğusundaki Melet çayına kadar uzanır. Karadeniz'in en dağlık ve yükseltisinin en fazla olduğu bölümüdür.

En fazla yağış alan kıyı ile iç kesim arasında farklılığın en fazla olduğu bölümdür.
Heyelan olayının en fazla olduğu bölümdür.
Tarımda makinalaşmanın en az geliştiği bölümdür.
Kırsal nüfusun ve dağınık yerleşme şeklinin en fazla olduğu bölümdür.
Bölümün en gelişmiş kentleri Rize ve Trabzon'dur. Doğu Karadeniz'in Türkiye ekonomisine en önemli katkıları tarım alanındadır.

2. Orta Karadeniz Bölümü
Melet çayından Sinop'un doğusuna kadar uzanır. Doğu Karadeniz Bölümü'ne göre güneye daha fazla sokularak Tokat ve Çorum illerinin büyük bölümleri ile Amasya ilinin tamamını içine alır.

Yer şekilleri Doğu ve Batı Karadeniz'e oranla daha sadedir. Dağların yükseltisi azalmış ve dağlar içeriye çekilmiş durumdadır. Bunun sonucunda tarım alanları ve ulaşım çok gelişmiştir. En gelişmiş şehri Samsun'dur.
Bölgenin en az yağış alan kıyı ile iç kesim arasında farklılığın en az olduğu bölümdür.
Türkiye ekonomisine katkısı daha çok tarım alanındadır.

3. Batı Karadeniz Bölümü
Kızılırmak deltasının batı kenarından başlayıp Adapazarı ve Bilecik'in doğusuna kadar uzanır. Bölüm genel olarak dağlıktır.
En gelişmiş şehri Zonguldak'tır. Orman ürünleri ve ormancılık önemli gelir kaynağıdır. Bolu ve Düzce çevresinde çok sayıda kereste fabrikası bulunmaktadır. Zonguldak çevresi maden çıkarımı Ereğli -Karabük çevresi maden işletmeleri ile Türkiye ekonomisine önemli katkıda bulunur.

MARMARA BÖLGESİ
Marmara Bölgesi Balkan Yarımadası ile Anadolu arasında bir geçiş alanı oluşturur. Avrupa ve Asya bu bölgede birbirine bağlanır. Yaklaşık 67.000 km2lik yüzölçümüyle Türkiye yüzölçümünün %85'ini kaplar. Adını bütünüyle toprakları içinde kalan ve boğazlar aracılığıyla Karadeniz ve Ege Denizi'ne açılan aynı adlı iç denizden alır. Ege kıyıları açığında yer alan Bozcaada ve Gökçeada (İmroz) da Marmara Bölgesi alanına girmektedir.

Marmara Bölgesi doğuda Karadeniz Bölgesi ve İç Anadolu Bölgesi güneyde Ege Bölgesi kuzeybatıda da Yunanistan ve Bulgaristan ile çevrilidir. Diğer bölgelerde olduğu gibi Marmara Bölgesi'nin sınırları da her yerde il sınırlarına uymaz. Edirne Kırklareli Tekirdağ İstanbul Kocaeli ve Yalova illeri bütünüyle bölge sınırları içindedir. Sakarya Bilecik Bursa Balıkesir ve Çanakkale illerinin bazı toprakları ise Ege ve Karadeniz Bölgelerinin sınırları içinde yer alır.

Marmara Bölgesi'nin halkı geçimini sanayi ticaret turizm ve tarımdan sağlar. Türkiye'nin başlıca sanayi bölgesidir. Bölgedeki en gelişmiş sanayi alanı İstanbul-Bursa-İzmit eksenidir. İlkçağ'dan beri önemli bir ticaret merkezi olan ve kıtalararası ulaşım yolları üzerinde bulunan İstanbul bölgeye ülke çapında bir üstünlük sağlar. Bölgenin diğer yörelerinde de yaygın sanayi faaliyetlerine rastlanır. Üretilen başlıca sanayi malları arasında işlenmiş gıda dokuma hazır giyim çimento kağıt petrokimya ürünleri beyaz eşya gemi ve yat sayılabilir.

Bölgede aynı zamanda tarım da çeşitlenmiştir. Ekili alanların yaklaşık yarısı buğday tarlalarından oluşur. Buğday üretimini şekerpancarı mısır ve ayçiçeği üretimi izler. Türkiye'nin ayçiçeği üretiminin yaklaşık %73'ünü mısır üretiminin yaklaşık %30'unu gerçekleştiren bölgenin sebze ve meyve üretimi de önemli bir miktarı bulur. Mısır üretiminde Karadeniz Bölgesi'nden sonra ikinci sırada yer alan bölge zeytin üretiminde de Ege Bölgesini izler. Sofralık Gemlik zeytinleri ünlüdür. Bağcılık konusunda da gelişmiş olan bölgede Tekirdağ Şarköy Mürefte Avşa ve Bozcaada üzüm ve şaraplarıyla tanınır.

Avrupa'nın güneydoğusunda yer alan Marmara Bölgesi dünyanın en güzel manzaralarına önemli mimarlık ve sanat eserlerine sahiptir. Marmara Denizi'ndeki adalar yarımadalar ve koylarbölgedeki dağlar ve ormanlar ile kentlerde tarih ve doğa içiçedir. Birçok büyük uygarlığın doğduğu ve gelişip kök saldığı bu bölge iki kıta arasında geçiş yapan kavimlerin göç yollarını oluşturmuştur. Bu ka vimlerin ve bölgeye yerleşen ulusların bıraktıkları izlere adım başında rastlamak mümkündür. Eşsiz doğal ve tarihi değerlere sahip olan bölgede turizm de çok gelişmiştir. Her yıl bölgeye önemli sayıda turist gelmektedir. Bölge Türk turizminin ülke genelinde finans yatırım eğitim ve operasyon merkezidir.

EGE BÖLGESİ
85.000km2 dolayındaki yüzölçümüyle Türkiye topraklarının yaklaşık %11’ini kaplayan kuzeyde Marmara Bölgesi’ne doğuda İç Anadolu Bölgesi’ne güneydoğuda Akdeniz Bölgesi’ne komşu olan bölgemiz batıda da Ege Denizi’yle çevrilidir (adını komşu olduğu denizden alır). Marmara Bölgesi’yle olan sınırı batıda Baba Burnu’ndan başlayarak Edremit Körfezi’nin kuzeyinde yükselen Kaz Dağı’na uzanır. İç Anadolu Bölgesi’yle olan sınırı ise İnönü’nün güneybatısından başlayıp Sultan Dağları’nın kuzey ucuna ulaşır. O noktadan başlayarak Ege Bölgesi Akdeniz Bölgesi’ne komşu olur ve bu bölgeyle olan sınır ise Köyceğiz Gölü’nün batısına kadar uzanır.

Ege Bölgesi asıl Ege ve İçbatı Anadolu olmak üzere iki bölüme ayrılır. Ege Bölümü’ndeki illerimiz; İzmir Manisa Aydın Denizli Muğla İç batı Anadolu’daki iller; Uşak Kütahya Afyonkarahisar’dur.

Nüfus:

Ege Bölgesi sık nüfuslanmışır. 1990 sayımına göre bölge nüfusu 8.2 milyondur. Nüfus yoğunluğu bakımından Marmara Bölgesi’den sonra ikinci sırada yer alır. Bölge nüfusunun yarısından çoğu kentlerde yaşamaktadır.

Bölge nüfusunun önemli bir bölümü kıyı kesimi ile çöküntü ovalarında toplanmıştır. Kıyı kesiminde de nüfus dağılışı bakımından yöreler arasında önemli farklılıklar görülür. Ovalarda nüfus yoğunovaları ayıran dağlık kesimlerde nüfus seyrektir. Güneydeki Menteşe yöresi Türkiye’nin en az nüfuslanmış yerlerindendir. İçbatı Anadolu ise genel olarak az nüfuslanmıştır.

Yüzey Şekilleri:
Ege Bölümü’nde başlıca dağ sıraları ve bunları birbirinden ayıran vadi olukları doğu-batı doğrultulu çukurluklar oluşturur. Bu çukurluklar aralarında kalan doğu-batı doğrultulu yüksek kütlelere dağ sıraları görünümü kazandırır. Çukurlukların batı uçları yakın bir dönemde deniz basmasıyla koy ya da körfez biçimini almış ama daha sonra kısmen ya da tamamen alüvyonlarla dolmuştur ve parçalı bir yapı gösterir. Yer yer 2000m’yi geçen dağ kütleleri görülür. Bunlar İçbatı Anadolu’nun 1000m’yi geçebilen düzlüklerinden daha alçak olan Ege Bölümü’ndeki ovalar üzerinde heybetli bir görünüm kazanır.
Ege Bölgesi’nde yerin temelini jeologlaron Menderes Masifi adını verdikleri Saruhan-Menteşe eski kütlesi oluşturur. Paleozoyik zaman ortalarında kıvrılmalara uğramış daha sonra aşınarak düzleşmiş olan bu eski temel Tersiyer Dönem içinde yeniden yer hareketlerine uğrayınca bir daha kıvrılamayıp kırılmıştır. Belli kırık çizgileri boyunca bazı parçaların çökmesiyle sözü edilen oluk biçimli çukurlar (graben) ortaya çıkmış bunların arasında da sert ve kristalli kayaçlardan oluşan eski dağ kütleleri (horst) yükselmiştir. Bu eski kütle yeniden kıvrılmamakla birlikte çevresinde biriken deniz dibi tortulları kıvrılırken onlara kalıp olmuştur.

Doğu-batı doğrultulu çukur alanlarla bunları ayıran aynı doğrultulu yüksek alanlar kuzeyden güneye doğru şöyle sıralanır: Edremit Körfezi ve Edremit Ova’sı çukur alanı Bakırçay Ovası’ndan Madra Dağı (1.334m) ve Kozak Kütlesi’yle (1.051m) ayrılır. Bakırçay Ova’sı ile Gediz Ovası arasında Yunt Dağı (1.075m) yer alır; Gediz Ovası’na kuzeyden Akhisar güneyden de Nif (Kemalpaşa) Ovaları birer körfez gibi katılır. Gediz Ova’sı ile daha güneydeki Küçük Menderes Ova’sı arasına Bozdağlar (2.159m) girer. Bu kütle doğu kesiminde güneydeki Aydın Dağları’yla birleşir batı kesiminde ise Nif Dağı’na (1.506m) ve kuzeydek Spil Dağı’na (1.513m) bağlanır. Daha güneyde Küçük Menderes ve Büyük Menderes Ovaları arasında Aydın Dağları (1.819m) uzanır. Bu dağlar batıya doğru bükülüp incelenerek Samsun (Dilek) Dağı (1.237m) üzerinden komşu Sisam (Samos) Adasına geçer. Geniş bir alanı kaplayan Büyük Menderes Ova’sı Menteşe yöresi içine Çine ve Bozdoğan Ovalarıyla sokulur.En güzeydeki çukur alanı Bodrum ve Datça yarımadaları arasında yer alan Gökova Körfezi’dir.

Batı Anadolu’da yer alan ovalar genellikle dördüncü jeolojik zamanda meydana gelen epirojenik hareketlerle oluşmuştur. Bu hareketler sonucunda bazı alanlar yükselmiş (horst) ve bugünkü dağlık alanları meydana getirmiş bazı alanlar ise çökmüş (graben) ve çöküntü alanları oluşmuştur. Bu çöküntü alanlarının akarsular tarafında alüvyonlarla doldurulması sonucunda da günümüzdeki ovalar oluşmuştur. Bölgemizdeki en önemli ovalar ise Bakırçay Gediz Küçük ve Büyük MenderesBalıkesir ve Akhisar ovalarıdır. Ege Bölgesi’nin güneydoğusunda yer alan ovalar ise çökme olaylarının yanında karstik olayların da etkisi ile oluşmuştur. Denizli Tavas Çivril gibi ovaların oluşumunda karstik olaylar oldukça etkilidir.

Meriç deltası hızlı ilerleyen taşkın alanlarına sahip bir ovadır. Meriç Irmağının taşıdığı alüvyonlarla oluşmuştur. Bakırçay Deltası aynı adı taşıyan akarsuyun Çandarlı Körfezi’ni doldurması ile oluşmuştur. Yer yer tuzlu bataklıklar bulunan ovada eski uygarlıkların kalıntıları da yer alır. Küçük ve Büyük Menderes Deltaları da birer çöküntü alanının(graben) ucunda oluşan birikinti ovalarıdır. Büyük ve Küçük Menderes Irmakları Ege Denizi’nin seviye değişikliklerine de bağlı olarak tarihi dönemlerde hızla denizi doldurmuştur. Öyle ki İlkçağ’da bir liman kenti olan Milet Büyük Menderes’in denizi doldurması ile bu gün kıyıdan bir hayli ileride kalmıştır.

Bölgenin İçbatı Anadolu Bölümü’nde dağ sıraları yerine aralıklı da dizileri görülür. Bu dağlargüneydoğu-kuzeybatı doğrultusunda birkaç dizi oluştur. Bu dizilerden en doğuda yer alan Emir Dağları (2.307m) Türkmen (1.826m) Domaniç (1.845m) Dağları bölge sınırları dışındaki Uludağ’a kadar uzanır. Bu dağlar dizisi batıda aynı doğrultudaki Afyon-Karahisar-Kütahya-Orhaneli üzerinden geçen bir çukur alanla izlenir. Bu çukur alanın batısında Kumalar (2.247m)Ahır(1.915m) Murat (2.309m) Şaphane (2.120m) Akdağ (2.089m) Eğrigöz (1.931m) dağları yer alır. Bu dizinin daha batısına gidildikçe geniş bir plato uzanır. Gediz Ovası’na dik yamaçlarla inen ve yüksekliği kuzeydoğuda 1.000m’yi aşan bu platoya Gördes-Uşak Plato’su adı verilir. Platonun güney kenarındaki Kula kenti çevresinde sönmüş volkan konileri ve yeni lav akıntıları görülür.

Ege Denizi’ne dökülen akarsularımız; Batı Anadolu akarsuları geniş çöküntü hendeklerine yerleşmiştir. Bu çöküntü alanları boyunca batıya doğru akarak Ege Denizi’ne dökülürler. Denize ulaştıkları alandaki koy ve körfezlerde geniş delta ovaları oluşturmuşlardır. Bu akarsular bölgemiz ve ülkemiz tarımı için oldukça büyük değer taşır. Bunların başlıcalrı Bakırçay Gediz Küçük ve Büyük Menderes’tir.

İklim:
Ege Bölgesi genellikle yazları sıcak ve kurak kışları ılık ve yağışlı olan Akdeniz ikliminin etkisi altındadır. Bu genel durum daha çok Ege Bölümü için geçerlidir. İçbatı Anadolu’da ise denizden uzaklık ve yükselti nedenleriyle iklim koşullarında değişiklik görülür. Kuzey kesimlerinde sık sık soğuk baskınları görülür. Yıllık ortalama sıcaklıkta coğrafi enlemin etkisiyle güneyden kuzeye ve yüksekliğin etkisiyle batıdan doğuya doğru azalma görülür. En soğuk ay genellikle ocak en sıcak ay ise temmuz ayı olarak tespit edilmiştir.

Ege Denizi kıyıları boyunca tam bir Akdeniz yağış rejimi görülür. Yazlar kurak geçer; yağışlar kış aylarında toplanmıştır. Aşağı yukarı bütün meteoroloji istasyonları da yıllık ortalama yağış tutarı 500 mm’nin üstünde genellikle de 1000 mm’nin altında olarak saptamışlardır.

Bitki örtüsü:
Ege Bölgesi’nde kıyıdan itibaren 600-800 m yüksekliklere kadar maki toplulukları ile akrışık olarak kızılçam ormanları görülür. Makilerin cılızlaştığı ve toprak örtüsünün inceldiği alanlardaçoğunlukla dikenli çalılardan oluşan ve “garik” adı verilen bir bitki topluluğu görülür ve genellikle İzmir civarı ile Karaburun yarımadası ve Bodrum civarında yaygındır. Orman alanları Ege Bölümü’nün alçak kesimlerinde makiliklerin İçbatı Anadolu’da ise step görünüşlü alanları üstünde yer alır. Ormanların alt basamaklarında çeşitli meşelere rastlanır;iğne yapraklı ormanlar arasında en yaygın tür kızılçam ve karaçamdır. Ayrıca Kozak Dağı’nda fıstık çamı yaygındır. Türkiye’nin en önemli çamfıstığı üretim alanıdır. Bütün kıyı kesimlerde zeytinliklere rastlanır. Kuzeyden gelen soğuk hava etkilerinden korunan turunçgiller bölgenin güneyine sığınmıştır. Ayrıca kekik adaçayı lavanta çiçeği gibi kokulu bitkiler ve Akdeniz iklimine uyan kaktüsler frank inciri gibi bitkilerde yaygındır. Maki türleri arasında çeşitli meşe türleri (pırnal meşesi palamut meşesi) kocayamiş mersin ağacı defne yabani zeytinlere rastlanır.

Şehirler:

Bölgenin en kalabalık nüfusluı kenti İzmir; İstanbul ve Ankara’dan sonra Türkiye’nin üçüncü büyük yerleşme merkezidir. Karalar içine derin biçimde sokulan ve aynı adı taşıyan bir körfezin bitim yerinde kurulmuş olan İzmir coğrafi konumu sayesinde Batı Anadolu’da çok geniş bir alanın ticaret limanı (İzmir’e gelen mallar gemilere yüklenmeden önce kentte işlenir) ve ülkemizin İstanbul ‘dan sonra ikinci büyük ticaret merkezi haline gelmiştir. Kent İzmir Körfezi bitiminde bir ayçe (hilal) biçiminde yayılır; kuzeyde Bostanlı’dan başlayan bu ayçe 27 km’yi aşkın bir eğri oluşturarak körfezin güneyinde Üçkuyular’da sona erer; daha sonra Balçova İnciraltı gibi yerleşmelerde batıya doğru uzanır.

Eskiçağ’da İonia’dan gelen göçmenlerin Bayraklı ve Bornova arasında o zamanlar deniz kıyısında bulunan bir tepe üstünde kurdukları sanılan kent (Smyrna) Pagoa Dağı (Kadife Kale) eteğinde ikinci kez kurulmuş Roma ve Bizans egemenliklerinden sonra 1424’te Osmanlı topraklarına katılmış1919’da Yunanlılar tarafından işgal edilmiş 1922’de de kurtarılmıştır.
Bölgenin ikinci büyük kenti Denizli’nin topraklarının büyük bir bölümü Pamukkale havzasında ve çevresindeki tepelik dağlık alanda yer alır. Selefkilerden Antiokhos 2’nin karısının adı (Laokide) adı verilerek kurulan kent Selefkiler ve Bizanslılardan sonra da günümüzdeki yerine taşınmış yeni kurulduğu yerde bulunan Doğuzlu Köyü’nün adı zamanla Denizli’ye çevrilmiştir.
Bölgenin üçüncü İçbatı Anadolu Bölümü’ünde başlıca kenti olan Kütahya Eskiçağ’da geniş bir ovanın kenarında yükselen Yellice Dağı eteklerinde Hisar Tepesi adı verilen yerde kurulmuş  Ortaçağ’da Bizans döneminde Kotyaion adıyla oldukça gelişmiştir. Günümüzde hisar kalıntılarının bulunduğu tepenin eteklerinden kuzeydeki ovaya doğru yayılan kentin etkinlik merkezi Hisar tepesi önünde yer alır. Önemli sanayi ve havacılık merkezidir. Bölgenin dördüncü büyük kenti Manisa Eskiçağ’da aynı adı taşıyan dağın (Magnesia) kuzey eteklerinde kurulmuş Roma döneminde gelişmiş Bizanslılardan 14.yy başlarında Saruhanoğulları’na kısa bir süre sonra da Osmanlılara geçmiş bir süre şehzadelerin valilik yaptıkları bir merkez olmuş ve önemli anıtlarla süslenmiştir.EkonomiTARIM: Ege Bölgesi’nde nüfusun çoğunluğu iklim toprak koşulları ve ulaşım kolaylıklarının da elverişliliğiyle geçimini tarımdan sağlar. Ege bölümünde Akdeniz iklimine uygun bazı bitkiler (zeytin üzüm vb.) ağır basar. Ege bölümünden İçbatı Anadolu bölümüne geçildikçe tarımın niteliği değişir; tahıl ekimi artar ve hayvancılık geçimde daha önemli yer tutar. Tahıl ekiminde buğday başta gelir onu arpa ve mısır izler. Buğday özellikle Afyon ve Denizli’de üretilir bu illeri İzmir Aydın ve Muğla izler. Arpa ise Afyon ve Manisa illerinde mısırın da başlıca ekim alanı Manisa’dır. Pirinç ekimine ovalarda az miktarda yer verilir. Bölgede yaş ve kuru sebze üretimine de önem verilir. İklim koşulları uygun olduğu için turfanda sebze (domates fasulye vb.) yetiştirilerek öbür bölgelere yollanır. Soğan ve patates ekimi yaygındır; baklagillerden en çok nohut ekilir. Kavun ve karpuz üretimi de yaygın biçimde yapılmaktadır.

Bölgede yatiştirilen sanayi bitkileri arasında tütün pamuk susam keten ve şekerpancarı baş sıralarda yer alır. Edrmit Körfezi kıyıları yağ zeytini üretimi kesir ağaç sayısı bakımından başta gelir bakımından önemlidir. Üzüm bağlarına da bölgenin her yerinde rastlanır. Üzüm ayrıca şarap ve pekmez ykarılırken günümüzde bu ocak tükendiği için bırakılmış onun yerine Dağardı ve Dursunbey dolaylarındaki ocaklar işletilmeye açılmıştır. Bölgedeki çok sayıda demir yatağının başlıcaları Edremit yöresinde Ayvalık’ın güneyinde ve Simav çevresinde yer alır; Selçuk Uşak ve Tire’de zımpara yatakları işletilir. Ayrıca çeşitli mermer civa bor manganez yatakları vardır. Türkiye’nin en önemli maden suyu Afyon dolaylarında Kızılay tarafından işletilmekte İzmir’in Çamaltı tuzlalarından da Türkiye’nin toplam tuz ürünün 3/5’ü elde edilmektedir.

SANAYİ ETKİNLİKLERİ:
Ege bölgesi Türkiye’de Marmara Bölgesi’nden sonra ikinci sırada yer alır. Özellikle İzmir’de toplanmış olan başlıca sanayi kolları arasında dokumacılık makine ve madeni eşya yapımı besin sanayisi (un makarna  konserve fabrikaları) tütün işletmeciliği sayılabilir. Pamukludokumacılık İzmir’in yanı sıra Aydın Nazilli Denizli ve Uşak’ta gelişmiştir. Yağ sanayisi tesisleri özellikle Edremit-Ayvalık yöresinde şeker fabrikaları Uşak Kütahya ve Afyon’da yer alır. Uşak Kula Gördes ve Simav’da halıcılık gelişmiştir.

ULAŞIM:

Ege Bölgesi ulaşım bakımından Türkiye’nin işlek bölgelerindendir. Doğu-batı doğrultulu vadi olukları karayollarının iç kesimlere kadar ulaşmasına olanak verir. Bölge çeşitli demiryolu hatlarıyla öbür bölgelere bağlanır. (Ülkemizde ilk demiryolu hattı olan İzmir-Aydın hattı 1856’da Ege Bölgesi’nde hizmete girmiştir). Karayolları ve demiryolları İçbatı Anadolu’da Afyon ve Kütahya’da düğümlenir. Denizyolları açısından İzmir limanı (ticaret etkinlikleri bu limanda toplanmıştır) dışında önemli liman yoktur. Turizm bakımındansa Bodrum Kuşadası Güllük Datça ve Marmaris limanları önemlidir. İzmir düzenli hava seferleriyle de İstanbul ve Ankara’yla bağlantı kurmaktadır.

Tarihi eserler ve turistik bilgiler:
Ege Bölgesi’nin turizm bakımından zengin bir doğal ve kültürel yapısı vardır. Dağların kıyıya dik olarak uzanması son derece girintili çıkıntılı bir kıyı şeridi yaratmıştır ( Ege denizi kıyılarının toplam uzunluğu 593km’dir) ve doğal kumsalların denize girmeye son derece elverişli olmalarının yanı sıra yüksek kıyılarda da çekici görünümleriyle ilgi toplarlar. Ayrıca yöredeki bük (Akbük Gökçeler bükü Değirmen bükü Palamut bükü Kargıbük vb.) özellikle son yıllarda iyice yaygınlaşan yat turizminde yatlara doğal liman işlevi gören; “Mavi Yolculuk” adıyla yaygınlaşan ve kıyının Kuşadası’ndan Antalya’ya kadar olan koylarını dolaşan yat turizmi bölgeye önemli miktarda yerli ve yabancı turist çekmektedir; ülkemizin başlıca üç yat limanı (Kuşadası Çeşme ve Bodrum yat limanları) da bu kıyılardadır.

Ege Bölgesi’nde egemen olan Akdeniz ikliminin yumuşak niteliği de turizme son derece elverişlidir: Kışların geç geçmesi yazın güneşlenme olanakları deniz suyu sıcaklıklarının uygunluğu çok sayıda turist çeker. Ege Denizi’nde deniz suyu sıcaklıkları kuzeyden güneye doğru artar ve denize girme süresi de bu doğrultuda uzar: Kıyılarda kuzeyden İzmir’e kadar yılda beş ay olan denize girme süresi Kuşadası’ndan sonra artmaya başlar ve Bodrum’da sekiz ayı bulur.

Ege Bölgesi’nde yer alan kaplıca ve içmecelerde sağlık turizmi açısından da ilgi görmektedir: Denizli’de Karahayıt ve Pamukkale kaplıcaları; İzmir’de Balçova Dikili Davutlar Çeşme ve Şifne kaplıcaları; Seferhisar’ın güneyinde Doğanbey kaplıcası; Kütahya’da Simav-Gediz Yoncalı  Harlek ve Murat Dağı kaplıcaları ve içmeceleri ile Eynal kaplıcalarıdır. Manisa’da Kurşunlu kaplıcası ve Sart kaplıcası; Afyon Sandıklı’da Sandıklı Gazlıgöl ve Hüdayi kaplıcaları ve içmeceleri yer alır; İzmir’de Urla içmeceleri. Özellikle Pamukkale sıcaksu kaynakları çok eski dönemlerden bu yana bilinmekte ve ilgi çekmektedir. Pamukkale’nin özelliklerinden biri de travertenleridir: Sıcak maden suları aşağı döküldükleri dağın yamaçlarını beyaz traverten taraçaları haline getirmiştir (yöreye Pamukkale adı suyun kapsadığı kalsiyum karbonat nedeniyle oluşan beyazlıktan ötürü verilmiştir). Travertenleri sayesinde çok sayıda turisti çeker.

Bölgede doğal ve tarihsel güzellikleri korumak amacıyla iki Ulusal park düzenlenmiştir. Bunlardan Dilek Yarımadası Ulusal Parkı Aydın ilinin Kuşadası ve Söke ilçeleri sınırları içinde yer alır ve Akdeniz bitki örtüsünün en güzel örneklerini kapsar. Ayrıca İonialılar’dan kalma kalıntılararkeoloji açısından önemlidir. Manisa ilinin yamaçlarına yasladığı Spildağı üstündeki Spildağı Ulusal Parkı’ysa 1500m’yi bulan yükseltisiyse yazın Manisa’nın sıcağından kaçanlara barınak oluşturur (Osmanlılar döneminde bir devre adını veren Manisa lalesi burada doğal olarak yetişir). Ayrıca bu ulusal park da Eskiçağ kalıntılarını kapsar. Bölgenin çeşitli illerinde düzenlenmiş Ormaniçi Dinlenme Yeri de yerli ve yabancı turistlere çeşitli hizmetler sunar.

Ege Bölgesi arkeoloji ve tarih özellikleriyle de bol bol turist çeker.: İzmir’de Efes ve Bergama; Denizli’de Pamukkale (Hierapolis); Aydın’da Priene Miletos Didim Afrodisias Datça’da Knidos: Bodrum’da Halikarnassos; Manisa’da Sart yıkıntıları. Dünyanın yedi harikasından ikisi Ege Bölgesi’ndedir (Efes Artemis tapınağı ve Halikarnassos Mausoleion’u). Ayrıca Selçuk’ta Meryem Ana’nın Evi ve Sen Jan Kilisesi Didim’de Apollon tapınağı çok sayıda yabancı turist çekmektedir. Günümüzde Ege Denizi kıyısındaki Akçay Ören Ayvalık Foça Çeşme Kuşadası Didim Güllük Bodrum Datça Marmaris gibi yerleşim merkezlerimiz yaz mevsiminde gerçek birer turizm odağı haline gelmiştir.


AKDENİZ BÖLGESİ
Akdeniz Bölgesi Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesinden biridir. Anadolu’nun güneyinde Akdeniz kıyısı boyunca uzanır; genişliği 120-180 km arasında değişir. Batı ve kuzey batısında Ege Bölgesikuzeyinde İç Anadolu Bölgesi doğusunda Güney Doğu Anadolu Bölgesi Güneyinde ise Akdeniz bulunur. Güney doğudan Suriye ile komşudur. Yüzölçümü 110000 km2 dolayındadır; Türkiye toplam alanının yaklaşık %14’nü kaplar. Kıyı uzunluğu doğuda Suriye sınırından batıda Dalaman Çayına kadar 1542 Km’dir. Bölgenin batı sınırı daha batıdaki Karaağaç koyuna kadar uzanır.

1990 nüfus sayımı sonuçlarına göre Akdeniz bölgesinde 8 milyona aşkın insan yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu km2’de 74 kişidir; bu da km2’de 73 olan Türkiye ortalamasına çok yakındır. Bölge nüfusunun %54’e yakın kısmı il ve ilçe merkezlerinde % 46 kadarı ise bucak merkezi ve köylerde yaşar.

Türkiye’nin başka bölgelerinde olduğu gibi Akdeniz Bölgesi’nde de bölge sınırları ile yönetim birimleri olan illerin sınırların tümüyle çakışmaz. Adana Antalya Burdur Hatay Isparta İçel illerinin tümü ile Kahramanmaraş’ın Afşin ve Elbistan ilçeleri dışında kalan bütün ilçeleri Kayseri'nin Develi ve Yahyalı ilçelerinin bazı bölümleri Konya’nın halk pınar Taşkent  Hadım  Ahırlı  Yalıhöyük Seydişehir Derebıçak Höyük ve Beyşehir ilçeleri Karaman’ın Başyayla Sarıveliler ve Ermenek ilçeleri ile merkez ilçe ve Ayrancı ilçelerinin bazı bölümleri Afyonkarahisar’ın BaşmakçıDinar ve Dazkırı ilçeleri Denizli’nin Çardak Serinhisar Acıpayam Çemeli ilçeleri ile BozkurtTavas ve Beyağaç ilçelerinin bir bölümü Muğla’nın Dalaman Ortaca Köyceğiz ve Fethiye ilçeleriyle Gaziantep’in Nurdağı Kilis ve İslahiye ilçeleri bu bölgeye girer. Bölge  doğudaki Adana ve batıdaki Antalya bölümlerinden oluşur.

Yüzey Şekilleri:
Akdeniz bölgesinin dağlık ve oldukça engebeli bir yapısı vardır. Bölgenin yeryüzü şekillerinin ana çizgilerini Toros’lar belirler. Antalya Kör.’nin iki yanında yer alan B. Toroslar K.’de Göller yöresinde birbirine yaklaşıp sıkışır. Teke Yarımadası’nın batısında beliren batı Toroslar Taşeli Platosu’na kadar uzanır. Genellikle kalker ve ofiyolitli kayalarından oluşan bu dağlar kırıklı ve kıvrımlı bir yapı gösterir. Batı Torosların en yükse noktası Bey Dağlarındaki 3096 m’lik Kızlar Sivrisi tepesidir. Göller Yöresi’nin kalker oluşumu Sarp dağlarının ortalama yüksekliği 2000-2005 m arasındadır; Yüksek kütleler arasında Avlan Gördes Söğüt gibi karstik kökenli çanak biçimli çukur alanlar vardır.

Bu kesim aynı zamanda düden obrük mağara  yer altı dereleri ponor (suyutan) ve voklüz kaynakları gibi karstik şekiller bakımından da zengindir. Türkiye’nin Beyşehir ve Eğridir gibi büyük tatlı su gölleri buradadır. Batı Toroslar dik eğimli yamaçlarından inen bol sulu akarsular tarafından parçalanmış ve genellikle boylamasına uzanan derin vadiler ortaya çıkmıştır.

Orta Toroslar güney batıdaki Taşeli platosu ile kuzey doğudaki uzun yayla arasında uzanır. Bu kesimdeki başlıca yüksek kütleler batıdan doğuya doğru Bolkar dağları Aydos Dağları Aladağlar  Tahtalı Dağlar ve Binboğa dağlarıdır. Orta Torosların en yüksek noktası

Aladağlar’da 3756 m’ye yetişen Demirkazık Tepesidir. Orta Toroslar Uzun Yayla’da 1500m yüksekliğindeki bir platoya dönüşür. Orta Toroslar kuzey-güney doğrultusunda akan bol sulu akarsular tarafından parçalanmıştır. Göksu Lamaz (Limonlu) çayı  Tarsus çayı bunların başlıcalarıdır. Bu akarsular kalker oluşumlu dağlar arasında derinliği 1000m’yi bulan vadiler açar ve yörenin yüzey şekillerinin sert bir görünüm almasına neden olur.

Amanos Dağları Toroslar dağ sisteminin en güneyindeki bölümünü oluşturur ve İskenderun Körfezinin doğusunda dik bir duvar gibi yükselir. Lübnan topraklarından doğarak kuzeye doğru akan ve Antakya yakınlarında dik bir açıyla batıya dönen Asi ırmağı  Amik ovasının Güneybatı ucunda  geniş tabanlı bir vadiden geçer ve Samandağı yakınlarında Akdenize dökülür. Çukurova doğuda Amanos Dağları batıda ise orta Toroslarla sınılanır.

Bu geniş düzlük batıda Seyhan doğuda Ceyhan ırmaklarının taşıdığı alüvyonlarla oluşmuş büyük bir delta ovasıdır. Çukurova’nın kuzey kesimleri bu iki ırmağın kolları ile yeryer parçlanmış bir plato görünümündedir; buna karşılık güneyde tekdüze bir hal alır.

Bölgedeki en önemli akarsular doğudan batıya doğru sırasıyla Asi Ceyhan ve Seyhan ırmakları ile Göksu Köprü Suyu Aksu Eşem ve Dalaman çaylarıdır. Başlıca doğal göller Beyşehir EğridirBurdur ve Suğla gölleridir. Kıyılarda ise irili ufaklı birçok lagün vardır. En önemli yapay göller ise Seyhan ve Aslantaş baraj gölleridir.

Akdeniz kıyıları genellikle az girintili çıkıntılı olması ve geniş yaylar çizmesi bakımından Karadeniz kıyılarına benzer; kıyı sahanlıklarına da pek rastlanmaz. Bölgenin en batı kesiminde ise dağlar kıyıya dik uzandığı için burada Ege kıyılarına benzeyen daha girintili çıkıntılı bir kıyı tipi vardır. Bu kıyıların yakın zamanlardaki bir deniz düzeyi yükselmesi sonucu oluştuğu sanılmaktadır. Engebeli kıyının içine sokulmuş küçük koylar adalar ve yarımadalar bu yükselme nedeniyle ortaya çıkmıştır. Kalker oluşumların fazla olduğu bu kesimde birtakım karstik şekillerin kısmen deniz basmasına uğramasıyla doğal koylar oluşmuştur.; ilkçağda gemilerin sığınak ve barınarak yeri kullandıkları bu koylara kalanklı kıyı adı verilir.

İklim ve Bitki Örtüsü:
Bölgede genelde yazları sıcak ve kurak kışları ılık ve yağışlı geçen Akdeniz iklimi egemendir. Ancak yüksekliğe bağlı olarak iklim özellikleri oldukça önemli farklılaşmalar gösterir. Dağların denize bakan yamaçlarında ve arkalarında çukur alanlar ise karasal etkilerin arttığı bir iklim tipine rastlanır. Gene de Akdeniz’in etkisi nedeniyle bu kesimlerdeki iklim  İç Anadolu’daki kadar şiddetli karasal özellikler taşımaz.

En sıcak ay ortalaması kıyılarda 27-28 derece  iç kısımlar 23-25 derecedir; en soğuk ay ortalaması ise kıyıda 10 derece dolayında iken iç kısımlarda 15-2 dereceye kadar iner. Benzer biçimdeyıllık ortalama sıcaklık kıyılarda 18-20 derece iç kısımlarda ise 12-14 derece kadardır.

Akdeniz Bölgesi genellikle güney ve güneybatıdan gelen hava kütleleri ile cephelerin etkisi altındadır. Bunlara bağlı olarak da yağışlar orografik ya da cepheseldir. Yağış miktarı genellikle dağların uzanış biçimlerine ve nemli rüzgarlara açık olan yüzeylerindeki konumlarına yani bakılarına göre değişir. Kıyı kesimlerinde bakı koşullarına bağlı olarak yılda ortalama 700-1300 mm. tutarında yağış düşer. Bu değer iç kesimlerde 400 mm. dolaylarındadır. Bölgede genellikle bir Akdeniz iklimi özelliği olan kış yağışları egemendir. İç kesimlere gidildikçe karasal iklim etkisi ile yağışlar ilkbahara kayar; gene de en çok yağış kışın düşer. Kıyılarda yağışlar genellikle yağmur şeklindedir ; kar 5-10 yılda bir yağar; don olayına da oldukça az rastlanır. Dağların yüksek kesimlerinde ve Göller Yöresi’nde kışın kar yağışları etkili olur; don olayı ise hemen hemen bütün kış sürer. Yaz kuraklıkları iç kesimlerde olmakla birlikte kıyılardaki kadar şiddetli değildir.

Bölgede egemen rüzgarlar çoğunlukla kuzey rüzgarlarıdır. Ancak rüzgar rejimi topografik koşullara ve deniz komşuluğa göre yerel değişikliklere uğrar. Kıyılarda yazın genellikle batı ve güney yönlü rüzgarlar eser. Zaman zaman deniz ve kara meltemleri etkili olur.

Akdeniz bölgesinde doğal bitki örtüsü sıcak ve kurak yazlardan etkilenmiştir. Bu nedenle kurakçıl bir nitelik taşır ve kolaylıkla bozulma eylemi gösterir. Orman örtüsü çalılık halini almış çalılıklarda yer yer seyrekleşmiş hatta ovalık yerlerde büsbütün ortadan kalkmıştır. Günümüzde Akdeniz Bölgesi’nde görülen bitki örtüsü başlangıçtaki karakterini tümüyle kaybetmiş gibidir.

Akdeniz bölgesinde doğal bitki örtüsü beş gruba ayrılır. Kıyıda 500-600 m yüksekliğe kadar olan yerlerde şiddetli yaz kuraklığına uyan kışın da yeşil kalan makilerdir. Boyları 3-5 m’yi geçmeyen bu bitkiler delice kocayemiş sandal ve zakkum en yaygın olanlarıdır. Bu bitkiler terra rossa denen killi demirli ve az kireçli topraklarda yetişir. Kireçli topraklarda yetişen daha seyrek bitki tiplerine garig adı verilir.

600-1200m arasında kızıl çam ve meşelerin egemen olduğu karışık ormanlar yada yamaç ormanları ortaya çıkar. Kızıl çamların aralarında yer yer meşelikler daha yükseklere doğru ise halep çamı ile kara çamlar görülür. Bu kesimde kahverengi orman toprakları yaygındır. Yüksek kesimlerde yağış etkisiyle toprakta yıkanma (podzolleşme) görülür.

1200-2100m arasında ise yüksek ormanlar diye adlandırılan ve seydir köknar ile kayınlardan oluşan orman kuşağı yer alır. Özellikle batı ve orta toroslarda saf sedir ormanları vardır. Bu katın tipik tanıtıcı ağaçları toros köknarı lübnan sediri  sarı çam ve çeşitli ardıç türleridir. Amanos dağında ise Karadeniz Bölgesi'ndeki bitki örtüsüne ve özellikle doğu kıyınına rastlanır. Bu katta podzolik karakterli topraklar yaygındır.

2000m’nin üstünde iğne yapraklı ağaçlar seyrekleşir ve bodurlaşır. Bu alan 2100-2300m sonra erer ve Alp çayırları denen  renkli çiçeklerle bezenmiş yazları da kurumayan yüksek otluklara geçilir. Bu katta kestane renkli çayır toprakları yaygındır.

Göller yöresi ve Tekke yarımadasındaki yüksek ovalarda step bitkileri yetiştirilir. Buradaki stepler gerçekte ot stepleri değil meşe ormanının tahribi sonucu oluşmuş ağaç stepleridir. Ova kenarlarında tahripten kurtulmuş ardıç ve kara çam topluluklarına da rastlanır. Steplerde daha çok kireçli kahverengi ve kestane renkli topraklar yaygındır.

Bölgede tipik Akdeniz bitkisi olmadıkları halde yerel koşullara uyum sağlamış Avustralya okaliptüsleri ile kurakçıl Amerika bitkilerinden kaktüsler ve agavlar da oldukça geniş alanları kaplar.

Nüfus:
Akdeniz kıyılarında Doğu Karadeniz kıyılarında görülen yoğun nüfus şeridine rastlanmaz. Dağlık kesimlerin geniş yer tutması nedeniyle kıyı boyu çok kez tenhadır. Bununla birlikte dağlar arasına sıkışmış yoğun tarım yapılan küçük ovalarda önemli nüfus birikmeleri göze çarpar. Antalya düzlüğünün sert travertenlerden oluşmuş batı kesimi ile Çukurova’nın kumul ve batıklık kıyı kesmi tenha yerler arasındadır. Nüfus yoğunluğu Çukurova’nın iç kenarından başlayıp sulanan yerlere doğru giderek artar. İskenderun körfezi kıyılarıda nüfus yoğunlu oldukça yüksek yerlerdir; Amanos Dağlarını denize dik inen güney yamaçları ise çok tenhadır. Amik ovasının çevresindeki yoğunlaşma şeridi Antakya’nın güney doğusundaki tepelik alanlara doğru sokulur. Kahramanmaraş Hatay çöküntü oluğunun çalılık “Hassa leçeleri” kesimi oldukça tenhadır. Göller yöresinin dağlık ve ormanlık kesimleri genelde oldukça tenhadır. Buna karşılık yalvaç-bozkur oluğunun dağ eteği boyları ile Isparta odasının sulanan güney böülümünde nüfus oldukça yoğundur.

Akdeniz Bölgesi'nde toplu kır yerleşimleri egemendir. Bu durum özellikle dağlık kesimlerde ve dağ eteklerinde belirgindir. Ovalarda toplu yerleşmeler arasında serpilmiş yerleşmelere de rastlanır. Dağlık kesimlerdeki ya da Antalya travertenleri gibi verimsiz alanlardaki yerleşmeler daha küçüktür. Bölgenin en büyük kenti 916000 bulan nüfusuyla Türkiye’nin 4. Büyük merkezi olan Adana’dır. Nüfusu 500000 ile 100000 arasında ki kentler ise Mersin Antalya Kahramanmaraş Tarsus İskenderu Antakya Osmaniye ve Isparta’dır.

Ekonomi:
Akdeniz Bölgesi'nde ekonomi tarıma dayanır. Çalışan nüfusun büyük bölümü tarımla uğraşır. Türkiye’de tarımdan elde edilen gelirin en yüksek olduğu bölge burasıdır. Sanayi ise daha çok bölgenin doğusunda Adana Mersin arasında ve İskenderun'da yoğunlaşmıştır. Turizm kıyı kesimlerde özellikle Antalya çevresinde önemli bir gelir kaynağıdır.

Bölgede tarımsal etkinlik oldukça çeşitlidir; özellikle bitkisel üretim gelişmiş ve teknik düzeyi yükselmiştir. Ekonomik değerleri yüksek birçok ürün yetiştirilir; modern tarım girdileri ve yoğun tarım teknikleri kullanımı yaygındır; üretim iç pazarada olduğu kadar dış pazarada dönüktür. Başka alanlarda olduğu gibi tarımsal etkinlik alanında da kıyı kesimi ile iç kesimler arasında hem yetiştirilen ürün türleri  hem de yetiştirme açısından önemli sayılabilecek farklar göze çarpar.

Kıyı kesiminin başlıca ürünleri pamuk susam yer fıstığı turunçgiller muz zeytin incir üzümdür Bu kesimde yapılan bitkisel üretimi farklılaşmış dalı da özellikle Antalya ve Mersin dolaylarında yoğunlaşmış olan turfanda sebzecilik ve seracılıktır; üretim özellikle son 10 yıl içinde hızla artmıştır. Yumuşak kış koşulları  havaların erken ısınması don olaylarının seyrekliği gibi etkenlerin bu gelişmede rolü büyüktür. Bölge üretimi büyük kentlerin sebze gereksinimini karşıladığı gibi önemli ölçüde ihracat da yapmaktadır.

Göller yöresi ve Teke yöresinin iç kesimlerindeki tarımsal etkinlik ise iklim ve toprak özelliklerine bağlı olarak hemen hemen tümüyle farklı bir nitelik taşır. Bu kesimde daha çok kuru tahıl tarımı egemendir. Sulana bilen alanlarda ise iklim koşullarına uygun sanayi bitkileri ve meyveler yetiştirilir. Bu yörelerdeki dağlık alanlar hem ovaların doğal su deposu hem de yazın ovalardan getirilen sürüler için yaylak işlevi görür. Tarım takviminin farklı oluşu yüzünden dağlık alanlardaki kırsal kesimde yaşayan halkın birbölümü zaman zaman aşağıdaki ovalara inerek tarla işlerinde çalışır.

Modern tarım teknikleri kullanıldığından üretim miktarı fazladır. Yetiştirilen birçok ürünün Türkiye içindeki payı yüksektir. Türkiye pamuk üretiminin %41 gül yaprağı ve muz üretiminin tümü turunçgillerin %89 yer fıstığı üretiminin % 90  soya üretiminin %91 karpuz üretiminin %29domates üretiminin %21 üzümün %17 ve zeytin üretiminin de %15 Akdeniz Bölgesi'nden sağlanır.

Bitkisel üretimindeki ileri teknoloji düzeyi hayvancılıkta yerini geleneksel ve ilkel yöntemlere bırakır; bu nedenle hayvancılık pek gelişmemiştir. Daha çok küçük baş hayvanlar beslenir. Ülkedeki kıl keçilerinin ¼’ü koyunların ise %06’sı Akdeniz bölgesindedir. Bitkisel üretimden elde edilen gelirin hayvancılıktan elde edilen gelire göre çok yüksek olması hayvancılıkla uğraşan göçerlerin bitkisel üretime kaymasına yol açmaktadır. Yaygın olarak tavukçuluk ve arıcılık yapılan bölgede elde edilen bal miktarının Türkiye üretimi içindeki payı %12’dir. Deniz canlıları açısından pek zengin olmayan Akdeniz’de küçük çapta balıkçılık yapılır.

Akdeniz Bölgesinde varlığı bilinen maden yatakları oldukça çeşitli ise de rezervleri fazla değildir. Bölgenin dağlık yapısı nedeniyle ulaşım güçleşmekte bu da maliyeti yükselterek madenciliği bir ölçüde kısıtlamaktadır. Ülke ölçeğinde önemli sayılabilecek tek maden batı toroslar kesimindeki boksit yataklarıdır. Fethiye yakınlarında krom ve zımpara taşı yatakları vardır. Keçiborlu’da ki kükürt yatakları ülkede işletilen tek kükürt yatağıdır.

Sanayi kuruluşları özellikle bölgenin doğusunda Adana bölümünde yoğunlaşmıştır. Bu bölümün bölgeye toplam üretimindeki payı tarımda olduğu gibi sanayi sektöründe de çok yüksektir. Pamuklu ve sentetik dokuma petrokimya çimento bitkisel yağ tütün işleme başta konserve olmak üzere gıda sabun deterjan içki tarım araç ve gereçleriyle madeni eşya ve metal doğrama başlıca sanayi kollarıdır. Bölgenin çeşitli yörelerinde kağıt şeker gül yağı yem  gübre süt ürünleri tarım alet ve makineleri un hazır giyim pil orman ürünleri tuğla ve kiremit fabrikaları vardır. Sanayi özellikle Adana-

Tarsus- Mersin hattı üzerinde yoğunlaşmıştır. ATAŞ rafinerisi Mersin’de kısa adı İSDEMİR olan İskenderun Demir-Çelik Tesisleri ise İskenderun ilçesindedir.

Akdeniz Bölgesi'nde  özellikle Adana’da sermaye birikimi önemli ölçeklere ulaşmış ve bölge sınırlarına taşmıştır. Ülke çapındaki birçok yatırımda bu kesim sermayesinin payı vardır.

Doğal güzellikler ve tarihsel değerler nedeniyle bölgede turizm önem kazanmaktadır. Yılın 8 ayında denize girilebilen geniş doğal plajlar ve antik kentler sayısı her yıl artan yerli ve yabancı turisti çekmektedir. Özellikle Antalya yöresinde gelişmiş olan turizm kıyılarda yaşayan halkın en önemli gelir kaynaklarındandır. Turizm kaynakları giderek artmaktadır. Doğal ve tarihsel değerler açısından zengin olan bölgelerde bazı çalışmalar yapılarak koruma alanları oluşturulmuştur. Bunlardan başlıcaları Güllük dağı Karatepe-Aslantaş Kızıl dağ  Kovada gölü Köprülü kanyon Olimpos-Bey dağları sahil milli parklarıdır.

Ulaşım:
Ulaşım giderek gelişmektedir. Mersin ve İskenderun limanları ayrı bir önem taşır. Çukurova’nın ticaret iskelesi konumundaki Mersin limanı yöredeki petrol rafinerisi nedeniyle daha işlek bir hale gelmiştir. İskenderun limanı da ticaret ve petrol açısından önem taşır. Son yıllarda her iki limanında Akdeniz’de yapılan ithal ve ihraç taşımacılığındaki payı artmaktadır. Bölgenin batısındaki Alanya Antalya ve Fethiye limanları turizm açısından önem taşır. Akdeniz Böl’nin Türkiye’nin tüm bölgeleriyle kara yolu ayrıca büyük yerleşim merkezleriyle hava yolu bağlantısı vardır. Başlıca yollar E-5 ve E-24 kara yollarıdır. Bunların bir bölümü paralı otoyol haline getirilmektedir. Adan Antalya ve Dalamandaki havaalanlarından başka merkezle düzenli uçak seferleri yapılır. Mersin Taşucu’ndan KKTC’ye feribot seferleri yapılmaktadır.

İÇ ANADOLU BÖLGESİ


İç Anadolu Bölgesi orta Anadolu adıylada bilinen ve Doğu Anadolu Bölgemizden sonra 2.büyük coğrafi bölgemiz olan iç Anadolu'nun yüzölçümünün genişliğine oranla nüfusu fazla değildir. Marmara Bölgesi'den iki kat geniş olan bu bölgede Marmara Bölgesi kadar nüfus yaşar. Anadolu’nun çeşitli bölgeleri arasındaki yollar İç Anadolu’dan geçtiği için bu bölge eski yerleşme alanı olmuş ticaret yolları üzerinde yer alan yörelerde yerleşme alanları büyüyerek büyük kentler haline dönüşmüştür.

Yerşekilleri:
Bölge yerşekilleri itibariyle sade bir görünüme sahiptir. Geniş düzlükler daha çok bölgenin ortasında yer alırken dağlar kenarlarda uzanır .

Yerşekillerinin oluşumu:
a) Volkanik dağların oluşumu : 3. Zamanda İç Anadolu ‘ nun bulunduğu yerde eski denizin ( The -Tis denizi ) büyük bir adası vardır.

Alp orojenezi sırasındaki yan basınçla deniz tabanındaki çamurlar kıvrılırken bu ada yan basınçların etkisiyle kırıldı. İşte bu kırıklarda yerkabuğunun ( sial tabakasının) sima üzerindeki basıncı azalınca sima üzerindeki mağma bu kırıklardan yer yüzüne çıkarak volkan dağlarını oluşturdu. Volkanlardan çnce volkan külleri çıkarak etrafa yayıldı. Küllerin üzerine daha sonra  volkan bacasında soğuyan lavların oluşturduğu taşlar gaz basıncıyla fırlayarak düştü . Bu taşlara VOLKAN BOMBASI denir. Daha sonra da etrafa lav akıntısı yayıldı; yeterli basınç sağlandıktan sonra volkanlar faaliyetlerini durdurdu. Volkanlar Orta Toroslara paralel uzanırlar. Kuzeyden güneye doğru Erciyes Melendiz  Hasan D.  Karacadağ ve Karadağ’dır.

b) Peri Bacalarının Oluşumu : Volkanlardan çıkan küller  daha sonraki dönemlerde göller altında kaldı . İklim kuraklaşması sonucunda bu göller kuruyunca volkan külleri volkan tüfüne dönüştü.

Yamaçlarda volkan tüflerinin üzerinde lavların soğumasıyla oluşan katılaşım kayaları sel suları tarafından aşınmadığı gibi altında yer alan tüfü de aşınmadan korudu. Sel suları taşların kenarlarındaki tüfü aşındırınca bu taşlar ve altında bulunan volkan tüfü aşınamadığından dik sütunlar halinde yükseldi. Bu sütunlara Peribacası denir. İç Anadolu da özellikle Nevşehir Ürgüp ve Niğde arasında yaygındır.

c) Platoların Oluşumu :

Obruk Platosu; Konya ovası ile Tuz gölü arasındadır. Kalker tabakaların aşınmasından oluşmuşakarsular tarafından derince yarılmıştır .
Bu platoda bulunan Kızören Obruğu derin bir karst kuyusudur. İçi su ile dolarak göl durumuna dönüşmüştür.
Obruk Gölü adıyla da bilinir .

Bozok Platosu; Kızılırmak yayının içinde yer alır. Eski dağların aşınmasıyla oluşmuştur.

Haymana ve Cihanbeyli Platoları ; Ankara ile Konya arasında yer alır. Aşınma ile oluşmuşlardır.

d)Ovaların Oluşumu : 3. Zaman hareketleri sırasında çökerek oluşan ovalar  4. Zamanın yağışlı döneminde göllerle kaplandı .
Tuz gölü 4. Zamanın yağışlı döneminde 40 m derinliğinde idi . Kuraklaşma ile küçülerek bugünkü durumunu almıştır.
Konya ovasındaki Ereğli-Hotamış bataklıkları gene eski gölün kalıntılarıdır.

Yerşekillerinin özellikleri ve etkileri

a) Dağların Etkileri :

•Dağ sıraları deniz havasının İç AnadoluWya girmesini engellediğinden bölgede kurak ve karasal bir iklim oluşmuştur .
•Dağlar aldığı yağış sularını eteklerinden kaynak suyu halinde çıkardıklarından yerleşme alanları bölgenin çevresindeki dağların eteklerinde oluşmuştur.
•Dağlardan çıkan kaynak suları tarla sulamasında kullanıldığından kuraklığın tarım üzerindeki etkisi az da olsa azalmıştır .

b)Ovaların Etkileri :

•Ulaşımı kolaylaştırmıştır.
•Geniş tarım alanları oluşturmuştur.
•Kent yerleşmelerini kolaylaştırmış toplu yerleşmeyi yaygınlaştırmıştır .
•Yükselti azlığı nedeniyle yağışı azalttığından step ( bozkır ) bitki örtüsünü yaygınlaştırmıştır . İklimiİç Anadolu’da yazları sıcak ve kurak  kışları soğuk ve kar yağışlı geçen karasal iklim görülür. Doğuya gidildikçe yükselti arttığı için kışlar daha soğuk geçer . Bu nedenle karasallık daha da artar.

ANKARA’DA İKLİM DEĞERLERİ

Temmuz 23.2

Ocak -0.2

Yıllık fark : 23.0
Yıllık yağış 37 cm’dir.

Yağış Rejimi :

En yağışlı mevsim ilkbahar en kurak mevsim yazdır. Kışın cephesel ilkbaharda kırkikindi yazın konveksiyonel yağışlar görülür. Yağışlar genelde azdır  çünkü kıyılardan giren nemli hava dağları aşıp yağışı dağların denize bakan yamaçlarına bıraktıktan sonra İç Anadolu’ya alçalarak kuru hava biçiminde eser. Isınan kuru hava yoğunlaşma noktasından uzaklaştığı için yağış sağlamaz. Böyle bir hava hareketinin görülmediği günlerde cephesel ya da konveksiyonel tipi yağışlar görünür.

İç Anadolu’da dağlık alanlar daha fazla yağış alır. Bu nedenle dağlar genelde ormanla kaplıdır.

İklimin Etkileri :

a) Yaz mevsiminde yağış azlığı ve sıcaklık fazlalığı kuraklığı arttırır.
b) Kuraklık tahıl tarımında nadas uygulamasını zorunlu hale getirir.
c) Kuraklık orman yetişmesini önlediğinden bitki örtüsünü daha çok stepler oluşturur .
d) Kış ve ilkbahar yağışları  yaz mevsiminin sıcaklık ve kuraklığı tahıl tarımını özellikle buğday ekilişini yaygınlaştırmıştır .
e) Sağnak halindeki yağışlar  sellenmelere yol açmakta ve tarıma zarar vermektedir .
f) Yağışların azlığı tarımda verim düşüklüğüne  verim düşüklüğü ise ovaların az nüfuslanmasına yol açmıştır.
g) İlkbahar sıcaklığının yetersizliği pamuk gibi yüksek sıcaklık isteyen bitkilerin yetişmesini önlemiştir.
h) İlkbaharda bazen kar yağışı ve oluşan düşük sıcaklık erken çiçek açan meyve özellikle kaysı ağaçlarında verim düşüklüğün yol açmaktadır .

Bitki örtüsü:
Tuz gölü yöresinde seyrek  cılız stepler yer alır . Buradan bölgenin kenarlarına gidildikçe step bitkileri sıklaşır ve uzun boylu olur.

Dağ yamaçlarından yükseldikçe yağış arttığından bazı yerlerde koruluklar ya da iğne yapraklı çamlar görülür.
İç Anadolu’nun akarsu boylarında kavak ve söğüt ağaçları sıralanır. Bunların bir kısmı kendiliğinden yetiştiği için doğal bitki örtüsüdür. Bir kısmı da insanlar tarafından yetiştirildiği için kültür bitkisidir.

Bitki Örtüsünün Etkileri :

a) Cılız stepler küçükbaş hayvanların besin maddesidir. Bu nedenle de bölgede küçükbaş hayvancılık gelişmiştir.
b) Bitki örtüsünün azlığı toprak erozyonunu arttırmıştır.
c) Ağaç azlığı topraktan yapılan kerpiç evleri yaygınlaştırmıştır.
d) Orman azlığı bölgede yakacak sorunu doğmuş hayvan gübresi tezek yapılarak yakılmıştır . Bu uygulama doğal gübreyi azalttığından tarımda verim düşüklüğüne yol açmıştır.

Akarsular:
İklim kuraklığı nedeniyle akarsular azdır. Dağlardan çıkan kaynak suları  gölet ya da barajlarda toplanarak kentlerde nüfusun ihtiyacında ve tarla sulamasında kullanılır.
2 büyük akarsuyu vardır ;

a) Kızılırmak : 1335 km uzunluğundadır . Ülkemizin en uzun akarsuyudur .
Doğu Anadolu’da Erzincan yakınlarındaki Kızıldağ’dan doğar. Kırşehir’in güneyinde Hirfanlı barajına girer . Karadeniz Bölgesine girerek denize dökülür. İç Anadolu’da en büyük kolu Bozok Platosundan geçen Delice suyudur .

b) Sakarya : İç Batı Anadolu’dan gelir. En büyük kolu Eskişehir’in içinden geçen Porsuk çayıdır .

Göller:

İç Anadolu’da sularını denizlere boşaltamayan kapalı havza gölleri yaygındır . Bunlar içinde en büyüğü Tuz Gölü ‘ dür .

Tuz Gölü ( Koçhisar Gölü )

• Yerkabuğunun çökmesiyle oluşmuş tektonik göldür.
• Ortalama derinliği 1 m kadardır . En derin yeri Doğu’da 2 m yi geçer.
• Gölün ortalama yüzölçümü 1500 km dir. Kışın
büyüyerek 1650 ye çıkar  yazın buharlaşarak 1400
km ye iner.
• Yazın tuzluluğu artarak % 329 oranını bulur.
• Yazın suların buharlaşmasıyla biriken tuz  yılda 100.000 ton kadardır.

Akşehir gölü:
Akşehir’in kuzeyinde yer alır suları tuzludur.
Akşehir ilçesinin yanında İç Anadolu Bölgesi'nde bulunan bir göldür.Alanı 353 km2 'dir. İdari olarak Konya ve Afyonkarahisar illeri sınırları içerisinde yer almaktadır. Türkiye'nin 5. büyük gölüdür.

Eber gölü:
Sultan Dağlarının kuzeyinde yer alır suları tatlıdır .

Eğmir ve Mogan Gölleri
Ankara yakınlarındadır  suları tatlıdır.

NÜFUS VE ŞEHİRLER...

Bölgenin nüfus yoğunluğu Türkiye nüfus yoğunluğunun üzerindedir. Çünkü Ankara EskişehirKonya Kayseri ve diğer büyük kentler bölge nüfusunu arttırmıştır.

Tuz Gölü civarında çorak topraklar nedeniyle nüfus yoğunluğu çok azdır. Km ye 5 insan düşer.
Sulanan ovalar sık nüfusludur . Bölgenin kenarlarında bulunan yerleşme merkezleri nüfus yoğunluğunu arttırmıştır.

BÜYÜK KENTLERİ :

Yukarı Sakarya Bölümü Kentleri

ANKARA ( 2.235.035 ) : 13 Ekim 1923’te başkent olmuştur. Kent ve civarında şeker  çimento bira unlu ve şekerli gıda  traktör madeni eşya mobilya sanayi vardır .
Dört büyük üniversitesi vardır . Ülkemizin kültür ve idari (yönetim) kentidir.

ESKİŞEHİR ( 346.765 ) : İç Anadolu’nun Marmara’ya açılan kapısıdır . Bölgenin önemli kültür ticaret  tarım ve sanayi merkezidir.

Konya Bölümü Kentleri:

KONYA
( 439.181 ) : Selçuklu Devletinin başkentidir. Türkçe devletin resmi dili olarak Karamanoğulları tarafından ilk kez burada kullanılmıştır .
Mevlana Türbesi Konya’da turizmi canlandırmıştır .

KARAMAN ( 64.735 ) : 1989’da il merkezi olmuştur . Sarayönü civa işletmesi vardır.
Orta Kızılırmak Bölümü Kentleri

• Kayseri
• Niğde
• Kırşehir
• Nevşehir
• Yozgat
• Çankırı
• Kırıkkale
• Aksaray
• Bor


Yukarı Kızılırmak Kentleri

Sivas

Tarım ürünleri:
• BUĞDAY : İklim buğdaya elverişlidir. Sulanan toprak oranının azlığı alanları arttırmıştır .
• ARPA : Bira yapımı için sulanan verimli topraklara ekilir . Bu yönüyle endüstri bitkisidir.
• ŞEKER PANCARI : Ankara Eskişehir Kayseri Konya ve Niğde illerinde üretilen pancar  1 tarlaya genelde 2 yılda bir ekilir . Çünkü fabrikalar  her yıl değişik yörelerin pancarlarını alır.

Hayvancılık:
Büyükbaş Hayvancılık  bölgenin kuzey ve doğusunda gelişmiştir .Çünkü bu bölümler daha soğuk ve nemlidir . Selüloz oranı yüksek olan uzun boylu otlar büyükbaş hayvanların beslenmesini kolaylaştırır.
Besicilik  şeker fabrikalarının yakınında yaygındır . Çünkü fabrikadan ucuza sağlanan pancar küspesi besicilik için önemlidir .
Küçükbaş Hayvancılık  bölgenin güney ve batısında yaygındır . Kurak iklimin cılız ve selüloz oranı düşük stepleri küçükbaş hayvancılığa elverişli olduğu halde büyükbaş hayvancılık için pek ekonomik değildir.

YER ALTI ZENGİNLİKLERİ :

CİVA : Konya – Sarayönü

TUZ : Tuz Gölü ve çevresi

KAYA TUZU : Kırşehir Çankırı

KROM : Eskişehir Kayseri Sivas

LİNYİT : Eskişehir Sivas

Bortuzu Lületaşı Amyant : Eskişehir

Çinko  Demir : Kayseri yakınları


Turizm:
Ulaşımın gelişmesi bölgenin turizm potansiyelinin değerlendirilmesini sağlamıştır .

DOĞU ANADOLU BÖLGESİ

Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinden biri olan Doğu Anadolu Bölgesi; doğuda Ağrı Dağı’ndanUzun yayla’ya kuzeyde Doğu Karadeniz Sıradağları’nın iç sınırlarından güneyde Güneydoğu Torosları’na kadar uzanır. Bir üçgeni andıran bölge yaklaşık 163.000km2’lik yüzölçümüyle Türkiye’nin en büyük coğrafi bölgesidir. Türkiye’nin %21’ini kaplar.

Kars Ağrı Van Hakkari Muş Bingöl Elazığ Tunceli illerinin tümü bölge sınırı içindedir.Bitlis ve Malatya illerinin bazı küçük bölümleri Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne Erzurum ve Erzincan illerinin bazı bölümleri de Karadeniz Bölgesi’ne taşar. Merkezleri komşu illerde yer alan Siirt Diyarbakır mn Adıyaman Kahramanmaraş Kayseri ve Sivas illerinin de bazı bölümleri Doğu Anadolu Bölgesi’nin sınırları içinde kalır.

Yüzey şekilleri:
Yerşekillerini; sıradağlar geniş plâtolar ve ovalarla çukur alanlar oluşturur. Ovaların çoğu genç faylarla sınırlandığından deprem alanlarıdır. Doğu Anadolu yüzey şekillerinin ana çizgileri bölgeyi batıdoğu doğrultusunda boylayan yay biçimindeki dağ sıralarıyla meydana gelir. Bu dağ sıraları alçak ve dalgalı düzlüklerle birbirinden ayrılırlar. Bu düzlükler üzerinde ayrıca dağ kütleleri yükselir aralarına da çukur ovaları girer. Yüzey şekillerinin genel doğrultusuna göre Doğu Anadolu relyefi kuzeyden güneye şöyle takip edilebilir:

1. Kuzeybatıda Kuzey Anadolu Dağları’nın Doğu Anadolu yaylasına komşu olan iç sırası: bölgenin sınırı içerisinde uzanan Kelkit Çoruh Dağları: Kızıldağ (3.025m) Çimen(2.700m) dağları ve daha ötede Çoruh Oltu havzasındaki dağlar.

2. Bu dağların gerisinde Erzurum Kars yaylası. Çoğu yerde lav örtüsüyle kaplı; yüksl. 1.5002.000m. Yayla üzerinde basık dağ sıraları: Dumludağ (3.200m) Allahüekber dağı (3.111m) Kısırdağ (3.150m) gibi; yayla içine girmiş çukur ovaları; Erzincan Ovası (yüks:1.200)Erzurum Ovası (yüks: 1.8001.900m) Pasinler Ovası (1.650m) Sürmeliçukur Iğdır Ovası (800900m).

3. Doğu Anadolu’nun ortasında Karasu (Fırat) ve Aras vadilerine güneyden paralel olarak uzanan büyük sırt: KarasuAras dağları.Bunlar Monzur (3.250m) Mercan (3.463m dağlarıyla başlayıp Palandöken (3.017m) Çakmak (3.060m) Perli (3.200m) dağı üzerinden Ağrı volkan kütlesine kadar uzanır. Büyük Ağrı konisi Türkiye’nin en yüksek doruğudur (5.165m). KarasuAras dağları güney batıda Uzunyayla yöresindeki kesintiden sonra Orta To roslar’a bağlandığı gibi doğuda Ağrı volkan kütlesi ötesinde İran 0ortasındaki dağlara devam eder.

4. Sözü geçen merkezî sırtın güneyinde Van Gölü havzası ve bunun batısında Murat havzası. Her iki havza da güneyde güneydoğu Toros yayına dayanır; Ağrı Nemrut dağları arasında sıralanan bir sönmüş volkan dizisi ( Tendürek 3.542m Süphan dağı 1.200.000 ölçekli harita ya göre 4.434m Nemrut dağı 2.802m) ile birbirinden ayrılır. Van Gölü havzası doğuda İran sınır dağlarında yüksekliği 3.000m’yi aşan tepelere dayanan yüksek bir yayla (Erk dağı 3.200m) ile batıda Van Gölü’nün kapla dığı geniş bir çukur alandan meydana gelir.Murat hav zasında ise Murat ırmağı boyunca uzanan sıra ovalar arasında Bingöl (3.200m) gibi dağ kütleleri göze çarpar. Doğu Beyazıt ovası (2.000m) KaraköseEleşkirt ovası (1.650m) Malazgirt ovası (1.500m)  Muş ovası (1.200m) Elâzığ ovası veya Uluova (1.050m).

5. Güneydoğu Toroslar Doğu Anadolu’yu güneyden sınırlayan bir yaydır. Batı kesiminde geniş ve orta derecede yüksek (Malatya dağları; Akdağ 2.605m) orta kesiminde dar ve az yüksek (Maden dağları; Hazarbaba dağı 2.285m) doğuya doğru gitgide geniş ve çok yüksektir.(Bitlis dağları 3.500 Hakkari dağları; Cilo dağının Reşko tepesi 4.168m).

Ovalar ve platolar:
Bölgede dağlardan sonra en fazla alan kaplayan yerşekli plâtolardır. Platolar Fırat ve Aras nehirlerinin kolları tarafından parçalanmıştır. En büyük plâtosu ‘’Erzurum Kars Platosu’’dur.
Bölgede yer alan dağ kuşakları arasındaki çöküntü oluklarında ovalar yer almaktadır.
Birinci çöküntü kuşağını; Ardahan Göle ve Çıldır Gölü
İkinci çöküntü kuşağını; Erzurum Erzincan Pasinler Horasan ve Iğdır Ovaları
Üçüncü çöküntü kuşağını ise; Malatya Elazığ Bingöl Muş ve Van Gölü çanakları ve bunlar içerisinde yer alan ovalar oluşturur.

Akarsular ve göller:
Doğu Anadolu Bölgesi’nda yer alan Aras ve Kura nehirleri sularını ülkemiz toprakları dışarısında Hazar Denizi’ne dökerler. Fırat Dicle ve Zap nehirleri ise sularını yine ülkemiz dışarısında Basra Körfezi’ne dökerler.
Bölge akarsularının rejimi düzensizdir. Bunun nedeni; yağış rejiminin düzensizliği ve kış yağışlarının kar şeklinde düşmesidir. Kışın yağan karlar erimeden uzun süre yerde kaldığı için akarsuların debileri azalmaktadır. İlk bahar ve yaz aylarında eriyen karlar akarsuların debile rinin yükselmesine ve coşkun bir şekilde akmasına yol açar.

Bölge akarsularının hidroelektrik enerji potansiyeli yüksektir. Bunun nedeni; yükselti ve eğimlerinin fazla olmasıdır.

Bölgedeki fay hatları üzerinde göller oluşmuştur. Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü başta olmak üzere Çıldır Nazik Erçek Hazar Balık ve Bulanık gölleri bölge sınırları içerisinde yer alır. Van Gölü Türkiye’ nin ikinci büyük kapalı havzasını oluşturur.

İklim:
Doğu Anadolu iklimi çok sert olarak özetle nebilir. Mevsimler ve gündüzgece arasındaki ısı fark ları çok fazladır. Yazlar ova kesimlerinde gündüzleri pek sıcak olur.(Malatya en sıcak ayının ortalama sıcaklığı 2909C maksimum gölgede 4108C) fakat yayla ke simlerinde daha serin geçer (ensıcak ay ortalaması 1704C ve gölgede 3406C). Kışlar her yerde çok soğuk ve sürekli kuzeydoğuya doğru daha serttir. (En soğuk ayın ortalama sıcaklığı ile minimum sıcaklığı: Malatya 101 e 2501 Van –306 ve –2807; Karaköse –1004 ve –4302; Erzurum –806 ve –3001; Kars –120C ve 3906C).Denizlerden uzaklığı yüzünden az yağışlı olmakla birlikte bölgenin dağlık yapısı İç Anadolu’ya göre yağış bakımından bir üstünlük sağlar. Özellikle dağların yağış getiren rüzgârara açık olmayan yamaçlarında ve çukur alanlarda az (Malatya 371mm Iğdır 255mm Erzurum 471mm Van 378mm); mesela Güneydoğu Toroslar’ın güneybatıya bakan yüzeyinde pek boldur. (Sason 1.216mm Lice 1.194 mm). Yağış rejimi bakımından Doğu Anadolu’nun büyük bir kısmında (Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz Bölgesi’de hatta İç Anadolu’da olduğu gibi) yaz mevsimi kurak geçer yağışlar kış mevsiminde olur; bazende kışla beraber ilkbahar aylarına kayar (Gecikmiş Akdeniz rejimi). Yalnız bölgenin kuzeydoğu kesiminde (ErzurumKars Bölümü) bu bakımdan önemli bir değişiklik olur: yaz kuraklığı silinir yaz en yağışlı mevsim hâline geklirken kurak mevsim kalmamakla beraber kış en az yağışlı mevsim olur.

İklimin bu durumu tabiî bitki örtüsünde ormanların neden az yer tuttuğunu (alçak yerlerde yazların kuru ve çok sıcak geçmesi yüksek kesimlerde yazların kısa ve serin geçmesi) aydınlatır.

Bitki örtüsü:
Bölgenin doğal bitki örtüsü bozkırdır. İlkbahar yağışlarıyla yeşeren bozkırlar yaz yağışlarıyla sararırlar. Yüksek kesimlerde (ErzurumKars yaylası) uzun boylu dağ çayırları görülür. Bölgede sarıçam ormanarıda bulunur. Yağışların fazla olduğu dağ eteklerinde meşe ormalarına rastlanır. Bölge Türkiye ormanlarının %11’ine sahip olup orman alanları bakımında 5. sırada yer alır.

DOĞU ANADOLU BÖLGESİ
...
Nüfus ve yerleşme:

Doğu Anadolu Bölgesi en az nüfuslu ikinci bölgemizdir. Yaklaşık 5 milyon nüfusu ile km2’ye 34 kişi düşer. Nüfus yoğunluğu en az olan bölgemizdir. Bunun nedeni; nüfus miktarının az bölge yüzölçümünün fazla olmasıdır.
Bölgede kırsal nüfus şehir nüfusundan fazladır. Diğer bölglere sürakli göç verir. Bunun nedeni; iş imkanlarının sınırlı olmasıdır.

Nüfus bölgenin kuzey ve güneyindeki çöküntü ovalarında toplanmıştır. Erzurum Erzincan Malatya  Elazığ Ağrı Iğdır Kars Van Bitlis Bingöl Tunceli Hakkâri Şırnak Ardahan bölgedeki başlıca il merkezleridir.

Bölgenin kırsak kesimlerinde hayvancılığın yoğun olarak yapıldığı kom ve mezra yerleşmeleri vardır. Kırsal yerleşim alanları küçük ve dağınık birimler hâlinde dağ etekleri ve vadi boylarına dağılmıştır.Bögenin bölümleri

Yukarı Fırat Bölümü
a) Fizikî Özellikleri:
• Doğu Anadolu Bölgesi’nin batısını oluşturur. Fırat Nehri havzasını içine alır. Yüzölçümü en büyük olan bölümdür. Genel olarak dağlık olmakla birlikte geniş çöküntü ovaları da yer alır.
• Önemli dağları; Güneydoğu Toroslar ve Mercan Dağları’dır. Nurhak Malatya MadenGenç Sason ve Bitlis dağları ile çökme sonucu oluşmuş tektonik kökenli Hazar Gölü yer alır. Afşin Elbistan Malatya Elazığ Bingöl Erzincan ve Uluova bölümünde yer alan önemli ovalardır.
• Bölümün önemli akarsularını Fırat Nehri ve kolları (Karasu Murat suyu) oluşturur. Bölümdeki fay hatları üzerinde zaman zaman depremler oluşmaktadır (1993 Erzincan depremi).
• Yukarı Fırat Bölümü’nde kış mevsimi bölgenin diğer bölümlerine göredaha ılık yazlar ise daha sıcaktır. Sert karasal iklim şartları bu bölgede etkisini kaybetmiştir. Bunun nedeni; yükseltinin az olması ve baraj göllerinin ılımanlaştırıcı etkisidir.
• Yıllık yağış miktarı 400600mm olup çöküntü ovalarında bu miktar azalır (Malatya Ovası 350mm). Yağışlar ilkbahar mevsiminde daha fazla düşer.kış yağışları kar şeklindedir.
• Yukarı Fırat Bölümü’nün bitki örtüsü bozkırdır. Yer yer meşe ormanları da görülür. Ormanların sürekli tahrip edilmesi sonucunda toprak örtüsü aşırı erezyona mağruz kalmaktadır.
b) Beşerî ve Ekonomik Özellikleri:
• Doğu Anadolu Bölgesi’nde toplam nüfusun ve nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu bölümdür. Bunun nedeni; iklimin ılıman tarım alanlarının geniş ve ulaşımın yaygın olmasıdır. Şehirleşme oranı en fazla bu bölümdedir. Erzincan Malatya Elazığ Tunceli ve Bingöl önemli yerleşim alanlarıdır.
• Bölgede tarım alanlarının en fazla olduğu bölüm Yukarı Fırat Bölümü’dür. İklim şartlarının diğer bölümlerden daha elverişli olması tarım ürünlerinin diğer bölümlerinden fazla yetişmesine neden olmuştur. Afşin Elbistan Malatya Elazığ Bingöl ovalarında yoğun olarak tarım yapılır. Ovalardaki tarımsal nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının üzerindedir.
• Yukarı Fırat Bölümü’nde yetiştirilen başlıca tarım ürünleri; buğday arpa pamuk tütün şeker pancarı baklagiller ve çeşitli sebze ve meyvelerdir. Bölümün en önemli tarım ürünü Malatya çevresinde gelişen kayısıdır.
• Bu bölümde ovalar çevresinde ve plâtolarda küçükbaş hayvancılık yapılır.
• Ülkemizde maden çeşitliliğin en fazla olduğu bölüm Yukarı Fırat Bölümü’dür. Bu bölümde krom (Guleman PoluElazığ) demir (HekimhanMalatya DivriğiSivas) bakır (MadenElazığ) linyit (ElbistanK.Maraş) kayatuzu (Erzincan ve Tercan) kurşun ve çinko (KebanElazığ) ve kalay (Elazığ) madenleri çıkarılmaktadır.
• Yukarı Fırat Doğu Anadolu Bölgesi’nde endüs trinin en fazla geliştiği bölümdür. Termik santral (Afşin Elbistan Kahraman Maraş) bakır işletmeleri (MadenEklazığ) şeker (Elazığ Erzincan Malatya) sigara (Malatya Bitlis) pamuklu dokuma (ElazığMalatya) ve termik santral (Ergani Diyarbakır) bölümde yer alan endüstri kuruluşlarıdır. Ayrıca Malatya’da un yem süt ve et kombinası Elazığ’da çimento ferrokrom ve plastik boru fabrikası vardır.
• Fırat Nehri üzerinde Keban (Elazığ) Karakaya (Malatya) ve Murat Nehri üzerinde Hazar 12 (Elazığ) hidroelektrik santralleri yer alır.
• Doğu Anadolu Bömlgesi’nde ticaretin en fazla geliştiği bölüm Yukarı Fırat’tır. Bölümde Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait tarihî eserler yer alır. Ayrıca baraj gölleri ve Hazar Gölü çevresinde mesire yerleri bulunur. Munzur Irmağı havzasındaki Mercan Vadisi Millî Parkı da bu bölümdedir.

Erzurum Kars Bölümü
Fizikî Özellikleri:
• Doğu Anadolu Bölgesi’nin kuzeydoğusunda yer alır. Türkiye’nin en yüksek bölümüdür. Ortalama yükseltisi 2000m olan bölümün kuzeyinde Ardahan Platosu yer alır. Güneye doğru Allahuekber dağları ve ErzurumKars platosu sıralanmaktadır.
• ErzurumKars Platosunun güneyindeki Aras Nehri bölümün sularını Hazar Denizi’ne boşaltır. Akarsuların debileriilkbahar ve yaz aylarında yükselir.
• Bölümün en doğusunda Iğdır Ovası yer alır. Yükseltisi 800m civarında olan bu ova Aras Nehri tarafından sulanmaktadır.
• Aras Nehri’nin güneyinde KarasuAras dağları ve Palandöken dağları bulunur. Daha güneyde ise Bingöl dağları yer alır. Van Gölü’nün kuzeyinde volkanik dağların en büyüğü olan Ağrı Dağı (5137m) bu bölümde yer alır. Türkiye’nin en yüksek dağıdır. Yükseltisi fazla olduğu için zirvesinde daimî karlar ve buzullar yer alır.
• Bu bölümün kuzeyinde lav akıntısının gerisinde suların toplanmasıyla oluşan Çıldır Gölü bulunur.
• ErzurumKars Bölümü’nde Iğdır yöresi hariç şiddetli karasal iklim hâkimdir. Kışlar çok soğukuzun ve kar yağışlıdır. Kar uzun süre yerde kalır. (56 ay) sıcaklık –400C’ye kadar düşer.
• Iğdır Yöresi’nin yüksekliği az olduğu için sıcaklık değerleri daha yüksektir. Yıllı yağış miktarı Iğdır çevresinde 300mm ikenyükseklerde 600mm’ye kadar çıkmaktadır.
• Bölümün doğal bitki örtüsü bozkırdır. Platolarda yaz yağışlarıyla gelişen uzun boylu çayırlar yetişir. Bölümde düşük sıcaklığa dayanıklı sarıçam ormanları da yer alır.

Beşerî ve Ekonomik Özellikleri:
• Tarıma bağlı olarak nüfus daha çok ova çevrelerinde toplanmıştır. Bölümde kırsal nüfus fazladır. Toplu yerleşmelerde tek katlı meskenler yaygındır. Bölümün en önemli kentleri; Erzurum KarsIğdır ve Ardahan’dır.
• Bölüm yüksek ve engebeli olduğu için tarım alanları sınırlıdır. Tarım en fazla Iğdır Ovası’nda gelişmiştir. Iğdır’da yazların sıcak ve kurak geçmesi pamuk tarımının yayılmasına imkân sağlamıştır. İklimin etkisiyle arpa buğday gibi tahıllar ve şeker pancarı tarımı da yapılır.
• Bölümün en önemli ekonomik faaliyeti hayvancılıktır. Tarım alanlaının sınırlı olması kırsal kesimde halkı çayır ve meralarda büyükbaş havancılıkla uğraşmaya yöneltmiştir. Ayrıca yazın gelişip çiçek açan otlar arıcılığın gelişmesine neden olmuştur.
• Bölümden çıkarılan madenler linyit (Erzurum) kayatuzu (KağızmanKars) ve oltu taşı (OltuElazığ)dır.
• Endüstri faaliyetleri sınırlı olan bölümde daha çok tarımsal ve hayvansal ürünleri değerlendiren tesisler bulunur. Şeker (Erzurum) et kombinası çimento deri süt ürünleri (ErzurumKars) dokuma (Erzurum Iğdır) ve el sanatları (Kars) bölümünde yer alan başlıca endüstri kuruluşlarıdır.
• Bölümde canlı hayvan ticareti yaygındır. Turizm sınırlı olup Palandöken ve Sarıkamış’ta kayak tesisleri vardır.

YUKARI MURATVAN BÖL
a) Fizikî Özellikleri :
• Bu bölüm bölgenin doğusunu oluşturur. Bölümün en yüksek yerlerini Van Gölü’nün kuzeyinde kuzeydoğugüneybatı doğrultusunda uzanan volkanikdağlar oluşturur. Bu dağlar; Nemrut Süphan
T endürek ve Ağrı Dağları’dır. Murat Nehri sularını bu bölümden toplar.
• Bölümün doğusunda Van Gölü Kapalı Havzası bulunur. Van Gölü Türkiye’nin en büyük gölüdür. Suları sodalıdır. Nemrut yanardağının vadi önünü kapatması sonucu olmuştur. Van Gölü’nün çevresinde Nemrut Nazik Bulanık ve Erçek gölleri bulunur.
• Murat Irmağı boyunca uzanan çöküntü hendeği boyunca Muş Bulanık Malazgirt Ağrı ve Eleşkirt ovaları yer alır.
• Bölümde karasal iklim şartları etkilidir. Van Gölü çevresinde karasal iklimin etkisi ılımanlaştırıcı etkisine bağlı olarak azalır. Yıllık ortalama yağış alçak kesimlerde 400mm (Van 381mm) yükseklerde 600mm (Muş 871mm) civarındadır.
• Bölümün doğal bitki örtüsü bozkırdır. Yüksek kesimlerde dağ çayırları yer alır.

Beşerî ve Ekonomik Özellikleri:
• Bu bölümde kırsal nüfus çok fazladır. Ancak son yıllarda şehirlere göç artmıştır. Bölümün en büyük şehri Van’dır. Diğerleri Muş ve Ağrı’dır. TatvanVan arasında feribot seferleri yapılır.
• Yukarı MuratVan Bölümü engebeli olduğundan tarım alanları sınırlıdır. Muş Ovası tarım yapılan en önemli alandır. Bölümde en fazla tahıl ürünleri özellikle arpa yetiştirilir.
• Küçükbaş hayvancılık en önemli ekonomik uğraştır.
• Bölümde endüstri az gelişmiştir. Şeker (Muş Ağrı Erciş Van) çimento iplik et kombinası (Van) bölümdeki önemli endüstri tesisleridir. Bölümde canlı hayvan ticareti yaygındır.
• Bölümde Ağrı dağı Van kedisi tarihî ve doğal güzellikleri önemli turistik varlıklarıdır.

Hakkari Bölümü
Fizikî Özellikleri:
• Hakkâri Bölümü bölgenin güneydoğusunu oluturur. Türkiye’nin en dağlık ve engebeli bölümüdür. Bölümde Hakkâri ve Buzul (Cilo) dağı bulunur. Buzul Dağı’nın zirvesinde Uludoruk Tepesi 4135m’lik yükseltisi ile Türkiye’nin ikinci en büyük noktasıdır. Zirvesinde kalıcı kar ve buzullar yer alır.
• Bu bölümün tek ovası Yüksekova’dır (2200m).
• Önemli akarsuları Botan ve Zap Suyu’dur.
• Yaz mevsimi genellikle sıcak ve kurak kışlar çok soğuk ve kar yağışlıdır. Doğu Anadolu Bölgesi’nin en yağışlı bölümüdür. Yükseltisinden dolayı yağış miktarı artmıştır. Ortalama yağış 600800mm’dir. En fazla yağış kış ve ilkbaharda en az yağış ise yaz mevsiminde düşer.
b) Beşerî ve Ekonomik Özellikleri:
• Hâkim bitki örtüsü bozkırlar ve dağ çayırları olmakla birlikte yağışın fazla olduğu yerlerde meşe ormanları görülür.
• Türkiye’de nüfus yoğunluğunun en az olduğu bölümdür. Bunun nedeni; yerşekillerinin engebeli ve tarım alanlarının dar olmasıdır. Hakkâri ve Şırnak önemli yerleşim merkezleridir. Bölüm sürekli olarak dışarıya göç verir.
• Bölümün en geniş tarım alanı Yüksekova’dır. Daha çok tahıl tarımı yapılır. Akarsu boylarında çeltik sebze ve meyve yetiştirilir.
• Yaygın olarak yapılan ekonomik uğraş hayvancılıktır. Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığın yanında arıcılık da oldukça gelişmiştir.
• Bölüm yeraltı kaynakları bakımından oldukça fakirdir.Ekonomisi: Sanayi kuruluşları yetersiz olan Doğu Anadolu Bölgesi halkı geçimini başta hayvancılık olmak üzere tarımdan sağlar. Bölgenin hayvancılığa çok elverişli olan ErzurumKars Bölümü’nde yüksek nitelikli sığırlar yetiştirilir. Çok sayıda küçükbaş hayvan besleyen göçer aşiretler yazın sürülerini bölgenin öteki kesimlerindeki yüksek yaylalarda otlatır.

Bitkisel üretime elverişli alanlar bölge yüzölçümünün ancak %10’unu kaplar. Bu alanın büyük bölümünde tahıl ekimi yapılır. Tahıldan başka baklagiller şeker pancarı meyve sebze pamuk ve az miktarda da tütün yetiştirilir. Pamuk yetiştirilen kuytu Iğdır Malatya ve Elazığ ovalarını yanı sıra Erzincan Ovası ile Van Gölü çevresinde meyve bahçeleri çok yer tutar.

Yalnızca büyük kentler çevresinde kurulan sanayilerin başlıcaları pamuklu dokuma iplik şeker süttozu un peynir yem sigara ve çimento fabrikaları ile et kombinalarıdır.

Yeraltı kaynakları bakımından oldukça zengin sayılan Doğu Anadolu Bölgesi’nde Afşin ve Elbistan’da linyit Hekimhan ve Divriği yörelerinde bakır Guleman yöresinde krom Maden yöresinde bakır Keban ve Baskil yöresinde de gümüşlü kurşun yatakları vardır. Keban ve Karakaya hidroelektrik Afşin Elbistan termik santralları bölgenin başlıca enerji üretim kuruluşlarıdır.

Tarımsal alanları kısıtlı sanayi işyerleri yetersiz olan bölge halkının artan nüfusu içinde işsiz kalan kesimi ülkenin ekonomikolanakları daha gelişmiş olan yörelerine göç etmek zorunda kalmaktadır.

Bölgenin Türkiye Ekonomisindeki Yeri:
Doğu Anadolu yurdun en geniş ama en tenha ve en geri kalmış bölgesidir.
Bu bölgenin yurt ekonomisine en büyük katkısı canlı hayvan ve hayvan ürünleri ihracatı alanındadır. Yurdumuzdaki küçükbaş hayvanların %21’si sığırların %25’i bu bölgede yetiştirilir.

Toprak ürünleri bakımından yurt ekonomisine katkısı azdır.
Madencilik alanında yurt ekonomisine katkısı önemlidir: Tüm yurtta çıkarılan bakırın %50’sikromun %70’i demirin %75’ mabünganezin %35’i baritin %75’i çinko ve kayatuzunun önemli bir kısmı bu bölgeden elde edilir. Bölgenin maden yatakları zengindir.

Bölgenin elektrik enerjisi üretimindeki payı büyüktür. Sadece Keban santrali tüm Türkiye üretiminin %25’ini gerçekleştirmektedir. Yapımı devam eden yeni hidroelektrik santralleri bittiğinde bölge bu yönüyle çok daha büyük bir önem kazanacaktır. Türkiye’de hidroelektrik üretimine elverişli akarsu potansiyelinin üçte biri bu bölgede bulunmaktadır.

Turizm:
Doğu Anadolu Bölgesi’nin turizm kaynaklarını tarihî eserler ve doğal güzellikler oluşturur. Ulaşım yetersizliği iklimin elverişsizliği turizmin gelişmesini engellemiştir. Doğu Anadolu Bölgesi’nde turitlerin en çok ilgisini çeken yerler İshak Paşa Sarayı’nın bulunduğu Doğu Beyazıt Ağrı Dağı Kommagene Krallığı dönemine ait kalıntıların bulunduğu Nemrut Dağı Muradiye ve Gürlevik Çağlayanı ile Van Gölü’ndeki Akdamar Adası’dır.


GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ
Güneydoğu Anadolu Bölgesi Türkiye'nin 7 coğrafi bölgesinden en küçük olanı.Irak ve Suriye'nin kuzeyinde Doğu Anadolu Bölgesi'nin güneyinde Akdeniz Bölgesi'nin doğusunda ve İran'ın batısında yer alır.

Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinden biri. Doğu Anadolu ve Akdeniz bölgeleri ile komşu olan Güneydoğu Anadolu yüzölçümü bakımından en küçük bölgedir. Yüzölçümü 57.000 km2 olup Türkiye’nin % 75’ini kaplar. Suriye ve Irak’la sınırı vardır. Doğu Anadolu bölgesiyle olan sınırını bir yay gibi uzanan Güneydoğu Torosların güney etekleri meydana getirir. Bölge  Akdeniz bölgesinden Gaziantep Platosu ile ayrılır. Suriye sınırı Kilis’in hemen güneydoğusundan başlayıp demiryolu hattı boyunca Dicle’ye kadar devam eder. Dicle’ye doğudan katılan Habur Suyu Irak sınırını meydana getirir.

Diğer bölgelerde olduğu gibi Güneydoğu Anadolu bölgesinde de il sınırları ile bölge sınırları üst üste gelmez. Mardin ilinin tamâmı ile çok küçük bâzı kesimi dışında Şanlıurfa’nın tamâmı bölge içinde kalır. Kulp Lice Çermik ve Cüngüş ilçeleri Doğu Anadolu bölgesinde kalan Diyarbakır ilinin büyük kesimi Siirt ilinin Eruh 
Pervari ve Şirvan ilçeleri dışındaki büyük bölümü; Adıyaman ilinin Gerger ve Çelik ilçeleri dışındaki bölümü; Batman’ın Sason ilçesi dışındaki kesimi; Şırnak ilinin Beytüşşebap Uludere ilçeleri dışındaki kesimi Güney Anadolu bölgesinde kalır. Gaziantep ilinin Kilis Nurdağı ve İslahiye; Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinin bâzı kesimleri Güneydoğu Anadolu bölgesinin sınırları içinde yer alır. Çermik ilçesinden başlayan güneyde Mardin ile Şanlıurfa arasındaki il sınırını izleyerek Suriye sınırına varan çizgi Güneydoğu Anadolu bölgesini Dicle ve Orta Fırat bölümlerine ayırır.

Fiziki Yapı:
Güneydoğu Anadolu bölgesi toprakları genelde düzlüklerden meydana gelir. Bölgeyi kuzeyde bir yay biçiminde uzanan Güneydoğu Toroslar kuşatır. Güneydoğu Torosların eteklerinden Suriye sınırına doğru hafif bir eğimle inen Güneydoğu Anadolu düzlüklerinin kenarları vadilerle yarılmış platolar halindedir. Orta bölümleri ise ova görünümündedir. Düz olan bölgeyi Kollubaba Doruğunda 1957 m yüksekliğe ulaşan Karacadağ ile 1500 metreyi aşan Midyat-Mardin eşiği engebelendirir. Karacadağ ile Mardin- Midyat eşiği Diyarbakır Havzası ile Şanlıurfa Platosunu birbirinden ayırır. Şanlıurfa Platosu ile Suriye sınırı arasında Harran Ovası yer alır. Fırat Vâdisinin batısında Gaziantep Platosu uzanır.

Akarsuları:
Türkiye’nin büyük akarsularından olan Dicle ve Fırat bölge topraklarından geçer. Gaziantep Platosundan gelen suları Fırat Güneydoğu Toroslardan kaynaklanan Batman Garzan ve Botan çayları gibi akarsuları da Dicle toplar. İlkbaharda artan sular yaz sonunda azalır. Dicle ve Fırat’ın bölgedeki havzaların sulanması ve enerji üretimi gâyesiyle planlanan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) tamamlama çalışmaları devam etmektedir.

Bölgede doğal göl yoktur. Sulama ve enerji üretimi için yapılan barajlarda biriken sular suni göller meydana getirmişlerdir. Bu baraj göllerinin başlıcaları şunlardır: Atatürk Barajı Develi Geçidi Barajı Ilısu Barajı Silvan Barajı Birecik Barajı.

İklim ve Bitki Örtüsü:
İklimi:

Güneydoğu Anadolu bölgesi kara iklimi ile Akdeniz iklimi tesiri altındadır. Uzun süren yazlar çok sıcak ve kurak kışlarsa yağışlı ve Doğu Anadolu’daki kadar olmasa da soğuk geçer. En soğuk ay ortalaması 15°C ile 6°C arasında değişir. En sıcak ay ortalaması ise 30°C civârındadır. En yüksek sıcaklık 48°C olarak 17 Temmuz 1978’de Cizre’de ölçülmüştür.

Yağışlar Suriye sınırına doğru inildikçe azalır.Senelik ortalama yağış miktarı kuzeyde 796 mm iken Suriye sınırına yakın bölgelerde 331 mm’dir.

Bitki Örtüsü:
Bölgenin tabiî bitki örtüsünü bozkır bitkileri meydana getirir. Orman yönünden Türkiye’nin en fakir bölgesidir. Ormanlar bölgenin onda birinden daha az yer tutar. Ormanlarda yaygın olan ağaç türü mazı meşesidir. Meşeler genelde bodur ağaç ve çalı görünümünde olmalarına rağmen yer yer orman meydana getirirler.Nüfus ve YerleşmeTürkiye nüfûsunun % 11.5’i bölgede yaşamaktadır. 1990 nüfus sayımına göre bölge nüfûsu yaklaşık 4.909.000 olup km2ye yaklaşık 86 kişi düşer. Nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasından yüksektir. Bölge nüfusunun % 48’i kırsal kesimde % 52’si ise on bin ve daha fazla nüfuslu şehirlerde yaşar. Yüzey şekilleri ile nüfus yoğunluğu arasındaki ilişki diğer bölgelerden biraz daha farklıdır. Meselâ engebeli olan Mardin-Midyat Eşiği çok kalabalıkkenDiyarbakır Havzasının orta kesimleri seyrek nüfusludur.Nüfûsun en yoğun olduğu kesim Gaziantep’tir.

Ekonomi:
Tarım:

Güneydoğu Anadolu bölgesi tarım yönünden genelde İç Anadolu bölgesine benzer. Gaziantep bölgesi dışında tarım alanlarının büyük kesimine tahıl ekilir. Tahıl ürünleri arasında birinci sırayı buğday alır. Bunu sırasıyla arpa ve mercimek tâkib eder.Türkiye darı ve mercimek üretiminin yarısı bölgede gerçekleştirilir. Pirinç ekimi başta Diyarbakır olmak üzere sulama imkânı olan bölgelerde yapılır.Sanâyi bitkileri bölgede fazla yetiştirilmez. Bölgenin sanayi bitkileri arasında yer alan tütün daha çok Adıyaman Siirt ve Diyarbakır illerinde ekilir. Gaziantep Diyarbakır illeriyle Kilis Islahiye ve Oğuzeli ilçelerinde üzüm bağları yaygındır.

Gaziantep Akdeniz iklimine sâhib olduğundan bölgede antepfıstığı ve zeytin de yetişir. Son zamanlarda Siirt’te iri tâneli antepfıstığı üretimi önem kazanmıştır.

Hayvancılık:
Güneydoğu Anadolu bölgesinde genelde küçükbaş hayvan beslenir. Canlı hayvan ticâretinde koyun ilk sırayı alır. Şanlıurfa Siverek ve Diyarbakır’ın yemeklik tereyağları Türkiye çapında meşhurdur. Tiftik keçisi Siirt ve Mardin çevresinde beslenir. Keçi yününden yapılan Siirt battaniyesi çok meşhurdur. Bölgenin ve Türkiye’nin en iyi atları Şanlıurfa ilinde yetiştirilir.

Madencilik:
Bölgenin en önemli yeraltı kaynağı petroldür. Raman Dağından çıkarılan petrol bölgenin en önemli sanâyi kuruluşu olan Batman Rafinerisinde işlenir. Bölgenin diğer yeraltı kaynakları manganezdemir ve Mardin’in Mazıdağı ilçesindeki fosfat yataklarıdır.

Sanayi:

Güneydoğu Anadolu’da sanâyi gelişmemiştir. Sanayinin en fazla geliştiği il Gaziantep’tir. İlde çeşitli sanâyi kuruluşları vardır. Güneydoğu Anadolu’da geleneksel sanâyi kollarının yanında çimentogıda dokuma mâdenî eşyâ tarım âletleri gibi sanâyi kuruluşları gelişmeye başlamıştır.

Ulaşım:
Güneydoğu Anadolu bölgesi dışında E-5 Karayoluna bağlanan E-24 Karayolu Gaziantep Şanlıurfa  Kızıltepe ve Silopi üzerinden Habur Sınır Kapısına varır. Ülke ihracatının önemli bölümü bu sınır kapısından yapılır. Bölgede ulaşımı sağlayan demiryolları Fevzipaşa Malatya-Diyarbakır Kurtalan hattı ile Suriye sınırını tâkib ederek Nusaybin’den ülke sınırları dışına çıkar. Güney hattı üzerinde Şenyurt’tan ayrılan bir şûbe hattı
Mardin’e gider. Diyarbakır Gaziantep ve Batman’da hava ulaşımının sağlandığı havaalanları vardır. Eskiden önemli olan Fırat ve Dicle üzerindeki nehir ulaşımı günümüzde önemini kaybetmiştir.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki iller:
Adıyaman
Batman
Diyarbakır
Gaziantep
Kilis
Mardin
Siirt
Şanlıurfa



Türkiye Haritası



İl Plaka Kodları

A
Adana 01
Adıyaman 02
Afyon 03
Ağrı 04
Amasya 05
Ankara 06
Antalya 07
Artvin 08
Aydın 09
Aksaray 68
Ardahan 75

B
Balıkesir 10
Bilecik 11
Bingöl 12
Bitlis 13
Bolu 14
Burdur 15
Bursa 16
Bayburt 69
Batman 72
Bartın 74

C

Çanakkale 17
Çankırı 18
Çorum 19

D

Denizli 20
Diyarbakır 21
Düzce 81


E

Edirne 22
Elazığ 23
Erzincan 24
Erzurum 25
Eskişehir 26

G

Gaziantep 27
Giresun 28
Gümüşhan 29

H

Hakkari 30
Hatay 31

I/İ

Isparta 32
İçel 33
İstanbul 34
İzmir 35
Iğdır 76

K

Kars 36
Kastamonu 37
Kayseri 38
Kırklareli 39
Kırşehir 40
Kocaeli 41
Konya 42
Kütahya 43
Karaman 70
Kırıkkale 71
Karabük 78
Kilis 79

M

Malatya 44
Manisa 45
K.Maraş 46
Mardin 47
Muğla 48
Muş 49

N

Nevşehir 50
Niğde 51

O

Ordu 52
Osmaniye 80

R

Rize 53

S

Sakarya 54
Samsun 55
Siirt 56
Sinop 57
Sivas 58

Ş

Şanlıurfa 63
Şırnak 73

T

Tekirdağ 59
Tokat 60
Trabzon 61
Tunceli 62

U

Uşak 64

V
Van 65

Y
Yozgat 66
Yalova 77

Z
Zongulda 67
 





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  Bugün 184 ziyaretçikişi burdaydı!